LİTERATÜR DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: İSTİHDAM ÇALIŞMALARI VE ÇALIŞMA HAKKINA YÖNELİK MAKALELERİ İÇEREN BİBLİYOGRAFYA
Hazırlayan: Avukat Hikmet KARADAĞ
Bu bölümde, Engelli Hukuku ve engelli hakları konusunda çalışan; akademisyenler, hak savunucuları, avukatlar, meslek elemanları, sivil toplum ve kamu temsilcileri, sendikalar, partiler, birlikler, odalar ve baroların çalışmalarını kolaylaştırmak ve gerekli hukuki ve toplumsal nosyonu sağlamak amacıyla; engellilerin toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel ve diğer hukuksal sorunları hakkında yayınlansın, yayınlanmasın yazılmış; kitap, çeviri, derleme, araştırma, inceleme, makale ve raporların indeksli listeleri yayınlanacaktır. Dergimizin bu sayısında engellilerin çeşitli alanlardaki istihdamlarına yönelik yapılmış çalışmalar ve engellilerin çalışma hakkı ile ilgili tespit edebildiğimiz; makalelerin indeksi sunulacaktır. Bu çalışmaları yaparak kamuoyunun yararlanmasına sunan herkese en içten duygularımız ile teşekkürü borç biliyoruz. Umarız, bu tür çalışmalar ve bu çalışmalardan yararlananların sayısı artar. Yaptığımız bu yayınla, bu amacın gerçekleşmesi için birazcık olsun katkımız olacaksa, işbu çalışma amacına ulaşmış demektir.
ÇALIŞMA HAYATI VE İŞ HUKUKU
***1998 İş Hukukunda Özürlü İstihdamı Yöntemleri, M. Fatih UŞAN, (1998), Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 6, Sayı 1-2 (Prof. Dr. Süleyman ARSLAN’a ARMAĞAN), 1998, 851 - 8832016
Öz: İş Hukukunda Özürlü İstihdamı Yöntemleri
1999 TÜRKİYE’DE SAKATLARIN İSTİHDAM EDİLEREK KORUNMALARINI ÖNGÖREN SOSYAL POLİTİKALAR YENİDEN YAPILANIRKEN, Ömer Zühtü ALTAN, (1999), Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 15, Sayı 1, 1999, 403 - 436
Öz: Sakatların istihdam edilerek korunmalarını öngören sosyal politikalar, ülkemizde daha çok 1960 lı yıllarda izlenmeye ve 1961 Anayasası ile 1967 yılında yürürlüğe giren 854 sayılı Deniz İş Kanunu ve 931 sayılı İş Kanunu’da yer alan hükümler çerçevesinde yönlenip, biçimlenmeye başlamıştır. Daha sonraki dönemlerde ise sakatlar, devletin ve kamuoyunun gündeminde giderek daha çok yer almışlardır.
Özellikle 1990 lı yıllarda bu alanda sürdürülen politikalar hukuki ve kurumsal birçok düzenlemeye konu olmuştur. Tüm bu gelişmeler hiç kuşkusuz övgüyle karşılanmalıdır. Sakatların korunmasını öngören politikalar, Türkiye›de artık yerleşik bir biçim kazanmaktadır.
Ancak; ülkemizde sakatlara yönelik sosyal politikaların daha çok sakatların çalışma yaşamına girebilmede korunmalarına yönelik olarak, sınırlı bir alanda ve özellikle de kota tekniği yörüngesinde yapılandığı gözlenmektedir. Oysaki son yıllarda çeşitli araştırmaların sonuçları ile sayısal veriler, salt kota tekniğinden yararlanılarak ya da bu tekniğin uygulanma koşullarını iyileştirerek sorunun çözülemeyeceğinin ipuçlarını vermektedir.
Bu yapılanma sürecinde; hem kota uygulamalarındaki başarısızlığın önyargısız sorgulanması, hem bu tekniğinin sakatların korunulmasına yönelik politikalar içindeki yerinin daha iyi değerlendirilmesi ve hem de bu alanda başka ülkelerde yaşanılan deneyimlerden yararlanılması gerekir. Bu alanda üzerinde uzlaşılacak bir düşünce birliğinin ve buna dayalı kapsamlı bir sosyal planlamanın, yalnızca kota uygulamalarına değil, sakatların daha iyi korunulabilmesine yönelik politikaların üretilebilmesine de önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.
2005 Türkiye’de Özürlülerin İstihdamı: Ayrımcılığın Önlenmesine Yönelik Mevcut Önlemlerin Etkinliği, Doğan N. LEBLECÎ, Mustafa Kemal ÖKTEM, Mehmet Devrim AYDIN, Uğur ÖMÜRGÖNÜLŞEN, (2005), Toplum ve Sosyal Hizmet, Cilt 16, Sayı 1, 2005, 21 – 44
***2006 İşverenin Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru Çalıştırma Zorunluluğu, A. Eda MANAV, (2006), Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 10, Sayı 1, 2006, 137 - 169
Öz: İş hukukunda kural sözleşme yapma özgürlüğü olmakla birlikte, işçileri korumak amacıyla bu özgürlük birtakım sınırlamalara tabi tutulmuştur. İşverenin özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma zorunluluğu da bu sınırlamalardan birini teşkil etmektedir. İş hukukunda işverenin özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma zorunluluğu kaynağını öncelikle Anayasa›dan almaktadır. Bunun yanı sıra 4857 s.İş K.m.30 ve İş Kanununa bağlı olarak çıkarılan Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru İstihdamı Hakkında Yönetmelik de işverenin söz konusu yükümlülüğünün kaynağını oluşturur. 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun da özürlülerin istihdamına ve korunmasına yönelik hükümler içermektedir. Söz konusu düzenlemelerin temel amacı, özel durumları sebebiyle iş bulmakta güçlük çeken özürlü, eski hükümlü ve terör mağdurlarının çalışma hayatına katılımlarının sağlanmasıdır.
2006 ÇALIŞMA HAYATINDA ÖZÜRLÜLERE KARŞI AYRIMCILIK, Dilek BAYBORA, (2010), Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, Cilt 0, Sayı 51, 2006, 229 - 269
Öz: Türkiye›de, toplam nüfusun %12.29›unu özürlüler oluşturmaktadır. Bu kişilerin toplumdan dışlanmak yerine topluma kazandırılması, çağdaş sosyal politikaların konusunu oluşturmaktadır. Özürlülerin toplumsal hayata katılma yollarından biri de, istihdam edilerek çalışma hayatında yer almalarının sağlanmasıdır. Bu şekilde, başkalarına bağımlı olmak yerine kendilerine bakabilecek geliri elde edebileceklerdir. Ayrıca, kendilerini üretken, verimli, topluma ve ekonomiye katkısı olan kişiler olarak değerlendireceklerdir. Özürlülerin istihdam edilmelerinde, bazen yeterli vasıflara sahip olmamalarının yanı sıra, toplumda, işverenlerde, işyerlerinin özürlü olmayan çalışanlarında bulunan önyargılar etkili olmaktadır. Özürlülerin yeterli vasıflara sahip olmadıkları, üretken olmadıkları, işyerine uyum gösteremeyecekleri gibi gerçek olmayan inançlar, özürlülerin istihdamını güçleştirmektedir. Ayrıca, bu önyargılar özürlülere karşı ayrımcı davranışların oluşmasına da neden olmaktadır. Özürlülerin istihdamında çeşitli yöntemlerden yararlanılması mümkün olmakla birlikte, Türkiye›de esas itibarıyla kota uygulamasından yararlanılmaktadır. Türkiye›de özürlülerin istihdamlarını arttırmak için mutlaka diğer yöntemlerden de etkin olarak yararlanılmalıdır. Ayrımcı davranışlara karşı hukuki düzenlemeler ve yaptırımlar düzenlenmelidir.
2007 İşverenlerin Zihin Engelli bireylerin istihdamlarına ilişkin görüş ve önerileri, Nimet BARAN, Atilla CAVKAYTAR, (2007), İlköğretim Online, Cilt 6, Sayı 2, 2007, 213 - 225
Öz: Bu araştırmanın amacı; işverenlerin zihin engelli bireylerin (ZEB) istihdamlarına ilişkin görüş ve önerilerinin neler olduğunu belirlemektir. Araştırma ZEB’in çalıştığı işyerlerindeki 20 işverenle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma, durum saptamaya yönelik betimsel bir çalışmadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırma sonuçları, işverenlerin, ZEB’in istihdam edilebilmeleri için sorumluluk, teknoloji, uyum, ekip çalışması, iletişim ve akademik beceriler aradıklarını ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra ZEB’in iş ve işyeri deneyimlerinin arttırılmasının ve işe göre hazırlanmalarının önemli olduğu, okulların toplumu ve aileleri bilgilendirme konularına ağırlık vermesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Araştırma sonunda; ZEB’in istihdamlarında ne tür becerilerin göz önünde bulundurulduğu, bu bireylerin istihdam olanaklarının arttırılması konusunda bireylere sunulan eğitim hizmetlerinde hangi noktalar üzerinde ağırlıklı durulması gerektiği işveren görüşleri doğrultusunda ortaya konmuştur.
2009 TÜRKİYE’DE ÖZÜRLÜLERİN ÜCRET KARŞILIĞI İSTİHDAMINI BELİRLEYEN DEĞİŞKENLER VE ÖNERİLER, İnci KUZGUN, (2009), Yaşar Üniversitesi E-Dergisi, Cilt 4, Sayı 15, 2009, 2451 – 2466
Öz: ürlü işgücü, istihdam politikası içinde hedef gruplardan birisi olarak yer almaktadır. Bu nedenle, özürlü kişinin ekonomik faaliyetlere ücret karşılığı doğrudan katılım düzeyi önemlidir. Bu çalışma, Türkiye’de özürlülerin ücret karşılığı işgücüne doğrudan katılımını belirleyen değişkenleri ortaya koymayı amaçlamaktadır.
2009 TÜRKİYE’DE ÜCRET KARŞILIĞI ÖZÜRLÜ KADIN İŞGÜCÜ İSTİHDAMININ BELİRLEYİCİ DEĞİŞKENLERİ, İnci KAYHAN KUZGUN, (2009), Toplum ve Sosyal Hizmet, Cilt 19, Sayı 2, 2008, 57 - 66
Öz: Bu makalenin amacı, Türkiye’de özürlü kadının işgücü piyasasında ücret karşılığı istihdamını belirleyen değişkenlerin belirlenmesidir. Bu açıdan, çalışma Türkiye’de ücret karşılığı özürlü kadın işgücü istihdamını gözden geçirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye’de kadının ve özürlülerin ücret karşılığı işgücüne katılımını belirleyen değişkenler, özürlü kadının ücret karşılığı istihdamını da belirlemektedir. Bu değişkenler, özürlü kadın işgücünün bireysel özellikleri, yasal düzenlemeler ve makroekonomik koşullardır. Sonuç olarak, Türkiye’de özürlü kadın işgücünün ücret karşılığı istihdamında bireysel özellikleri yanında, yasal ve makroekonomik değişkenler etkili olmaktadır.
2010 AKADEMİK PERSONELİN ENGELLİ BİREYİN İSTİHDAMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA, Zeynep Aytül ÇAKMAK, Gamze Ebru ÇİFTÇİ, (2010), Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Sayı 1, 2010, 67 - 83
Öz: Bu çalışma, Kırıkkale Üniversitesinde çalışan akademik personelin özürlü bireyin istihdamına ilişkin tutumunu ölçmeye yönelik bir araştırmadır. Çalışmada özürlülerin topluma entegre olmalarının önündeki en büyük engellerden olan eğitim ve istihdam üzerinde durulmuş ve mesleki beceri kazandıracak eğitimcilerin görüşleri alınmaya çalışılmıştır. Araştırma için 44 soruluk anket formu oluşturulmuş, 280 akademisyene anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16.0 programında analiz edilmiş ve analiz sonucunda akademisyenlerin engelli bireyin istihdamına ilişkin tutumlarının olumlu olduğu fakat engelli bireye yönelik düzenlenen yasal mevzuat konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları gözlenmiştir.
2011 ORTOPEDİK ENGELLİLERİN İSTİHDAMINDA TELE ÇALIŞMAYA İLİŞKİN TUTUMLAR AÇISINDAN BİR UYGULAMA, H. Filiz ALKAN MEŞHUR, (2011), Akdeniz İİBF Dergisi, Cilt 11, Sayı 22, 2011, 72 - 118
Öz: Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemelerle birlikte işin yerine getiriliş şekilleri de değişmekte ve dönüşmektedir. İşin geleneksel işyeri dışında yapılması esasına dayalı tele çalışma, bilgi çağının beraberinde getirdiği önemli gelişmelerden birisidir. Bu makalenin amacı, ortopedik engelli kişiler için bir istihdam alternatifi olarak tele çalışma kavramını değerlendirmektir. Bu bağlamda, makalede engellilerin istihdamının önemi vurgulandıktan sonra, esnek ve yeni bir çalışma biçimi olan tele çalışma ve unsurları tartışılmıştır. Ayrıca, tele çalışmaya yönelik tutumların belirlenmesi amacıyla, Ankara ilinde yaşayan 155 ortopedik engelli bireyi kapsayan bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, tele çalışma ortopedik engellilerin çalışma yaşamına katılımlarını artıran bir istihdam seçeneğidir ve bu yolla çalışacak olan ortopedik engellilerin sosyal yaşama entegrasyonları artacaktır.
2012 Özürlü İstihdam Yöntemlerinin Uygulanabilirliği Üzerine Bir Değerlendirme, Cihan Selek ÖZ, Serdar ORHAN, (2012), Çalışma İlişkileri Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2012, 36 - 48
Öz: Özürlülerin istihdamına yönelik başlıca yedi yöntem bulunmaktadır: Kota sistemi, korumalı işyerleri, kişisel çalışma yöntemi, işverenlerin zorunluluk olmadan özürlü istihdamı, evde çalışma, kooperatif çalışma yöntemi ve sadece özürlülerin çalıştırıldığı seçilmiş işlerde istihdam. Bu çalışmada, sayılan bu yedi yöntemin güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmuş ve uygulanabilirlikleri tartışılmıştır. Sonuç olarak her yöntemin kendine göre avantaj ve dezavantajları olduğu tespit edilmiş, hangi yöntem tercih edilirse edilsin önemli olanın özürlü istihdamının önündeki engellerin çeşitli şekillerde kaldırılması olduğu vurgulanmıştır.
2012 ENGELLİ BİREYLERİN İSTİHDAMINA YÖNELİK BİR VAKA ÇALIŞMASI: “ENGELSİZ EĞİTİM” - A CASE STUDY TO THE EMPLOYMENT OF DISABLED PEOPLE: “EDUCATION WITHOUT OBSTACLES”, İnci ZAİM GÖKBAY, Ahu ERGEN, Nesrin ÖZDEMİR, (2012), Öneri Dergisi, Cilt 9, Sayı 36, 2011, 1 – 8
Özet: Ülkemizde resmi rakamlara göre dokuz milyon engelli yaşamaktadır. Engelli bireylerin sosyal hayatta karşılaştıkları sorunların yanı sıra eğitim ve istihdama yönelik sorunlarının da olduğu bir gerçektir. Engelli bireylerin gerek fiziki koşullar gerekse eğitim sisteminden kaynaklanan nedenlerden dolayı yeterli eğitim alamamaları, onların arzu ettikleri işlere kavuşmalarını engelleyen nedenlerden biridir. Bu çalışmada; bir vakıf üniversitesi, bir sivil toplum kuruluşu ve istihdam konusunda yetkili devlet kurumu işbirliğiyle uygulanmış
“Engelsiz Eğitim” projesi vaka analizi yöntemiyle irdelenmiş ve ileride bu alanda çalışma yapacak diğer kurumlara bir model oluşturabilmesi için yöntem ve sonuçların ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma keşifseldir, derinlemesine mülakat ve uzman görüşleri ile veri toplanmıştır. Sonuçlar; engellilerin eğitim ve istihdamına yönelik olarak; engelli ihtiyaçları, istekleri ve yetkinliklerine dayalı testler, bilimsel yaklaşım ve akademisyenlerin eğitmen olduğu bir programın önemini vurgulamaktadır.
2013 İşitme Engelli Bireyler İçin Mesleki Eğitim Programlarının Düzenlenmesine Yönelik Öneriler, Zehranur KAYA, Ümit GİRGİN, Yıldız UZUNER, (2013), Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 4, Sayı 1, 2013, 107 - 128
Öz: Üniversite eğitimi işiten ve işitme engelli öğrenciler için mesleki gelişimleri açısından önemli adımlardan biridir. Araştırmalarda işitme engelli gençlerin okuma yazma eğitimi için hazırlanan eğitim ortamlarının anlamlı, işlevsel ve amaçlı olmasının önemi belirtilmektedir. İşitme engellilerin mesleki eğitim programlarında dil ve okuma yazma becerilerinin önemi vurgulanmalıdır. Okuma yazma öğretimi yaklaşımları arasında Dengeli Okuma Yazma Öğretimi’nin işitme engellilerin de okuma-yazma ihtiyaçlarına yanıt verdiği ve mesleki eğitim programının ilkeleriyle uyumlu olduğu görülmektedir. Bu makalede eğitim programının öğeleri dikkate alınarak işitme engelli bireyler için hazırlanacak mesleki eğitim programlarına yönelik öneriler sunulmaktadır. Bu önerilerin ülkemizde ve yurtdışında işitme engellilere yönelik mesleki eğitim programlarının hazırlanmasında yararlı olacağı düşünülmektedir.
2013 İşitme Engelli Gençlerde İş Başvuru Dosyası Geliştirme Çabalarının İncelenmesi: Eylem Araştırması, Yıldız UZUNER, Tamer DERİCAN, (2013), Sanat ve Tasarım Dergisi, Cilt 5, Sayı 5, 2013, 1 - 24
Öz: Bu eylem araştırmasında Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Grafik Ta- sarım Bölümü on son sınıf işitme engelli öğrencisinin Portfolyo Tasarımı I ve Portfolyo Tasarımı II dersleri kapsamında oluşturdukları iş başvuru dosyası geliştirme süreci siste- matik ve analitik olarak incelenmiştir. Bu çalışma süresince nitel ve nicel veriler toplanmıştır. İş başvuru dosyası (portfolyo) tasarımlarının hazırlanma ve uygulama aşamasında her öğrenci kendi dosyasından sorumlu kılınmıştır. Öğrenciler öncelikle grafik tasarımı ve tasarımcı kişiliklerini birlikte yansıtacak logo tasarımı yapmışlardır. Tasarladıkları bu logoları kullanarak kartvizit, antetli kağıt ve zarf hazırlayarak tasarımcı kimliklerini meydana getirmişlerdir. Bu kimliklerini föy dosya, cd, cd zarfı üzerine taşımışlardır. Daha sonra yaratıcı özgeçmişlerini hazırlamışlardır. Hazırladıkları dosyalara koymayı planladıkları çalışmaların görsellerinin say- fa düzenlerini geliştirerek bir sonraki aşamada da portfolyo çantalarını oluşturmuşlardır. Bu araştırma gayretlerinin sonucunda öğrencilerin akademik, sosyal, dilsel ve sanatsal becerilerinde gelişmeler gözlenmiştir. Bu araştırmanın verilerinin aynı zamanda işitme engelli öğrencilerin akademik dil ve sanatsal kazanımlarıyla ilgili ulusal ve uluslararası alanyazına katkıda bulunması beklenmektedir.
2013 Ev Esaslı Uzaktan Çalışma: Bursa’da Engelli Belediye Çalışanlarının Algıları, Sanem BERKÜN, (2013), İnsan Hakları Yıllığı, Cilt 31, 2013, 15 - 62
Öz: Bu araştırma; engellilerin istihdamının önemini vurgulayan, engelli istihdamının sağlanmasında; yararlanılan istihdam yöntemleri arasında bulunan, ev esaslı uzaktan çalışma evde uzaktan çalışma yöntemine, ne şekilde yaklaşıldığını Bursa ilindeki çeşitli engelli belediye çalışanlarının değerlendirmeleri algıları ışığında sorgulayan bir çalışmadır. Engellilerin çalışma hayatı içinde sahip oldukları konuma dair çeşitli saptamalarda bulunularak çalışmanın temel kurgusu oluşturulmaktadır. Çalışmayla; bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile gündeme gelen ev esaslı uzaktan çalışma evde uzaktan çalışma yönteminin, evde çalışmayı tercih eden engellilere; erişilebilir ve engelsiz bir çalışma ortamında önyargı ve ayrımcı davranışlara maruz kalmadan istihdam fırsatı sunduğu argümanı sorgulanmaktadır.
2014 Engellilerin Çalışma Yaşamına Katılımını Arttırarak Toplumla Kaynaşmalarını Sağlamayı Hedefleyen Bir Model Önerisi, Hakan ARSLAN, Gülşen ALTINTAŞ, (2014), Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, 2014, 165 - 186
Öz: Engellilerin iş yaşamına katılma düzeyi oldukça düşüktür. Bu durum, onların toplumla entegrasyonunu daha da zorlaştırmaktadır. Oysaki çalışma bireyin kişisel doyumunun ve toplumun bir parçası olmasının ana kaynaklarından biridir. Engellilerin çalışma sürecine katılmalarını sağlamak adına faaliyet gösterecek bir uzman grubunun, bu büyük problemi çözme konusunda avantaj yaratacağı umulmaktadır. Bu uzman grubunun iki temel görevi olmalıdır: Birincisi engelliye ilişkin bilgileri tek elde toplayarak bütünsel bir değerlendirme yapabilecek; bilgi eksiği olmaksızın kurumlarla ilişkiye geçebilecek ve engelli için en doğru kararın verilebilmesinde bir tür “koçluk” görevi üstlenebilecektir. İkincisi ise engellilerin istihdamında en temel problem olarak tespit edilen “önyargılar”ı kırmak üzere genel olarak engelliliği ve özel olarak haklarını savunduğu engelliyi tanıtmaktır. Bu sayede engellilik hakkında farkındalık yaratma gibi sosyal bir sorumluluğu yerine getirirken öte yandan bir engellinin daha işe yerleşip kendi yaşamını kurmasına katkı sunacaktır.
2014 Engellilerin İstihdamı ve Sosyal İçerme İlişkisi, Yusuf GENÇ, Güldane ÇAT, (2014), Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt 8, Sayı 1, 2013, 363 - 394
Öz: Toplumun dezavantajlı gruplarından olan engelliler, normal yaşam şartlarına sahip insanlar gibi toplumla iç içe yaşamak istemektedirler. Bu araştırma; sosyal dışlanma riski yaşayan engellilere istihdam alanı ve mesleki rehabilitasyon imkanı sunularak toplumla bütünleşmelerinin sağlanmasına ilişkin öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan BELDE- AŞ’ye bağlı Gülen Yüzler Engelliler Mesleki Rehabilitasyon ve İş Merkezinde yapılmıştır. Araştırma nitel ve nicel araştırma özelliği taşımaktadır. Teorik çerçevede; engellilere yönelik politikalar, istihdamın sağladığı sosyal güvenlik imkânları, engelli istihdam yöntemleri, korumalı işyerlerinin sosyal dışlanma veya içerme üzerindeki etkileri, mesleki rehabilitasyonun engelliler için önemi, çalışma hayatının ve sosyal model yaklaşımının sosyal içerme/bütünleşmeye katkıları üzerinde durulmuştur. Mesleki rehabilitasyon merkezlerinin korumalı işyerlerinden farklı olduğu, engellileri çalışma ortamına çekerek üretime kattığı ve bu yolla üzerlerinde iyileştirme sağladığı görülmüştür. İşgücüne katılım engellilere gelir sağlamakta, aile ortamı kurmaya yardımcı olmakta, sosyal dışlanmayı önlemekte ve engellileri toplumla bütünleştirmektedir.
2014 DUYGUSAL EMEK BOYUTLARI, SÜRECİ VE SONUÇLARININ ENGELLİ TURİZM PAZARINDA DEĞERLENDİRİLMESİ, Merve BAŞ, Burhan KILIÇ, (2014), Gazi Üniversitesi Turizm Fakültesi Dergisi, Sayı 2, 2014, 67 - 83
Öz: Hizmet sektöründe, hizmet üretim sürecinde çalışanlarından bedensel çalışmalarının yanında kendilerine verilen ücretin karşılığında müşteriyi memnun edecek duyguları da sergilemesi istenmektedir. Bunun temel nedenlerinin başında hizmet sürecine müşterinin de katılması ve hizmetin karakteristik özellikleri gelmektedir; çalışanlardan bir duygu gösterimi beklenmektedir. Bu çalışmada engelli turizm pazarında hizmet eden çalışanların duygusal emek süreci ve sonuçlarının analizi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini otel işletmelerinde engelli turistlere hizmet etmiş olan çalışanlar oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda engelli turizm pazarında 18-29 yaş grubundaki çalışanların duygusal çaba düzeyinin daha yüksek olduğu; kültür ve yönetici desteği gibi faktörlerin engelli turizm pazarı çalışanlarının duygusal emek süreci üzerinde etkili olabildiği gibi farklı sonuçlar tespit edilmiştir. Duygusal emek sürecinin sonucuna ilişkin yapılan analizlerde çalışanların büyük çoğunluğunun engelli müşterilere hizmet ederken yabancılaşma yaşamadıkları ve yine büyük çoğunluğunun engelli müşterilere memnun edici hizmet sunabildiklerinde kendilerinin kişisel başarı düzeylerinde artış olduğunu hissettikleri tespit edilmiştir.
2014 Yerel Sosyal Politika Bağlamında “İş’te Engel Yok Projesi” , Ramazan TİYEK, (2014), Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, Sayı 66-67, 2014, 101 - 126
Öz Kısaca vücudunda eksik veya kusuru olan olarak tanımlanan engelli kimselerin istihdamına yönelik özellikle son dönemlerde birçok kanuni düzenlemeler yapılmıştır. 16.08.2006 tarihinde 26261 sayılı Büyükşehir Belediyesi Engelli Hizmet Birimleri Yönetmeliği çıkarılmıştır. Yönetmelik, büyükşehir belediyelerine, ‘engellilere mesleki rehabilitasyon hizmetleri verilmesi’ ve ‘engellilerin nitelikli işgücü haline getirilerek çalışma yaşamına katılımlarını sağlamaları’ görevini vermektedir. Engellilerin çalışma hayatındaki yerlerini alabilmeleri hem kendilerini gerçekleştirmeleri hem de diğer çalışanların onları kabullenebilmeleri açısından önemlidir. Bu çalışmada engellilerin istihdamı konusunda örnek olmaya aday İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Engelliler Müdürlüğü’nün “İş’te Engel Yok Projesi” detaylı bir şekilde incelenmiştir. Projenin ana temasını engelli gençlerin niteliklerinin mesleki eğitimler yoluyla işyerlerinin isteklerine uygun hale getirilmesi ve istihdamı oluşturmaktadır. İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından da desteklenen proje kapsamında şuana kadar (Kasım 2013) çeşitli branşlarda olmak üzere toplamda 1333 engelli genç özel ve kamu işyerlerinin istedikleri niteliklere haiz bir şekilde istihdam edilmiştir.
2015 Engelli Bireylere Yönelik Alınan Önlemlerin Ve Mesleki Eğitimin Uygulamadaki Mevzuat Işığında Değerlendirilmesi: Zonguldak İli Örneği, Öğr. gör. Şanser VURGUN, (2015), Paradoks Ekonomi Sosyoloji ve Politika Dergisi, 2015, 177 - 199
Öz: Engelli bireylerin işgücü piyasasındaki yeri ve konumu son yıllarda ülkemizde de hızla gelişen bir öneme sahiptir. bu konuda iş hayatında yeni yürürlüğe giren mevzuatlarla beraber büyük gelişmeler yaşanmaktadır. Uygulamada özellikle korumalı işyeri kavramı ve engelli bireylerin iş yaşamında karşılaştığı zorluklar, istihdam problemleri temel durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bildiride: Engelli bireylerin -temel hak ve özgürlükler bağlamında- iş yaşamına diğer bireylerle eşit bir biçimde katılımının sağlanması, istihdam sorunları, iş yaşamında ortaya çıkan sorunlar, mevzuatın bu konudaki yetkinliği, yeni konmuş olan ve mevcut olan kuralların uygulamadaki işlevselliği ile birlikte mesleki ve teknik eğitimde yer alan bölümlerin bu hususta aldığı rol ile ilgili bilgiler verilmeye çalışılacaktır.
2015 Engelli Bireylerin Hazır Giyim Sektörüne İstihdamında Engel Türlerine Uygun Departman Seçimi, Öğr. gör. dr. Özge URAL, Öğr.gör. Nuray Demirel AKGÜL, (2015), Paradoks Ekonomi Sosyoloji ve Politika Dergisi, 2015, 147 - 176
Öz: Tanım olarak “engelli” sakat ve özürlü kelimeleri yerine kullanılsa da bu sözcükler farklı anlamlara gelmektedir. Özürlü terimi «özürlülüğü» odak noktasına koymayı gerektiren, yani özürlülük olgusunu nesnelleştiren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna karşın engellilik, hemen olmasa da zamanla bu zorunluluktan kurtulabilmeyi, düşüncelerimizde yumuşama ve esneklik sağlamayı başarabilecek bir terim olarak görünmektedir. 5378 Sayılı Özürlüler (Engelliler) Kanunu’nda doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi “özürlü” olarak tanımlanmaktadır. Farklı nedenlere bağlı olarak oluşan engellilik temel olarak beş başlıkta incelenir: Zihinsel engelli, Görme engelli, İşitme ve konuşma engelli, Ortopedik engelli, Süreğen Engelliler. Engellilerin karşılaştıkları sorunların başında yoksulluk, eğitim, ulaşım, fiziksel çevre, konut ve iyileştirme gibi konular gelmektedir. Bu sorunların haricinde en önemli olan sorun ise ailelerin ve çevredeki insanların engellilere bakış açısından kaynaklanmaktadır. Engellilerin karşılaştıkları diğer sorunlar ise şu şekilde sıralanmaktadır: Rehabilitasyon, Aile Yaşamı ve Özel Yaşam, İstihdam, Ulaşım, Fiziksel çevre ve Konut. Her insanın yapabileceği bir iş vardır ve engelliler de fiziksel ve ruhsal işlevlerinde bir bozulma ya da eksiklik olsa bile, onların bu niteliklerini dikkate alan uygun bir eğitim ve rehabilitasyondan geçirildikleri zaman çalışabilirler, üretime katılabilirler. Çalışmanın, kültürün önemli bir parçası sayıldığı toplumlarda, herkes gibi engelliler de çalışmaya/üretmeye isteklidirler. İş ve meslek analizleri ile ilgili çalışmalar, Özürlüler İdaresi Başkanlığı’ nın koordinatörlüğünde Millî Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Meslek analizi ile istihdam istatistiki verileri, düzenlenen kursların yetersizliğini ortaya koymaktadır. Kursların yetersizliği işgücü piyasasında da kendini göstermektedir. İş hayatında yer almak isteyen özürlülerin eğitim düzeylerinin düşük olması ve herhangi bir mesleki bilgi ve beceriye sahip olmaması işverenlerin özürlü bireyleri işe alma konusunda isteksiz olmalarının en önemli nedenlerindendir. Bu durum, özürlü bireylerin istihdam edilebilmesindeki en büyük engeldir. Bu çalışmada Hazır Giyim Sektöründe engelli bireyler için sağlanan istihdam imkanları ve engelli bireylerin engellerine göre işe yerleştirilmesinde dikkat edilen kriterler incelenmiştir. Bu amaçla hazır giyim işletmelerinde incelemeler yapılarak mevcut durum belirlenmiş, düzenleme ve iyileştirme çalışmaları için önerilerde bulunulmuştur.
2015 Başkasının Bakımına Muhtaç Ağır Engelli Çocuğu Bulunan Kadın Sigortalıların Emekliliği, Murat GÖKTAŞ, (2015), İş ve Hayat, Cilt 1, Sayı 1, 2015, 211 - 218
Öz: 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesine göre, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunanların, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilir. Bu kadın sigortalılar emsallerine göre daha erken yaşta emekli olabilecektir. Çalışmamızda bu haktan yararlanabilmek için gereken şartlar incelenmiştir.
2015 “Yedek” Bile Olamamak: Sermayenin Yeni Yatırım Alanı Mesleki Yükseköğrenimde Sakatların Varoluş Sorunu, Deniz PARLAK, (2015), Paradoks Ekonomi Sosyoloji ve Politika Dergisi, 2015, 328 – 349
Öz: Tarihsel olarak toplumların her kertede “göze görünmeyen” bireyleri sakatlardır. Sosyal dışlanmayı yaşamın tüm detaylarında hisseden sakatlar, en temel ihtiyaç ve haklardan mahrum kalmaktadır. Söylemsel olarak yapılan düzenlemeler, sakatların toplumla bütünleşmelerine yansımadığı oranda anlamsızlaşmaktadır. Bu bağlamda, sakat bireyleri toplumsal yaşama dâhil etmenin en etkili çözümü eğitimdir. Ne var ki, eğitimin sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda piyasalaştırılması ve değişim değerine dönüştürülebilir bir meta haline getirilmesi, sakatların henüz başlangıçtan “kusurlu” sayılmasını sağlamaktadır. Kapitalist ekonomi esneklik, ucuz işgücü talep ederken bu işgücünü yetiştirecek eğitim alanını sermayenin yeni yatırım alanına dönüştürmesi kaçınılmazdır. Eğitim özelinde mesleki eğitim bu talepler doğrultusunda yeniden tanımlanmışken, sakatların bu taleplere cevap veremeyeceğinin düşünülmesi “öteki”leştirilmelerini yinelemektedir. Bu çalışmada, öncelikle eğitimin ve özel olarak mesleki eğitimin piyasalaştırılmasından söz edilecek ve dönüşümün sacayakları ortaya konulmaya çalışılacaktır. Ardından Türkiye’de sakatların mesleki yüksek öğrenimdeki durumları tespit edilerek tek yönlü bir ilişkiden ziyade eğitimin karşılıklılığı esas alınacaktır. Bu çerçevede, yapılan düzenlemeler ve uygulamalar incelenecek ve nihayetinde temel olarak mesleki yüksek öğrenimin sakatlarla kurduğu ilişki açığa çıkarılacaktır. Çalışmada literatür taraması yapılmış ardından yasal düzenlemeler ve sayısal verilerin literatüre uygunluğu saptanmış ve bunun üzerinden çıkarımlar yapılmıştır. Yapılan çalışmada, eğitimin özelde ise mesleki eğitimin dünyadaki değişime paralel olarak Türkiye’de de dönüştüğü ve metalaştığı sonucuna varılmış ve bu dönüşümün başlangıçtan itibaren toplumun ötekisi olan sakatları bir kez daha ötekileştirdiği ortaya konulmuştur. Bu ötekileştirmeyi bertaraf etmek ise böyle bir dönüşümün temeli yani kapitalist iktisadi talepler sorgulanmadan yapılamayacaktır. Dolayısıyla bu çalışma dünya nüfusunun ’ini ve Türkiye nüfusunun .29’unu kapsayan bir kesimin toplumsal hayata dâhil edilmeleri yönündeki can alıcı çözüm noktası eğitim iken, mesleki yüksek öğrenimi ötekileştirmenin nihai dinamiği olarak incelemesi nedeniyle önem kazanmaktadır.
2015 Türkiye’de Engellilerin İstihdam Yöntemi Olarak Korumalı İşyeri, Özgür Hakan ÇAVUŞ, Akay TEKİN, (2015), Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 30, Sayı 1, 2015, 145 - 165
Öz: Sosyal politikanın önemli konularından birisi olan engelli istihdamına yönelik yöntemlerden birisi Türkiye’de uygulanmakta olan korumalı işyeri sistemidir. Korumalı işyerleri aracılığıyla engelliler hem rehabilite edilmekte hem de eğitim ve istihdam olanağı bulmaktadır. Türkiye’de uygulanan engelli istihdamı yöntemlerinden birisi olan kota sisteminin yanı sıra korumalı işyeri sistemi ilgi görememiştir. Korumalı işyerlerinde istihdam edilecek engellilerin zihinsel engelli olmaları durumunda önemli sorunlar ortaya çıkacaktır. Korumalı işyeri sistemi engelli istihdamında tek başına uygulanılabilir yöntemlerden birisi olmaktan çok uzakta görünmektedir. Bu çalışmada Türkiye’de uygulanmaya başlanan hem korumalı işyeri sistemi ile ilgili hem de burada istihdam edilecek engellilerin özellikleri ile ilgili ayrıntılı analizler yapılmıştır.
2015 Türkiye’de Engellilerin Bilinç Düzeyi: Engellilere Sunulan İstihdam Hakları Üzerinden Bir Araştırma, Serdar ORHAN, (2015), Bilgi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı 1, 2015, 73 - 98
Öz: Bu çalışmanın temel amacı Türkiye’deki engellilerin kendilerine sunulan istihdam hakları ile ilgili bilinç düzeylerini ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde 44 engelli ile mülakatlar yapılmıştır. Mülakat sonucunda elde edilen bulgularda öne çıkan ilk nokta engellilerin kendilerine sağlanan istihdam hakları ile ilgili olarak bütüncül bir algıya sahip olmadıkları yönündedir. Verilerin işaret ettiği bir nokta ise engelli vatandaşlarımızın özellikle kendilerine sağlanan haklardan faydalanma konusunda tam bir eşitliğe sahip olmadıklarına dair inançlarıdır. Yani mülakat yapılan engelli vatandaşlarımızın devlete karşı bir güvensizlik ve inaçsızlık içerisinde oldukları görülmektedir. Araştırma sonuçlarının işaret ettiği bir diğer husus ise eğitim ile istihdam arasındaki doğrusal ilişkidir. Mülakat yapılan engelliler arasında üniversite eğitimi alanların hepsinin aktif olarak çalıştıkları görülmektedir. Bu durum engellilerin gerektiği şekilde yetiştirildiklerinde istihdam sorunun belli oranda çözü- leceğine dair ciddi imalarda bulunmaktadır. Son olarak araştırma verilerinin işaret ettiği bir başka konu ise engelli derneklerinin politize pozisyonlarının engelliler ile iletişimlerini ve engellilerin kendi derneklerini benimsemelerini zorlaştırdığı ve engelliler ile dernekler arasındaki bağ- lılığı zedelediği şeklindedir.
2016 ENGELLİ İSTİHDAMINA YÖNELİK İŞVEREN TUTUMLARI: TRABZON ÖRNEĞİ, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl 2016, Cilt 16, Sayı 3, 111 - 130, 27.09.2016 Ayşenur GÖNÜLAÇAN
Öz: Engellilerin çalışma yaşamına girmede karşılaştığı ve aşılması en zor olan sorun işverenlerin olumsuz tutumlarıdır. Çalışmanın temel amacı; engelli istihdam etme zorunluluğu bulunmayan işverenlerin engelli istihdam etmeye yönelik tutumlarını ölçmektir. İşverenlerin engelli istihdamına yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla, Aycan tarafından geliştirilen tutum ölçeği uygulanmıştır. Trabzon ilinde 208 işverene uygulanan ölçek, SPSS programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre işverenlerin yaşı, cinsiyeti, eğitimi, mesleği, çalışma süreleri, engelli yakını olup olmaması, engelinin olup olmamasının, engelli istihdam etmeye yönelik tutumları üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. İşverenlerin engelli istihdam etmeye yönelik genel tutumlarının ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
2016 İşgücü Piyasalarında Ayrımcılığın Kaynakları, Seher ULU, Rana ÖZEN KUTANİS, (2016), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 35, 2016, 359 - 372
Öz: Örgütsel ayrımcılık; ırk, yaş, cinsiyet, din, etnik köken, cinsel eğilim, obezite, fiziksel veya zihinsel engelli olma durumu gibi faktörlere dayalı bir ayrımcılık biçimdir. Çok sayıda çalışma istidamda ayrımcılık üzerinde etkili olan faktörleri inceleme konusu yapmıştır. Buna karşın, çok az sayıda çalışma örgütsel ayrımcılıkta cinsel eğilim, obezite, fiziksel veya zihinsel engelli olma durumu, politik görüş, milliyet, doğum, konuşulan dil ve diğer durumların etkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışma insan kaynakları yönetimi literatüründe bu konudaki araştırma eksikliğini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Dünya’da ve Türkiye’de örgütsel ayrımcılığın kaynakları ve türlerini incelemektir. Çalışmada ayrımcılık kavramı; iş gücü piyasasında ayrımcılık türleri; örgütsel ayrımcılık kavramı; cinsiyet, etnik köken, ırk, yaş, cinsel eğilim, din, engelli olma durumu, obezite gibi faktörlerden kaynaklanan örgütsel ayrımcılık türleri ele alınmaktadır. Araştırma bulguları; Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra ABD, Japonya, Çin, Güney Kore gibi ülkelere göre Türkiye’de cinsiyet, etnik köken, yaş ve dine dayalı ayrımcılığın daha fazla görüldüğünü ortaya koymuştur. Ayrımcılığın özellikle iş ortamında ücret, iş alma, eğitim ve terfi konularında yoğunlaştığı görülmektedir. Literatür ve çeşitli kurumların istatistiksel bulguları incelendiğinde; Türkiye’de en fazla cinsiyet ve etnik kökene dayalı ayrımcılığın vuku bulduğu tespiti yapılabilir. Bu iki ayrımcılık türünü yaşa dayalı ayrımcılık ve engellilere yönelik ayrımcılık türü izlemektedir. Buna karşın Türk işgücü piyasasında cinsel eğilim nedeniyle yapılan ayrımcılık, obezlere yönelik ayrımcılık ve ırka dayalı ayrımcılık konusunda genel işgücüne yönelik yeterli veri olmadığından gerçekçi bir tespit yapmak mümkün değildir. Öte yandan, işgücüne yönelik ayrımcılık literatürü incelendiğinde Türkiye’de mezhep farklılığı nedeniyle dine dayalı ayrımcılık yapıldığı konusunda çok sayıda somut vaka söz konusudur. Türkiye’de insan kaynakları yönetimi perspektifi ile işgücüne yönelik yapılan ayrımcılık konusunda sınırlı düzeyde önlem alındığı söylenebilir. İşgücü piyasalarında ve örgütlerde ayrımcılığı önlemek için gerekli caydırıcı yasal düzenlemelerin çıkarılması ve uluslararası çalışma örgütünün sözleşmelerine uyulması gerekmektedir. Son olarak çalışmanın bazı kısıtları olduğu vurgulanmış ve gelecekte istihdamda ayrımcılık konusunda araştırma yapacak olanlara bazı önerilerde bulunulmuştur.
2016 Zihinsel Engellilerin İstihdamı ve Korumalı İşyeri Projesinin İşverenler Açısından Uygulanabilirliği: Trabzon Örneği, Ümran ÇOLAK, Burak HERGÜNER, (2016), İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, Cilt 5, Sayı 8, 2016, 2436 - 2455
Öz: Ağır engelliler grubuna giren ve farklı nedenlerle engelli istihdam çalışmaları içerisinde göz ardı edilen engelli grubunu oluşturan zihinsel engellilerin istihdamı için devlet yakın zaman önce korumalı işyeri projesini hayata geçirdi. Bu projenin başarısında anahtar olan işverenlerin, korumalı işyeri açma konusunda yaklaşımlarını ortaya koymak bu araştırmanın amacıdır. Nitel bir araştırma olan bu çalışma kapsamında, Trabzon’da 35 ve üzeri işçi çalıştıran, korumalı işyeri uygulaması hakkında bilgi sahibi olan 16 işletme sahibine yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre işletme sahipleri zihinsel engellilerin çalışma hayatı içerisinde olmalarını desteklemekle beraber, bu kişilerin çalışacakları yerler olan korumalı işyeri açma konusuna olumsuz bakmaktadırlar. Bunun en önemli sebebi olarak korumalı işyerlerinin işletme mantığı ile işletilemeyeceğini, bu işin bir sosyal hizmet olduğunu dolayısıyla devletin korumalı işyerlerini kendi kurumları aracılığıyla açarak işletmesi gerektiğini ortaya koymuşlardır.
2016 TÜRKİYE’DE ENGELLİ ERKEKLERİN İŞ GÜCÜ DURUMLARI ÜZERİNE BETİMSEL BİR ÇALIŞMA, Burcu Düzgün Öncel, Deniz Karaoğlan, (2016), Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 38, Sayı 1, 2016, 169 - 185
Öz: Bu çalışmanın amacı Türkiye’de 25-64 yaş arası engelli erkeklerin işgücü durumları hakkında betimsel bir araştırma yapmaktır. İşgücüne katılımda doğabilecek karışıklıkları önlemek açısından odağımız sadece erkeklerdir. Çalışmada kullanılan veri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye Sağlık Araştırması 2012’dir. Engelli bireylerin işgücü durumları ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmanın Türkiye gibi genç nüfusa sahip bir ülkenin işgücü dinamiklerini anlamak açısından da faydalı olacağını düşünmekteyiz. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise engelli birey tanımlamasıdır. Çalışmamızda üç farklı engellilik tanımlaması kullanmaktayız. Bunlardan ilki bireylerin günlük faaliyetlerini kısıtlayan ve uzun dönem devam eden durumlardır. Bu tanıma göre bireyleri, engeli olmayanlar, engeli olup kısıtı bulunmayanlar, engeli olup az miktarda kısıtı bulunanlar ve engeli olup önemli derecede kısıtı bulunanlar olmak üzere dört gruba ayırmaktayız. İkinci engellilik göstergemiz ise bireylerin teşhis edilen kronik hastalıklarının olup olmadığıdır. Son olarak da vücut kitle endeksini engellilik göstergesi olarak kullanmakta, bireyleri normalden hafif, normal, fazla kilolu ve obez olarak sınıflandırmaktayız. Çalışmamızda uyguladığımız betimsel istatistikler engellilik göstergeleri için birbirine çok yakın sonuçlar vermiştir. Engellilik seviyesi yaşla beraber artmakta, eğitimle beraber ise düşmektedir. Ek olarak engelli bireylerin işgücüne katılımları ve istihdamda olma olasılıkları ise düşmektedir. İstihdam bilgilerine baktığımızda ise engelli bireylerin daha yüksek oranlarda kendi adına ve geçici işlerde çalışan bireyler olduklarını görmekteyiz.
2017 Engelli Çalışma Kültürünün Cinsiyet Bağlamında Değerlendirilmesi, Selvi GÖÇMEN, Namık HÜSEYİNLİ, (2017), İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 6, 2017, 254 - 270
Öz: Engelli bireyler ülkemizde toplumun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Sayıları her yıl önemli ölçüde artış gösteren bu bireylerin bir işe sahip olması ya da çalışma yaşamına katılıp üretimde bulunması temel de insani bir haktır. Bu hak, engelli bireylerin toplumsal kazanımı, sosyalleşmesi ve bütünleşmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Engellilerin çalışma yaşamına katılımını sağlayabilmek ya da arttırabilmek adına çalışma yaşamına yönelik tutum veya davranışlarını ortaya koyan çalışma kültürünün ve onu etkileyen faktörlerin bilinmesi gerekmektedir. Engelli bireylerin çalışma kültürü ise cinsiyete bağlı olarak farklı faktörlerin etkisiyle şekillenmektedir. Bu doğrultuda hazırladığımız araştırmanın amacını engelli bireylerin çalışma kültürünün ve cinsiyete göre çalışma kültürü farklılıklarının belirlenmesi oluşturmaktadır. Nitel yöntem kullanılan bu araştırma da Alanya bölgesinde, 42 engelli bireyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre engelli bayanların çalışma kültürü üzerinde daha çok bireysel ve toplumsal faktörler etkilidir. Engelli erkeklerde ise büyük ölçüde örgütsel ve toplumsal faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Çalışma kültürünün cinsiyet bağlamında değerlendirilmesi engelli bireylerin çalışma yaşamına yönelik tutum veya davranışlarının daha net ve doğru tespit edilmesini sağlayacak ve onların çalışma yaşamına yönelik farklı istek veya beklentilerinin belirlenmesine yardımcı olacaktır. Ancak bu takdirde engelli bireylerin çalışma yaşamı içerisinde daha fazla yer alması mümkündür.
2017 Engellilik Ve İşgücü Piyasası İlişkisi, Şerife DURMAZ, (2017), Bartın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 8, Sayı 15, 2017, 249 - 276
Öz: Yakın tarihe kadar ortak net bir tanımının dahi olmadığı engellilik hali hem sosyal hem de ekonomik sonuçları olan bir olgudur. Dezavantajlı gruplar dâhilinde sayılan engelliler hem sosyal hayatlarında hem de iş hayatlarında pek çok problemle karşı karşıya kalmaktadır. Bu problemlerin aşılması içinm hükümetlerce bir dizi önlemler alınsa da özellikle işgücü piyasasına girişte ve işgücü piyasasında kalma halinde karşılaşılan engeller ya aşılamamakta ya da çok büyük zorluklarla atlatılabilmektedir. Karşılaşılan bu engellerin belirlenmesi ve çözümüne yönelik önerilerin ortaya konulması bu sebeple büyük önem arz etmektedir. Çalışmada engellilerin işgücü piyasasında karşılaştıkları durumlar ile Türkiye ve Dünya işgücü piyasasında engellilik hali ve engellilik üzerine yapılmış çalışmalar incelenmiş ve genellikle yüksek düzeyde yoksullukla ve işsizlikle karşı karşıya kalan engellilerin, istihdam edilmeleri durumunda ise de düşük ücret ödenen gruplara dâhil olduğu, Dünya genelinde hükümetlerce uygulanmaya çalışan politikaların da bu konuda yetersiz kaldığı, engelliliğe ve engelli istihdamına yönelik bir sosyal bilinç oluşturulmadığı sürece bu durumun aşılmasının pek de mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ülkelerin gelişmişlik düzeylerindeki farklılıklara rağmen bu tablonun tüm Dünya ülkelerinde benzer olduğu, bu sebeple de mevcut tablonun daha iyi hale getirilebilmesi için devlet ve sivil toplum kuruluşlarının el birliğinin zorunlu olduğu görülmüştür.
2017 Çalışma Hayatında Engelli Haklarına İlişkin Yasal Düzenlemeler ve Engellilerin Haklara İlişkin Farkındalıkları, Namık HÜSEYİNLİ, Selvi GÖÇMEN, Davud NASİBOV, (2017), İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 6, 2017, 138 - 152
Öz: Engelli bireylerin diğer sağlıklı bireyler gibi toplum yaşamında var olabilmesi, daha refah bir hayat sürebilmesi ve yaşam kalitesinin arttırılabilmesi için ülkemizde onlara çeşitli hak ve hizmetler sunulmaktadır. Ancak engelli bireyler bu hak ve hizmetlerden yararlandıkları takdirde yaşam kaliteleri ve toplumsal hayata katılımları yüksek olacaktır. Bu bakımdan engellilerin hak ve hizmetlerden gerekli ölçüde yararlanması onların hak veya hizmetlere yönelik farkındalıklarıyla yakından ilişkilidir.
2018 TÜRKİYE’DE ENGELLİLERİN İSTİHDAM SORUNLARINA YÖNELİK KAMU POLİTİKALARI, Şeniz ANBARLI BOZATAY, Muhammet Tolga AYYILDIZ, (2018), Kesit Akademi Dergisi, Sayı 14, 2018, 75 - 93
Öz: Engelliler, sahip oldukları dezavantajlar sebebiyle desteğe en fazla ihtiyacı olan gruplardan biridir. Eğitim, meslek edinme, istihdam edilebilme konularında hayat mücadelesine dezavantajları nedeniyle bir adım geride başlamaktadırlar. Bu bağlamda engellilerin istihdamı, onların hayatın içine dâhil olmalarını, toplumla bütünleşmelerini sağlamaktadır. Bu çalışma, Türkiye nüfusunun yaklaşık %12’sini oluşturan engelli bireylerin eğitimsizlik, mesleksizlik ve işsizlik mücadelesine bir katkı sağlanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Engelli bireylerin kendi ilgileri, becerileri, yetenekleri ya da eğitimleri doğrultusunda kendine uygun bir işi yapabilir, istihdam edilebilir olduğuna inanmanın gerekliliği savunulmuştur. Çalışmanın kapsamını, Türkiye içerisindeki engellilerin mevcut durumu ve engelli istihdamıyla ilgili politikalar oluşturmaktadır. Bu çalışmada engellilerin istihdam sorunları hakkında devletin geliştirmiş olduğu kamu politikaları ve mevzuattaki karşılıkları değerlendirilerek, engellilerin istihdamı ile ilişkili haklarının tek bir çatı altında toplanması hedeflenmiştir. Engelli istihdamını arttırıcı ve mevcut durumu iyileştirici öneriler sunulmuştur.
2018 Türkiye’de Engellilere Yönelik İstihdam Politikaları: Sorunlar ve Öneriler, Mustafa ŞEN, (2018), SGD-Sosyal Güvenlik Dergisi, Cilt 8, Sayı 2, 2018, 129 - 152
Öz: Engellilik; az gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin tamamında var olan ve önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkan sosyal bir olgudur. İnsanlık tarihi boyunca süregelen engellilerin karşılaşmış oldukları sorunların türleri ve nitelikleri dönemsel olarak farklılık göstermekle birlikte bu sorunların en başında istihdam sorunu gelmektedir. Geçmişten günümüze engelli bireyler, genellikle toplumun diğer bireyleri tarafından farklı muamelelere tabi tutulmuşturlar. Acıma, üzüntü, korku gibi olumsuz hislerin duyulduğu engelli bireyler, topluma birer yük olarak görülmüşlerdir. Bu bakış açısının sonucu olarak genellikle toplumsal dışlanmaya maruz kalan engelli bireyler; yeteneklerini keşfedememekte, başkasının desteğine ihtiyaç duymakta, günlük işlerin bile üstesinden gelemeyeceğini düşünerek izole bir hayat sürdürmektedirler. Engelli bireyleri, toplumun diğer bireylerden ayrı tutmaksızın eşitlik çerçevesinde topluma kazandırmanın ve kimseye muhtaç olmadan bağımsız bir şekilde hayatlarını sürdürebilmelerini sağlamanın en rasyonel yolu, şüphesiz ki onların çalışma yaşamına girebilmelerini temin edebilmekten geçmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de engelli bireylerin yaşadıkları istihdam sorununu ortaya koymak ve bu sorunların giderilmesine yönelik mevcut politikaların değerlendirilmesinin yapılarak, var olan politikaların geliştirilmesine ya da yeni politikaların oluşturulmasına yönelik önerilerde bulunmaktır.
***2018 İş Sağlığı ve Güvenliğinde Özel Politika Gerektiren Gruplar, Orhan Ersun CİVAN, (2018), Ankara Barosu Dergisi, Cilt 75, Sayı 4, 2017, 203 - 290
Öz: İş kazaların meydana gelmesinde ve meslek hastalıklarının ortaya çıkmasında çoğunlukla çalışanların birtakım kişisel özelliklerinin de etkili olduğu tespit edilmektedir. Bu nedenle iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemede daha etkin sonuçlara ulaşılmak isteniyorsa, çalışma hayatında özel politika gerektiren grupların durumu göz önüne alınmalıdır. Mevzuatımızdaki düzenlemelere bakıldığında çocuk ve genç işçiler, yaşlı işçiler, engelli işçiler, kadın işçiler (özellikle gebe, yeni doğum yapmış ve emziren kadın işçiler) ile iş sağlığı ve güvenliği açısından benzer şekilde korunma ihtiyacının ortaya çıkacağının öngörüldüğü geçici (güvencesiz) işçiler ve göçmen işçilerin özel politika gerektiren gruplar arasında kabul edilmesi isabetli olacaktır. Bu çerçevede çalışmamızda söz konusu kişi gruplarına özgü risk faktörlerinin neler olduğu üzerinde durulmuş, mevzuatımızdaki yükümlülükler ve alınabilecek önlemler incelenmiştir.
***2019 İşverenin Engelli İşçi Çalıştırma Yükümlülüğü, Ayşe KÖME AKPULAT, (2019), İstanbul Hukuk Mecmuası, Cilt 77, Sayı 2, 2019, 523 – 553
Öz: Engelliler; sağlık, eğitim ve istihdam konusunda çeşitli sorunlar yaşamakta ve bu anlamda dezavantajlı gruplar arasında yer almaktadır. 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. maddesinde, herkesin engellilikten doğan geçim sıkıntısı durumunda korunması gerektiği açıklanmıştır. Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’de de engellilerin hakları ve taraf devletlerin yükümlülükleri düzenlenmiştir. Bu Sözleşmenin 27. maddesine göre, taraf devletler çalışma hakkının gerçekleşmesini güvence altına alacak ve destekleyeceklerdir. Türkiye’de de engellilere ilişkin çok sayıda yasal düzenleme yapılmıştır. Bunlardan biri de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesidir. Maddede, işverenlere işyerlerinde engelli işçi çalıştırma yükümlülüğü getirilmiştir. Buna göre, elli veya daha fazla sayıda işçi çalıştıran işverenler, belirli sayıdaki engelli işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdür. Bu sayı özel sektör işyerlerinde yüzde üç, kamu işyerlerinde ise yüzde dörttür. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır. Bu çalışma, İş Kanunu’nun 30. maddesini ilgili mevzuat çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır.
2019 ENGELLİLERİN MESLEKİ EĞİTİMİ VE İSTİHDAMI, Ömer Faruk AVER, (2019), Uluslararası Sağlık Yönetimi ve Stratejileri Araştırma Dergisi, Cilt 5, Sayı 3, 2019, 327 - 354,
Öz: Sosyal politikalar disiplininin çalışma alanı olan dezavantajlı gruplar içerisinde oran olarak en büyük grubu engelliler oluşturmaktadır. Bu çalışmada ilk önce engelliğe neden olan durumları, sonuçlarını ve önlemleri ele almaktadır. Engellilerin sorunlarını çözmeye yönelik geliştirilen sosyal politika uygulamalarını ve etkilerini araştırmaktadır. Eğitim ve istihdam, engelli bireyin toplumsal hayata katılımını etkileyen iki önemli alandır. Kapsayıcı sosyal politikalar bireysel uyarlamalar, desteklerle toplumsal katılımı artırmayı amaçlamaktadır. Gelenekselleşmiş düşüncede eğitim ve istihdam ilişkisi birbirini izleyen süreçler olarak düşünülmektedir. Fakat teorik ve uygulamalı eğitimin birleşimden oluşan destekli istihdam modelinin, engelli istihdamında başarılı olduğu görülmektedir. Farklı ülkelerin engellilere yönelik mesleki eğitim ve istihdam alanındaki sosyal politikaları incelenmekte ve karşılaştırılmaktadır. Değerlendirme bölümlerinde ise Türkiye’de uygulanan politikalara değinilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.
2019 Engelli İstihdamına Yönelik Hazırlanan Kamu Spotu Reklamları: Amerika Birleşik Devletleri Çalışma Bakanlığı Üzerine İnceleme, Mehmet Ali GAZİ, Caner ÇAKI, (2019), SGD-Sosyal Güvenlik Dergisi, Cilt 9, Sayı 2, 2019, 409 - 430
Öz: Son yıllarda dünya genelinde engelli bireylerin istihdamına yönelik pek çok yasanın yürürlüğe girildiği görülmektedir. Yürürlüğe giren bu yasalar kapsamında işverenler, engelli bireylerin çalıştırmaları konusunda teşvik edilmektedir. Diğer yandan engelli istihdamına yönelik hazırlanan kamu spotu reklamları ile de engellilerin çalışma hayatına kazandırılması amaçlanmaktadır. Özellikle yakın zamanda Amerika Birleşik Devletleri Çalışma Bakanlığının desteğiyle hazırlanan «What can you do?/Ne yapabilirsin?” isimli reklam kampanyası engelli istihdamı konusunda gerek ulusal gerekse uluslararası alanda farkındalık oluşturulmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmada “Ne yapabilirsin?” başlıklı reklam kampanyasında, engelli istihdamını arttırma amacıyla engelli bireylerin nasıl ve ne şekilde kamu spotu reklamlarında sunulduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada incelenen kamu spotu reklamları, İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure’ün Göstergeler Modeli ışığında analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgularda, kamu spotu reklamlarında engellilerin istihdama katkıları olmadığı yönündeki olumsuz mitlerin ortadan kaldırılarak, aksine istihdamın önemli bir parçası oldukları şeklinde olumlu mitlerin inşa edilmeye çalışıldığı ortaya çıkarılmıştır.
2019 Türkiye’de Engelli İstihdamının Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri ile Değerlendirilmesi, İrfan ERTUĞRUL, İbrahim BUDAK, (2019), SGD-Sosyal Güvenlik Dergisi, Cilt 9, Sayı 1, 2019, 65 - 84
Öz: İstihdam, zamanı verimli değerlendirme, sosyalleşme, topluma katkıda bulunma gibi bireyin en temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faydalar sağlamaktadır. Ekonominin canlı veya dinamik bir şekilde sürdürülebilirliğinin korunması için engelli ve engelsiz her bireyin istihdamının sağlanması gerekmektedir. Böylelikle, engelli bireylere gerekli destek sağlandığında rahat ve etkin bir şekilde engelli bireyler hem kamu hem de özel sektörde ekonomiye katkıda bulunabileceklerdir. Bu çalışmada, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) verileri dikkate alınarak Türkiye’de yıllar bazında engelli istihdamının performans değerlendirmesi yapılmıştır. Bu değerlendirme kapsamında, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden Gri İlişkisel Analiz ve MAUT (Multi Attribute Utility Theory) kullanılarak Türkiye’de engellilerin hangi yıllarında daha fazla istihdam yapıldığı araştırılmaktadır. Araştırmada, 2009-2017 yılları alternatif olarak alınarak performans değerlendirmesi yapılmıştır. Değerlendirme sonucunda, Gri İlişkisel Analiz yöntemine göre ilk üç sırada 2012, 2017 ve 2014 yer alırken, MAUT yöntemine göre ilk üç sırada 2012, 2014 ve 2013 yılları yer almıştır. Son sırada ise her iki yönteme göre 2010 yılı yer almıştır.
2019 İŞKUR Engelli Girişimciliği Destek Programı’nın İncelenmesi TR61 Bölgesi Örneği, Mete Kaan NAMAL, (2019), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 42, 2019, 261 - 272
Öz: Engellilerin başlıca sorunlarından birisi olan yoksulluğun önlenmesi için, onlara ihtiyaç duydukları tüm alanlarda destek verilmesinin yanı sıra, kendi ayaklarının üzerinde durmaları için, engellerinin müsaade ettiği ölçüde istihdam edilmeleri veya girişimci olmalarının sağlanması gereklidir. Türkiye İstatistik Enstitüsü TÜİK tarafından açıklanan Şubat ayı verilerine göre; Türkiye’de işsizlik oranı 14,7 olarak gerçekleşmiştir TÜİK, 2019 . Bu oran son yılların en yüksek işsizlik verisidir. İşsizliğin artması, engelli kotalarının azalmasına ve engelli işsizliğinin artmasına neden olacaktır. Engellileri iş piyasasına katmanın diğer bir yolu da, onları iş sahibi yapmaktır. Bu nedenle engelli girişimciliğinin gelişmiş birçok ülke uygulamasında olduğu gibi, Türkiye’de de desteklenmesi, özendirilmesi ve kolaylaştırılması büyük önem arz etmektedir. Son yıllarda, engelli girişimciliğinin desteklenmesi için, Türkiye’de farklı politika ve programlar geliştirilmektedir. Türkiye Girişimcilik Stratejisi ve Eylem Planında, “Girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak, güçlü bir ekosistem oluşturmak ve girişimciliği geliştirmek” genel amacının stratejik hedefleri arasında belirlenen eylemlerden birisi de “Engellilerin Girişimciliğinin Özendirilmesi” olarak belirlenmiştir Resmi Gazete, 2015: 5 . 2010 yılında gerçekleştirilen ve ulusal engelliler veri tabanına kayıtlı engelli bireyler üzerinden yapılan araştırmaya göre; kayıtlı engellilerin %55,7’si ağır fiziksel iş ve güç gerektirmeyen işlerde çalışmayı istemektedir. Ayrıca engellilerin %28,7’si iş bulma olanaklarının artırılmasını istemektedir TÜİK, 2011 . Her on kişiden en az birinin engelli olduğu Türkiye’de, engellilerin girişimci olmalarını destekleyen kurumların başında İŞKUR gelmektedir. İŞKUR 2015 yılı başından itibaren “Engelli ve Eski Hükümlü Çalıştırmayan İşverenlerden Tahsil Edilen İdari Para Cezaları Fonu”ndan engellilerin mesleki eğitim ve rehabilitasyonu ile işe ve işyerine uyumlarının sağlanması ve kendi işini kurmaları için hazırlanacak projelere destek vermektedir. İŞKUR tarafından verilen bu desteğin amacı; engelli ve eski hükümlülerin kendi işlerini kurmasına, engellilerin mesleki eğitim alarak istihdam edilmelerine ve rehabilitasyonlarına yardımcı olmak olarak belirlenmiştir. Program, İŞKUR tarafından yayınlanan başvuru rehberleri vasıtasıyla yılda iki kez ilan edilmekte ve yeterli şartı sağlayan engelliler, proje başvurusunda bulunarak, başarılı olmaları durumunda 50 bin liraya kadar hibe desteğinden yararlanabilmektedirler. Bu çalışmada, İŞKUR tarafından uygulanan Engelli Girişimciliği Programı kapsamında, engelli girişimcilere verilen desteklerin incelenmesi, yaşanılan sorunların tespiti ve bu sorunlara yönelik önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırmalarda en çok kullanılan yöntem olan görüşme yöntemi vasıtasıyla, TR61 Düzey 2 Antalya, Isparta, Burdur Bölgesinde, İŞKUR Engelli Girişimciliği Destek Programı uygulayıcıları ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda; engellilerin girişimcilik eğitimine katılmada sorunlar yaşadığı, hibe desteğinin uzun süredir artırılmadığı, İŞKUR personelinin takip, ödeme, kontrol, izleme gibi konular başta olmak üzere birçok problemle karşılaştıkları, program hakkında yeterli bilgilendirme ve farkındalık çalışmasının İŞKUR tarafından yürütülmediği, gibi sorunlar tespit edilmiş, bu sorunların giderilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
2019 Şizofreni Hastalığına Sahip Bireylerin Çalışma Hayatı Konusunda Yaşadıkları Güçlükler, Işıl IŞIK, Gizem SAVAŞ, Nurhayat KILIÇ, (2019), Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, Sayı 3, 2019, 399 - 408
Öz: Bu çalışma şizofreni hastalarının iş bulma ve iş hayatında yaşadıkları güçlükleri belirlemek amacıyla fenomenolojik tipte yapılmış bir araştırmadır. Araştırma, amaca yönelik örneklem seçme yöntemi ile İstanbul’da bulunan Avrasya Şizofreni ve Dünya Şizofreni Dernekleri’ne üye olan, araştırmaya dâhil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı yazılı ve sözlü olarak kabul eden, 12 hasta ile yapılmıştır. Araştırmanın verileri 5 Eylül 2016-17 Mayıs 2017 tarihleri arasında belirlenen hastalarla yaklaşık 45’er dakikalık görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Bireysel derinlemesine görüşmeler için literatür doğrultusunda araştırmacılar tarafından geliştirilen 17 soruluk yarı yapılandırılmış form kullanılmıştırYapılan görüşmeler sonucunda hastaların çalışamama nedenleri, çalışmanın hasta üzerine etkileri ve çözüm önerileri olmak üzere toplam 3 ana tema ve bu temalar için alt temalar belirlenmiştir. Çalışmama nedenleri adlı tema için hastalığın çalışma hayatına etkisi, hastaların işe alınmamaları, engellilik maaşının çalışma durumunda kesilmesi ve damgalanma nedeniyle iş hayatında yaşanan güçlükler olmak üzere 4 alt tema belirlenmiştir Çalışmanın hasta üzerine etkileri adlı tema için çalışmanın olumlu etkileri ve çalışmamanın olumsuz etkileri olmak üzere 2 alt tema belirlenmiştir Çözüm önerileri adlı tema için ise hastalığa uygun işler, halkın eğitimi, derneklerin artırılması ve devletle ilgili çözümler olmak üzere 4 alt tema belirlenmiştir. Hastaların ifadeleri doğrultusunda şizofreni hastalarının aldıkları engelli maaşı kesildiği için bir işe girmeye çekindikleri, damgalandıkları için işe alınmadıkları ve işe alınanların iş ortamında damgalanma yaşaması nedeniyle çalışmamayı tercih ettikleri belirlenmiştir Hastaların çalışma hayatına ait sorunların çözümü konusunda girişimler yapılması ve damgalamayı azaltıcı uygulamalar için harekete geçilmesi gerektiğini düşündükleri görüldü. Sonuç olarak şizofreni tanısı alan hastaların her alanda olduğu gibi iş alanında da damgalanmakta ve ekonomik özgürlüklerini kazanamamaktadırlar.
2019 Engelli Bireylerin Çalışma Hayatında Maruz Kaldıkları Duygusal Yükler: Sakarya İli Örneği. Serdar ORHAN, Sezgin UYSAL, (2019), İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, Cilt 8, Sayı 1, 2019, 270 - 291
Öz: Engelli bireylerin istihdam edilmesi sanayi devriminden günümüze kadarki süreçte her zaman bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra engelli bireylerin istihdam edilmesi yönünde bir takım gelişmeler yaşanmaya başlamış ancak yeterli derece çözüm üretilememiştir. Engelli bireylerin istihdam sorunu dışında, istihdam edildikten sonra da çalışma hayatında birçok sorun yaşadığı görülmektedir. Bu sorunların bazıları iş yerindeki çalışanlardan kaynaklanırken diğer kısmı ise işveren ya da işyerindeki şef veya amirlerinden kaynaklamaktadır. İş hayatındaki engelli bireylerin yaşamış olduğu sorunlar birey üzerinde belirli duygusal yüklerin oluşmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışma hayatındaki engelli bireylerin maruz kaldıkları duygusal yüklerin tespit edilmesi ve bu yüklerin engellilik türüne göre farklılıklarının belirlenmesidir. Çalışma yöntem olarak nitel bir araştırma üzerine kurgulanmış ve 5 engellilik türünden toplam 25 engelli bireyle yüz yüze mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar Nvivo11 programı ile analiz edilip yorumlanmıştır. Yapılan çalışma farklı engel türlerine sahip engelli bireylerin, çalışma hayatında maruz kaldıkları duygusal yüklerin oranlarında da farklılıklar olduğunu göstermiştir. Engelli bireylerin istihdam edilmesi sanayi devriminden günümüze kadarki süreçte her zaman bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra engelli bireylerin istihdam edilmesi yönünde bir takım gelişmeler yaşanmaya başlamış ancak yeterli derece çözüm üretilememiştir. Engelli bireylerin istihdam sorunu dışında, istihdam edildikten sonra da çalışma hayatında birçok sorun yaşadığı görülmektedir. Bu sorunların bazıları iş yerindeki çalışanlardan kaynaklanırken diğer kısmı ise işveren ya da işyerindeki şef veya amirlerinden kaynaklamaktadır. İş hayatındaki engelli bireylerin yaşamış olduğu sorunlar birey üzerinde belirli duygusal yüklerin oluşmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışma hayatındaki engelli bireylerin maruz kaldıkları duygusal yüklerin tespit edilmesi ve bu yüklerin engellilik türüne göre farklılıklarının belirlenmesidir. Çalışma yöntem olarak nitel bir araştırma üzerine kurgulanmış ve 5 engellilik türünden toplam 25 engelli bireyle yüz yüze mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar Nvivo11 programı ile analiz edilip yorumlanmıştır. Yapılan çalışma farklı engel türlerine sahip engelli bireylerin, çalışma hayatında maruz kaldıkları duygusal yüklerin oranlarında da farklılıklar olduğunu göstermiştir.
2019 Görme Engelliler İçin Toplumsal Bir Kaynak Olarak Hâfızlık, Yunus BUCUKA, (2021), Cumhuriyet İlahiyat Dergisi, Cilt 25, Sayı 2, 2021, 619 - 639
Öz: Kutsal metinler, tüm dinler için önemli kaynaklardır. Bu kaynaklar açık ya da örtük çeşitli toplumsal işlevlere sahiptirler. Dolayısıyla birçok kültürde kutsal metinlerin korunması ve aktarılması önem arz etmektedir. Bu nedenle birçok toplumda, yazıya geçirildikten sonra da bu metinlerin ezberlenmesi, sonraki nesillere şifahi olarak aktarılması gereği doğmuştur. Böylece zaman içinde bu kutsal metinlerin ezberlenmesiyle alakalı çeşitli yapılar ortaya çıkmıştır. Hâfızlık da Kur’an’ın ezberlenmesi ve gerektiğinde bu yolla aktarılması amacıyla ortaya çıkmış, tarihi ve toplumsal nitelikler kazanmış önemli bir kurumdur. Hâfızlık İslam toplumlarında saygınlık nedeni olarak telakki edilmektedir. Bu nedenle birçok kişi hâfız olma konusunda çaba göstermektedir. Bu süreçte Hz. Peygamber’in hâfızlığı teşvik etmesi, hâfızlığın Müslümanlar için faziletli bir faaliyet olarak kabul edilmesi gibi birçok neden hâfızlığın yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur. Araştırma görme engelli hâfızların yaşantı ve deneyimlerini temele almaktadır. Öncelikle ilgili bilimsel literatüre katkı sağlanmayı amaçlamaktadır. Akademik katkının yanı sıra görme engelli bireylerin toplumsal hayata dâhil edilmesi doğrultusunda yeni seçeneklerin ortaya çıkarılması için çeşitli sosyal politikalara kaynaklık etmesini de hedeflemektedir. Araştırma, bir nitel betimsel çalışmadır. Nitel araştırma desenlerinden olgubilim (phenomenology) deseni temelinde sürdürülmüştür. Bu doğrultuda, görme engelli hâfızların yaşantılarına nasıl anlam yüklediklerini, dünyayı, toplumu ve ilişkilerini nasıl değerlendirdikleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Bingöl, Elazığ, Diyarbakır ve Mardin illerinde ikamet eden görme duyumuna sahip olmayan on iki görme engelli hâfız oluşmaktadır. Görüşmeler sürecinde verilerin birbirini tekrarlaması dolayısıyla örneklemin doyum noktasına ulaştığı kanaatine varılmış ve bu nedenle katılımcı sayısı on iki ile sınırlandırılmıştır. Araştırmada kartopu örneklem tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler araştırmanın amacı kapsamında oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu ile gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler ev, park, dernek ofisi ve cami gibi mekânlarda yürütülmüştür. Çalışma, Bingöl Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etik Kurulu’ndan izin alınarak yapılmıştır. Araştırma sürecinde elde edilen verilerin analiz edilmesiyle çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Hâfızlık, görme engelli katılımcıların hayatlarına doğrudan etki eden önemli unsur olarak kabul görmektedir. Katılımcılar için, onları kendileriyle, dünyayla ve toplumla barışık hale getiren, karanlık dünyalarını aydınlatan ve onları dört duvar arasında yaşamaktan çıkarıp hayata dâhil eden özellikler taşımaktadır. Katılımcıların, cemaate imamlık yapmaları, taziyelerde görev almaları, mevlit ve benzer dini merasimlerde ilahiler okumaları, cami ya da kurslarda gönüllü Kur’an eğitimleri vermeleri hâfızlığın kendilerine sağladığı önemli toplumsal faaliyet örnekleridir. Katılımcılar, hâfızlığın kendilerine toplumsal bağlamda önemli bir statü sağladığı ve bu sayede saygınlık kazandıklarını belirtmişlerdir. Bazı görme engelli hâfızların enformel bir biçimde istihdam edildiği saptanmıştır. Katılımcıların birçoğu çeşitli dini merasimlerde mevlit, ilahi ve kaside okuyarak gelir elde etmektedirler. Ayrıca taziye ve bazı özel günlerde Kur’an okumaktadırlar. Hâfızlık, görme engelli bireylerin toplumsal hayata dâhil olmalarında önemli bir kaynak işlevi görmektedir. Bu nedenle hâfız olma dolayısıyla, görme engellilerin elde ettikleri kazanımlar, hem engelliler hem de engelli çocuk sahibi ebeveynler için model bir yaşantı örneği taşımaktadır. Bu doğrultuda görme engelli bireyler dîni mûsiki destekli organizasyonlar konusunda desteklenmeli, dini musiki cemiyetleri kurulmalı, mevlithanlık vb. kurslar düzenlenmelidir.
2020 Seçilen Büyükşehir Belediyelerinin Engelli İstihdamına Yönelik Faaliyetlerinin Fırsat Eşitliği Açısından Değerlendirilmesi, Suheyla ERİKLİ, (2020), Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 18, Sayı Armağan Sayısı, 2020, 35 - 50
Öz: Anayasanın 2. maddesinde belirtildiği üzere “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” Sosyal devlet kavramı bireyin yalnızca hukuk önünde eşit olmasına değil; bireyin sosyal ve ekonomik fırsatlara sahip olmadaki eşitliğine de vurgu yapmaktadır. Sosyal devlet anlayışının yerel yönetimlerdeki temsilcisi ise sosyal belediyecilik anlayışına göre hizmet veren belediyelerdir. 2005 yılında kabul edilen 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanuna 2014 yılında eklenen 14.maddede belirtildiği üzere devlet engelli bireylerin işgücüne katılması ve çalışma ortamında kalıcı olması için gerekli tedbirler almakla yükümlüdür. 2004 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun 7.maddesinde ise Büyükşehir Belediyelerine, engellilere yönelik olarak meslek ve beceri kazandırmaya yönelik kursları açmak ve bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak görevi verilmiştir. Bu çalışmada Ankara, İstanbul, Antalya ve 2012 yılında Büyükşehir Belediyesi statüsü kazanan iller içerisinde en fazla nüfusa sahip olan Şanlıurfa, Hatay ve Trabzon büyükşehir belediyelerinin 2018 yılı faaliyet raporları incelenerek, engellilere yönelik uygulanan politikalar değerlendirilmektedir.
2020 TÜRK HUKUKUNDA ENGELLİ ESKİ HÜKÜMLÜ VE TERÖRLE MÜCADELEDE YARALANANLARIN İSTİHDAMI HAKKINDA DÜZENLEMELER, Eyüp Sabri KALA, (2020), İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 19, Sayı 38, 2020, 56 - 73
Öz: Yetersiz yaşam koşulları nedeniyle özel koruma ve hizmet gerektiren gruplar “dezavantajlı gruplar” olarak tanımlanmaktadır. Engelli insanlar, eski hükümlüler ve terör kurbanları bu gruplar arasındadır. Bu grupların sosyal ve yasal açıdan desteklenmesi sosyal refah devletinin temel görevidir. Son zamanlarda yasal düzenlemeler yoluyla çeşitli destekler sunulmakta ve bu gruplara koruyucu hükümler getirilmektedir. Engelli insanlar, eski hükümlüler ve terörizmle mücadelede yaralananlar için devletin çalışma hayatında desteği olmaksızın uygun işler bulmak zordur. Özellikle terörle mücadele edenlerin istihdamı toplum için bir sosyal sorumluluk ve devlet için bir görevdir. Bu noktada özel sektöre uygulanacak yükümlülükler, sosyal sorumluluk açısından değerlendirilebilecek oranlarda gerçekleşmektedir. Bu çalışmada, bu dezavantajlı gruplara ilişkin kanuni düzenlemeler üzerinde durulmakta, kamu ve özel sektör düzenlemeleri ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Ayrıca, bazı değerlendirmeler ve sorunlar da incelenmektedir.
2020 İŞGÜCÜ PİYASASINDA ENGELLİ İSTİHDAMI ÜZERİNE EMEK ARZ YÖNLÜ BİR ARAŞTIRMA: GÜMÜŞHANE ÖRNEĞİ, Mehmet ÖZAYDIN, Necla İRİ, (2020), Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 25, Sayı 1, 2020, 89 - 110
Öz: Bu çalışmada, engelli istihdamının zorunlu olduğu kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli bireylerle görüşmeler yapılarak özelde Gümüşhane’de genelde ise Türkiye’de engellilerin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Tekil ve ilişkisel tarama modeli tipinde olan bu çalışmada Gümüşhane ilinde kamuda 70 özelde 65 toplamda 135 engelli birey ile görüşülmüştür. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan bir görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Formda çalışan engellilerin demografik özellikleri, çalışma yaşamlarına ve engel durumlarına ilişkin özellikleri, çalışma yaşamlarında karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunların çözümüne ilişkin görüş bildirilen sorular yer almaktadır. Veriler, araştırmacı tarafından yüz yüze yapılan görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen verilere göre özel sektörde çalışan engellilerin sendikaya üyeliği oldukça düşük seviyede olduğu sendikaya sıcak bakılsa da sendikalı olmaktan çekinildiği bilgisine ulaşılmıştır. Ayrıca engelli bireylerin, erişilebilirlik ve istihdam konularında yapılan çalışmaları yetersiz bulduğu, çalışma yaşamı içerisinde ve gündelik yaşamındaki haklarını tam anlamıyla bilmediği ve genellikle vasfına uymayan işlerde çalıştıkları sonucuna ulaşılmıştır.
2020 Şizofreni Olan Bireylerin Çalışma İle İlgili Düşünce ve Beklentileri Üzerine Nitel Bir Araştırma, Selma ERCAN DOĞU, (2020), Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2020, 172 - 190
Öz: Bu çalışmanın amacı, ilk defa çalışma hayatına başlayacak olan on katılımcının çalışma ile ilgili düşünce ve beklentilerini anlamaya yöneliktir. Çalışmaya DSM-V’ye göre, şizofreni tanısı almış ve Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavında (E-KPSS) başarılı olan 10 kişi katıldı. Çalışmada derinlemesine görüşme yöntemi kullanıldı. Nitel verilerin değerlendirilmesi sonucunda 5 tema belirlenmiştir: 1) yeni iş yaşamıyla ilgili beklentiler, 2) çalışma hayatıyla ilgili yaşanabilecek zorluklar ve yapabilecekleri işler, 3) yeni işle ilgili korkular, 4) hastalığın iş yaşamına etkileri, 5) çalışmanın faydaları, 6) işe başladıktan sonra tedaviyi sürdürme. Bu veriler ışığında, şizofreni tanısı olan bireylerin çalışmayla ilgili yaşayabilecekleri zorluklar göz önünde bulundurularak istihdam programlarının geliştirilmesi önerilebilir.
2020 İSTİHDAMDA YAŞANAN AYRIMCILIKLARIN ÖNLENMESİNE YÖNELİK HAZIRLANAN KAMU SPOTU REKLAMLARI ÜZERİNE GÖSTERGE, BİLİMSEL İNCELEME, Ebru Gülbuğ EROL , (2020), Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, Cilt 1, Sayı 47, 2020, 342 - 365
Öz: Employment discrimination is a form of discrimination realised by employers with a focus on race, gender, religion, national origin, physical or mental disability and age. Employment discrimination can reduce the productivity of employees, cause them to have negative perceptions of the organization, negatively affect corporate loyalty and even cause work accidents that may cause serious injuries or even deaths in the workplace. In order to prevent such discrimination to a certaian extent public spot advertisements are prepared by official and non-official institutions to prevent discrimination in the workplaces and it is aimed to raise public awareness on employment discrimination. In this study, it was tried to put forward what messages were given and how to form awareness in public spot advertisements prepared in the international field against employment discrimination. In the spots offered by 3 different institutions from Northern European countries, Finland and Denmark, to show the discrimination to the public, attention has been paid to ensure that there are basic points of discrimination such as race, religion, disabled and gender, all of which are the basic general types of discrimination. For this purpose, public spot advertisements of three different institutions determined by using purposive sampling method were examined in light of Swiss Linguist Ferdinand de Saussure’s Indicators Model and French Anthropologist Claude Lévi-Strauss’s Binary Contrast Model. In the findings of the study, it was revealed that the sense of sadness was formed for the employees who were discriminated in the workplaces and it was aimed to form sensitivity in the society for the employees with the feeling of sadness.
2020 ENGELLİ KADINLARIN KAMU İSTİHDAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ, Zehra ATBAŞI, (2020), Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 3, Sayı 1, 2020, 91 - 99
Öz: Toplumda sosyal dışlanma olgusuyla karşılaşan dezavantajlı gruplar arasında kadınlar ve engelliler ön sıralarda yer almaktadır. Bu durum özellikle kadın ve engelli bireylerin, yaşadıkları toplum içinde bağımsız birer birey olarak yaşamalarının önüne geçmektedir. Engelli kadınlar hem kadın hem engelli olarak kalıp yargılara, önyargılara ve ayrımcılığa iki kat maruz kalabilmektedirler. Engelli kadınlar, tüm kadınların yaşamakta oldukları sorunların yanında aynı zamanda engelli olmaktan kaynaklanan sorunlarla baş etmek durumunda kalmaktadırlar. Engelli kadınların, pek çok konuda başarılı olamayacakları sanılarak güçleri küçümsenmekte beklentiler yükseltilerek ya da yok sayılarak olması gereken destekler sunulmamaktadır. Engelli kadınların eğitimlerinin, çalışmalarının, topluma katılımlarının önemli ve gerekli olduğu ifade edilmesine rağmen bu olumlu tutum maalesef genel olarak iş hayatındaki uygulamalara yansımamaktadır. Bu nedenle okulda, çalışma hayatında, sokakta, toplumun her alanında engelli kadın çalışan görmek güçleşmektedir. Engelli kadınların kendini gerçekleştirebilmesinin en önemli yollarından biri de çalışma hayatına katılması ve ekonomik açıdan bağımsız bir birey olmalarından geçmektedir. Bu çalışmanın amacı, engelli kadınların kendini gerçekleştirebilmesinin en önemli yollarından biri olan çalışma hayatına atılmaları ve ekonomik açıdan bağımsız birer birey olabilmelerine yönelik kamuda verilen desteği istihdam verilerine dayalı olarak sunmaktır. Araştırma tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırma kapsamında T.C. Devlet Personel Başkanlığı Kasım 2019 Engelli Personel İstatistiklerinin sayısal verileri yorumlanmıştır. Bulgulara bakıldığında kamuda, engelli bireyler istihdam edilirken erkekler lehine bir yönelim olduğu görülmektedir. Engelli kadınların iş hayatına katılımının engelli erkeklere oranla daha az olduğu verilerle ortaya çıkmaktadır. Var olan durum incelemesi sonucunda engelli kadınların işe yerleşme oranlarının istendik düzeyde olmadığı ve engelli bireylerin istihdamında çoğunluğun erkeklerden oluşması yapılan düzenlemelerin engelli kadınların mağduriyetlerini gidermeye yetmediğini göstermektedir. Engelli kadınların, toplumun tüm alanlarındaki erişilebilirlik problemlerinin ortadan kaldırılarak onların bütüncül yaklaşımlarla desteklenmesi ve toplumsal kaynakların zenginleştirilmesi gerekmektedir. Toplumun ön yargılarının ortadan kaldırılması için toplumun sürekli ve bütüncül bir biçimde eğitilmesi ve konuyla ilgili geniş çaplı projelere ihtiyaç duyulmaktadır.
2020 Engelli İstihdamında Bir Alternatif Olarak Engelli Girişimciliği, Mesut AKÖĞRETMEN, Serdar ORHAN, (2020), Bilgi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 22, Sayı 2, 2020, 236 - 256
Öz: Engelli istihdamı denilince ilk akla gelen engellileri ücretli istihdam etme ve bunu kolaylaştırmaya yönelik kota yöntemi gibi politikalardır. Ancak kota sisteminin sağlıklı işleyebilmesi için kota sisteminin şartları, kota uygulamasının kapsamına girecek işyerlerinin niteliklerinin gerçekçi belirlenmesi ve denetimi önem kazanmaktadır. Dünyada yaygın bir yöntem olmasına rağmen kota sistemi engellilerin istihdam sorununu çözmede tek başına yetersiz kalmaktadır. Hatta engellilere yönelik sosyal modele geçişle birlikte ABD ve İngiltere gibi ülkeler zorunlu kota uygulamasını kaldırım diğer alternatifler üzerine yoğunlaşmışlardır. Bu kapsamda engelli girişimciliği, engellilerin istihdamı ve istihdamın artırılması noktasında iyi bir alternatif olarak son yıllarda ön plana çıkmaktadır. Bu yöntemin başarılı olabilmesi için her şeyden önce, girişimciliğin avantajlı ve dezavantajlı yöntemlerinin tespit edilip bu gerçekler doğrultusunda engellilerin özel ihtiyaçlarına göre tasarlanmış girişimciliği destekleyici politikaların üretilmesi gerekmektedir. Bu çalışmadaki temel amaçta engelli istihdamından kota yönteminin bir alternatifi olarak engelli girişimciliği ve engelli girişimciliğinin engelli istihdamı noktasında ki avantaj ve dezavantajlarını belirlemektir.
2020 Geçmişten Günümüze Engelli İstihdamı: Engelliler İçin Nitelikli İstihdamda Yeni Yaklaşımlar, Lütfiye KARAASLAN, (2020), Çalışma İlişkileri Dergisi, Cilt 1, 2020, 46 - 58
Öz: Dünyada genel olarak istihdamda uygulanan politikalar, aktif ve pasif istihdam politikaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Aktif istihdam politikaları temel olarak hem işsiz hem de çalışan bireylerin becerilerini, mesleki vasıflarını ve girişimciliklerini geliştirmeye dönük piyasa odaklı politikalar iken pasif istihdam politikaları işsizlik sigortası, sosyal yardım ve sosyal hizmet gibi piyasa dışı ve asgari bir gelir güvencesi sağlamaya dönük politikalardır. Benzer bir yaklaşım engelli bireylerin istihdamında da benimsenmiş olup, aktif istihdam politikalarına öncelik veren ülkelerde engellilerin çalışma hayatına katılımlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Aktif istihdam politikalarının düşük olduğu ülkelerde, engelli bireylere yönelik toplumda var olan yanlış inanışlar, işverenlerin önyargıları, engellilerin mesleki vasıf ve becerilerinin düşük olması gibi nedenlerin bunda etkili olduğu görülmektedir. Geçmişten günümüze tüm dünyada engelli istihdamında en yaygın şekilde kullanılan yöntem, zorunlu çalıştırma yükümlülüğünü ifade eden ve belli sayıda ya da oranda engelli istihdamını mecburi kılan “kota yöntemi” olmuştur. Kota yöntemi engellilerin iş yaşamına girmelerini kolaylaştıran bir pozitif ayrımcılık uygulamasıdır. Ülkemizde de 1970’lere uzanan tarihçesi ile engelli istihdamında kota/kota-ceza yöntemi bu alanda varlığını korumaktadır. Bununla birlikte, engelli istihdamında 2000’li yılların başından başlayarak kota yöntemi ile birlikte diğer bazı istihdam yöntemleri de uygulamada yerini almaya başlamıştır. Bu süreçte, bir yandan yeni tedbirlerle kamuda ve özel sektörde ücretli istihdam nitel ve nicel olarak güçlendirilmeye çalışılırken, bir yandan da kendi işini kurma, sübvanse edilen istihdam, korumalı istihdam ve destekli istihdam gibi diğer bazı yöntemler de bazen mevzuat düzenlemeleri bazen de projeler yoluyla alanda varlığını göstermeye başlamıştır. Bu çalışmada engelli istihdamında 1970’lerden günümüze politika, mevzuat ve uygulama düzeyinde atılan adımlar, elde edilen başarılar ve geliştirilmesi gereken alanlar adım adım ele alınacak ve gelecekte daha nitelikli bir istihdam için alınması gereken tedbirler irdelenmeye çalışılacaktır.
2020 ENGELLİ İSTİHDAMININ DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DEKİ GÖRÜNÜMÜ, Funda ÇONDUR, Aslı YENİPAZARLI, Necmiye CÖMERTLER, (2020), Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 7, Sayı 5, 2020, 347 - 362
Öz: Küreselleşme ve artan rekabet sürecinde ekonomik kalkınmanın sağlanmasında toplumun tüm kesimlerinin katılımı gerekmektedir. Bu nedenle engelli bireyler ve özel politikalar gerektiren tüm grupların erişim olanaklarının artırılarak engellerin ortadan kaldırılması ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanmasında büyük öneme sahiptir. Çoğunlukla evlerinde vakit geçirmek durumunda kalan engellilerin toplumla bütünleşme talepleri sosyo-ekonomik gelişmeler, teknolojik ilerlemelerle birlikte toplumun diğer katmanları tarafından görünür hale gelmiştir. OECD, AB ve Türkiye’de açıklanan verilerine göre dünya nüfusunun %15’inde engellilik durumu bulunmaktadır. Dünya nüfusu yaşlandıkça ve kronik hastalıklar arttıkça engelli sayısı da artmaktadır. Buna bağlı olarak engelli bireylere ilişkin istihdam politikalarının da düzenlenmesi gerekmektedir. Bu düzenlemeler yapılırken engelli istihdamına ilişkin ihtiyaç analizlerinin yapılması ve politika önerilerinde bulunulurken devlet, işveren ve engelli bireylerin ortak çabaları gerekmektedir. Bu konudaki farkındalıkların arttırılması engelli bireylerin istihdam alanlarının yaratılmasında ve çalışma alanlarında gösterdikleri başarılar ile ekonomik kalkınmada önemli bir rol oynayacaktır. Bu çalışmada engelli bireylerin istihdamına yönelik olarak, Dünya’da ve Türkiye’de konu ile ilgili istatistik verilerin derlenmesi, değerlendirilmesi ve karşılaştırılması ön planda tutulmuştur. Bu bağlamda, işgücü istatistiklerinde engelli istihdamı değerleri dikkate alınarak, engelli istihdamı konusunda Dünya ve Türkiye verileri değerlendirilmeye çalışılmıştır.
2020 ENGELLİ BİREYLERİN ÇALIŞMA YAŞAMINDA KARŞILAŞTIKLARI SORUNLARA YÖNELİK NİTEL BİR ARAŞTIRMA: ÇANAKKALE ÖRNEĞİ, İstanbul Ticaret Üniversitesi Soslal Bilimler Dergisi, Cilt 19, Sayı 39, 869 - 897, 27.12.2020 Ebru KANYILMAZ POLAT
Öz: Engelli bireylerin ekonomik ve toplumsal yaşama katılımlarının en iyi yollarından biri istihdam edilmeleridir. Türkiye’de çalışabilir durumda olan engelli nüfusun önemli bir kısmının işgücüne dahil olmadığı bilinmektedir. Diğer yandan istihdam halinde olanlar da çalışma yaşamında önemli sorunlarla karşı karşıyadırlar. Bu sorunların başlıcaları; işyerindeki fiziki engeller, engelli çalışanlara yönelik tutum ve önyargılar, vasıfsız işlerde, düşük ücretlerle çalışmak zorunda olmaları, terfi imkanlarının yoksunluğudur. Bu çalışmanın amacı engelli çalışanların karşılaştıkları sorunların Çanakkale ili örneğinde incelenmesidir. Kota sistemi ile istihdam edilen 9 engelli çalışanla nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veriler toplanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler Maxqda Analytics Pro 2020 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların en yoğun olarak değindikleri sorunlar; niteliklerinin altında işlerde çalışmaları, açık işlerin engellilere uygun olmaması ve olumsuz işveren tutumudur. Engelli çalışanlar engelli olmaları dolayısıyla hiçbir şey yapamayacaklarına dair inançların yıkılmasını istemektedirler. Toplumun ve işverenlerin kendilerine güvenmeleri halinde daha verimli olacaklarını ifade etmektedirler.
2020 Türkiye’de Engelli Bireylerin Çalışma Koşulları: Bizimköy Örneği, Emel İSLAMOĞLU, Yunus YİĞİT, Nazan BUDAK, (2020), Yönetim Bilimleri Dergisi, Cilt 18, Sayı 37, 2020, 471 - 497
Öz: Engelli bireylerin istihdamı toplumsal refahın sağlanması için önemli göstergelerden biridir. Ancak engelli bireylerin istihdam edilmesinin önemli olduğu gibi hangi çalışma koşullarında istihdam edildiği de önemlidir. Bu çalışmanın amacı engellilerin yoğun olarak istihdam edildiği Bizimköy Engelliler Üretim Merkezinde çalışma koşullarının belirlenmesidir. Bu çalışmanın örneklemini Bizimköy Engelliler Üretim Merkezinde istihdam edilen 15 engelli birey oluşturmaktadır. Çalışmada, istihdam edilen engelli bireylerden derinlemesine bilgi edinilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup durum çalışması yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak katılımcılara yarı yapılandırılmış mülakatlar uygulanmıştır. Katılımcılar çalışma süresi, çalışma ortamı, işe ulaşım ve ayrımcılık konusunda olumlu görüş beyan ederken olumsuz yöndeki ortak görüş verilen ücretin yetersiz bulunmasıdır.
2020 ÇALIŞMA YAŞAMINDA GÖRME ENGELLİ BİREYLER: ÇANAKKALE ÖRNEĞİ, Ebru KANYILMAZ POLAT, Bünyamin BACAK, Fulya KIROĞLU, (2020), Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, Cilt 20, Sayı 49, 2020, 917 – 960
Öz: Çalışmak, her bireyin en temel haklarından biri olmanın yanında bireyleri topluma entegre eden, içsel tatmin sağlayan psiko-sosyal bir ihtiyaçtır. Engelli bireylerin düşük istihdam oranları ile bu temel haktan mahrum oldukları, istihdam halinde olanların da çeşitli sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Tüm engelli grupları içinde görme engellilerin de çalışma yaşamında karşılaştıkları kendilerine özgü zorluklar mevcuttur. Zorluklar karşısında görme engelli bireyler ya çalışma yaşamından yoksun kalmayı tercih etmekte ya da olumsuz çalışma koşulları altında çalışmayı sürdürmektedir. Çalışma yaşamında görme engellilerin yaşadıkları zorlukların tespit edilmesi, bu olumsuz durumların düzeltilmesi ve görme engellilerin istihdamlarının arttırılması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı istihdam halinde olan görme engelli bireylerin çalışma yaşamında karşılaştıkları zorlukları tespit etmektir. Bu amaçla Çanakkale ilinde istihdam edilen görme engelli vatandaşlarla nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir.
2020 KORUMALI İŞYERİ KAPSAMINDA ZİHİNSEL ENGELLİ İSTİHDAMI: MANİSA OSB YÖNETİMİNDE Z.E.K.İ PROJESİ ÖRNEĞİ, Gülşen SARI GERŞİL, Derya ALİMANOĞLU YEMİŞCİ, (2020), Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 22, Sayı 3, 2020, 1125 - 1153
Öz: Ülkeler sosyal politika kapsamında engellilerin istihdamını sağlamak ve onları topluma kazandırmak amacıyla çeşitli yollar ve yöntemler üzerinde çalışmaktadırlar. Bu yöntemler arasında en yaygın kullanılanlar; zorunlu kota uygulaması, belirlenmiş iş uygulamaları, korumalı işyeri uygulamasıdır. İşgücü piyasalarına kazandırılmaları güç olan zihinsel engelli bireyler rehabilite edilerek ve mesleki beceriler kazandırılarak istihdamlarına olanak sağlamak amacıyla; korumalı işyerleri uygulaması hayata geçirilmiştir. Türkiye’de korumalı işyeri uygulaması, hem mali hem teknik açıdan devlet tarafından desteklenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin çalışabileceği ortam özel olarak düzenlenmektedir. Korumalı işyeri uygulaması, engellilerin özellikleri ve engel durumlarına uygun bir çalışma ortamının sağlanması durumunda başarılı olabilen ancak uygulanması oldukça güç bir sistemdir. Bu çalışmada, engelli kavramı ve istihdam bağlamında engelliler irdelenerek, Türkiye’de korumalı işyerleri kapsamında zihinsel engelli bireylerin istihdam edilebilirlikleri ve korumalı işyerinin uygulanabilirliğinin belirlenmesinin yanı sıra sosyal entegrasyonlarına yönelik etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada Manisa Organize Sanayi Bölgesi (MOSB) yönetimindeki Z.E.K.İ projesi örneği üzerinden değerlendirme yapılmıştır.
2021 Çalışma Yaşamında Engelli Kadınların İstihdam Süreçleri: Yozgat Örneği, Hülya ÇAKIR, (2021), İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 8, Sayı 1, 2021, 111 - 126
Öz: Demografik göstergeleri incelendiğinde engelli bireylerin toplam nüfus içerisindeki oranının yüksekliği, engelli bireylerin sorunlarının toplumda büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Nüfusun önemli bir kısmını oluşturan engellilerin çalışma hayatı ve toplumla bütünleşme sorunları, üzerinde çalışılması gereken bir konudur. Yozgat ili örneği özelinde oluşturulan çalışma yaşamında engelli kadınların istihdam süreçleri araştırmasında, derinlemesine görüşmelerle öznel algılamaların önemli olduğunu ifade eden nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla Yozgat’ta ikamet eden 15 engelli kadınla gerçekleştirilen görüşmelerde katılımcıların engellilik durumlarının istihdam süreçlerine etkisi, çalışma süreleri, engellilerin işe girme süreçleri, iş hayatında karşılaştıkları sorunlar ve engelli istihdamının iyileştirilebilmesi için önerileri gibi konu başlıklarında kadınların yaşadıkları durumu nasıl algıladıkları ve anlamlandırdıklarını kendi ifadeleri ile anlayabilmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada engelli kadınların istihdam süreçleriyle yaşadıkları sorunlar toplumsal cinsiyet kavramı ile ilişkilendirilerek araştırılmıştır.
2021 ENGELLİLERİN HÂKİMLİK YAPMASI TARTIŞMALARINA OSMANLI HUKUKUNDAN BİR BAKIŞ, Mehmet AYKANAT, (2021), Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Cilt 1, Sayı 42, 2020, 149 - 172
Öz: Hâkimlik mesleği, tarih boyunca önemli görülen bir meslek olmuştur. Hâkimler, hukukun uygulanmasında ve adaletin sağlanmasında, görev almışlardır. Bu sebeple hâkimlik mesleğini yapacak kişilerin seçilmesine önem verilmiştir. Hâkim olmak için aranan nitelikler arasında sağlam ve sağlıklı olma şartı genellikle yer almıştır. Hangi engellerin hâkimlik mesleğinin icrasını etkileyeceği, hangi engellerin ise sıkıntı oluşturmayacağı, günümüzde tartışma konusu olmaktadır. Çalışmamız konuya geçmişten bir pencereden bakmayı amaçlamıştır. Osmanlı uygulamasında engellerin, kadılık mesleğinin icrasına etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. İslam hukukunu en uzun süre uygulamış devletlerden olan Osmanlı Devleti, kadıların duyu organlarının sağlam ve sağlıklı olması gerektiğini kabul etmiştir. Mesleğe engel olmayacak düzeyde işitme ve görme kaybı olan kişilerin kadılık yapabileceğini kabul eden görüşler vardır. Fiziksel engeller, kadılık yapmaya engel görülmemiştir. Fiziksel engelli kadılara ilişkin uygulama örneklerine rastlanmıştır. Zihinsel engelliler ise kadılık yapamamıştır. Fiziksel engellerin genellikle hâkimlik mesleğine ilişkin işleri yürütmeye engel olmadığı görülmektedir. Osmanlılar bu düşünceyle fiziksel engelli ve görünüş farklılıklarına sahip kişilerin kadılık yapmalarına engel olmamışlardır. Osmanlıdan bugüne, hâkimlik mesleğini icra bakımından, engellilerin haklarında ilerleme kaydedilmemiştir.
***2021 TÜRK HUKUKUNDA ENGELLİLER BAKIMINDAN KAMU HİZMETİNE GİRME HAKKI, Buket DENİZ, (2021), Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 3, Sayı 1, 2021, 66 - 124
Öz: Türk hukukunda kamu hizmetine girme hakkı, 1982 Anayasası’nın 70. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasa’da siyasi haklar statüsünde düzenlenmiş olan kamu hizmetine girme hakkının içeriği ve kapsamı, kanunlar ve yargı kararları ile ortaya konmuştur. Kamu hizmetine girme hakkı bir başka temel hak olan çalışma hakkının bir boyutunu oluşturmaktadır ve kişinin maddi ve manevi gelişiminin sağlanması ile insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesi bakımından gereklidir. Toplumsal hayata diğer bireyler ile eşit şekilde katılamayan engelli bireyler de, anayasal bir ilke olan eşitlik ilkesi gereği kamu hizmetine girme hakkına sahiptirler. Ancak yasa önünde eşitlik anlayışı engellilerin kamu hizmetine girmesi bakımından yeterli değildir. Bu nedenle anayasalar ve diğer hukuki düzenlemeler bağlamında engellilerin kamu hizmetine girmesi bakımından pozitif ayrımcılık teşkil edecek çeşitli uygulamalar öngörülmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda da kamuda engelli istihdamı için kota uygulaması düzenlenmiştir. Engelli bireylerin bu kota kapsamında istihdam edilmeleri amacıyla “EKPSS” isimli ayrı bir sınav öngörülmüştür. Bu sınav haricinde de engellilerin kamuda istihdam edilmesi mümkündür, aksini öngören yargı kararları hukuka aykırı olacaktır. Engelli bireylerin, kamu idareleri ve kurumlarının kamu personeli alımı için açmış olduğu ilanlara başvurabilmeleri için getirilen özel şartların ayrımcılık teşkil etmemesi gerekmektedir. İdarenin bu tarz işlemleri eşitlik ilkesine aykırılık anlamına gelir. Bu çalışma kapsamında kamu hizmetine girme hakkı ve engelli bireylerin bu hakkı kullanması bakımından önemli görülen bazı hukuki hususlar ele alınmaktadır.
***2021 SOSYAL DEVLET İLKESİNİN GEREĞİ OLARAK KAMUDA İSTİHDAM ZORUNLULUĞU, F. Ebru GÜNDÜZ, M. Özge ÇEBİ BUĞDAYCI, (2021), Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 16, Sayı 1, 2021, 183 - 233
Öz: Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak devletin asli görevlerinden biri sosyal adaleti sağlamaktır. Devlet bu görevini gerçekleştirmek için sosyal ve ekonomik hayata müdahale ederek, çalışma hakkı gibi Anayasal olarak herkesin sahip olduğu bir hakkın kullanılmasını kolaylaştırıcı tedbirler alabilir. Özellikle toplumsal olarak korunması gereken bazı kesimler için Devletin zorunlu istihdam politikaları yürütmesi, sosyal adaletin sağlanmasında pozitif ayrımcılık uygulamalarına önemli bir örnek teşkil eder. Türk hukukunda zorunlu istihdam politikasından yararlanabilen hassas kesimler; engelliler, sosyal hizmet modellerinden yararlanan kişiler, eski hükümlüler, terörle mücadelede malul sayılanlar ve/veya yakınları ile hayatını kaybedenlerin yakınları ve terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralananlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsama giren kişiler, zorunlu istihdam politikasının bir gereği olarak özel sektörde veya ekseriyetle kamuda istihdam hakkından yararlanabilmektedirler. Bu kişilerin, kamuda istihdamı için aranan koşullar ise, kamu personel rejiminin genel çerçevesinden farklı özellikler arz etmekte; söz konusu kesimin istihdamı için birtakım kolaylıklar devlet eliyle getirilmektedir.
2021 Türkiye İşgücü Piyasasında Engelli İstihdamına Yönelik Ayrımcılık: Talep Yönlü Bir Analiz, Hasan ASLAN, Hacer Simay KARAALP-ORHAN, (2021), Çalışma İlişkileri Dergisi, Cilt 12, Sayı 1, 2021, 24 - 54
Öz: Engelliler, işgücü piyasasında işe giriş, terfi, ücret, eğitim alma gibi birçok alanda ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Bu çalışmada 2018 yılında İŞKUR’a (Türkiye İş Kurumu) verilen özel sektör açık iş ilanı verileri sıklık ve yüzdeler yöntemiyle analiz edilerek engelli işçilere yönelik işgücü talebi açısından ayrımcılık yapılıp yapılmadığı incelenmektedir. Buna göre, engelli işgücü talebi toplam işgücü talebinin %5,5’ini oluşturmaktadır. Engellilere yönelik talebin normal işgücü talebinde olduğu gibi düşük eğitim düzeyi ve düşük niteliğe yönelik olduğu ve en fazla hizmet sektöründe talep edildiği tespit edilmiştir. Normal işgücü talebine göre engellilere işgücü piyasasının sunmuş olduğu meslekler tek tip, düşük ücretli, vasıfsız ve çok az sayıda olup kısıtlı faaliyet alanlarında dağılmaktadır.
2021 ENGELLİ KADIN İSTİHDAMI: İŞKUR AKTİF İSTİHDAM POLİTİKALARI ÜZERİNE BİR ANALİZ, Hülya ÇAKIR, (2021), Akademik Hassasiyetler, Cilt 8, Sayı 16, 2021, 151 - 173
Öz: Engellilerin sosyal hayata katılımı, kendi geçimlerini sağlayabilmeleri ve öz yeterlik bilincini geliştirebilmeleri için politikalar belirlenmesi ve bu politikaların aktif bir şekilde uygulanması dünyada ve ülkemizde önemle üzerinde durulan konu başlıklarındandır. Özellikle dezavantajlı grupların sosyal hayata katılımı için son yıllarda medikal modelden sosyal modele geçen yaklaşım sosyal politikaların pasif, sürece yayılan politikalardan uzaklaşılarak daha çözüm odaklı, süreç yönetimine odaklanan, katılımcı ve aktif olmasını gerektirmiştir. İstihdamın birey ve ülke kalkınmasına etkisi düşünüldüğünde sürecin hızlandırılmasının önemi artmaktadır. Bu çalışmada Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün “Engelli ve Yaşlı İstatistik Bültenleri” verileri ile Türkiye İş Kurumu’nun yıllık yayınladığı “Türkiye İş Kurumu Faaliyet Raporları”nın verileri doğrultusunda programların başlangıç tarihlerine göre değişmekle birlikte çoğunlukla 2009-2019 yılları arasındaki sürecin hizmet sunumu ve hedef kitleye erişimi boyutunda değerlendirmek amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye İş Kurumu’nun aktif istihdam politikalarından her biri kendi özellikleri bağlamında ele alınırken, bütüncül olarak da programların engelli kadın istihdamını nasıl etkilediği ve engelli kadınların programlardan yararlanma durumları üzerinde durulmaktadır.
2021 Şizofreni Hastalarında Destekli İşe Yerleştirim: Üç Yıllık İzlem Sonucunun Değerlendirmesi, Aysel İNCEDERE, Mustafa YILDIZ, (2021), Kocaeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, Cilt 7, Sayı 3, 2021, 228 - 234
Öz: Amaç: Şizofreni hastalığı olan bireylerin hastalık belirtileri ve toplumsal etkenler nedeniyle iş yaşamına katılım oranı düşüktür. Oysaki hastaların iş yaşamında olmasının iyileştirici özelliği bilinmektedir. Hastaların işe yerleştirimi için değişik hizmet modelleri geliştirilmiştir. Burada olgu yöneticiliği uygulamasıyla işe yerleştirilen bir grup şizofreni hastasının üç yıllık iş yaşamı sonuçları sunulacaktır.
Yöntem: Olgu yöneticiliği uygulamasıyla destekli işe yerleştirim hizmetleri için belirlenmiş ilkeler çerçevesinde hastaların niteliklerine uygun konumlarda toplumla bütünleşik olan işe yerleştirme çalışması yapıldı. İş yeri ile klinik hizmetler arasında eşgüdüm sağlanarak çalışan hastalara bireyselleştirilmiş destek sağlandı. Bu hizmetler kapsamında engelli ya da normal kadrodan işe yerleştirilmiş 12 şizofreni hastasının üç yıllık izlem verileri incelendi. Katılımcıların klinik ve toplumsal işlevsellikleri destekli işe yerleştirim hizmetlerinden önce ve sonra ölçüldü. Sonuçlar parametrik olmayan testlerden olan Wilcoxon Testi ile değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların 3’ü (%25) normal kadrodan, 9’u (%75) engelli kadrosundan işe başladı. Devlet sektöründe memur/hizmetli kadrosunda 7 hasta (%58), özel sektörde 5 hasta (%42) işe başladı. Destekli işe yerleştirim hizmetleri sunulan katılımcıların 10’nu (%83) 36 ay boyunca işine devam etti. Destekli işe yerleştirim sonrasında klinik ve toplumsal işlevsellik alanlarındaki ölçeklerden alınan puanlarda başlangıç ölçümlerine göre anlamlı fark saptandı.
Sonuç: Olgu yöneticiliği uygulamasıyla yürütülen destekli işe yerleştirim hizmetlerinin şizofreni hastalığı olan bireylerin işe yerleşmesinde, işi sürdürmesinde, hastalık belirtilerinin azalmasında, toplumsal işlevselliklerinin artmasında ve aile yükünün azalmasında önemli katkıları olacağı söylenebilir.
2021 Çalışma Hayatında Otizmli Bireyler ve Aileleri Üzerine Fenomenolojik Bir Araştırma, İbrahim Efe EFEOĞLU, Ömür KILINÇARSLAN, (2021), Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 1, 2021, 37 - 66
Öz: Bir spektrum bozukluğu olarak otizmi anlamaya yönelik her geçen gün artan oranda araştırma yapılmasına rağmen otizmli bireylerin çalışma hayatına ilişkin yapılan araştırmalar oldukça sınırlıdır. Günümüzde otizmli bireyler iş bulmak ve ailelerinden bağımsız olarak yaşamak konusunda çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu durum otizmli bireyleri etkilediği gibi ailelerini de etkilemektedir. Ancak doğru miktarda destekle, otizmli bireyler ücretli istihdam da dâhil olmak üzere yaşamın tüm faaliyetlerine katılma yeteneğine sahiptir. Bu fenomonolojik çalışmanın amacı otizmli bireylerin istihdamının aileleri ve kendileri üzerinde etkilerini ailelerin deneyimleri üzerinden ortaya koyarak engelli istihdamı, otizm ve iş yerinde çeşitlilik konularında bilgi birikim düzeyini artırmaktır. Aileleri ile birlikte yaşayan ve aynı zamanda çalışma hayatında yer alan otizmli bireylerin ebeveynleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplamda on üç ebeveyn ile yüz yüze görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, otizmli bireylerin istihdamının hem otizmli bireyler hem de aileleri üzerinde önemli faydaları olduğunu göstermektedir. Aileler kendilerine daha fazla vakit ayırabilmekte, daha fazla sosyalleşebilmekte, otizmli çocuklarıyla daha nitelikli iletişim kurabilmekte, ayrıca istihdam sonrası çocuklarının geleceğine dair daha az kaygı hissetmektedir. Otizmli bireylerin ise ailelerine olan bağımlılıkları azalmakta, fizyolojik özelliklerinde iyileşmeler olmakta, hayatları düzene girmekte, özgüven ve sosyalleşme düzeylerinde artışlar olmaktadır. Araştırma sonuçları literatürdeki çalışmalar ile karşılaştırılarak tartışılmıştır.
2021 TÜRKİYE’DE METAL SEKTÖRÜNDE ÇALIŞAN SAĞIRLAR VE İŞİTME ENGELLİLERE İLİŞKİN BİR DURUM ANALİZİ, Ömür Kaya KALKAN, Şener KARABULUT, (2021), Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, Cilt 21, Sayı 53, 2021, 941 - 962
Öz: Bu araştırmanın amacı, metal sektöründe çalışan sağır ve işitme engelli bireylerin istihdamına yönelik betimsel bir analiz yapmaktır. Bu amaçla, betimsel araştırma türlerinden tarama araştırması kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, 55 şirkette istihdam edilen 1.502 sağır ve işitme engelli çalışana ait veriler, şirketlerin insan kaynakları birimi aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, Türkiye’de metal sektöründe çalışan engelli bireylerin büyük çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğunu (%87) ve çalışanların yarısından fazlasının (%53) engelli kadrosunda istihdam edildiğini ortaya koymaktadır. Şirketler engelli çalışan istihdam ettiklerinde, ekstra eğitim ihtiyacı ve sürekli denetim (%13,8) gereksinimi ile karşılaşacaklarını düşünmektedirler. Metal sektöründe çalışan engelli bireylerin yaklaşık %67’sinin işitme engeli bulunduğu ve iş yaşamında karşılaştıkları en büyük zorluğun (%41,6) iletişim problemleri olduğu belirlenmiştir. Sağır ve işitme engelli çalışanların işe alımlarının büyük bir kısmı resmî kurumlar aracılığıyla (%43,3) gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına dayanarak, metal sektöründe çalışan engelli işgücünün iyileştirilmesine yönelik politika ve uygulamalarda, cinsiyet eşitsizliğini (%87-%13) gidermek adına kadınlar lehine bir ayırımcılığa öncelik verilmesi önerilebilir. Gelişen teknolojinin sunmuş olduğu imkânları da kullanarak engelli çalışanların uygun eğitimci ve eğitim materyalleri ile desteklenmesi oldukça önemlidir.
***2022 TÜRK HUKUKUNDA KORUMALI İŞYERİ UYGULAMASI VE ENGELLİLERİN KORUMALI İŞYERLERİNDE İSTİHDAM EDİLMESİNİN ESASLARI, Burcu EZER, (2022), Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, 2022, 534 - 565
Öz: Çalışma hayatındaki dezavantajlı gruplardan biri olarak kabul edilen engellilerin çalışma hayatına aktif olarak katılımlarını sağlamak ve istihdam oranlarını arttırmak amacıyla engelli istihdamına yönelik çeşitli yöntemler geliştirilmiş olup koruyucu istihdam (korumalı işyerleri) yöntemi bunlardan biridir. Ülkelerin dinamikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda uygulama biçimleri ülkeden ülkeye farklılık gösteren koruyucu istihdam yönteminde, çalışma koşulları engellilere özel olarak düzenlenmekte ve rekabetten uzak bir çalışma ortamı oluşturulmaktadır. Korumalı işyeri uygulaması, Türk Hukukunda ilk olarak 2005 yılında 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (şimdiki adıyla Engelliler Hakkında Kanun) ile getirilmiş; korumalı işyerlerinin işleyişine ve denetimine ilişkin usul ve esaslar 27.01.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Korumalı İşyerleri Hakkında Yönetmelikle düzenlenmiştir. Ayrıca çeşitli mevzuatlarda korumalı işyerlerinde çalışan engellilerin ücretleri ve adlarına ödenecek sosyal sigorta primlerine ilişkin teşvikler, korumalı işyeri işvereninin ödemekle yükümlü olduğu bazı vergiler bakımından indirim ve muafiyetler ve korumalı işyeri proje destekleri düzenlenmiştir. Korumalı işyeri uygulaması ile işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel ve ruhsal engelli bireylere, devlet tarafından teknik ve mali yönden desteklenen ve çalışma ortamı özel olarak düzenlenen (korumalı) işyerleri aracılığıyla istihdam oluşturmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, engellilere yönelik düzenlenen bir istihdam yöntemi olarak korumalı işyerlerini ele almak; korumalı işyeri yönteminin uygulama esaslarına ve Türk Hukukundaki tarihsel gelişimine değinmek; yürürlükteki düzenlemeler ışığında Türk Hukukunda engellilerin korumalı işyerlerinde istihdamına ilişkin usul ve esasları incelemek ve son olarak korumalı istihdam yöntemlerinin Türk Hukuku uygulamasındaki işlevselliğini arttırmak adına belli başlı çözüm önerileri sunmak amaçlanmaktadır.
***2022 BAŞKA BİRİNİN SÜREKLİ BAKIMINA MUHTAÇ DERECEDE AĞIR ENGELLİ ÇOCUĞU BULUNAN KADINLARIN SİGORTALILIĞA BAĞLI OLAN VE OLMAYAN HAKLARI, Sevgi DURSUN ATEŞ, (2022), Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, Cilt Prof. Dr. M. Fatih UŞAN’a Dekanlıkta 10. Yıl Anısına Teşekkür Armağanı, Sayı 2022-2, 2022, 979 - 1028
Öz: Primli ve primsiz rejimden oluşan sosyal güvenlik sistemimizde sadece kadınlara yönelik yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Söz konusu düzenlemelerden kadınlara sağlanan hakların bir kısmı kadının sigortalılığına bağlı iken, diğer bir kısmı ise sigortalılık niteliğine bağlı değildir. Sürekli başkasının bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu olan kadınlara erken emeklilik imkânı sağlayan haktan yararlanabilmek için sigortalı olmak gerekirken bakıma muhtaç ağır engelli çocuğa evde bakım hizmeti sunulmasının sonucu evde bakım yardımından yararlanabilmek için sigortalı olma şartı aranmamaktadır. Çalışmamızda, öncelikle 5510 sayılı Kanun’da yer alan, kadınlara özgü düzenlemelere genel olarak yer verilecek, daha sonra sürekli başkasının bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu olan kadın sigortalılara sağlanan erken emeklilik imkânı ayrıntılı biçimde ele alınacak ve sigortalı olmayan kadınların –annelerin- evde bakımını üstlendikleri çocukları olması durumunda hak kazandıkları evde bakım desteği açıklanacaktır. Kadınlara sağlanan bu hakların kapsamına ilişkin sorunlar çerçevesinde, özellikle sadece anne olan kadınlara sağlanmış söz konusu haklardan erkeklerin ve dolayısıyla ebeveynlerin nasıl yararlandırılabileceğine ilişkin değerlendirme yapılacaktır.
2022 İSTİHDAMDA ENGELLİ KADIN: SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ, Burcu GEDİKLİ, (2022), Marmara Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 1, 2022, 83 - 103
Öz: Engellilik, insanlık tarihi boyunca her toplumda var olan toplumsal bir olgudur. Engelli bireyler, var oldukları tarih boyunca gelişmiş, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde yaşamalarından bağımsız olarak neredeyse toplumsal yaşamın tüm alanlarında ayrımcılıklarla, sorunlarla karşılaşmışlardır. Bu sorun alanlarından birisi de çalışmanın konusunu oluşturan istihdam alanıdır. Engelli bireylerin, engelliliğe yönelik toplumsal algıların da etkisi ile toplumsal dışlanma yaşamaları söz konusu olmaktadır. Halbuki engelli bireylerin, kendilerine güvenebilmelerinin sağlanması, topluma yük olarak görülmelerinin önüne geçilmesi, yetenek ve becerilerini geliştirebilmeleri, toplumsal saygınlık elde edebilmeleri, toplumsal dışlanmanın ortadan kaldırılabilmesi ve toplumsal etkileşimlerinin gelişebilmesi için çalışma yaşamına dahil olabilmeleri önem arz etmektedir. Engelli bireylerin, her toplumda karşılaştıkları istihdam sorunları, engelli bireyin kadın olması ile daha fazla hissedilen bir sorun olmaktadır. Özellikle ataerkil değerlerin egemen değer sistemi olduğu toplumlarda, kadın ve engelli bir birey olunması, kesişimsel ayrımcılıkların yaşanmasına, yoğun bir biçimde hissedilmesine neden olmaktadır. Bu düşünceden hareketle bu çalışmanın amacı, engelli kadın bireylerin istihdam alanında sahip oldukları ulusal ve uluslararası kanun ve sözleşmelerin, hakların neler olduğunun ortaya koyulması, uygulamada bu kanun ve sözleşmelerin istatistiklere nasıl yansıdığının ortaya koyulması, olması gereken ve olan durumların açıklanmasının ardından var olan politikaların geliştirilmesi, yeni politikaların oluşturulabilmesine yönelik önerilerde bulunmaktır.
2023- BATI’DA ENGELLİ EMEĞİNİN KISA TARİHİ: ENGELLİLİK MODELLERİ BAĞLAMINDA BİR DEĞERLENDİRME, Araştırma Makalesi, Mesut AKÖĞRETMEN, (2023), Hak İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, Cilt 12, Sayı 32, 2023, 129 - 144, 10.31199/hakisderg.1209599
Öz: Engelliler, insanlık tarihi boyunca var olmalarına rağmen, insani haklarını elde etme konusunda uzun mücadeleler vermişlerdir. Batı dünyası, engellilere ekonomik ve sosyal haklar tanıma noktasında oldukça geç kalmıştır. Daha 1950’lere kadar bireyleri normal-anormal ya da engelli-engelsiz diye ayrıştıran Avrupa’nın geçmişi normal olmayanları dışlayan örneklerle doludur. Saf bir ırk yaratmak amacıyla engelli ve hastaların katledildiği “Öjenizm” düşüncesi bunlardan biridir. Avrupa’yı yıllarca etkileyen bu düşünce II. Dünya Savaşı’nda Hitler tarafından zalimce uygulanmış ve 250.000 engelli ve hasta birey kobay olarak kullandıktan sonra gaz odalarında yakılmıştır. Bu makalenin amacı, Batı’nın tarih boyunca farklı tutumlarla yaklaştığı engellileri emek piyasasında nasıl konumlandırdığını ele almaktır. Makalede, geçmişten günümüze engelli emeğinin yeri engellilik modelleri üzerinden dönemsel olarak incelenecektir. Çalışmada dört Engellilik Modeli dört ekonomik sisteme karşılık gelmektedir. Bunlar; Geleneksel Model (Feodal Dönem), Medikal Model (Sanayi Devrimi Dönemi), Sosyal Model (Refah Devleti Dönemi) ve İnsan Hakları Modeli (Günümüz) dir. Makalede, engellilerin tarihin neredeyse her döneminde insan haklarıyla bağdaşmayan olumsuz tutum ve davranışlarla karşılaştığı, çalışma haklarını ise ancak 1950’lerden sonra elde etmeye başladığı görülmüştür.
2023-Sendikaların engelli bireylere yönelik sosyoekonomik politikaları: İngiltere, Kanada, Belçika ve Türkiye örnekleri, Araştırma Makalesi, Şeyma SANDIKCIOĞLU, Turgut ÇILĞIN, (2023), Sosyal Ekonomik Araştırmalar Dergisi, Cilt 23, Sayı 1, 2023, 39 - 52, 10.30976/susead.1126176
Öz: Amaç - Engelli bireyler çalışma hayatında zorluklar yaşamakta ve desteğe ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada çalışma hayatının ve endüstri ilişkilerinin önemli aktörlerinden biri olan sendikaların engelli bireylere olan bakış açıları ve engelli bireylere yönelik sosyal politikaları en merak edilen ama yeterli sayıda araştırma yapılmayan bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yöntem - Bu çalışmada, sendikaların engelli bireylere yönelik bakış açıları ve engellilere yönelik sosyoekonomik politikaları literatür taraması ve doküman incelemesi yöntemiyle araştırılmıştır.
Bulgular - Çalışma sonucunda, sendikaların bir takım politikalar yürütmeye çalışsalar da gittikçe etkisizleştikleri görülmüştür. Bununla beraber uluslararası ve ulusal mevzuatlar çerçevesinde devletlerce çalışmaların yapıldığı, sivil toplum kuruluşlarının devreye girdiği görülmüştür.
Sonuç - Mevzuat çalışmalarına, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının destek çabalarına rağmen engelli çalışanların sorunlarının devam etmesi, sorunun temelinde derin bir toplumsal farkındalık ve bilinç eksikliğinin yattığını göstermektedir. Müfredata, genelde tüm ayrımcılıkları önleyici ve özelde engelliliğe bakış açısının değişmesine yönelik eğitim ve farkındalık dersleri konularak toplumsal bilincin yükseltilmesi ve ilgili mevzuatların uygulanmasının toplum tarafından denetlenmesinin gerekli olduğu görülmektedir.
2023-21. Yüzyılda Türkiye’de ve Dünya’da Engelli Kadınların Çalışma Hayatında Yaşadıkları Sorunların Ulusal ve Uluslararası Yasal Düzenlemelere Rağmen Devam Etmesi Paradoksu, Araştırma Makalesi, Turgut ÇILĞIN, (2023), Çalışma ve Toplum, Cilt 2, Sayı 77, 2023, 1323 - 1352, 10.54752/ct.1280838
Öz: Dezavantajlı gruplar olarak kabul edilen engellilerin ve kadınların, sosyal ve ekonomik anlamda yaşadıkları kendine has zorluklar bulunmaktadır. Bu iki dezavantajın birleştiği engelli kadınlar ise çifte dezavantajlılık olarak tabir edilen, engelli olmanın ve kadın olmanın sosyoekonomik hayatta yarattığı çifte zorluklar ile mücadele etmek zorundadır. Engelli kadınlar, sosyoekonomik hayatın birçok alanında engelli olmayan tüm bireylere ve engelli erkeklere göre yoksulluk, dışlanma ve benzeri sorunları daha yoğun yaşamaktadır. Bu iki dezavantajın tek bir bireyde birleşmesinin yarattığı zorluklar bu alanda yapılan düzenlemelere rağmen devam etmektedir. Bu çalışmada, engellilik ve kadınlık olgularına dair kavramsal sorgulamalar ile oluşturulan zemin üzerinden hareketle, engelli kadınların sosyoekonomik hayatta yaşadıkları sorunlar, bu sorunların giderilmesine yönelik uluslararası kuruluşlar ve Türkiye’de yapılan yasal düzenlemeler literatür taraması ve doküman analizi yöntemleri kullanılarak araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, yapılan yasal düzenlemelerin yeterli ve makul seviyede olduğu, buna rağmen engelli kadınların, geçmişe göre azalma ve düzelme eğilimine girse de yine de çalışma hayatında değişik boyutlarda sorunlarla karşılaşmaya devam ettikleri görülmüştür. Bu paradoksun nedeninin, yasal düzenlemelerin hayatta karşılık bulması için gerekli olan toplumsal farkındalığın ve bilincin yeterli olgunluk düzeyine ulaşmaması olduğu görülmektedir. Çözüm için ise yasal düzenlemelerin toplumlar tarafından içselleştirilerek bir bilinç haline getirilmelerini sağlamak amacıyla, farkındalık ve eğitim çabalarının akademik çalışmalar eşliğinde sürdürülmesi gerektiği önerilmiştir.
2023-Engelli Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin İncelenmesi, Araştırma Makalesi, Serhat SARI , Furkan BERBER, Sıtkı Buğra KÖSEOĞLU, Gamze Necmiye UYGUN, Serap TEPE, (2023), Sağlık Profesyonelleri Araştırma Dergisi, Cilt 5, Sayı 1, 2023, 28 - 35, 10.57224/jhpr.1130620
Öz: Eğitim belli bir konuda bilgi ve beceri kazandırma işidir. Eğitim hem yetiştirme hem de geliştirme özelliklerini ihtiva ettiğinden hayat boyu devam eden öğrenme faaliyetlerinin bütünüdür. İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimleri yasal zorunlulukları yerine getirmenin yanı sıra çalışanlar ve kurumlar için gelişme fırsatı olarak görülmesi gereken eğitimlerdir. Bu eğitimler sayesinde çalışanlar hem yasal yükümlülükler hakkında bilgi sahibi olmakta hem de iş kazalarına yönelik riskleri ve alınabilecek önlemleri öğrenmektedirler. Bu farkındalık çalışanlara direkt pozitif etkide bulunurken uzun vadede çalışma hayatının tamamına dolaylı olumlu etki yapmaktadır. Önemine istinaden bu eğitimlerin dezavantajlı grup diye nitelendirilen engelli çalışanlar için farklı bir perspektifte ele alınması gerekliliği söz konusudur. Çalışmanın amacı engelli çalışanların aldıkları İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimlerinin mevcut durumunu gözlemlemek ve iyileştirme adına önerilerde bulunmaktır. Çalışmada yarı yapılandırılmış onam formları ile katılımcılara sorular yöneltilmiş, görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Görüşmelerin içerikleri deşifre edilirken katılımcıların kimlik bilgilerinin gizli tutulması şartı sağlanmış ve veriler analiz edilmiştir. Görüşmeler sonucunda engelli çalışanların kendi ihtiyaçlarına yönelik verimli bir İSG eğitimi alamadıkları gözlenmiştir ve bu eğitimlerin iyileştirilmesine yönelik çalışmaların olması gerektiği düşünülmektedir. İyileştirme çalışmaları eğitim içeriklerinin yeniden yapılandırılması ve eğitimi aktarma yollarının çeşitlendirilmesi ile güncellenebilir. Ayrıca eğitimi verecek uzmanların da mesleki gelişimlerine yönelik ek faaliyetler yapılması engelli çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimlerinin niteliğinin artmasına neden olacağı düşünülmektedir.