Engelli Çocukların İnsan Hakları - Avukat Müjgan Bilgen ÖZEN

Çar, 01/03/2024 - 19:24 tarihinde GörevHukukYönetici tarafından gönderildi

ENGELLİ ÇOCUKLARIN İNSAN HAKLARI

 

Avukat Müjgan Bilgen ÖZEN

 

 

ÖZET

Bu çalışmada ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında engelli çocukların insan haklarını ele almaya çalışacağız. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde; Birleşmiş Milletler Çocuk hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin hakları Sözleşmesi ve Çocuk Hakları Komitesinin engelli çocuklarla ilgili vermiş olduğu 9 no’lu genel yorumu değerlendireceğiz. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise; engelli çocuklar hakkındaki Türkiye’de ki mevzuatı ve uygulamayı evrensel insan hakları açısından incelemeye çalışacağız.

Anahtar sözcükler: Çocuk, engelli çocuk, engelli çocukların insan hakları

 

GİRİŞ

Çocuk hakları: Dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel kavramdır.

Çocuk hakları, insan hakları kavramının içinde ele alınması gereken bir konudur. Bugün, dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve büyüyerek, müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında çocukların erişkinlerden farklı haklara sahip olduğu, dolayısıyla da bu hakların ayrıca tanınması gerektiği konusunda, değişik ülkelerde farklı hareketler ortaya çıkmaya başlamıştır.  Bu gelişmeler sonucunda Çocuk Hakları Sözleşmesi hazırlanarak dünya devletlerinin imzasına açılmıştır. Bu Sözleşme engelli çocukları da kapsamaktadır. Ayrıca bu Sözleşmede engelli çocuklarla ilgili özel düzenlemelere de yer verilmiştir. 2009 yılında ülkemizde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Engelli kişilerin İnsan Hakları Sözleşmesi de engelli çocukları da kapsamaktadır ve engelli çocuklarla ilgili özel düzenlemelere de yer vermektedir.

Yapılan tahminlere göre dünyada 150 milyonu çocuk olmak üzere 500-650 milyon kadar engelli insan vardır; bu sayı dünya nüfusunun %10’unu oluşturmaktadır. Dünyadaki toplam engelli nüfusunun %80’inden fazlası gelişmekte olan ülkelerde, hizmetlere hiç erişemeden veya pek az erişerek yaşamaktadır. Gelişmekte olan ülkelerdeki engelli çocukların çoğunluğu tamamıyla eğitimin dışında olup, hiçbiri okur-yazar değildir. Genellikle kabul edilen görüşe göre, engelliliğin, örneğin savaş, hastalık veya yoksulluk gibi nedenleri büyük ölçüde önlenebilir niteliktedir, ayrıca ikincil etkileri de erken ya da zamanında müdahale edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bunların azaltılması mümkündür. Dolayısıyla, engelliliğe neden olan durumların önlenebilmesi, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla en etkili girişimleri mümkün kılacak gerçek bir sahiplenme ve araştırma için gerekli siyasal kararlılığı yaratmak üzere daha fazla çaba gerektirmektedir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf.

Geçtiğimiz birkaç on yıl içinde genel olarak engelli bireylerin, özel olarak da engelli çocukların insan haklarına daha fazla önem verilmesi gibi olumlu bir gelişmeye tanıklık edilmiştir. Bunun nedeni, kısmen, engelli kişilerin ve onlar adına tanıtım-savunu görevi yapanların ulusal ve uluslararası Hükümet Dışı Kuruluşlar (STK’lar) aracılığıyla seslerini daha fazla duyurmaları, kısmen de insan hakları anlaşmaları ve Birleşmiş Milletler insan hakları anlaşmalarını izleme komiteleri çerçevesinde engelli kişilere daha fazla önem verilmesidir. Sözü edilen komitelerin bu alanda önemli bir potansiyeli olmakla birlikte, engelli insanların haklarının güvence altına alınmasında yeterince kullanıldıkları söylenemez.

 

İ.     ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ

Çocuk hakları sözleşmesi: çocukların yaşaması ve gelişmesi, ayrım gözetilmemesi, çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ve çocuk katılımını temel alan; çocuklara özgü hakların tamamını içeren sözleşmedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiştir. Türkiye Sözleşmeyi 14 Eylül 1990’da imzalamış, ‘Taraf Devlet’ konumuna gelmiştir.

Bu sözleşme kapsamında; taraf devletlerce Çocukları ilgilendiren bütün konularda, alınan kararlarda, hazırlanan yasalarda ve devlet tarafından yapılan uygulamalarda mutlak olarak; çocuğun yaşama-gelişme ilkesine, çocuklar arasında eşit davranma -ayrım gözetmeme ilkesine, çocuğun yüksek yararının göz edilmesi ilkesine, katılım hakkı olmak üzere dört temel ilkeye uyulacağı hususunda taraf devletler taahhüt altına alınmaktadır.

https://www.unicef.org/turkiye/%C3%A7ocuk-haklar%C4%B1na-dair-s%C3%B6zle%C5%9Fme 

Sözleşme de, genelde ya bütün çocuklar ya da hiç kimse denilmek suretiyle çocuklar arasında dezavantajlı durumda olan çocuklara özel bir vurgu yapılmaktadır.

Dünyada ve ülkemizde yaşanan en önemli sorun olan Çocuk hakları ihlalinin önlenmesi amacıyla sözleşmede çocukların her türlü istismar ve ihmal karşısında korunmaları için devletleri bağlayan düzenlemelere yer verilmiştir.

Sözleşmenin 1. maddesine göre çocuk şu şekilde tanımlanmaktadır:

Madde 1

Her birey on sekiz yaşına kadar çocuk olarak kabul edilir. Her çocuk vazgeçilmez haklara sahiptir.

https://www.unicef.org/turkiye/%C3%A7ocuk-haklar%C4%B1na-dair-s%C3%B6zle%C5%9Fme 

Sözleşmenin ikinci maddesinde ayrımcılık yasağı tanımlanmıştır. Buna göre:

Madde 2

Çocuk Hakları, bütün çocuklar içindir. Doğum yerleri, konuştukları dil ne olursa olsun fark etmez. Büyüklerinin inançları ya da görüşleri nedeniyle hiçbir çocuğa ayrım yapılmaz.

https://www.unicef.org/turkiye/%C3%A7ocuk-haklar%C4%B1na-dair-s%C3%B6zle%C5%9Fme 

Sözleşmenin bütün maddeleri engelli çocukları kapsamasına rağmen özellikle 23. maddesinde engelli çocuklarla ilgili bir düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre:

Madde 23-

Engelli çocukların özel olarak korunma ve saygı görme hakkı vardır. Devlet engelli çocukların bakımını, eğitimini sağlayacak kurumları oluşturma sorumluluğuna sahiptir. Engelli çocukların ailelerine her türlü yardım yapılır.

https://www.unicef.org/turkiye/%C3%A7ocuk-haklar%C4%B1na-dair-s%C3%B6zle%C5%9Fme 

 

İİ.   BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ENGELLİ KİŞİLERİN                  HAKLARI SÖZLEŞMESİ

Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına Dair Uluslararası Sözleşme engelli bireylere eşitlik, insan onuruna saygı, özerklik ve topluma tam katılım tanıyan ilk kapsamlı sözleşmedir. Sözleşme 21’inci yüzyılın ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle Sözleşme büyük bir öneme sahiptir.

Bu Sözleşmenin giriş kısmındaki ilkelerden birisi de engelli çocuklarla ilgilidir. R fıkrasında yer alan ilke şu şekildedir:

r- Engelli çocukların diğer çocuklarla eşit koşullar altında tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam olarak yararlanması gereğini kabul ederek ve bu bağlamda Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne Taraf Devletlerin üstlendiği yükümlülükleri yeniden hatırlatarak denilmektedir. https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2312020100834bm_48.pdf 

Sözleşme’nin 3’üncü maddesinde genel ilkeler düzenlenmiştir. Söz konusu hükümde; her engelli bireyin kendi seçimini yapabilme özgürlüğü, bireylerin onurunu ve kişisel tercihlerine saygı gösterilmesi (sahip oldukları özgürlüklerini de kapsayıcı şekilde), engelli bireylere ayrımcılık yapılmaması, engellilerin kişilerin sosyal hayata tamamen ve aktif şekilde katılımlarının sağlanması, farklı tutum, inanış vb. saygı gösterilmesini talep etmesi ve engelli kişilerin insanlığın temel ve vazgeçilmez bir unsuru oldukları, birbirlerinin ve diğer kişilerin kişilik haklarına saygılı olmaları gerekliliği açıkça belirtilmiş ve engelli kişilerin sahip oldukları haklarının ilkesel özellikleri böylece belirlenmeye çalışılmıştır. İnsan hakları temelli yaklaşımda en önemli argümanlardan olan insan onuru, bu yönüyle Sözleşme metnini oluşturan temel kavramlardan biridir.  Bu maddede engelli çocuklarla ilgili düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre:

Genel İlkeler başlıklı 3. maddenin H fıkrasında

Engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2312020100834bm_48.pdf

Sözleşme’nin 4’üncü maddesi, sözleşmeye taraf devletlere bazı yükümlülükler yüklemektedir.

Buna göre; sözleşmeyi imzalayan devletler, engellilik temelli herhangi bir ayrıma maruz kalınmasının önüne geçerek, tüm engelli bireylerin sahip oldukları temel insan hak ve özgürlüklerinin herhangi bir eksik uygulama olmaksızın hayata geçirilmesini sağlamalı ve engelli bireylerin sahip oldukları özgürlükleri koruyarak daha ileri seviyeye taşımalıdırlar. Bu amaçların gerçekleştirilmesi için gerekli idari ve diğer önlemler alınmalıdır. 4’üncü maddenin son fıkrasına göre ise taraflardan birinin federal devlet olması halinde dahi sözleşme devletin her bölgesinde herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın uygulanmalıdır. Bu şekilde federatif yönetimlerde farklı ve/veya kısıtlayıcı düzenlenmelerin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ayrımcılık yapılmaması gerektiği noktasındaki taraf devletlere yüklenmiş olan yükümlülük, sözleşmenin birçok maddesinde geçen eşit katılım (taraf devletlerin farkındalık yaratma görevine ilişkin 8. madde, adalete erişimi sağlayan 13. madde, kişisel hareketliliği sağlayan 20. madde gibi.) durumundan bağımsız olarak da düşünülemeyecektir.

Genel yükümlülükler başlıklı 4. maddenin 3. fıkrasında engelli çocukların katılım hakkından söz edilmektedir. Buna göre:

3. Taraf Devletler işbu Sözleşme’nin uygulanmasını sağlayacak yasalar ve politikaların geliştirilmesi ve yaşama geçirilmesi ile engellilere ilişkin diğer karar alma süreçlerinde engelli çocuklar da dahil olmak üzere engellilere onları temsil eden örgütler aracılığıyla sürekli danışacak ve etkin bir şekilde bu sürece dahil edeceklerdir. Şeklindedir. https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2312020100834bm_48.pdf

Sözleşmenin tamamı engelli çocukları kapsasa da engelli çocuklara ilişkin tıpkı engelli kadınlarda olduğu gibi özel bir maddeye yer verilmiştir. madde metni şu şekildedir:

Madde 7

Engelli Çocuklar

1. Taraf Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm insan temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.

2. Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun çıkarının gözetilmesine öncelik verir.

Taraf Devletler engelli çocukların kendilerini etkileyen her konuda diğer çocuklarla eşit koşullar altında görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahip olmalarını, yaşları ve olgunluk seviyelerine göre görüşlerine önem verilmesini ve onlara bu hakkın tanınması için engeline ve yaşına uygun destek sunulmasını sağlar.

https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2312020100834bm_48.pdf

Sözleşme’nin 7’nci maddesinde engelli çocuklara ilişkin olarak pozitif edim ve makul düzenleme yapılması gerekliliği vurgulanmıştır. İlgili madde uyarınca, engelli çocuklarla ilgili olarak gerçekleştirilecek bütün işlerde engelli çocuğun üstün yararı gözetilecektir. Bunun yanında taraf devletler, engelli çocukların kendilerini ilgilendiren konularda diğer çocuklarla eşit şartlar altında düşüncelerini özgürce söyleme haklarını garanti altına alacaklardır. Sözleşme’de, engelli çocukların yaşları ve algılama oranları göz önünde bulundurularak, sahip oldukları olgunluğa göre düşüncelerinin önemsenmesi ve bunun yanında haklarının etkin şekilde kullanılmasının sağlanması gerekliliği vurgulanmaktadır.

Yine Sözleşmenin 23. maddesinin 3-5 fıkralarında da engelli çocuklara yer verilmiştir. Buna göre:

3. Taraf Devletler, engelli çocukların aile yaşamlarıyla ilgili olarak diğer bireylerle eşit haklara sahip olmasını sağlar. Taraf Devletler bu hakları yaşama geçirmek ve engelli çocukların saklanması, terk edilmesi, ihmal edilmesi ve ayrı tutulmasının önüne geçmek üzere engelli çocuklara ve ailelerine erken ve kapsamlı bilgi, hizmet ve destek sunar. https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2312020100834bm_48.pdf

5. Taraf Devletler, engelli çocuğun çekirdek ailesinin çocuğa bakamaması durumunda, çocuğa geniş anlamda aile üyeleri, bunun mümkün olmadığı takdirde aile ortamını sağlayacak bir sosyal çevrede alternatif bakım sağlanması için her türlü çabayı göstermeyi taahhüt eder. https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2312020100834bm_48.pdf

 

İİİ. ÇOCUK HAKLARI KOMİTESİ ENGELLİ ÇOCUK               HAKLARI GENEL YORUM No. 9

2006 yılında Çocuk Hakları komitesi engelli çocuk hakları konusunda 9 no’lu genel yorumunu yayınlamıştır. Engelli çocuklara ilişkin Genel Yorum’un gerekçeleri: Komite, taraf Devlet raporlarını incelerken, tüm dünyadaki engelli çocukların durumu hakkında kapsamlı bilgiler biriktirmiş ve bu ülkelerin büyük çoğunluğunda özel olarak engelli çocuklarla ilgili tavsiyelere gerek olduğu sonucuna varmıştır. Belirlenen ve değerlendirilen sorunlar, karar süreçlerinden dışlanma olgusundan aşırı ayrımcılığa ve giderek engelli çocukların fiilen öldürülmelerine kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Yoksulluk, engelliliğin hem nedeni hem de sonucudur. Engelli çocuklar ve aileleri, yeterli yiyecek, giyecek, barınma ve yaşam koşullarında sürekli iyileşme dahil olmak üzere yeterli bir yaşam standardına ulaşma hakkına sahiptir. Yoksulluk içinde yaşayan engelli çocuklar meselesi, bu alana yeterli bütçe kaynakları tahsis edilerek, bu durumdaki çocuklara sosyal koruma ve yoksullukla mücadele programlarına erişim sağlanarak ele alınmalıdır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Komite, özel olarak 23. madde ile ilgili çekince veya açıklama getiren herhangi bir taraf Devlet olmadığını önemle vurgular.

Komite, ayrıca, engelli çocukların, Sözleşme’de yer alan haklardan eksiksiz yararlanma açısından halen ciddi güçlük ve engellerle karşılaştıklarını tespit eder. Komite, “engeli teşkil eden durumun bizzat engelliliğin kendisi olmadığını, engelli çocukların gündelik yaşamlarında karşılaştıkları sosyal, kültürel, tutumsal ve fiziksel engellerin bileşiminden oluştuğunu vurgular.” Dolayısıyla, bu çocukların haklarının korunup kollanmasına yönelik strateji, bu engelleri ortadan kaldıracak girişimlerde bulunmak durumundadır. Komite, Sözleşme’nin engelli çocuklara ilişkin 2. ve 23. maddelerinin önemini kabul ettikten sonra, daha en baştan bu yana, Sözleşme’nin engelli çocuklar açısından yaşama geçirilmesinde Sözleşme’nin maddeleriyle sınırlı kalınmaması gerektiğini belirtmiştir.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Bu Genel Yorum, Sözleşme’nin bütün hükümlerini kapsayan bir biçimde, taraf Devletlere engelli çocukların haklarını yaşama geçirme çabalarında rehberlik ve yardım amacını taşımaktadır. Başka bir deyişle, Komite önce Sözleşme’nin 2. ve 23. maddeleriyle doğrudan ilişkili gözlemlerini dile getirmiş, ancak genel uygulama önlemleri çerçevesine engelli çocukların da dahil edilmeleri konusunun önemine de ayrıntılı olarak eğilmiştir. Daha sonra ise Sözleşme’nin engelli çocuklarla ilgili çeşitli maddelerinin anlamı ve yaşama geçirilmesine ilişkin gözlemler dile getirmiştir.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

1- Engelli çocuklara ilişkin başlıca hükümler                               (Sözleşmenin 2. maddesi)

 Madde 2:

2. madde, taraf Devletlerden, kendi egemenlik alanlarındaki bütün çocukların Sözleşme’de yer alan bütün haklardan yararlanmasını sağlamalarını talep etmektedir. Bu yükümlülük, taraf Devletlerin, engellilik temelindeki ayrımcılık dahil her tür ayrımcılığı önleyecek önlemler almalarını gerektirir. madde 2’de ayrımcılık gerekçesi olarak engellilikten açıkça bahsedilmesi bu Sözleşme’nin özgün bir yanıdır ve bu vurgu engelli çocukların en büyük güçlüklerle karşılaşan en duyarlı kesim durumunda olmalarından kaynaklanmaktadır. Birçok durumda, çoklu ayrımcılık biçimleri, belirli etmenlerin bir araya gelmesiyle belirli grupların durumlarını daha da güçleştirmektedir: örneğin azınlık halklara mensup engelli kız çocuklar, kırsal alanlarda yaşamakta olan engelli çocuklar, vb. gibi. Bu nedenle, ayrımcılık yapmama ile ilgili maddede engellilikten açıkça söz etme gereksinimi doğmuştur. Ayrımcılık çoğu kez, engelli çocukların yaşam ve gelişiminin çeşitli yönlerinde fiilen ortaya çıkmaktadır. Örnek vermek gerekirse, sosyal ayrımcılık ve damgalanma çocukların marjinalleşmelerine ve dışlanmalarına yol açmakta, hatta şiddete dönüşerek çocukların yaşamını ve gelişimini tehdit edebilmektedir. Hizmet sunumundaki ayrımcılık engelli çocukları eğitimden dışlamakta, bu çocukların kaliteli sağlık ve sosyal hizmetlere erişimini engellemektedir. Uygun genel ve mesleki eğitimin olmayışı yüzünden bu çocuklar gelecekteki iş olanaklarından da yoksun kalmaktadır. Engelli çocuklara yönelik sosyal damgalama, korkular, aşırı koruma, olumsuz tutumlar, boş inançlar ve yaygın önyargılar birçok toplulukta halen güçlüdür ve bu da engelli çocukların dışlanmasına ve yabancılaşmasına yol açmaktadır. Komite, bu Genel Yorum’unda yeri geldikçe bu konularda ek açıklıklar getirmiştir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Taraf Devletler, engelli çocuklara yönelik her tür ayrımcılığı önleme ve ortadan kaldırma çabalarında genel olarak aşağıdaki önlemleri almalıdırlar:

Ayrım gözetmeme ile ilgili anayasal hükümlerde engelli olmanın ayrımcılık gerekçesi sayılamayacağını açıkça belirtme ve veya engellilik temelindeki ayrımcılığı bununla ilgili özel yasalar ve hükümler aracılığıyla yasaklamalıdır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Engelli çocukların haklarının ihlale uğraması halinde, bu çocukların kendilerinin, ailelerinin ve veya çocuğa bakan diğer kişilerin kolaylıkla ulaşabilecekleri başvuru yollarının sağlanması. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Engelli çocukların maruz kalabilecekleri fiili ayrımcılığı önlemek ve ortadan kaldırmak amacıyla genel anlamda kamuoyuna ve özel olarak belirli kesimlere yönelik duyarlılaştırma ve eğitim kampanyaları düzenlenmelidir.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle, engelli kız çocuklar kendi toplumlarında ayrımcılığa daha fazla maruz kalmaktadır. Bu bağlamda, taraf Devletlerden, engelli kız çocuklara özel özen göstermeleri, bu konuda özel önlemler almaları, gerektiğinde bu önlemlere yenilerini eklemeleri, böylece söz konusu çocukların iyi korunmalarının, bütün hizmetlere erişimlerinin ve topluma tam anlamda katılımlarının sağlanmaları beklenmektedir.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

2-  Madde 23

 23. maddenin incelenmesi:

23. maddenin 1. paragrafı, engelli çocuklar söz konusu olduğunda, Sözleşme’nin uygulanmasında baş ilke olarak görülmelidir: saygınlığı, kendine güveni ve topluma aktif katılımı güvence altına alan koşullarda eksiksiz ve insana yakışır bir yaşam. Taraf Devletlerin engelli çocukların haklarının yaşama geçirilmesine yönelik olarak aldıkları önlemler bu hedefi gözetmelidir. Bu paragrafın temel mesajı, engelli çocukların toplumsal yaşama tam olarak katılımının sağlanmasıdır. Sözleşme’de yer alan hakların engelli çocuklar için yaşama geçirilmesi yönünde alınan önlemler, örneğin eğitim ve sağlık alanındakiler, çocukların kendi toplumlarınca en yüksek oranda kapsayıcı olmayı hedef almalıdır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

23. maddenin 2. paragrafına göre Sözleşme’nin taraf Devletleri, engelli çocuğun özel bakım hakkını kabul ederler, bu konumdaki çocuklara ve onlara bakmaktan sorumlu olan kişilere yardımcı olunmasını sağlarlar. Sağlanacak yardımın, çocuğun durumu ile ana babasının veya ona bakmaktan sorumlu diğer kişilerin koşullarına uygun olması gerekir. 23. maddenin 3. paragrafı ise özel önlemlerin maliyeti ve nelerin hedeflendiğiyle ilgili kurallara yer vermektedir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

23. maddenin gerektirdiklerinin yerine getirilmesi için, taraf Devletlerin, bir eylem planı da içeren kapsamlı bir politika geliştirmeleri ve uygulamaları gerekir. Bu politika ve eylem planı, Sözleşme’de yer alan haklardan eksiksiz biçimde ve ayrım olmaksızın yararlanılmasını sağlamanın ötesinde, engelli çocuğun, ana babasının veya bakımdan sorumlu diğerlerinin de Sözleşme’de yer alan özel bakım ve yardımlardan yararlandırılmasını öngörmelidir.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

3- Komite, 23. maddenin 2. ve 3. paragraflarının ayrıntılarına ilişkin olarak aşağıdaki gözlemlerde bulunmuştur:

A- Özel bakım ve yardımlar eldeki kaynaklara bağlıdır ve mümkün olduğu durumlarda ücretsiz sağlanmalıdır. Komite, taraf Devletlere, engelli çocuklara yönelik özel bakım ve yardımlara özel öncelik tanımalarını, engelli çocuklara yönelik ayrımcılığa son verilmesi ve bu çocukların toplumlarınca ayrıştırılmaması için eldeki kaynakların azamisini seferber etmelerini ısrarla tavsiye etmektedir.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

B- Bakım ve yardımlar, engelli çocukların eğitim, sağlık, tedavi, istihdama hazırlık ve dinlenme/ eğlence hizmet ve imkanlarına etkili erişimini sağlayacak biçimde sağlanmalıdır. Komite, Sözleşme’de yer alan belirli alanları ele alırken, bunun sağlanması için alınması gereken önlemler üzerinde ayrıntılarıyla duracaktır.

C- Komite, 23. maddenin 4. paragrafına atıfla, önleme ve tedavi alanlarında taraf Devletler arasındaki uluslararası bilgi alışverişinin hayli sınırlı kaldığını kaydetmiştir. Komite, taraf Devletlerin, çocuklarda görülen engellilik durumlarının önlenmesi ve tedavisi için, 23. maddenin 4. paragrafında öngörüldüğü gibi, bu alandaki bilgilerin yaygınlaştırılmasını sağlamaya yönelik etkili, gerektiğinde özel hedeflere yönelen önlemleri almalarını tavsiye eder.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

D- Gelişmekte olan ülkelerin gereksinimlerinin, 23. maddenin 4. paragrafı uyarınca nasıl ve ne ölçüde dikkate alındığı genellikle net değildir. Komite, taraf Devletlere, ikili veya çoklu kalkınma yardımlarında, engelli çocuklara, bu çocukların Sözleşme’de öngörüldüğü gibi yaşamalarına ve gelişmelerine özel önem vermelerini hararetle tavsiye etmektedir. Örneğin, engelli çocukların toplumlarınca kapsanmalarını öngören özel programlar geliştirilip uygulanması, bu yönde bütçe ödenekleri ayrılması gibi. Taraf Devletler, bu yöndeki uluslararası işbirliği ile ilgili etkinliklere ve alınan sonuçlara, Komite’ye ilettikleri raporlarda yer vermelidirler.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

4- Çocuk Hakları Komitesinin 9. Genel yorumunda taraf devletlere bulunduğu tavsiyeler:

1. Yasama

Komite, ayrım gözetmeme konusunda tavsiye olunan yasal önlemlere ek olarak, taraf Devletlerin ülkelerindeki bütün yasaları ve ilgili yönetmelikleri kapsamlı biçimde gözden geçirmelerini, böylece Sözleşme’nin, bütün hükümlerinin, yeri gelindiğinde açıkça ifade edilmek üzere engelli çocuklar dahil bütün çocuklar için uygulanabilir olmasını sağlamalarını tavsiye eder. Ulusal yasa ve yönetmelikler, engelli çocukların, özellikle Sözleşme’nin 23. maddesinde yer verilen özel haklarını korumaya ve yaşama geçirmeye yönelik net ve açık hükümler içermelidir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

2. Ulusal eylem ve politika planları

Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin bütün hükümlerini bir arada gözeten bir ulusal eylem planına duyulan gereksinim iyi bilinmektedir ve Komite bu yöndeki tavsiyesini taraf Devletlere sıkça iletmiştir. Eylem planları, engelli çocuklara yönelik planlar ve stratejiler dahil olmak üzere kapsamlı olmalı ve ölçülebilir sonuçlar öngörmelidir. Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi 4. maddesinin 1 (c) paragrafı bu konuya yer verilmesinin önemini “(Taraf Devletler), uyguladıkları bütün politika ve programlarda, özürlü kişilerin insan haklarının korunup geliştirilmesini dikkate almalıdırlar” sözleriyle vurgulamaktadır. Ayrıca, bütün programlara yeterli insani ve finansal kaynak sağlanması, bu programların örneğin sağlıklı sonuç ölçümü için gerekli göstergeler gibi içsel izleme mekanizmaları barındırması da önemlidir. İhmal edilmemesi gereken bir başka önemli nokta da, bu programların bütün engelli çocukları kapsamasıdır. Nitekim, kimi devletler fevkalade denebilecek programlar geliştirmelerine karşın bütün engelli çocukları bu programların kapsamına alamamıştır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

3. Veri ve istatistikler

Yükümlülüklerini yerine getirmeleri açısından, taraf Devletlerin, sağlıklı, standartlaştırılmış, ayrıştırmaya elverişli ve engelli çocukların gerçek durumunu yansıtan veri toplama mekanizmaları oluşturmaları gerekir. Bu konunun önemi çoğu kez göz ardı edilmekte, konuya gerekli öncelik tanınmamaktadır. Oysa bu husus, yalnızca önleme bakımından alınması gereken tedbirleri etkilemekle kalmamakta, ayrıca ilgili programların finansmanını sağlayacak çok değerli kaynakların dağılımı üzerinde de belirleyici olmaktadır. Sağlıklı istatistikler elde etmenin önündeki başlıca sorunlardan biri de, engellilik durumunun geniş kabul gören net bir tanımının olmayışıdır. Taraf Devletler, engelli bütün çocukların kapsanmasını güvence altına alacak uygun bir tanım geliştirmelidirler. Böylece engelli çocuklar kendileri için geliştirilen özel programlar ve korumadan yararlanabileceklerdir. Durumları ana babaları veya kendilerine bakan kişiler tarafından gizlenebileceğinden, engelli çocuklara ilişkin veri toplanması için daha fazla çaba göstermek gerekmektedir.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

4. Bütçe

Bütçe tahsisi: 4. maddeye göre “...taraf Devletler, bu önlemleri ellerindeki kaynakların azamisini kullanarak alacaklardır.” Sözleşme çocuklara yönelik hizmetler ve programlar için devlet bütçesinin yüzde kaçının ayrılması gerektiği konusunda özel bir tavsiyede bulunmamasına karşın, çocuklara öncelik tanınması konusunda ısrarlıdır. Taraf Devletlerce yeterli kaynak ayrılmamasının ötesinde çocuklara ayrılan bütçe payı yıllar boyunca azalma gösterdiğinden, bu hakkın yaşama geçirilmesi Komite açısından kaygılandırıcı özellikler taşımaktadır. Bu da, öncelikler listesinde çok altlarda yer alan, hatta hiç almayan engelli çocuklar söz konusu olduğunda ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin, bir taraf Devlet bütün çocuklar için zorunlu ve ücretsiz temel eğitim sağlanması için yeterli ödenek tahsis etmiyorsa, bu Devletin engelli çocuklarla ilgilenecek öğretmenler yetiştirilmesine veya gene engelli çocuklar için gerekli eğitim araçlarını ve ulaşımı sağlaması olasılığı da düşüktür. Ademi merkezileşme ve özelleştirme ekonomik reformun aldığı yeni biçimlerdir. Ancak, unutulmaması gerekir ki, engelli çocuklar için, hizmet sunumundaki net kurallar doğrultusunda yeterli fonların tahsisi eninde sorunda taraf Devletin sorumluluğundadır. Engelli çocuklara ayrılan kaynaklar yeterli olmalı, bu kaynaklar başka amaçlar için kullanılmamalı, ayrıca öğretmenler, fizyoterapistler ve ilgili politikaları belirleyenler gibi engelli çocuklarla birlikte çalışan profesyonellerin yetiştirilmesine yönelik programların geliştirilmesine, eğitim kampanyalarına, ailelere yönelik finansal desteğe, gelir desteğine, sosyal güvenliğe, çeşitli araç ve aygıtların sağlanmasına ve ilgili hizmetlere yetecek düzeyde olmalıdır. Ayrıca, okullarda gerekli fiziksel değişikliklerin yapılması ve bu mekanların engelli çocuklar için erişilebilir kılınması dahil olmak üzere engelli çocukların asıl eğitim sürecine dahil edilmesini sağlayacak diğer programlara da yeterli finansman sağlanmalıdır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

5. Eşgüdüm organı: “Engellilik durumlarında odak nokta”

Engelli çocuklara yönelik hizmetler, çeşitli hükümet kuruluşları ile Hükümet Dışı Kuruluşlar tarafından verilmektedir ve kimi durumlarda bu hizmetlerin parçalı ve eşgüdümsüz olduğu görülmektedir.

Bu durum, kimi hizmetlerin gereksiz biçimde çakışmasına, kimi hizmetlerin de ancak yetersiz biçimde verilebilmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla, uygun bir eşgüdüm mekanizmasının oluşturulması önem kazanmaktadır. Bu organ çeşitli sektörlerden oluşmalı, kamusal ve özel ilgili bütün kuruluşları kapsamalı ve tüm potansiyelini ortaya koyabilmesi için Hükümetin en üst kademelerince güçlendirilmeli ve desteklenmelidir. Çocuk haklarına yönelik daha geniş kapsamlı bir eşgüdüm sisteminin veya engelli kişilere yönelik bir ulusal eşgüdüm sisteminin parçası durumundaki bir eşgüdüm organı, yeterince işlevli olması ve gerekli insani ve diğer kaynakları harekete geçirebilmesi halinde, halihazırda yerleşik bir sistem içinde işleyebilme gibi bir avantaja sahip olacaktır. Buna karşılık, ayrı bir eşgüdüm sistemi de engelli çocuklara özel olarak odaklanılması bakımından yararlı olabilir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

6. Uluslararası iş birliği ve teknik yardım

Taraf Devletler arasında bilgilere serbestçe ulaşılabilmesi ve başka hususların yanı sıra engelli çocukların yönlendirilmesi ve rehabilitasyonuna ilişkin bilgilerin paylaşılabileceği bir ortam yaratılması açısından, taraf Devletler, uluslararası iş birliği ve teknik yardımların önemini kavramalıdırlar. Engelli çocukların haklarını koruyup geliştirecek programların hazırlanması ve/veya finansmanı açısından yardıma gereksinim duyan gelişmekte olan ülkelere özel dikkat gösterilmelidir. Bu ülkeler, engelli kişilerin dayatıcı gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik yeterli kaynakları harekete geçirmekte giderek artan güçlüklerle karşılaşmakta; engelliliğin önlenmesi, gerekli hizmetlerin sunulması, rehabilitasyon ve fırsat eşitliği gibi başlıklarda ivedi yardıma gereksinim duymaktadır. Uluslararası topluluk giderek artan bu gereksinimlere yanıt verme açısından, kullanılabilir kaynakları önemli ölçüde arttırma dahil yeni finansman yolları ve araçları geliştirmeli ve kaynakların seferber edilmesinde gerekli takip önlemlerini almalıdır. Dolayısıyla, Hükümetlerin gönüllü katkıları, bölgesel ve iki taraflı yardımlarda artış ve özel kaynaklardan gelecek katkılar özendirilmelidir. UNICEF ve WHO, gelişmekte olan ülkelerin engelli çocuklara yönelik özel programlar hazırlamalarına ve uygulamalarına yardımcı olan kuruluşlardır. Güncel tıbbi bilgilerin paylaşılması açısından bilgi alışverişi de önemlidir. Bu arada, erken teşhis, zamanında müdahale ve ailelere destek için topluluk temelli yaklaşımlar ve ortak sorunların ele alınması gibi başlıklarda örnek uygulamaların paylaşılması da önem taşımaktadır.

Kendi içlerinde veya başka ülkelerle çatışma yaşayan, yaşamakta olan, bu yüzden mayınlı bölgeleri bulunan ülkeler özel bir sorunla karşı karşıyadırlar. Taraf Devletler, mayınların veya patlamamış mühimmatın bulunduğu yerlerin planlarına genellikle sahip değillerdir ve ayrıca bunların bertaraf edilmesi de hayli masraflı bir iştir. Komite, 1997 tarihli Anti Personel Mayınların Kullanılmasının, Depolanmasının, Üretilmesinin ve Aktarılmasının Yasaklanması ve Mayınların Bertaraf Edilmesi Sözleşmesi doğrultusunda, mevcut mayınların ve patlamamış mühimmatın ölüm ve yaralanmalara yol açmasının önlenmesinde uluslararası işbirliğinin önemini özellikle vurgular. Komite, bu bakımdan taraf Devletlere, halen silahlı çatışmaların sürdüğü veya bir dönem yaşandığı yörelerde bütün mayınların ve patlamamış mühimmatın bertaraf edilmesi yönünde yakın iş birliğine gitmelerini tavsiye eder.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

7. Bağımsız izleme

Gerek Sözleşme, gerekse Engelli Kişilere Eşit Fırsatlar Tanınmasına ilişkin Standart Kurallar, uygun bir izleme sisteminin kurulmasının önemini kabul etmektedir. Komite, ulusal insan hakları kurumlarının gözetmesi gereken kılavuzlar olarak “Paris İlkelerine sıkça atıfta bulunmuştur. Ulusal insan hakları kuruluşları, örneğin Ombudsmanlık veya Komiserlik gibi. Bu kurum ve kuruluşların;

a) Engelli çocuklar ve bu çocukların bakımının üstlenenler tarafından iyi bilinmesi;

b) Yalnızca fiziksel anlamda değil, engelli çocukların şikayetlerini veya birtakım konuları gizli tutularak ve kolaylıkla iletebilmeleri anlamında erişebilir olması;

C) Engelli çocukların ilettikleri şikayetleri, gerek çocukluk durumuna gerekse engelliliğe duyarlı biçimde alma, araştırma ve çözüm bulma bakımından gerekli yasal yetkiyle donanmış olması gerekmektedir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

8.  Sivil toplum

Engelli çocukların bakımı Devletin bir yükümlülüğü olmakla birlikte, bu sorumluluğu çoğu kez yeterli destek, finansman veya hükümetlerin tanıması söz konusu olmadan STK’lar tarafından yerine getirilmektedir. Dolayısıyla, taraf Devletler STK’ları destekleyip bu kuruluşlarla işbirliği yapmalı, onların engelli çocuklara yönelik hizmetlere katılmalarına olanak tanımalı, ayrıca aynı kuruluşların Sözleşme’nin ilkelerine ve hükümlerine tam uyum içinde çalışmalarını güvence altına almalıdır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

9. Bilgilendirme ve profesyonellerin eğitimi

Çocuk Haklarına dair Sözleşme ve onun engelli çocuklara ilişkin özel hükümleri hakkında bilgi sahibi olunması, bu hakların yaşama geçirilmesi bakımından gerekli ve güçlü bir araçtır. Taraf Devletler, bu amaçla, başka yolların yanı sıra sistematik bilgilendirme ve duyarlılaştırma kampanyaları düzenlemeli, örneğin Sözleşme’nin çocuk dostu bir versiyonunun normal ve Braille bakımlarını yapmalı ve engelli çocuklara yönelik olumlu davranışların yaygınlaştırılması için kitle iletişim araçlarından yararlanmalıdır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Engelli çocuklar için ve onlarla birlikte çalışan profesyoneller söz konusu olduğunda, bu kişilerin gerekli vasıflara sahip sayılabilmeleri için ön koşul olarak, eğitim programlarının engelli çocukların haklarına ilişkin hedefli ve odaklanmış bir eğitimi de içermesi gerekir. Söz konusu profesyoneller arasında, bunlarla sınırlı kalmamak üzere, politikaları belirleyenler, yargıçlar, avukatlar, yasaları uygulamakla görevli olanlar, eğitimciler, sağlıkçılar, sosyal çalışmacılar ve medya çalışanları da yer alır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

İV. SÖZLEŞMELERE ENGELLİ ÇOCUKLAR AÇISINDAN      HAKİM OLAN İLKELER

Her iki Sözleşmede de hakim olan ilkeler şunlardır:

Ayrımcılık yapılmaması ve eşitlik

Engelli çocukların bütün haklardan tam ve eşit olarak hiçbir ayrımcılığa uğramadan yararlanması gerekmektedir. Bu yükümlülük, taraf Devletlerin, engellilik temelindeki ayrımcılık dahil her tür ayrımcılığı önleyecek önlemler almalarını zorunlu kılmaktadır Engelli çocuklar en fazla hak ihlallerine ayrımcılığa uğrayan kesimdir. Birçok durumda, çoklu ayrımcılık biçimleri, belirli etmenlerin bir araya gelmesiyle belirli grupların durumlarını daha da güçleştirmektedir: örneğin azınlık halklara mensup engelli kız çocuklar, kırsal alanlarda yaşamakta olan engelli çocuklar, vb. gibi.

Çocuğun yüksek yararı

“Çocuklarla ilgili bütün girişimlerde çocuğun yüksek yararı tam olarak gözetilmelidir. Bu ilke: her tür ortamda, çocuğun bakım ve korunmasının bütün yönlerini ele alma amacından kaynaklanmaktadır. Bu ilkenin muhatabı, engelli çocukların haklarını koruyacak hukuksal çerçeveyi oluşturma görevini taşıyan yasamacılar ile engelli çocuklar hakkında karar verme durumundaki hukuk sistemidir. Çocuğun üstün yararı, politikaların ve programların üzerine inşa edileceği temel olmalı, engelli çocuklara sunulan her hizmette ve onları etkileyen her eylemde bu husus gözetilmelidir.

Engelli çocuklara hizmet veren kurumlar ve diğer tesisler söz konusu olduğunda, çocuğun yüksek yararı daha da önem kazanır; çünkü, bu kurumların ve tesislerin, çocukların güvenliğini, korunmasını ve bakımını birinci planda gözeten uygulamalara ve düzenlemelere uygun davranmaları ve bu alandaki görüşleri her durumda, örneğin bütçe tahsisleri yapılırken, diğer bütün harcamaların önüne almaları gerekir.

Yaşam, yaşama ve gelişme hakkı

Yaşam, yaşama ve gelişme hakkı, engelli çocuklar söz konusu olduğunda özel dikkat gerektiren bir haktır. Dünyanın birçok ülkesinde engelli çocuklar, bu hakkı tümüyle veya kısmen tehlikeye düşüren çeşitli uygulamalarla karşı karşıyadır. Engelli çocukların, çok küçük yaşlarda öldürülmeleri gibi bir tehlikenin yanı sıra, birçok kültürde herhangi bir engeli bulunan çocuk “ailenin soyuna gölge düşüren” kötü bir işaret sayılmakta, böylece topluluktan belirlenmiş bir kişi bu durumdaki çocukları öldürmekle görevlendirilmektedir. Bu tür suçlar büsbütün cezasız kalmakta veya suçlular hafif cezalara çarptırılmaktadır. Taraf Devletler, halkı duyarlılaştırarak, uygun yasal düzenlemeler getirerek ve engelli çocukların yaşam, yaşama ve gelişme haklarını doğrudan veya dolaylı biçimde ihlal edenlerin layık oldukları biçimde cezalandırılmalarını sağlayarak bu tür uygulamalara son vermelidirler.

Çocuğun görüşlerine saygı

Zaman zaman, engelli çocuklara yönelik politikaların ve kararların kendileri engelli olan veya olmayan yetişkinler tarafından belirlendiği, çocukların kendilerinin ise bu sürecin dışında bırakıldıklarına tanık olunmaktadır. Oysa, engelli çocukların, kendilerini etkileyecek konularda görüşlerini dile getirmeleri, oluşum halindeki yetenekleri gözetilerek bu görüşlerin dikkate alınması temel önemdedir. Bunun anlamı, engelli çocukların, genel olarak çocuk, özel olarak da engelli konumdaki kişiler olarak kendilerini etkileyecek kararların alındığı meclis, komite ve forum gibi çeşitli organlarda yer alıp buralarda görüşlerini dile getirebilmeleridir. Çocukların bu tür süreçlere dahil edilmeleri, geliştirilecek politikaların gereksinim ve özlemlere uygun düşmesini sağlamanın ötesinde, kapsama bakımından da değerli bir araçtır; çünkü, karar alma süreçleri böylece katılımcı hale gelecektir. Çocuklar, görüşlerini dile getirme açısından hangi iletişim tarzı daha uygun ise bunun araçlarıyla donatılmalıdır. Taraf Devletler, ayrıca, aileler ve profesyonellere yönelik eğitimin geliştirilmesini de destekleyerek, bu kesimlerin, çocukların kendi yaşamlarına ilişkin kararlarda giderek artan sorumluluklar üstlenmelerine yardımcı ve saygılı olmalarını sağlamalıdır.

Engelli çocuklar, potansiyellerini tam olarak gerçekleştirebilmek için sağlık ve eğitim alanında özel hizmetlere gerek duyarlar. Bu hizmetlerden ilgili paragraflarda ayrıntılı biçimde söz edilecektir. Ancak hemen belirtmek gerekirse, engelli çocukların manevi, duygusal ve kültürel gelişimleri ve esenlikleri çoğu kez ihmal edilmektedir. Bir çocuğun yaşamı açısından temel önem taşıyan bu gelişimi hedefleyen özel günlere ve etkinliklere katılımları hiç söz konusu değildir veya ancak asgari düzeydedir. Engelli çocukların katılımları, ancak özel olarak kendilerine yönelik etkinliklerle sınırlı kalmaktadır. Bu da, engelli çocukların daha da marjinal konuma itilmelerinden başka bir sonuç vermemekte, çocukların yalıtılmışlık duygularını derinleştirmektedir. Çocuğun kültürel gelişimi ve manevi esenliği için geliştirilen programlar ve etkinlikler, bütünlüklü ve katılımcı bir tarz da, hem engelli hem de engelli olmayan çocukları birlikte kapsamalıdır.

 

V. SÖZLEŞMELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 90. maddesine göre;

“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile anayasa mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” (T.C. Anayasa’sı madde 90).

Anayasa’nın söz konusu hükmü gereğince, usulüne uygun olarak onaylanmış uluslararası antlaşma olan engellilerin haklarına ilişkin sözleşme ve Çocuk Hakları Sözleşmesi diğer insan hakları sözleşmeleri gibi, hukuki normlar hiyerarşisi içinde anayasa metniyle aynı düzeydedir. Bu çerçevede sözleşme, Türkiye’de yapılan tüm yasal ve idari düzenlemelere dayanak teşkil ettiği gibi, bağımsız Türk mahkemeleri için doğrudan atıf yapılabilecek bir norm niteliğine de sahiptir.

 

1. Her iki Sözleşmede de engelli çocukların Medeni siyasi, ekonomik ve sosyal hakları ve özgürlükleri düzenlenmiştir.

Buna göre: Ad ve kimlik hakkı, vatandaşlık hakkı, kimliğin korunması, ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplantı yapma özgürlüğü, özel yaşam hakkı, işkenceye veya zalimane ve aşağılayıcı muamelelere maruz kalmama hakkı ve yasa dışı keyfi biçimde özgürlükten yoksun kalmama hakkı, engelliler dahil bütün çocuklara saygı gösterilmesi, korunması ve geliştirilmesi gereken evrensel temel haklar ve özgürlükler olarak ifade edilmiştir. Burada, engelli çocukların haklarının ihlal edilme olasılığının daha fazla olduğu veya engelli çocukların korunması için özel programlara gereksinim duyulduğu alanlara özel dikkat gösterilmesi hususunda düzenlemelere yer verilmiştir.

Engelli çocuklarda, doğumdan sonra nüfusa kaydedilmeme olasılığı daha yüksektir. Bu çocukların doğum kayıtları olmadıkça hukuken de tanınmama sorunuyla karşılaşılır ve aynı çocuklar resmi istatistiklerde de görünmez duruma düşerler. Nüfus kaydının olmaması, insan haklarından yararlanma açısından olumsuz sonuçlar doğurur. Bunların arasında, resmen yurttaş konumunda olmama, eğitime, sağlık ve diğer sosyal hizmetlere ulaşamama da yer alır. Ayrıca, nüfusa kaydedilmemiş engelli çocuklar için ihmal edilme, kurumlara yerleştirilme ve hatta ölüm riskleri daha yüksektir.

Çocuk Hakları Komitesi, Sözleşme’nin 9 nolu genel yorumunda, 7. maddesi ışığında, taraf Devletlere, engelli çocukların doğumdan hemen sonra nüfusa kaydedilmelerini sağlamaya yönelik gerekli bütün önlemleri almaları tavsiyesinde bulunmuştur. Bu amaçla alınabilecek önlemler arasında “etkili bir doğum kayıt sisteminin geliştirilmesi ve uygulanması, kayıt harçlarının kaldırılması, gezici kayıt birimleri kullanılması ve henüz kaydolmamış çocuklar için de okullarda kayıt birimleri oluşturulması” yer almaktadır. Taraf Devletler, bu bağlamda, 7. maddedeki hükümlerin, ayrımcılık gözetmeme (madde 2) ve çocuğun yüksek yararı (madde 3) hükümleri ile uyumlu biçimde eksiksiz olarak uygulanmasını sağlamalıdırlar.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

2. Haklara ve hizmetlere erişim hakkı

Engelli bireyler için insan haklarının tam olarak kullanılabilmesi için temel koşul bu hakların erişilebilir olması gerekmektedir. Hem fiziksel çevrenin hem de bilgi ve teknolojik araç-gereçlerinin engelli çocukların erişimine uygun olması şarttır. . Kamu taşımacılığına ve resmi daireler, alışveriş merkezleri, eğlence-dinlenme tesisleri gibi bütün yerlere fiziksel erişilememezlik, engelli çocukların insan hakkı ihlalleri yaşamalarına ve dışlanmalarına yol açan başlıca faktörler arasındadır ve ayrıca bu erişilmezlik engelli çocukların sağlık ve eğitim dahil çeşitli hizmetlerden gereğince yararlanabilmelerini de engellemektedir. Bütün taraf Devletler, engelli çocukların ailelerinin veya onlara bakan kişilerin maddi durumlarını da dikkate alarak, kamu taşımacılığını güvenli, kolay erişilebilir olması için uygun politika ve usulleri geliştirmelidir. Yeni yapılan bütün kamu binaları engelli çocukların oralara erişebilmeleri ile ilgili uluslararası standartlara uygun yapılmalı, okullar, sağlık tesisleri, hükümet binaları, alışveriş merkezleri dahil olmak üzere mevcut yapılar engelli çocukların da erişebilmelerini sağlamalıdır.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

3. Aile ortamı ve alternatif bakım

Sözleşmelere göre: Ailenin her bakımdan yeterince desteklenmesi halinde engelli çocuklara en iyi bakım kendi aile ortamlarında verilebilir. Bu desteğe, ana babanın ve kardeşlerin eğitilmesi de dahildir. Ancak bu eğitim yalnızca engelliliği ve bunun nedenlerini ele almamalı, çocuğun kendine özgü fiziksel ve zihinsel gereksinimlerini de gözetmelidir. Engelli çocukların ailelerinin karşılaştıkları strese ve güçlüklere duyarlı psikolojik destek ve ailenin ortak dilinde, örneğin işaret dilinde eğitim sayesinde ana babalar ve diğer aile üyeleri, engelli kişilerle iletişim kurabilirler. Özel ödenekler biçimindeki maddi desteğin yanı sıra, engelli çocuğun ailesine ve topluluğuna tam anlamda katılabilmesi ve bu ortamlarda saygın ve kendi ayakları üzerinde bir yaşam sürdürebilmesi için gerekli, örneğin özel mobilyalar ve hareket araçları gibi malzemeler de temin edilmelidir. Bu bağlamda, kendilerine bakan kişilerin durumlarından etkilenen çocuklara da gerekli destek sağlanmalıdır. Örneğin, engelli bir ana/baba veya bakıcı ile birlikte yaşayan bir çocuğa, haklarını eksiksiz biçimde koruyacak ve kendi yararına olduğu sürece bu kişiyle birlikte yaşamaya devam etmesini sağlayacak destek verilmelidir. Destek hizmetleri arasında, evdeki işlere yardım ve topluluk düzeyinde gündüzlü bakım gibi ferahlatıcı imkanlar da yer almalıdır. Bu tür hizmetler sayesinde büyükler işlerinde çalışabilecek, stres azalacak ve sağlıklı aile ortamlarının sürdürülmesi mümkün olacaktır.

 

4. Şiddet, istismar ve ihmal

Her iki Sözleşme de engelli çocukların şiddet, istismar ve ihmal karşısında korunması için taraf devletleri taahhüt altına sokmaktadır. Engelli çocuklar, aile, okul, alternatif bakım sağlayanlar dahil özel ve kamusal kurumlar, çalışma ortamları ve genel olarak topluluk dahil bütün ortamlarda, ister zihinsel, ister fiziksel ister cinsel anlamda olsun her tür istismara daha açıktır. Engelli çocuklar, evlerinde ve kurumlarda çoğu kez psikolojik ve fiziksel şiddete, cinsel istismara maruz kalmakta, ayrıca aile üzerine fazladan bir fiziksel ve maddi yük getirdiklerinden ihmale ve ihmalkar muamelelere uğrayabilmektedir. Dahası, işlevsel bir şikayet ve izleme sisteminin bulunmaması durumunda, istismar daha sistemli ve sürekli bir özellik kazanabilmektedir. Okullardaki akran zorbalığı, çocukların çoğu kez karşılaştıkları özel bir şiddet türüdür ve bu tür istismar engelli çocukları daha fazla hedef alabilmektedir. Bu çocukların özel olarak güç durumda olmalarına yol açan nedenler arasında, diğerlerinin yanı sıra şunlar da yer almaktadır:

a) İşitme, hareket etme, soyunup giyinme, tuvalet ve banyo güçlükleri, engelli çocukların kişisel bakımını başkalarının desteği ile yapabilmeleri bazen daha fazla istismara uğramalarına neden olabilmektedir.

b) Kurumda kalan engelli çocuklar için Ana babadan, kardeşlerden, geniş aileden ve arkadaşlardan ayrı olma durumu bazen istismar olasılığını artırabilmektedir.

c) İletişim sorunları ve zihinsel engeli olan çocuklar, herhangi bir istismar durumundan şikayet etseler bile bunun dikkate alınmaması, inandırıcı bulunmaması veya yanlış anlaşılması olasılıkları daha fazladır.

d) Engelli çocuğun ana babası veya bakımından sorumlu diğer kişi, fiziksel, ekonomik ve duygusal açılardan ciddi bir baskı veya stres altında olabilir. Yapılan araştırmalar, stres altında olanların istismara daha fazla yönelebildiklerini göstermektedir.

e) Çoğu kez, yanlış bir biçimde, engelli çocukların cinselliklerinin olmadığı, bu çocukların kendi bedenlerini tanımadığı düşünüldüğünden, bu çocuklar başta cinsel istismar olmak üzere istismara eğilimli kişilerin hedefi olabilmektedir.

Taraf Devletler, Sözleşmelere göre şiddet ve istismar sorunuyla ilgili olarak, aşağıdakiler dahil olmak üzere engelli çocuklara yönelik şiddet ve istismarı engelleyecek her tür önlemi almalıdırlar:

a) Çocuğun istismarının risklerini ve belirtilerini kavrayabilmeleri için ana babalara ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere gerekli eğitimin verilmesi gerekmektedir.

b) Ana babaların bakım sağlayacak kişiler ve tesisler konusunda titiz davranmalarının ve istismarı tespit edecek bilgilere sahip olmalarının sağlanması gerekmektedir.

c) Ana babalar, kardeşler ve çocuklara bakan diğer kişilere yönelik destek grupları sağlanması ve bu grupların özendirilmesi; böylece bu kesimlere çocuklara bakmalarında ve engellilik durumlarıyla baş etmede yardımcı olunması gerekmektedir.

d) Çocukların ve bakıcıların, çocuğun kendisine saygılı davranılması hakkı olduğunu, bu hakkın ihlali durumunda çocuğun ilgili mercilere şikayette bulunabileceğini bilmelerinin sağlanması gerekmektedir.

e) Okullar, okulda ve çevresinde akran zorbalığı sorununa karşı bütün önlemleri almalı, engelli çocukları bir yandan kapsayıcı eğitim sistemi içinde tutarken diğer yandan bu çocuklara özel koruma sağlanmalıdır.

f) Engelli çocuklara bakım veren kurumların özel olarak eğitilmiş personellerden oluşturulması, ilgili standartlarda hizmet vermesinin, düzenli olarak izlenip denetlenmesinin ve erişilebilir ve sonuç verici şikayet mekanizmalarına sahip olmasının sağlanması gerekmektedir.

g) Paris İlkeleri temelinde kurulan Kamu Denetçisi Kurulu ve Türkiye İnsan Hakları Kurulunun erişilebilir ve çocuğa duyarlı, iyi işleyen bir şikayet mekanizması oluşturulmasının sağlanması şarttır. .

h) Çocuğun aile ortamından yoksun kalmaması ve sağlıklı ve güvenilir bir ortamda bulunmasına özen gösterilerek, çocuğa yönelik hak ihlallerinin faillerinin cezalandırılmaları ve çocuğun yanından uzaklaştırılmaları için gerekli bütün yasal önlemlerin alınması gerekmektedir.

i) İstismar ve şiddet mağdurlarının, psikolojik olarak desteklenmesi tedavi programlarına özel olarak odaklanılarak tedavisi ve toplumla yeniden bütünleştirilmesi için her türlü çalışmalar yapılmalıdır.

 

5. Kurumlar

İki sözleşme de engelli çocukların kurumlara yerleştirilmesi ve orada yaşanan sorunlarla ilgili bir çok düzenlemelere yer vermiştir. Çocuk Hakları Komitesi, engelli çok sayıda çocuğun kurumlara yerleştirilmesine ve bu uygulamanın birçok ülkede tercih edilir bir yol sayılmasına ilişkin kaygılarını sıkça dile getirmiştir. “Buralarda eğitsel, tıbbi veya rehabilitasyona yönelik olsun sağlanan bakımın kalitesi, engelli çocukların bakımı açısından gerekli standartların genellikle çok altında olduğunu ifade etmiştir”.

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

Bunun nedeni, ilgili standartların belirlenmemiş olması veya bu standartların yaşama geçirilmemesi ve izlenmemesidir. Kurumlar ayrıca, engelli çocukların psikolojik, fiziksel, cinsel ve diğer istismar biçimlerine daha fazla maruz kalabilecekleri, ihmale ve ihmalkar muamelelerle karşılaşabilecekleri ortamlardır. Dolayısıyla Çocuk Hakları Komitesi, taraf Devletlere, kurumlara yerleştirmeye ancak en son çare olarak, bunun mutlaka gerekli ve çocuğun yararına olduğu durumlarda başvurmalarını ısrarla tavsiye etmektedir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 Kurumlara yerleştirmenin, yalnızca çocuğun hareket serbestliğini veya özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla yapılmamalıdır.

 

6. Sağlık hakkı

İki insan Hakları Sözleşmesinde de sağlıklı yaşama ve sağlık hakkı en üst düzeyde tanımlanmaktadır. “Mümkün olan en üst sağlık standardına ulaşılması” ile birlikte kaliteli sağlık bakımına katlanılabilir bir maliyetle erişebilme, bütün çocukların geri alınamaz hakkıdır. Ne var ki, engelli çocukların çeşitli sorunlar nedeniyle genellikle bu hakkın dışında bırakıldıkları görülmektedir. Bu sorunlar arasında ayrımcılık, ekonomik kaynak yokluğu nedeniyle hizmetlere erişememe, ulaşım sorunları, coğrafi dağılım ve sağlık kuruluşlarına fiziksel erişim yer almaktadır. Bir başka etmen de, özel olarak engelli çocukların gereksinimlerini ele alan, özel hedefli sağlık programlarının yokluğudur. Sağlık politikaları kapsamlı olmalı; engellilik durumlarının erken tespitine, zamanında müdahalelere, psikolojik ve fiziksel tedaviye, bu arada işitsel, görsel ve hareketlilik gibi başlıklarda protez dahil olmak üzere fiziksel yardımlara yönelmelidir.

Bununla birlikte, sağlık hizmetlerinin, engelli olmayan çocuklara hizmet veren aynı sağlık sistemi içinde, mümkünse ücretsiz olarak, gene mümkün olduğu ölçüde güncellenmiş ve modernleştirilmiş biçimde verilmesini sağlamak önemlidir. Engelli çocuklara sağlık hizmetleri verilirken, topluluk temelli yardım ve rehabilitasyon stratejilerine özen gösterilmelidir. Taraf Devletler, engelli çocuklarla çalışan sağlık profesyonellerinin mümkün olan en üst standartlarda eğitim almalarını ve çocuk merkezli bir yaklaşımla görevlerini yapmalarını sağlamalıdır. Bu konuda, taraf Devletlerin birçoğu, uluslararası kuruluşlar ve diğer taraf Devletlerle uluslararası iş birliğinden büyük yararlar sağlayacaktır.

Çocuk Hakları Komitesi, özellikle kızlar olmak üzere engelli çocukların zorla kısırlaştırılması biçimindeki yaygın uygulamadan derin kaygı duymaktadır. Halen sürmekte olan bu uygulama, çocuğun fiziksel bütünlük hakkının ciddi biçimde ihlali anlamına gelmektedir ve aynı uygulama çocukta fiziksel ve zihinsel sağlık açısından kalıcı olumsuz etkiler yaratmaktadır. Dolayısıyla Komite, taraf Devletlerin, engellilik gerekçesiyle çocukların zorla kısırlaştırılmalarına yönelik uygulamaları yasaklamalarını ısrarla talep etmektedir. https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

 

7. Eğitim hakkı

Engelli çocuklar, diğer bütün çocuklar gibi eğitim hakkına sahiptirler ve bu haklarından Sözleşmelerde de belirtildiği gibi herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadan, fırsat eşitliği temelinde yararlanacaklardır Bu amaca yönelik olarak, “çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve fiziksel kapasitesinin mümkün olan en üst düzeye ulaşması için” engelli çocukların eğitim imkanlarına etkili erişimlerinin sağlanması gerekmektedir.

Sözleşmelere göre: okullardaki uygulamaların bu yönde değiştirilmesi ve eğitimde olumlu sonuçlar alınabilmesi için öğretmenlerin farklı beceri ve yeteneklere sahip çocuklarla ilgilenebilecek eğitimden geçmeleri gerekliliğini vurgulamaktadır.

Engelli çocuklar birbirlerinden çok farklı olduklarından, ana babaların, öğretmenlerin ve diğer uzman kişilerin, tek tek her çocuğa kendi potansiyeline en uygun özel iletişim, dil, etkileşim, yönlenme ve sorun çözme yol ve becerileri geliştirmesinde yardımcı olmalıdır. Çocuğun becerilerini, yeteneklerini ve öz gelişimini destekleyen herkes, eğitimin ve gelişimin en uygun ve hedefli biçimde sağlanabilmesi için, çocuğun kaydettiği ilerlemeyi dikkatle izlemeli, çocuğun duygusal ve sözel iletişimlerini dikkatle dinlemelidir.

Sözleşmelere göre: Kapsayıcı eğitim engelli çocukların eğitiminde amaç olarak benimsenmelidir. Bununla birlikte, yerleştirme ve sağlanacak eğitim türü, çocuğun kişisel eğitim gereksinimlerine göre belirlenmelidir.

Engelli çocuklara, sportif etkinliklerin yanı sıra çeşitli kültür ve sanat etkinliklerine de katılabilmeleri için eşit fırsatlar tanınmalıdır. Bu tür etkinliklere hem bir kendini ifade etme aracı, hem de kendinden hoşnut, kaliteli bir yaşamın aracı olarak bakılmalıdır.

 

SONUÇ:

Her iki sözleşme de Engelli çocukların, diğer bireylerle herhangi bir ayrım olmaksızın, tüm temel insan hakları ve özgürlüklerinden eksiksiz şekilde ve tam bir eşitliğe uyarak yararlanmasını desteklemek, garanti altına almak ve her insanın doğuştan sahip olduğu onuruna saygıyı daha ileri bir düzeye taşımayı amaçlamaktadır. Bu eşitlik düşüncesi sözleşmelerin tamamına hakimdir.

Engellilik öznel değil, toplumların ve toplulukların kuruluş ve işleyişlerinin bir sonucu olup bireyin topluma tam ve etkin katılımını engelleyen, haklardan yararlanmasında ayrımcılığa yol açan tutumlar ve çevre koşullarından kaynaklanan bir durumdur. Bu bağlamda engellilik; çevre koşullarının uygun hale getirilip getirilmediği ve bireyler arasındaki farklılıklar gözetilerek tüm bireylerin haklardan tam olarak faydalanmasını sağlayan yasa, politika ve tutumların oluşturulup oluşturulmadığı ile ilgilidir.

Sözleşmelerin yapısı incelendiğinde görülecektir ki engelli çocukların birer merhamet nesnesi olarak değil asıl hak sahibi özneler oldukları kabul edilmiştir. Bu yönüyle insan onuru kavramı sözleşmelerde önemli bir yere sahiptir.

 

KAYNAKÇA

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sı

https://humanistburo.org/dosyalar/humdosya/BM%20CHK%20Genel%20Yorum%20No9%20-%20Engelli%20Cocuklarin%20Haklari.pdf

https://www.unicef.org/turkiye/%C3%A7ocuk-haklar%C4%B1na-dair-s%C3%B6zle%C5%9Fme 

https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2312020100834bm_48.pdf