ENGELLİLİĞİN İSTİSMARINA KARŞI KOLLEKTİF MÜCADELENİN ZORUNLULUĞU
Av. Şerif Ali MUTLU
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Değerli okurlar, bu sayımıza, sizlere uzun zamandır planlanan ve çalışmaları devam eden çok önemli bir haberle giriş yapıyoruz.
Bilindiği gibi, Tarih boyunca engelliler akıl almaz yöntemler kullanılarak kötü niyetli kişilerin istismarına maruz kalmışlardır. Pagan dönemde engelli bireyler dağlarda tek başlarına ölüme terk edilmişler, vahşi hayvanlara yem olarak bırakılmışlardır. Ülkemizde de engelliler gerek Selçuklu, gerek Osmanlı döneminde dilendirilerek, gerek Cumhuriyet döneminde dilendirmenin yanısıra günün koşullarına göre müzik yada hafıza yeteneklerinden yararlanılarak para basma makinası, kazanç kapısı olarak kullanılmışlardır.
Tarihsel gelişmeler çerçevesinde toplumların Sosyal dokusunun değişmesi ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte anılan istismar yöntemleri de gelişerek başkalaşmış, artık görünüşte adı sivil toplum kuruluşları olan, bir kısım çıkar odakları aracılığı ile toplumun duygusal ve dini hissiyatlarından da yararlanılarak para toplama kazanç kapısı oluşturma yöntemleri uygulanır hale gelmiştir.
Günümüzde de gerek engelli dostu görünen bireylerce gerekse kötü niyetli engelliler tarafından geliştirilen çeşitli ve akıl almaz istismar yöntemleri önlenememekte, önlenmesi de yakın zamanda mümkün görünmemektedir.
Gelecekte ne yazık ki dijital gelişmelerin de etkisi ile bu türden istismar fiilleri başkalaşarak, biçim / boyut değiştirerek devam edecek görünüyor.
Son yıllarda Avrupa birliği ve uluslararası yardım kuruluşlarının başlattığı proje karşılığı engellilere ya da örgütlerine destek faaliyetleri ile engellilerin istismarı gerek nicel yönden, gerekse ciro bazında had safhaya ulaşmıştır.
Kalıp kavramlardan yararlanılarak, içi boş adı büyük projelerle proje koordinatörleri ve yardımcıları haksız kazanç elde etmeye devam etmekte, ne yazık ki birçok sivil toplum kuruluşu da bu projelere destek verir görünmektedirler.
Şunu da belirtmeliyiz ki, bir kısım projelerin amacı ve kaynağı itibariyle gerçekten de engellilerin hayatına dokunabilecek nitelikte çalışmalar içerdiğini yadsımamak gerekir.
Ancak bu türden projeler ne yazık ki bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar azdır. Bu faaliyetlerin azlığı karşısında kötüye kullanılan, kazanç kapısı haline getirilen projeler ise çoğunluktadır.
Onlarca dernek, vakıf, amaçsız, hedef kitlesiz, görünüşte kendilerine ve yöneticilerine kazanç oluşturmak için, engellilik ya da engellilere ilişkin hiçbir faydalı ürün ya da hizmet oluşturmadan salt bu yolla ceplerinin doldurulması amacına hizmet etmektedirler.
Anılan yapıların yöneticileri ya da proje simsarları bu olayı alışkanlık haline getirdikleri gibi, salt engelliler alanında proje hazırlamak amacı ile kurulan tüzel kişilikler türemiştir.
Diğer taraftan, yöntem olarak ilkel durumda olan ve hatta eskide kalması gereken klasik istismar yöntemlerinden olan; Okullarda zarf dağıtıp, karşılıksız gelir elde etme, müzik gurupları adı altında çok da yetenekli olmayan engellileri sahneye çıkararak, acındırma yöntemleri ile gelir elde etme, sahte raporlarla genetik hastalık bahanesi ile yardım kampanyaları açıp / açtırıp, paralar toplama, Engelliler için dergi adı altında birkaç fotokopi sayfasından gelir yöntemleri oluşturma,….., Daha nice çarpıcı örnekleri de ekleyebilir, örnekleri çoğaltabiliriz.
Bu türden gelir toplama yöntemlerinin ve projelerin devlet mekanizması tarafından yerindelik de dahil dış denetimleri şekli / yüzeysel olarak yapılmakta, amaçsal denetim ya da sonuç odaklı irdeleme yapılmamakta, anılan projeleri gerçekleştiren sivil toplum kuruluşları yönünden, iç denetimler de, denetim kurullları zaten yönetim erkini elinde bulunduranlarla birlikte aynı listeden seçildiklerinden amaçsal yada kaynakların kullanımı yönünden gerçekçi denetimler yapmamakta, adeta kötü niyeti perçinlemeye yarar içerikli yüzeysel, basit raporlar hazırlayarak, istismar faaliyetlerini aklamayı sağlayıp, çok kolay bir biçimde, yüzsüzlüklerini de ele alarak yola devam demektedirler.
İşte gerek örtülü, gerek açıktan ve doğrudan faaliyetlerle engellileri ve engelliliği istismar eden kişi, kurum ve kuruluşlarla mücadele gerçekten de günümüzde büyük önem taşımaktadır.
Bu türden kişi ya da kuruluşların, engellilerin onurlu yaşam ve hak temelli mücadelelerinin önünde büyük engel teşkil eder hale geldikleri kesindir.
Bu konuda ne yazık ki, mevzuatımızda engelliyi ya da engelliliğin istismarını önleyebilecek caydırıcılık bakımından da etkili sayılabilecek müeyyideler içeren düzenlemeler de yok denecek kadar azdır. Var olanların da etkin mücadeleye imkan tanımadığı açıktır. Örneğin;
5237 Sayılı Kanunun; Dilencilik başlıklı 229. Maddesinde; (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
Hükmüne amirdir.
Yukarıdaki hüküm genel olarak dilenciliği önlemeyi amaçlamış olup, dooğrudan Engellilerin yada engelliliğin maddi manevi çıkar elde etmek amacı ile istismarı durumunda bu fiili tek başlarına yada örgüt yada organize olarak işleyenler yönünden etkin ve caydırıcı bir yaptırım olmadığından, engelliliğin maddi ve manevi çıkar elde etmek amacı ile istismarı fiillinin (insan onuruna yakışmayan hal ve hareketler vs.) cezalandırılmadığı bir toplum yapısında, engellilerin istismar edilerek üzerlerinden menfaat elde etmenin önüne geçmek olanaklı olmasa gerektir.
Günümüzde geliştirilen İstismar alanlarına ilişkin olarak engelli sivil toplum kuruluşlarının kitlesel yoğunluk bakımından en tanınırları dahi yasal düzenleme yapılması, var olan düzenlemelerin güncellenip, caydırıcı tedbirlerin alınması konularında uzaktan yakından bir talepte bulunmamakta, adeta bu büyük sorun karşısında kendilerinin de istismara karışan eylem ve işlemlerinin varlığı ile olsa gerek, bu türden olumlu çalışmalara kulak tıkamakta, ellerinden geldiği kadar siyasi güç odaklarından da yararlanarak, istismarcı eylem ve etkinliklere devam edilmesini sağlamaktadırlar.
Engellilerin / engelliliğin istismarının boyutuna bakabilmek ve İstismarla mücadelenin önemine vurgu yapabilmek için sizleri bir miktar geçmişe, 19. Yüzyıla götüreceğim.
Düşünün ki öyle bir insan var ki; salt para kazanmak amacı ile, insanların farklılıklarını, hayvanları, sahte heykelleri tarihi değer diyerek yutturan, onların sırtından para kazanan, Tam Bir SÜLÜN OSMAN.
1810 yılında doğan ve fakat 55-60 yaşlarına kadar tiyatro ile uğraşan, ancak bu yaştan sonra, insanların ilgisini çekebilecek, farklı durumda doğan ya da yaşantısını sürdüren insan ya da hayvanların ayırt edici / dikkat çekici bu özelliklerinden yararlanarak para kazanmayı kendisine hedef edinen bu kişi, genetik bozukluklardan dolayı farklı doğan, yaşayan engelli bireyleri ağır derecede istismar eden, bir kötü niyet abidesi
Evet, Hakkında filimler dahi çevrilen Phineas Taylor BARNUM’dan söz ediyoruz.
Bu kişinin tek amacı, ilginçlikleri bulup, kötü koşullarda yaşamını sürdürmek durumunda kalan engelli bireyler üzerinden para vurgunu yapmak.
Görünüşte farklı özelliklerdeki engellileri tanıtıp, toplumda farkındalık yaratma gibi algılanabilecek olan, ancak yaptıkları irdelendiğinde, dünyanın en sahtekar kişisi olduğu kesin olan bu kişi neler yapmış, örnek babından kısaca şöyle bir bakalım.
Yaşlı ve kör bir zenci kadını bulup, 161 yaşında olduğunu ileri sürerek, bu kadının George Washington’un dadısı olduğunu 1865’li yıllarda kamuoyuna ilan etmiş, anılan kör zenci kadın üzerinden epey para kazanmış, bu da yetmemiş, Aslında bu kadının Kemik ve Plastiklerden üretilmiş bir robot olduğunu bile ileri sürüp, ikinci kez bu kadın üzerinden vurgun yapmış.
Anılan kişi, Kongo Devi, 2,54 M uzunluğunda 150 Kg ağırlığında olan bu insanı bularak, sirk ortamında memleket, memleket gezdirip, Kongo devi olarak tanıtarak, paraya para dememiş,
Orissa İkizleri yani Siyam ikizlerini bularak, onların üzerinden de yoğun derecede servetine servet katmış.
Yine İskelet adam olarak tanınan 1,68 boyunda fakat sadece 19 kg. olan bu kişinin beslenmesine dahi önem vermeden, salt para kazanmak amacı ile bu kişiyi sergileyerek, bu kişi üzerinden de milyonlara milyon dememiştir.
P.T. Barnum’un istismar ettiği kişilerden en ünlüsü Tom Thumb’dır. Bu kişi parmak adam olarak da tanınır. Başparmak boyunca olan bir kişiyi saraylarda ağırlatıp, sirklerde dolaştırarak, ağır derecede istismar ettiğini biliyoruz. Tabi ki, bu kişi de paranın tadına vardığından olsa gerek Phineas Taylor BARNUM’un bu istismarına ses çıkarmamış, istismara adeta çanak tutmuştur.
Yine Vücudunun Göbek altı yönünden 4 bacaklı, göbek üstü tek insan durumda olan bir kadını bulup, bu kişinin ailesine kazancının cüzi bir miktarını verip, kendisi anılan kişiyi istismar ederek milyonlarca dolar kazanmıştır.
İnsan Teriyeri olarak adlandırılan, vücudunun tamamı ve yüzü yoğun derecede kıllı olan bir çocuğu da sirk ortamında, şehir şehir gezdirip, İngilizce, Rusça ve Almanca bilmesine rağmen köpek sesi çıkarmasını sağlamış, ağır derecede istismar etmiştir.
Bu kişinin para kazanmak amacı ile farklılıklarından yararlanarak yaptığı derin üzüntü veren istismar fiilleri saymakla bitmez. Kaldı ki, Bu kişi engellileri istismar eden kişilerden gün yüzüne çıkmış olanlarından sadece birisi,
Ne yazık ki, engellilerin istismarı yönünden 19. Yüzyıla damgasını vuran Phineas Taylor BARNUM’lar 20. Yüzyılda ve günümüzde akıl almaz yöntemler kullanarak bir taraftan sayısal olarak çoğalmışlar, diğer yandan da metot olarak kendilerini oldukça geliştirmişler, baş edilmesi birey olarak bizlerin gücünün yetmeyeceği, ancak etkin tedbirlerle mücadele edilebilecek olan güçlü çıkar odakları haline gelmişlerdir.
Bu nedenledir ki, 2022 yılı sonunda başlayan girişimlerle bir kısım sivil toplum kuruluşu bir araya gelerek, bu alandaki kirlenmişliği, çürümüşlüğü kamuoyu nezdinde ortaya koyarak, hak temelli mücadele ve onurlu yaşam ilkelerinin etkin bir biçimde hayata geçirilmesi, bu alandaki boşluğun mevzuat hükümleri ile doldurulması ve müeyyidelendirilmesi için engellilerin / engelliliğin istismarıyla mücadele platformu oluşturmak amacıyla kolları sıvamışlardır.
Nihayet geçtiğimiz Eylül ayı içerisinde, Engelliliğin İstismarı ile Mücadele Platformu, Çağdaş Görmeyenler Derneği, Eğitimde Görme Engelliler Derneği, Engelsiz Erişim Derneği ve Görme Engelli Evrensel Hukukçular Derneği olmak üzere, bir dizi geliştirici toplantı sonunda kurduğu, engelliler ve engellik alanında bu alanı, engelliliği ve engellileri istismar eden kişi, kurum, kuruluş, yapı, oluşum vs. tüm örgütlü örgütsüz, istismar gurupları ile topyekün mücadele etmek amacı ile büyük bir iyi niyet, gerçekçi bir engellilik bakış açısıyla kuruldu.
Platform, Üye derneklerin en sonuncusunun imzası tarihi olan 15.09.2023 itibariyle varlık kazandı. Hak temelli engelli mücadelesinde, Anılan platformu diğer üye dernekler gibi, görme engelli evrensel hukukçular derneği olarak da çok önemsediğimizi ifade etmek isterim. Diğer üye dernekler de aynı heyecanla anılan oluşuma tüm özverileri de göstererek, oluşumun kuruluşu ve geliştirilmesi için büyük çaba sarfediyorlar.
Anılan platformun kamuoyu nezdinde ses getirici, istismarı önleyici önemli çalışmalara imza atacağına inanıyor, engellinin ve engellilik olgusunun istismarının önlenmesi, bu konuda etkin, yaptırım gücü yüksek, caydırıcı yasal düzenlemelerin önünü açıcı çalışmalar yapacaklarını biliyor ve yapacakları çalışmalara dernek ve şahıs olarak tam destek olacağımıza söz veriyoruz. Bu nedenle engelliliğin istismarı platformu ve üye derneklere her zaman yanlarında olduğumuzun altını çizerek, başarılar diliyoruz.
Bu bağlamda, duyarlı, bilimsel ve hukuki temelli anlayışlara ihtiyaç duyan dergimiz ve örgütümüz, her türlü fikir açıcı yaklaşıma, her türlü geliştirici anlayışa açık olmakla, engelli hakları bağlamında her boyutta olumlu / geliştirici düşünen kesimlerin harekete geçmesi için gerekli çabayı göstermeye devam edecektir.
Tabi ki bu çalışma ve çözüm odaklı çabalarda istismarı bireysel ve toplumsal virüs / zararlı olarak gören, engelli sorunlarını içselleştirip, önleyici ve caydırıcı bakış açısı ile yaklaşan kişi ve kuruluşların görüş ve düşüncelerine de ihtiyaç duyulmaktadır. Başta engelliliğin ve engellilerin istismarının önlenmesi, Phineas Taylor BARNUM’ların azalması ve hatta yok edilmesi, engelli sorunlarının hak temelli bakış açısıyla, kalıp yargılardan uzak şekilde çözümü ve bu sırada da engelliliğin ve engellilerin bireysel ya da gurup olarak her ne şekilde olursa olsun istismarının önlenmesi için Yüksek Sesle, en üst perdeden, el ele onurlu mücadeleye devam diyoruz.
Derneğimizin her çalışmasının, her girişiminin temel amacı, engellilik alanının sorunlar yumağının çözülmesi için ufuk açıcı olmak, her olumlu çalışmaya destek vermek, yeni sorunlarla ilgili olarak çözüm getirici çalışmalara da öncülük etmektir. Bu ve diğer alanlara dair sonraki sayılarımızda görüşmek / konuşmak / tartışmak ve söylenecekleri en üst perdeden söylemek üzere.
Saygılarımla.