Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi' Sonrası Ülkemize Eleştirel Bir Bakış (Şerif Ali MUTLU)

Cu, 07/21/2023 - 18:56 tarihinde GörevHukukYönetici tarafından gönderildi

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ENGELLİ HAKLARI SÖZLEŞMESİ’ SONRASI ÜLKEMİZE  ELEŞTİREL BİR BAKIŞ

 

Avukat: Şerif Ali MUTLU

 

Değerli okurlar, Bilindiği üzere, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesinin iç hukuk hükmü haline geldiği tarihten bu yana 15 yıl geçti. Bu süreçte gerek siyasi irade, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse engelli kanaat önderleri tarafından ne gibi çabalar gösterildi ki, ne gibi ilerlemeler sağlandı. Bunların muhasebesi yapılmış mıdır? Siyasi irade içerisinde faaliyet gösteren engelli vekiller ne gibi çalışmaların altına imzalarını atmışlardır. Seçim kanunu değişikliği olumlu görülmekte ise de, son seçimlerdeki uygulama tamamen bir fiyaskodur. Yüksek seçim kurulu görme engelli vatandaşlarına seçme hak ve özgürlüğünü kullandırmakta acziyet içerisinde kalmıştır.

Değerli okurlar, aşağıdaki sorulara ne derece olumlu yanıt verebiliyoruz? Birlikte bir bakalım;

Anılan sözleşme ile son 15 yılda hayatımızda Neler değişti?

yenilik olarak yaşam standardımıza hangi unsurlar katıldı?

Erişilebilirlik, Eşitlik, Eğitim, Sağlık, İstihdam, Ekonomik, Sosyokültürel haklar bağlamında hangi artı değerler yaşamımıza etki eder hale geldi?

Adalete kolayca ve usulünce erişebiliyor muyuz?

Fiziksel koşullar bağlamında, erişilebilirlik sorunları ne derece çözüme kavuştu?

Vatandaşlık hakları bağlamında kendimizi diğer vatandaşlarla ve hatta göçmenlerle dahi eşit hissedebiliyor muyuz?

İstihdam imkanlarımız bağlamında hangi boyutta hak temelli mesleki imkanlarımız gelişti?

Mesleklerimizi icrada eşit imkanlara kavuşturulduk mu? 

Ekonomik ve veya Sosyal haklar bağlamında 5378 Sayılı Yasa, 2022 Sayılı yasa ve 2822 Sayılı Yasanın ek 7. maddesi bağlamında haklar geriye mi yoksa ileriye mi taşındı?

Anılan sözleşmenin 5825 Sayılı Kanunla iç hukuk hükmü niteliği kazanması ile birlikte büyük umutlar taşıyan engelliler, aileleri, engelli hak mücadelesinin STK önderlerinin yanı sıra ve bir kısım duyarlı sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve üyeleri sükutu hayale uğradı.

Gerçekten de kabulü öncesinde büyük umutlar beslenen anılan sözleşme ile düzenlenen hakların iç hukuk sistemine entegre edilememesi / edilmesi için gerekli kamu oyu gücünün sağlanmaması üzerine, hali hazırda engelliler alanında demoralizeysen olgusu hakim kılınıp, etkin ve eylemsel engelli mücadelesinin de önü kesilecek boyuta getirildi.

Bu olumsuz ortamın tek müsebbibinin siyasi irade olarak göstermek hiç de insaflı olmayacağı kanaatindeyim. Oluşan bu olumsuz konjoktürün en önemli etkenlerinden birisi mücadeleci ve hak temelli mücadele verdiğini iddia eden bir kısım STK’ların tamamen kazanç kapısı yaklaşımı ile görünüşte engelli sorunlarına eğilme yaklaşımlı, gerçekte ise bireysel yada örgütsel menfaat odaklı proje ve faaliyetleri bir kısım düşünen / etkin rol alma yeteneğini taşıyan engelli kesimini anılan yapılardan uzaklaştırdı.

Diğer taraftan da, siyasi iktidara ve anlayışına bir nebze yakınlık taşıyan kişi yada gurupların hakim olduğu STK’lar da siyasi iktidarla aralarındaki menfaate / siyasi saiklere dayalı ilişkinin bozulmaması niyeti ile Sözleşmenin ülkemiz iç mevzuatına monte edilmesi gereken boyutlarından hiç söz etmez, hatta anılan düzenlemelerin iç hukukumuzda var olduğu gibi dolaylı düşün metotlarına sığınarak, hiçbir şey yapmama, yapılanlardan da geri durma kodunu benimsediler.

Böylece B.M. Sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden itibaren başlayan 15 yıllık hiç de yadsınamayacak bir zaman dilimi engelli haklarının geliştirilmesi ve geleceğe yönelik planlanması meselesi rafın geri bölümlerine itilip, önüne ağır düşünsel yükler yığarak, anılan sözleşmeden kaynaklanan hak ve özgürlüklerin ön plana çıkması önlenir hale geldi.

Temel hak ve özgürlüklerin belirli bir toplum kesimini ilgilendiren engelli hakları olgusunun gelişimi için Engelli hukukunun bir hukuk dalı olarak geliştirilmesinin önü açılmadığı gibi, 1997 yılında başlayan gelişme trendi 2010’lu yıllardan itibaren yönünü aşağı çevirerek, büyük mücadelelerle elde edilen kazanımların geriye götürülüşüne üzülerek şahit olduk.

Pekala ne yapılmalı? Nereden başlayıp, nereye doğru götürmek gerekli?

İşte Görme Engelli Evrensel Hukukçular derneği ve Yayın organı olan Yarasa Hukuk dergisi bir taraftan teorik olarak bu konuları tartıştırıp, sivil toplum kuruluşlarının ve yılgınlığa düşme safhasında olan engelli camiasına bir ışık olmak, diğer taraftan da pratik boyutta iyi / kaliteli uluslararası uygulama ve örneklerden hareketle Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesinden kaynaklanan bir çok engelli hak ve özgürlüğünün ülkemiz kamu oyunda benimsenip, ülkemiz iç hukukuna entegrasyonun önünü açma niyetli teorik sunumlar yapmayı hedeflemektedir.

Bu bağlamda, duyarlı, bilimsel ve hukuki temelli anlayışlara ihtiyaç duyan dergimiz ve örgütümüz, her türlü fikir açıcı yaklaşıma, her türlü geliştirici anlayışa açık olmakla, engelli hakları bağlamında her boyutta olumlu / geliştirici düşünen kesimlerin harekete geçmesi için gerekli çabayı göstermeye devam edecektir.

Tabi ki bu çabada siz aydın, engelli sorunlarını içselleştirip, çözüm odaklı yaklaşan kişi ve kuruluşlara da ihtiyaç duymaktadır. El ele, engelli sorunlarının çözümü için onurlu mücadeleye devam diyoruz. Derneğimizin her yazısı, her paragrafı ufuk açıcı olmaya, öncülük etmeye devam edecektir. Sonraki sayılarımızda görüşmek / konuşmak / tartışmak ve söylenecekleri en üst perdeden söylemek üzere. Saygılarımla.