LİTERATÜR YEDİNCİ BÖLÜM: ENGELLİ HUKUKU ÇALIŞMALARI VE ENGELLİ HAKLARINA YÖNELİK MAKALELERİ İÇEREN BİBLİYOGRAFYA
Hazırlayan: Avukat Hikmet KARADAĞ
Bu bölümde, Engelli Hukuku ve engelli hakları konusunda çalışan; akademisyenler, hak savunucuları, avukatlar, meslek elemanları, sivil toplum ve kamu temsilcileri, sendikalar, partiler, birlikler, odalar ve baroların çalışmalarını kolaylaştırmak ve gerekli hukuki ve toplumsal nosyonu sağlamak amacıyla; engellilerin toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel ve diğer hukuksal sorunları hakkında yayınlanmış veya yayınlanmamış kitap, çeviri, derleme, araştırma, inceleme, makale ve raporların indeksli listeleri yayınlanacaktır.
Dergimizin bu sayısında son Altı ayda; Anayasa Hukuku, Borçlar Hukuku, Ceza Hukuku, Eğitim Hakkı, Eğlenme ve Dinlenme Hakkı, Engelliler Hakkında Kanun, İdare Hukuku, Karşılaştırmalı Hukuk, Medeni Hukuk, Sağlık Hakkı, Sağlık Kurulu Raporu, Sosyal Devlet ve Sosyal Yardımlar, Vergi Hukuku ve Yerel Yönetimler gibi alanlar ve Sosyoloji, Psikoloji, Sosyal Psikoloji, Edebiyat, Sanat, Felsefe, Tarih ve diğer sosyal disiplinlere ilişkin engellilik alanına ve engelli hukuku çalışmalarına yönelik yayınlanmış makaleler ve engellilerin hakları ile ilgili tespit edebildiğimiz makalelerin indeksi sunulacaktır.
Bu çalışmaları yaparak kamuoyunun yararlanmasına sunan herkese en içten duygularımızla teşekkür ediyoruz. Umarız, bu tür çalışmaların ve bu çalışmalardan yararlananların sayısı artar. Yaptığımız bu yayınla, bu amacın gerçekleşmesi için biraz da olsun katkımız olacaksa, işbu çalışma amacına ulaşmış demektir.
TÜRK HUKUKUNDA MUHTAÇLIK AYLIĞI İŞLEMLERİNİN YARGISAL DENETİMİ
Yıl 2024, Cilt: 6 Sayı: 2 Prof. Dr. Mustafa Avcı’ya Armağan, 1552 - 1583, 03.01.2025
Yunus Eraslan , Hüseyin Bilgin
https://doi.org/10.47136/asbuhfd.1566499
Öz
Anayasanın 61. maddesine göre Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.
Fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan engelli, engelli yakını ve yaşlı olan vatandaşların korunmasına yönelik, sosyal adaleti pekiştirici tedbirlerle gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak amacıyla 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunu’nda özel düzenlemelere yer verilmiştir.
2022 sayılı Kanuna göre, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen engelli olanlara, engelli yakınına veya 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak amacıyla belli tutarlarda aylık bağlanmaktadır. Bu kapsamda engelli olanlara, engelli yakınına veya 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına ilişkin olarak, bu kişilerin muhtaç olduğuna ve aylık bağlanmasına, muhtaç olmadığına, aylığın kesilmesine, dönüştürülmesine, azaltılmasına artırılmasına, mahsubuna dair işlemler tesis edilebilmektedir. Bu işlemlere karşı açılan davalarda, görevli yargı yerine ilişkin olarak uyuşmazlıklar çıkmakta ve bu durum ise yargılamanın uzamasına sebebiyet vermektedir. Çalışmamızda muhtaçlık aylığı kapsamında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından tesis edilen işlemler ve bu işlemlere karşı açılan davalarda görevli yargı yeri sorunu yargı kararları ışığında incelenecektir.
Avrupa Birliği Ülkelerinde Yeni Trend: Engelli Emeklilik Sistemi Öncesinde Rehabilitasyon
Yıl 2024, Cilt: 8 Sayı: 2, 107 - 126, 31.12.2024
https://doi.org/10.47140/kusbder.1492227
Öz
Dezavantajlı gruplar sorun yaşadıkları alanlarda sosyal politikalara ihtiyaç duymaktadırlar. Bu bağlamda engelli bireylerin engelli emeklilik sistemine dahil olarak engelli maaşına hak kazanmaları onların temel ihtiyaçlarını karşılamaları açısından faydalı görülebilir. Fakat istihdama katılmaları sonucu iş yaşamının getirileri açısından değerlendirildiğinde maddi kazancın ötesinde daha büyük pozitif çıktılar elde ettikleri tespit edilmiştir. Engelli emeklilik sistemine yönelen kişi sayısı konusunda yaşanan artış açısından eleştiriler dikkate alındığında engelli emeklilik sistemine dair olumlu örneklerin detaylı bir şekilde incelenmesi ve politika önerileri sağlanması ihtiyacı doğmuştur. Bu anlamda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin başarılı örnekler olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki mevcut engelli emeklilik sistemi ve bu sistem içerisinde yer alan rehabilitasyon süreçlerinin tartışılması yolu ile politika önerileri sağlamaktır. Bu anlamda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin engelli maaşı alma konusundaki kriterleri artırdığı, engelli emeklilik sistemini cazip olmaktan çıkardığı ve engelli bireyleri rehabilitasyon süreçleri ile güçlendirerek istihdama dahil ettiği görülmektedir.
Türkiye’deki Engelli Hakları Hareketlerinin İncelenmesi
Yıl 2024, Cilt: 3 Sayı: 2, 63 - 78, 31.12.2024
https://doi.org/10.58632/olgusos.1504256
Öz
Engelli hakları hareketi, küresel politika ve toplumsal reformlardan etkilenerek, engellilik sorunlarının temel nedenlerini eleştirel bir şekilde ele alarak hak mücadelesini yeniden şekillendirmeye çalışmıştır. Engellilerin baskılanması, ötekileştirilmesi, tecrit edilmesi, ayrımcılığa uğraması ve aykırılaştırılmasına karşı bir tepki olarak ortaya çıkan engelli hakları hareketleri, insan haklarına saygı temelinde engelli bireylerin temel haklarına saygı gösterilmesini savunmaktadır. Bu hareketler, engelli bireylerin güçlenmesi için bilinçlenmelerini ve haklarını savunmalarını desteklemekte ve hukuki güvencelerin sağlanması için mücadele etmektedir. Ayrıca, toplumsal farkındalığı artırmayı ve engelli bireylerin eğitim, istihdam ve diğer temel alanlara erişimini kolaylaştırmayı hedeflemektedir. Engelli hakları hareketleri engelli bireylerin eğitim ve istihdam olanaklarına eşit erişimini sağlamayı ve kamu ve özel sektörde erişilebilirlik standartlarının artırılmasını talep etmektedir. Bu çabalar, engelli bireylerin potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirebilmeleri ve toplumsal katılımı artırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, engelli bireylerle ilgili dilin ve terminolojinin değiştirilmesi konusunda da önemli bir rol oynamaktadır. Engelli hakları hareketleri, toplumsal inklüzyonun artırılmasını hedefleyerek engelli bireylerin toplumun her alanında aktif olarak yer almasını sağlamayı ve toplumun daha kapsayıcı bir yapıya kavuşmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Türkiye’deki engelli hakları hareketlerinin incelenmesi, uluslararası bir bağlamda benzer ülkelerle karşılaştırmalar yapma fırsatı sunmaktadır. Sonuç olarak, engelli hakları hareketi toplumsal bir hareket olarak engellilik konusunda farkındalık yaratmayı ve toplumun daha kapsayıcı bir yapıya kavuşmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Depremde Engelli Olmak
Yıl 2024, Cilt: 9 Sayı: 3, 545 - 557, 31.12.2024
https://doi.org/10.25279/sak.1409367
Öz
Afetler hızla gelişen ve yıkıcı etkisi olan, başta insan kaybı olmak üzere birçok çevresel ve ekonomik kayıplara neden olan doğal olaylardır. Doğal afetler içerisinde özellikle depremler, oluş ve meydana geliş biçimi olarak özelde bireyleri, genelde toplumları farklı şekillerde etkilemektedir. Fay hattı bakımından zengin olan ülkemiz için depremler kaçınılmaz bir durumdur. Ne yazık ki engelli bireyler toplumun diğer kesimlerine göre depremlere karşı daha savunmasız durumdadır. Deprem gibi doğal afetler engelli bireylerin savunmasızlıklarının artmasına neden olmaktadır. Engelli bireyler ülkemizde yaşanan merkez üssü Kahramanmaraş olan depremde, depremden kaçış, barınma, tuvalet ve banyo, hijyen ve medikal malzeme eksikliği, iletişim problemi konularında zorluk yaşamış olup iki kez dezavantajlı duruma düşmüştür. Bu bağlamda halk sağlığı hemşirelerinin vaka yöneticisi, eğitici, ekip üyesi, bakım verici, eğitmen, araştırmacı, yönetici ve ilk yanıt verici rolleri ile engelli bireylerin gelecekte olabilecek her türlü depreme hazırlıklı olmaları için deprem öncesinde alınacak önlemlerin, deprem sırasında yapılması gerekenlerin ve deprem sonrasında uyulması gereken kuralların öğretilmesi amacıyla eğitim programlarının oluşturulması ve tatbik edilmesi gereklidir.
Gazze’de Engelli Olmak: Sorunlar, İhtiyaçlar ve Uluslararası Örgütler Bağlamında Bir Durum Değerlendirmesi
Yıl 2024, Sayı: 87, 179 - 193, 31.12.2024
Zehra Erol Karaca , Meryem Serdar
https://doi.org/10.26650/jspc.2024.87.1538153
Öz
Engelliler, toplumsal entegrasyon şansı diğer bireylere göre daha düşük olan dezavantajlı gruplardan biridir. Engelli bireylerin yaşadığı dezavantajlılık durumunun en aza indirgenerek ayrımcılığın önlenmesi ve toplumsal eşitliğin sağlanması amacıyla birçok örgüt kurulmuştur. Bu örgütler öncülüğünde yasal düzeyde bazı hak kazanımları sağlanmaya çalışılmıştır. Gazze’de yaşamın 2007 yılından bugüne tam abluka altında devam etmesi, toplumsal katılımı gerekli şekilde sağlayamayan engelli bireyler için daha da dezavantajlı bir ortam oluşturmuştur. 7 Ekim 2023 sonrasında ise Gazze’deki engelliler için yaşam oldukça zorlaşmıştır. Literatür taraması yoluyla çifte dezavantaja sahip Gazzeli engellilerin temel sorunlarına ve ihtiyaçlarına odaklanan bu çalışmanın amacı, uluslararası sözleşmelerde engellilerin savunulması gereken öncelikli gruplardan biri olarak vurgulanmasına karşılık, Gazze’deki engelliler için bu durumun ne kadar geçerli olduğunu, engellilerin Gazze’de hangi sorunlarla mücadele ettiklerini, temel ihtiyaçlarının neler olduğunu, uluslararası örgütlerin Gazzeli engellilere yönelik çalışmalarının neler olduğunu açığa çıkarmak ve Gazze’deki engellilerin geleceğine ilişkin öngörülerde bulunmaktır. Elde edilen bulgular sonucunda, engelli haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeler bulunmasına rağmen Gazze’deki engellilerin bu haklardan yararlanamadığı, uluslararası örgütlerin çağrılarının karşılık bulmadığı, engellilerin kaderine terk edildiği görülmüştür. İnsan hakları söyleminin Gazze söz konusu olduğunda ikircikli bir şekilde uygulandığı sonucuna varılmıştır.
Görme Engelli Öğrencilerin Sınavlarda Karşılaştıkları Sorunlar ve Teknoloji Destekli Değerlendirme Süreçlerinin Etkisinin Belirlenmesi
Yıl 2024, Cilt: 4 Sayı: 2, 19 - 35, 31.12.2024
Anmar Al Khalifa , Çelebi Uluyol
https://doi.org/10.58667/sedder.1551644
Öz
Görme engelliler, sınavlarda genel olarak bazı sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunlar, onların görme yetisini kaybetmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada bu sorunları tespit etmek amacı ile görme engelli ortaokul öğretmenleri ile görüşme yapılmıştır. Çalışmanın amacı ortaokul görme engelli öğrencilerinin sınavlarda karşılaştıkları sorunları tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda iki (2) görme engelli okulu ve üç (3) görme engelli öğrenci ile ilgilenen sivil toplum kuruluşu ziyaret edilmiştir. Ayrıca görme engellilerin eğitimi alanında görev yapan 5 öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Nitel araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan verilere betimsel analiz yapılmıştır. Bulgular okuyucu problemi, bireysel problem, kaygı, endişe ve teknoloji kullanımı temalarını öne çıkarmaktadır.
Osmanlı Devleti’nde Engelli İstihdamının Günümüzdeki Uygulamalar Açısından Değerlendirilmesi
Yıl 2024, Cilt: 8 Sayı: 2, 145 - 161, 31.12.2024
Burak Can Korkmaz , Ahmet Emin Arı
https://doi.org/10.38122/ased.1502097
Öz
Engelli bireylerin bağımsız yaşamaları ve ekonomik özgürlüklerini sağlamaları açısından iş yaşamına katılmaları önemli görülmektedir. Bu anlamda engelli istihdamını şekillendiren toplumsal değer ve geleneklerin ülkemizde tarihi çok eskiye dayanmaktadır, ayrıca kurumsallaşmanın alt yapısının da Cumhuriyet’ten önce atıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla engelli istihdamına ilişkin olarak toplumumuzdaki kalıplaşmış tutumların ve mevcut politikaların dayandığı temeller olarak Osmanlı Devleti döneminin ele alınmasının önemli olacağı düşünülmektedir. Günümüz engelli istihdamının Osmanlı Devleti dönemindeki durumunun incelenmesi ve günümüz uygulamaları açısından değerlendirilmesi ülkemizde engelli istihdamına yönelik bütüncül bir bakış açısı geliştirmek açısından değerli görülmektedir. Dolayısıyla bu makale, Osmanlı Devleti dönemindeki engelli istihdamı pratiklerinin açıklanarak günümüz uygulamaları açısından tartışılmasını amaçlamaktadır. Sosyal politikaların günümüzden çok uzak olmayan bir zamanda ortaya çıkması ve yaygınlık kazanması eski dönemlerin bu sosyal politikalar nezdinde değerlendirilmesini oldukça güç hale getirmektedir. Fakat birbirinin devamı olması yönüyle Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından engelli bireylerin topluma aktif katılımı açısından ortak bir tutum göze çarpmaktadır. Günümüz sosyal politikalarına kaynaklık etmesi açısından eski dönemlerdeki uygulama ve anlayışların değerlendirilmesi mevcut alan yazına oldukça önemli bir katkı sağlayacaktır. Osmanlı Devleti’nde engelli bireylere yönelik olumlu tutuma rağmen kurumsallaşmanın geç olması engelli istihdam politikalarının uygulamada mevcut olmadığını fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ürettiği politikalara kaynaklık teşkil ettiğini göstermesi açısından önemlidir. Kurumsallaşmadan yoksun fakat toplumun dinamikleriyle şekillenen engelli istihdamının Osmanlı Devleti’ndeki en büyük destekçisi olarak vakıfların aktif ve gönüllü çalışmaları belirtilmektedir. Günümüzde kurumsallaşmanın ve sosyal politikaların varlığı engelli bireylerin kapsayıcılığı açısından önemlidir. Osmanlı Devleti’nde engelli bireylere yönelik olumlu tutumun yeşermesi ise günümüzdeki engelli istihdamında yer alan engelli bireylere yönelik davranışların pozitif yönde şekillenmesi açısından değerli görülmektedir.
TÜRKİYEDE GÖRME ENGELLİ ÖĞRENCİLERE MERKEZİ SINAVLARDA MATEMATİK ALANINDA YAPILAN UYGULAMALARIN İNCELENMESİ
Yıl 2024, Sayı: 48, 59 - 81, 31.12.2024
Hasan Hüseyin Yıldırım , Salih Cakmak
https://doi.org/10.14520/adyusbd.1542015
Öz
Bu çalışmada, ilgili araştırmalar çerçevesinde Türkiye’de görme engelli öğrencilere merkezi sınavlarda matematik alanında yapılan uygulamaların incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak görme engelli öğrencilerin özellikleri ve onlara verilen matematik öğretimine ilişkin kuramsal çerçeveye yer verilmiş; ikinci olarak, merkezi sınavlarda görme engelli öğrencilere yönelik matematik sorularında yapılan uyarlama ve uygulamalar tanıtılmıştır. Üçüncü olarak ise merkezi sınavlarda görme engelli öğrencilerin birtakım matematik sorularından muaf tutulmasındaki sorunlar irdelenmiş, incelenen araştırma bulguları sunulmuş ve bunlar ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Son olarak, literatür doğrultusunda Türkiye’de görme engelli öğrencilerin matematik alanında merkezi sınavlarda muaf tutulma durumlarına ve yapılan uygulamalara yönelik araştırma ve uygulama önerilerinde bulunulmuştur.
Engelli Bireylerin Gündelik Yaşamda Karşılaştığı Sosyal Dışlanma Pratikleri
Yıl 2024, Cilt: 3 Sayı: 2, 107 - 117, 31.12.2024
https://doi.org/10.58632/olgusos.1570374
Öz
Bu çalışma engelli bireylerin gündelik yaşamda karşılaştığı sosyal dışlanma pratiklerini damgalama kavramı perspektifinden ele almaktadır. Engelli bireyler gündelik yaşamda istihdam ve ulaşım gibi alanlarda bir takım sosyal dışlanmalara maruz kalmaktadır. Engelli bireylerin herhangi bir alanda yaşadığı sosyal dışlanma diğer alanları doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada öncelikle sosyal dışlanma ve damgalama kavramları ele alınmıştır. Damgalama kavramı bağlamında engelli bireylerin ailede, istihdamda, eğitimde ve ulaşımda yaşadıkları sosyal dışlanmaların yansımaları ele alınmıştır. Çalışma da engelli bireylere yönelik politikalar ve öneriler kısaca ele alınmıştır. Sonuç kısmında engelli bireylerin eğitim, ulaşım gibi alanlarda imkanlara erişememe halinin sosyal dışlanma ile ilişkisinden bahsedilmiştir. İstihdam alanında engel durumuna göre yer alma oranlarının değiştiği ve engeli bulunmayan bireylere oranla istihdamda daha az yer aldıkları görülmektedir. Ayrıca istihdam alanındaki dışlanmanın yansıması olan ekonomik zorlukların, engelli bireylerin eğitim ve aile ilişkilerini bir bütün olarak etkilediğinden bahsedilmiştir. Çalışmada engelli bireylerin gündelik yaşamda karşılaştığı sosyal dışlanma pratikleri bireyin ailesini ve sosyal ilişkilerini de etkilediği yer almaktadır. Literatürden elde edilen bulgulara dayanarak sosyal dışlanmanın engelli bireylerin günlük yaşamlarındaki yansımalarına değinilmektedir.
Engelli istihdamında korumalı iş yeri: Avrupa Birliği ülkelerinden farklı uygulamalar
Yıl 2024, Cilt: 6 Sayı: 2, 131 - 145, 31.12.2024
https://doi.org/10.51177/kayusosder.1484951
Öz
Engelli bireyler istihdama katılım noktasında birçok güçlük yaşamaktadır. İşgücü piyasasından dışlanan ve istihdama katılımda zorlanan engelli bireyler için iş hayatı doğrudan yaşam kalitelerini artırması yönüyle büyük bir öneme sahiptir. Dezavantajlı bir grup olmaları açısından sosyal politikaların hedefinde yer alan engelli bireylere yönelik istihdam politikaları dünya genelinde uygulanmakta fakat özellikle engel oranı yüksek olan bireyler için normal işgücü piyasasına katılımları öncesinde düşünülen korumalı iş yeri uygulamasına ilişkin görüş birliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla başarılı uygulama örneklerinin incelenmesine ihtiyaç vardır. Bu noktada Avrupa Birliği ülkelerinde etkili sosyal politikaların uygulanması sayesinde engelli istihdamının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma kapsamında, korumalı iş yeri uygulamasına yaygın bir şekilde başvuran Avrupa Birliği üye ülkelerindeki uygulama pratiklerinin açıklanması ve korumalı iş yeri uygulamasının bu ülkelerdeki mevcut durumunun tartışılması yoluyla politika önerileri sağlanması amaçlanmıştır. Korumalı iş yeri uygulamasının engel oranı yüksek olan bireylerin rehabilitasyonunun sağlandığı geçici bir istihdam modeli olması açısından faydalı olduğu söylenebilir. Bununla birlikte düzenli olarak takip edilmesi sağlanarak rehabilitasyon süreçleri tamamlanan bireylerin normal işgücü piyasasına geçişinin öncelik haline getirilmesi, korumalı iş yeri uygulamasını izole eden yerine geliştiren bir model olması yönüyle öne çıkarabilir.
Mesleki Rehabilitasyon: Ülkemizdeki Uygulamalar ve Engellilerin İstihdamı
Yıl 2024, Cilt: 33 Sayı: 4, 211 - 226, 31.12.2024
Kübra Doğanay Bulduk , Mine Ocaktan
https://doi.org/10.17827/aktd.1480389
Öz
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre bir milyardan fazla insan (dünya nüfusunun %15’i) engelli olarak değerlendirilmekte, zamanla daha da artması beklenmektedir.
Engellilik ve yoksulluk iç içe geçmiş kavramlardır. Günümüzde meslek sahibi olmanın sağlık ve esenlik üzerine olumlu etkisi olduğu bilinmektedir. Dahası, insanların iş-meslek sahibi olması temel hak ve özgürlükler kapsamındadır. Bu nedenle engelli bireylerin iş ve meslek sahibi olması tartışılamaz öneme sahiptir.
Engellilerin yaşamın pek çok alanında karşılaştıkları dezavantajlar iş dünyasına adım attıktan sonra da devam etmektedir. Mesleki rehabilitasyon kapsamının sadece işe girişi sağlamak ile sınırlı olmayıp, işi sürdürme konusunu da kapsaması gerektiği açıktır.
Mesleki rehabilitasyonun tanımı ile ilgili bireysel, kurumsal ve sosyal düzeyde fikir birliği mevcut değildir. Mesleki rehabilitasyon, sadece fiziksel ve zihinsel engelliliği olan kişinin emniyetli ve uygun bir işe yerleştirilmesi ile sınırlı olmayıp engelli bireylerin ekonomik bağımsızlığının kazandırılması ve sürdürülmesiyle ilgili sürecin tamamıdır.
Mesleki rehabilitasyon hizmetleri kapsamında iki grup tanımlanabilir. Birincisi mevcut bir işi varken sonradan ortaya çıkan durum (yaralanma veya hastalık) nedeniyle bu hizmete ihtiyaç duyanlar, ikincisi ise mevcut engeli nedeniyle hiç güvenceli bir işi olmamış olanlardır. İkinci hizmet boyutu pek çok ülkede kapsam dışı bırakılmakta veya daha çok habilitasyon kapsamında değerlendirilmektedir. Türkiye’de ise herhangi bir işi olmayan engelli bireylerin istihdamının sağlanması yönünde düzenlemeler mevcutken, çalışanların mesleki rehabilitasyonu ve işe dönüş süreçlerine (sürdürülebilir istihdam) yönelik bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Engelli bireylerin istihdamına yönelik uygulamalar mesleki rehabilitasyon kapsamındadır. Bu uygulamalardan başlıcaları; kota yöntemi, korumalı istihdam (korumalı iş yeri), destekli istihdamdır. Türkiye’de resmi olarak mesleki rehabilitasyon kapsamında engellilerin istihdamına yönelik uygulamalar yazımız içerisinde özetlenmiştir.
BELEDİYELERİN ENGELSİZ YAŞAM UYGULAMALARI VE KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ
Yıl 2024, Cilt: 2 Sayı: 3, 139 - 162, 31.12.2024
Hakkı Mümin Ay , Duygu İlkhan Söylemez
Öz
İnsan toplum halinde yaşamak zorunda kaldığı için bir takım toplumsal ihtiyaçları oluşmaktadır. Kapitalist ekonomik sistem içerisinde üretim faaliyetlerinde bulunan kişiler bir gelire kavuşabilmektedirler. Ancak çocuklar, yaşlılar, bakıma muhtaç olanlar ve engelli kişiler herhangi bir üretimde bulunamamaktadırlar. Sosyal devlet kavramının yerel uzantısı olarak sosyal belediyecilik uygulamaları içinde, dezavantajlı toplum kesimlerine ayni ve nakti yardımların dışında, genel tüketime açık faaliyetlerden de yararlanmaları yer almaktadır. Bu bağlamda belediyeler yollar, kaldırımlar, toplu taşıma araçları, tanıtıcı ve bilgilendirici broşürler, park ve yeşil alanlar gibi farklı alanlarda engelli kişilere dönük faaliyetler yürütmektedirler. Bu çalışmada Konya Büyükşehir Belediyesi’nin engelli kişilere dönük faaliyetleri incelenmiştir.
ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL KORUMA HARCAMALARI: YOKSULLUK VE SOSYAL DIŞLANMA BAĞLAMINDA BİR PANEL VERİ ANALİZİ
Yıl 2024, Cilt: 26 Sayı: 47, 1466 - 1479, 31.12.2024
https://doi.org/10.18493/kmusekad.1485146
Öz
Kapsayıcı ve erişilebilir sosyal koruma harcamaları, toplumun dezavantajlı kesimlerinin refahını artırarak toplumsal barışı destekler, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırır ve sosyal adaleti temin eder. Bu araştırmanın amacı, engellilere yönelik sosyal harcamaların yoksulluk veya sosyal dışlanma riski taşıyan engellilerin durumunu nasıl etkilediğini anlamak ve bu etkilerin ne yönde olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmada, Eurostat veri tabanından 2010-2021 dönemini kapsayan seçilmiş ülkelerin verileri elde edilmiş ve STATA 17 yazılım programı ile panel veri analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Analiz sonucu, modelin olasılık değeri modelin doğru ve anlamlı olduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın bulguları, engellilere yönelik sosyal koruma harcamalarının engelli kişilerin yoksulluk veya sosyal dışlanma riskini azalttığını göstermektedir. Bu yönüyle çalışmanın, engelli bireylerin yaşam standartlarını iyileştirme potansiyelini ortaya koyarak, daha etkili ve hedef odaklı sosyal politikaların geliştirilmesine önemli katkılarda bulunması beklenmektedir.
ÖRGÜTLERDE KAPSAYICI YÖNETİCİ DAVRANIŞLARI: ENGELLİ KAMU ÇALIŞANLARI ÜZERİNE NİTEL BİR ARAŞTIRMA
Yıl 2024, Cilt: 25 Sayı: 2, 153 - 171, 30.12.2024
https://doi.org/10.24889/ifede.1538213
Öz
Kapsayıcı yöneticiler çalışan farklılıklarının örgüte değer kattığını savunur, çalışanların fikirlerini dile getirmesini destekler, çabalarını takdir eder, sorumluluk almalarını teşvik eder ve böylece çalışanların örgüte aidiyet duygusunun gelişimine ve örgütün hedeflerine ulaşmasında katkı sağlarlar. Kapsayıcı yöneticiler çalışanlar arasındaki farklılıkları örgütün gelişimine katkı sağlayan bir unsur olarak görür. Bu nedenle örgütlerde kapsayıcı davranışlar gösteren yöneticilerin çalışanlar ve örgüt üzerine olumlu etkiler göstermesi beklenir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden bir olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı, engelli kamu çalışanlarının bakış açısıyla kapsayıcı yöneticilerin özellikleri, yöneticilerden beklenen kapsayıcı davranışlar ve kapsayıcı yöneticilerin çalışanlar üzerine etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmada katılımcılar kapsayıcı yöneticileri adil, farklılıklara saygı duyan, etkili iletişim kuran, güler yüzlü, hoşgörülü, empati yeteneğine sahip, iş ortamında erişilebilirliği sağlayan yöneticiler olarak ifade etmişlerdir. Kapsayıcı yönetici davranışlarının engelli çalışanların işyeri mutluluğunu, memnuniyet düzeyini, performanslarını, yönetici ve çalışanlar arasındaki güven düzeyini olumlu yönde etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Örgütlerde yöneticilerin kapsayıcı davranışları çalışanların da kapsayıcı davranışlarının gelişimine katkı sağlayacaktır.
Engelli Yerli Turistlerin Turizmde Yaşadıkları Sorunlar: Çevrim İçi Platformlardaki Şikâyetler Üzerinden Bir Değerlendirme
Yıl 2024, Cilt: 6 Sayı: 2, 233 - 250, 23.12.2024
Meral Melisa Kesim , İbrahim Yılmaz
https://doi.org/10.51525/johti.1563322
Cited By: 1
Öz
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’deki farklı destinasyonlarda tatillerini geçiren engelli bireylerin tatilleri süresince karşılaştıkları sorunları çevrim içi platformlardaki şikâyetleri üzerinden değerlendirmektir. Bu kapsamda, engelli Türk turistler tarafından 2023 yılı Ocak-Aralık döneminde sikayetvar.com, tripadvisor.com.tr, engelliler.biz, sikayet.com ve sikayetim.com platformlarında konuya ilişkin olarak yapılan 311 yorum içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda 8 ana tema ve bu temalara bağlı 25 kategori kapsamında toplam 1.746 şikâyet belirlenmiştir. Ana temalar arasında en çok şikâyet edilen konular sırasıyla “personel tutum ve davranışları”, “hizmet kalitesi” ve “fiziki erişilebilirlik” olmuştur. Kategoriler açısından bakıldığında ise, personel tutum ve davranışları içerisindeki “davranış problemleri”, hizmet kalitesi kapsamındaki “vaat edilen hizmetlerin verilmemesi” ve fiziki erişilebilirlik kapsamındaki “engellilere yönelik fiziksel düzenlemeler” en sık şikâyete konu olan kategorilerdir. Çalışma, engelli Türk turistlerin turizmde karşılaştıkları en önemli sorunları ortaya koyması bakımından önemlidir. Araştırmada elde edilen sonuçlar, engelli bireylerin tatilde karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik hayata geçirilmesi gereken öncelikli düzenleme ve iyileştirmeler için atılması gereken adımlara ilişkin somut ipuçları vermesi bakımından da önemli katkı sunmaktadır.
Engellilik Modelleri Perspektifinde İslam Medeniyeti ve Diğer Toplumlardaki Engellilik: Çeşitli Kültürlerin Bakış Açıları
Yıl 2024, Cilt: 9 Sayı: 2, 150 - 173, 14.11.2024
https://doi.org/10.58648/inciss.1452607
Öz
Engellilik olgusu, bir toplumun temel yapı taşlarını oluşturan karmaşık unsurların bir yansıması olarak ele alınabilecek derinlikte ve zenginlikte bir kavramdır. Bu kapsayıcı konsept, yalnızca bireyin fiziksel veya zihinsel yeteneklerine odaklanan dar bir tanımı içermemekte; aynı zamanda toplumsal normlar, kültürel değerler ve dini inançlar gibi soyut faktörleri de kapsamaktadır. Bu unsurlar, engellilik modellerinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, bu çalışma, insanlık tarihinde derin izler bırakan engellilik kavramını incelerken, ahlaki, tıbbi ve sosyal perspektiflerden yola çıkarak farklı toplumların ve İslam medeniyetinin engellilikle ilgili algılarını keşfetmeyi amaçlamaktadır. Başka bir ifadeyle, engellilik olgusunun salt bireysel bir durumdan çok daha fazlası olduğunu vurgulayan bu çalışma, engellilik algılarının toplumsal, kültürel ve dini dinamiklerle nasıl şekillendiğini ve günlük yaşam pratiklerine nasıl yansıdığını derinlemesine anlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda çalışmada, doküman analizi yöntemi kullanılarak farklı kültürlerin engellilik konusundaki bakış açıları incelenmiştir. Bu araştırmanın sonuçları, İslam medeniyetinin engellilik konusuna yaklaşımının diğer toplumlardan farklı olduğunu göstermektedir. İslam medeniyeti, engelliliği bir imtihan olarak görmekte, engelli bireylere karşı merhametli ve saygılı davranmakta, onların haklarını savunmakta ve toplumsal yardım sağlamaktadır. Bu bulgular, İslam medeniyetinin engellilik anlayışının etkileyici ve örnek alınası olduğunu ortaya koymaktadır.
SAĞLIK KURULU KARARLARINA KARŞI İTİRAZ YOLLARI
Yıl 2024, Cilt: 4 Sayı: 2, 977 - 1000, 30.10.2024
https://doi.org/10.59909/khm.1547134
Öz
SAĞIR VE İŞİTME ENGELLİLERİN ADALETE ERİŞİMDE YERİ
Yıl 2024, Sayı: 73, 953 - 960, 25.10.2024
Kader Güner
Öz
Bu makalemde ülkemizde dezavantajlı gruplar arasında yer alan sağır ve işitme engelli bireylerin adalete erişimdeki etkin rolü ele alınmıştır. Geçmiş tarihte arşivlerimiz araştırıldığında Osmanlı mahkemelerinde sağırlara yönelik kompleks bir dilin bulunup sonrasında sağır okullarının kurulduğu bilinmektedir. Sağır ve işitme engellilere Osmanlı tarihimizde özel görevlerin verildiği ve bu toplumun önem arz ettiği görülmektedir. Günümüzde adli ve idari kurumlarca bilhassa mahkemelerde sağır, işitme engelli ve bu toplumun iletişim kanalı sayılan Türk işaret Diliyle ilgili hukuk alanında yapılan çalışmalar incelenmiştir. Bilirkişilik ve Türk İşaret Dili Tercümanlığına değinilmiştir. TÜİK verilerine göre ülkemizde sağır ve işitme engelli nüfusu ciddiye alınması gereken bir payda oluşturmaktadır. Türk hukuk sisteminde yer alan hukuki terimlerin farklı lehçelerden geçtiği hukukçu olmayan bireylere telaffuzu ve ifadesi zor olduğu herkesin malumudur. Sağır topluma yalın dile uyarlanarak soyut-somut kavramların doğru ifade yöntemiyle aktarımının sağlanabilmesine ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Osmanlı devletinde ve günümüz tarihinde sağırların adalete erişim ve temasındaki rolü mukayeseli olarak değerlendirilmiştir.
Sağlık kurulları; kamu veya özel kesimde yer alan sağlık kuruluşları ile çeşitli kamu kurumları çatısı altında faaliyet gösteren, farklı branşlardan hekimlerin bir araya gelmesiyle kurulan organlardır. Kurullar, mevzuatta sağlık kurulu raporu öngörüldüğü hallerde veya tek hekimin yetkisi dışında kalan durumlarda muhatabının sağlık durumu hakkında karar almakla yetkilendirilmiştir. Sağlık kurulu kararları, muhatabının engel oranı tespit edilmek suretiyle sağlık durumunun rapor biçiminde belgelendirildiği kararlardır. Kararlar, kendilerinden sonra alınacak kararlara dayanak teşkil eden ve bu kararların alınabilmesi için işletilmesi gereken birer idari usul aşaması niteliğindedir. Kurul kararlarından; engelli haklarından kamu hizmetine girişe, ceza infaz usullerinden kamu görevlilerinin izinlerine kadar oldukça geniş bir yelpazede yararlanılmaktadır. Sağlık kurulu kararları teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren değerlendirme durumlarından olup kurul kararı alınması gereken konularda idarenin takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, uygulamada sağlık kurulu kararlarının yargısal denetimi çoğunlukla bilirkişi raporları üzerinden yürütülmektedir. Söz konusu denetim, kurul kararlarının ilgili mevzuata uygun düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenmesi ile sınırlıdır. Sağlık kurulu kararlarına karşı mevzuatta öngörülen itiraz yolları sayesinde kurul kararları idare tarafından denetlenerek muhatabı hakkında yeni bir kurul kararı alınabildiğinden yargı yoluna başvurulmadan uyuşmazlığın çözülebilmesi mümkün olabilecektir. Uyuşmazlığın yargı önüne taşınmadan çözümlenmesiyle yargı yükü hafiflemiş ve sağlık kurulu kararlarının denetimi için daha kolay ve etkili bir olanak sağlanmış olacağından sağlık kurulu kararlarına karşı mevzuatta öngörülen itiraz yolları önemli bir yer tutmaktadır.
Çalışma Hayatında Engelliler ve Sendikalara Yönelik Tutumları
Yıl 2025, Sayı: 27, 1508 - 1530, 30.01.2025
https://doi.org/10.21441/sosyalguvence.1535544
Öz
Geçmişten günümüze küreselleşmenin ve neoliberal politikaların etkisiyle toplum yapısı, teknoloji, ekonomi ve sosyokültürel alanlar etkilenmiş olup daha önceleri fabrikalarda aynı anda çalışan işçiler, esnek çalışma, uzaktan çalışma gibi çalışmalar sebebiyle birlik içinde çalışamamaya başlamıştır. Bu değişiklikler özellikle sendikacılığı olumsuz etkilemiştir. Sendikaların içerisinde bulunduğu krizin aşılmasında sendikal faaliyetlere katılım konusunda yetersizlik yaşayan dezavantajlı grupların iş gücüne katılımını sağlamak, iş yerinde karşılaştıkları fiziksel ve psikolojik engelleri sonlandırmak veya azaltmak amacıyla engelli bireylerin sendikalara bakış açılarının ortaya konulması gerektiği düşünülmektedir. Çalışmada engelli çalışanların çalışma hayatında yaşadıkları sorunlar ve engelli çalışanların sendikalara yönelik algıları ortaya konulmaktadır. Buna göre, Muğla ilinde ikamet eden 18 engelli çalışanla derinlemesine görüşmelerle elde edilen verilere dayalı bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğu çalışma koşulları, çalışma hayatındaki kolaylık/zorluklar ve sendikal farkındalık hakkında benzer cevaplar vermişlerdir. Özellikle ücret, işyerindeki fiziksel eksiklikler ve sendikalara bakış konularında büyük bir oranı memnun olmamakla birlikte; sendikalara hak mücadelesi için değil, zorunluluk veya ek gelir sebebiyle girdiklerini belirtmişlerdir. Yine büyük bir çoğunluğu sendikaların haklarını korumadığını, sendikaların güçlü olmadığını veya güçlü olmalarına rağmen hakları korumada yetersiz veya istemsiz olduğunun üzerinde durulmuştur.
UZUN SÜRELİ BAKIM SİGORTASININ TÜRKİYE BAĞLAMINDA POLİTİKA ANALİZİ
Yıl 2025, Cilt: 28 Sayı: 1, 127 - 150, 26.03.2025
https://doi.org/10.61859/hacettepesid.1507213
Öz
Yaşlılığa bağlı olarak artan bakıma muhtaçlık konusu ve engelli bireylere yönelik bakım taleplerinin artması sonucu Türkiye’de uzun süreli bakım sigortası modeline duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Türkiye’nin uzun süreli bakım sigortası modeline ihtiyacı olduğu literatürde güçlü bir şekilde ifade edilirken, bu alanda yapılan çalışmalarda neden hâlâ uygulamaya geçilemediği konusu yeterince ele alınmamıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de uzun süreli bakım sigortasının neden uygulanmadığının irdelenmesi, uzun süreli bakım sigortasının sorun akışının çerçevelenmesi, politika yapıcıların uzun süreli bakım sigortasına bakış açısının belirlenmesi, bakım sigortasının uygulanamamasında kitle iletişim araçlarının ve gündem belirleyici aktörlerin rolünün saptanması amacıyla doküman analizini içeren teoriye dayalı niteliksel ileriye dönük bir politika analizi gerçekleştirilmiştir. Kingdon’un çoklu akış teorisi kullanılarak olası politika reformunun önündeki engeller ve kolaylaştırıcılar soruna, politika çözümlerine ve siyaset akışına ilişkin olarak sınıflandırılmıştır. İncelenen belgelerden elde edilen sonuçlara göre; Türkiye’de uzun süreli bakım sigortasının uygulanabilmesi için halkın bilinçlendirilmesine ve kamuoyu farkındalığının artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sayede savunuculuk koalisyonlarının artırılması sağlanarak politika reformu kolaylaştırılabilir. Politika reformunun bir diğer kolaylaştırıcısı ise Türkiye’deki bakım hizmetlerinin dağınık yapısından kaynaklanan denetim ve koordinasyonda yaşanan zorluklardır. Bununla birlikte Türkiye’nin uzun süreli bakım sigortası konusundaki deneyim eksikliği, kurumsal alt yapıların hazır olmaması ve finansal, beşerî ve teknolojik kaynakların yetersiz oluşu politika reformunun önündeki engeller olarak algılanmıştır. Konunun paydaşlarına göre ise, uzun süreli bakım sigortası modelinin Türkiye’de uygulanabilmesi için öncelikle bu alandaki kaynakların ihtiyaca cevap verebilecek düzeye getirilmesi gerekmektedir. Hükümetin, politika aktörlerinin ve politika yapıcıların kamuoyu desteğini artırıcı çalışmalar yapması ve bu alandaki politika reformlarına daha fazla aracılık etmesi gerekmektedir.
Afet toplanma alanlarının engelli erişilebilirliği seviyesinin tespit edilmesi: Erzincan şehir merkezi örneği
Yıl 2025, Sayı: 55, 68 - 86, 30.05.2025
Öz
Kentsel alanlara zaman ve mekân sınırlaması olmaksızın tüm bireylerin erişimi, bir toplumun gelişmişlik düzeyinin önemli bir göstergesidir. Engelli bireylerin sosyal, kültürel ve idari hayata katılımının sağlanması, kentsel gelişimin ve sosyal adaletin tesisinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada tarih boyunca birçok afetle karşı karşıya gelmiş ve gelecekte de karşılaşma oranı yüksek olan Erzincan ilinde, engellilerin afet toplanma alanlarına erişilebilirlik seviyesi ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma alanında bulunan engellilerin afet ve acil durum toplanma alanlarına erişebilirliğinin tespiti ve analizinde iki farklı yöntem uygulanmıştır. Bu yöntemlerden birincisi, Ağ analizi kullanarak, bu alanlara erişebilir olan binaların tespiti, ikinci ise, Google Earth cadde görüntüleri ve arazi çalışmasıyla bu alanların kaldırımlarının Birleşmiş Milletler (BM) standartlarına uygunluğunun incelenmesidir. Araştırma bulguları, mevcut afet toplanma alanlarının yetersiz olduğu ve iyileştirme gerektirdiği yönünde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Erzincan’da bulunan parklar, rekreasyon alanları ve kamuya ait alanlar (özellikle okullar ve camiler) gibi ek alanların afet toplanma alanı olarak değerlendirilmesi önerilmektedir. Engelli Çocuğa Sahip Ailelerin Aile İhtiyaçlarının Belirlenmesi
Yıl 2025, Cilt: 12 Sayı: 1, 160 - 168, 26.03.2025
Müjde Kerkez , Canan Birimoglu Okuyan
https://doi.org/10.34087/cbusbed.1516638
Öz
Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı engelli çocuğa sahip ailelerin ailesel ihtiyaçlarını tespit etmektir.
Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte yapılan çalışmanın örneklemini bir engelli merkezine kayıtlı engelli bireylerin aileleri oluşturdu (n=57). Araştırma verileri Mart-Haziran 2024 tarihleri arasında sosyodemografik özellikler formu ve Aile İhtiyaçları Ölçeği aracılığıyla yüz yüze toplandı. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde tanımlayıcı ve betimsel analizlerden yararlanıldı.
Bulgular: Çalışmada ebeveynlerin %86.0’ı kadın ve %66.7’si birden fazla çocuğa sahipti. Ailelerin en sık belirlenen hizmet gereksinimleri bilgi edinme (%86.0), toplumsal hizmetler (%82.6), ekonomik ihtiyaçlar (%78.9) ve aile ve sosyal destek ihtiyaçları (%68.4) olarak belirlendi. Ayrıca ailelerin en kritik sosyal ve maddi desteğin yanı sıra sağlık çalışanlarından profesyonel desteğe de ihtiyaç duydukları belirlendi.
Sonuç: Özel ihtiyaçları olan çocukların aileleri, çocuklarının hastalıklarıyla ilgili bilgi, hizmet ve kaynaklara erişime ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca engelli bir çocuğun bakımı konusunda kişisel ve toplumsal kaygılar taşımaya devam ediyorlar.
Anahtar kelimeler: Aile İhtiyaçları, Ebeveynler, Özel Gereksinimli Çocuklar
Engelli Bireye Sahip Ailelerde Bakım Verenlerin Sosyal İşlevselliği Üzerine Nitel Bir Araştırma
Yıl 2025, Cilt: 20 Sayı: 1, 217 - 237, 30.04.2025
Ethem Ali Dölek , Mehmet Zafer Danış , Gülbaşak Diktaş Yerli , Merve Kolay İnaç , Sarenur Beyenal
https://doi.org/10.17550/akademikincelemeler.1637595
Öz
Bu çalışma, engelli bir bireye sahip olan ailelerde bakım hizmetini gerçekleştiren kişilerin sosyal işlevselliklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, bakım verenlerin yaşadığı aile içi ilişkiler, çalışma hayatı ve sosyal yaşamda karşılaştıkları durumları ele alarak bu sürecin bireylerin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği kullanılmıştır. Hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile Yozgat İlinde ikamet edip engelli yakınına bakım veren 15 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubu, amaçsal örneklem tekniği kullanılarak seçilmiştir. Elde edilen verilerin betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmada, bakım verenlerin sosyal işlevsellikleri; aile içi ilişkiler, sosyal çevre ve iş hayatına olan etkileri şeklinde üç ana tema altında toplanmıştır. Elde edilen bulgular; bakım verenlerin büyük bir kısmının sosyal izolasyon yaşadığı, sosyal destek mekanizmalarından yeterince faydalanamadığı ve aile içi ilişkilerinde çeşitli zorluklar yaşadığını göstermiştir. Katılımcılar, engelli bir bireye bakım vermenin fiziksel ve duygusal sağlıklarında zayıflamalara neden olduğunu, iş hayatında sorunlara yol açtığını, sosyal ilişkilerinde kısıtlamalar yaşadıklarını ve toplumsal dışlanmaya maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca, bakım yükünün getirdiği psikolojik ve ekonomik zorlukların bu bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilediği ve sosyal işlevselliklerini sınırladığı tespit edilmiştir.
BİR BAŞKA AÇIDAN AKADEMİ: GÖRME ENGELLİ LİSANSÜSTÜ ÖĞRENCİLERİN DENEYİMLERİ
Yıl 2025, Cilt: 25 Sayı: 66, 11 - 46, 28.03.2025
Merve Demirdöven , Aylin Arıcı , Taner Artan
https://doi.org/10.21560/spcd.vi.1388616
Öz
Bu araştırmada, lisansüstü düzeyde eğitim alan görme engelli bireylerin lisansüstü eğitimi tercih etme nedenleri, bu süreçte karşılaştıkları zorluklar ve bu zorluklarla başa çıkmak için geliştirdikleri çözüm yolları ile talepleri incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Veriler, lisansüstü programa kayıtlı olan veya bir lisansüstü programdan mezun 10 görme engelli bireyle çevrimiçi ortamda gerçekleştirilen görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Katılımcılara amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan kartopu tekniği kullanılarak ulaşılmıştır. Verileri analiz etmek için betimsel analiz yöntemine başvurulmuştur. Araştırma bulgularına göre katılımcıların lisansüstü eğitimi tercih etme nedenleri arasında en çok; “akademisyen olma, mesleki kariyerlerinde ilerleme ve akademik alanda engellilikle ilgili konulara yeni ve farklı bakış açıları kazandırma” düşünceleri öne çıkmaktadır. Katılımcıların, sesli kaynakların yetersiz oluşu sebebiyle sınavlara tam anlamıyla hazırlanamadıkları, rehber yolların olmaması nedeniyle kampüs içerisinde yön bulmakta güçlük çektikleri, ekran okuyucu desteklemediği için veri analiz yazılımlarını kullanamadıkları saptanmıştır. Görme engelli öğrencilerin lisansüstü eğitimde karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması ve öğrenci katılımının arttırılması için; ekonomik destek ve kaynakların arttırılması, akademik personelin eğitimi, erişilebilirlik politikalarının güçlendirilmesi, toplumsal farkındalık kampanyalarının arttırılması gerekmektedir.
Kentsel Mekân Algısında Sesin Etkisi, Görme Engelli Bireyler İçin Destek Teknolojileri
Yıl 2025, Cilt: 17 Sayı: 47, 312 - 341, 10.04.2025
https://doi.org/10.31198/idealkent.1476775
Öz
Mekân deneyimleri ve algı üzerinde yapılan çalışmalarda görme duyusunun ön plana çıktığı, işitme duyusunun, mekânda var olan seslerin ise geri planda kaldığı görülmektedir. Mevcut literatürde sesin mekân algısındaki yeri çoğunlukla engeli olmayan bireyler üzerinden ve teorik olarak irdelenmektedir. Alan çalışmalarına yönelik araştırmalar ses peyzajları, akustik ekoloji, gürültü analizleri şeklindedir. Öte yandan görme engelli bireyler açısından sesin önemine değinen çalışmalar sınırlı kalmakta, bu çalışmalar genellikle mimari tasarım kriterleri kapsamında ele alınmış çalışmalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle görme engellilik söz konusu olduğunda mekândaki sesin anlamsal etkisi yadsınamaz. Çünkü ülkemizde görme engelli bireylerin sayısı tüm engelli bireyler arasında %9,53’lük bir orana sahiptir ve bu bireyler kentsel/kamusal mekânları aktif bir biçimde kullanmaktadırlar. Bu durum araştırmanın konusunun belirlenmesinde öne çıkmış, kamusal mekân algısında sesin etkisinin görme engelli bireyler üzerinden irdelenmesini gerekli kılmıştır. Literatürdeki bu boşluğun çalışma kapsamında irdeleniyor olması, mekân algısı ve kullanımı açısından sesin etkisinin araştırılması ve sorguya açılması çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu nedenle çalışmada sesin görme engelli kullanıcılar üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Buna yönelik olarak çalışmada öncelikle engellilik, görme engellilik kavramları açıklanmış ardından, sesin kentsel/kamusal mekandaki etkisi üzerine kuramsal alt yapı oluşturulmuştur. Bu çalışma engellilik, görme engellilik kavramlarını irdelemekte destek teknolojilerini açıklamakta ve sesin etkilerini görme engelli bireyler üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Türk Dünyası Sözlü Şiir Geleneği İçinde Görme Engelli Söz Ustaları
Yıl 2025, Sayı: 113, 53 - 78, 30.04.2025
https://doi.org/10.12995/bilig.11303
Öz
Tarih boyunca bilimin ve sanatın çeşitli alanlarında körlerin önemli bir yeri olmuştur. Onların yaratıcılıklarının görme engelleriyle ilgisinin olup olmadığı konusu ise tartışılmaya devam etmektedir. Türk kültür tarihinde de görme engelli olduğu hâlde yaratıcılıklarıyla ve ürettikleri eserlerle toplumu aydınlatan bilim insanı ve sanatçıların sayısı kayda değerdir. Bunların arasında destan anlatıcıları ve halk şairleri de vardır. Makalede bu halk şairleri arasında ömrünün son yıllarında yaşlılığa dayalı olarak kör olanlar değil, doğuştan veya sanatlarının yaratıcılık dönemlerinin başlarında kör olanlar incelemeye dâhil edilmiştir. Hemen tamamının görme engellerinin yanı sıra çok yoksul bir hayat yaşamaları, okuma yazma bilmemelerine veya sonradan öğrenmelerine rağmen düşünce ve anlam bakımından zengin eserler üretmeleri ve içinde bulundukları geleneği yaşatıp ona yenilikler kazandırmaları ayrıca dikkate değerdir. Makalede, Anadolu, Azerbaycan, Yakutistan (Saha), Altay, Kazak, Kırgız, Türkmen sahalarındaki görme engelli âşıklar, destan anlatıcıları ve halk şairleri hakkında bilgiler verilmiştir. Böylelikle görme engelli olmakla ustalıkla söz söyleme arasındaki ilişki makalede adı geçen sözlü şiir temsilcileri bağlamında ortaya konulmaya çalışılmıştır.
İş Başvurusunda Bulunan Engelli Bireylerin Bilişsel ve Fiziksel Düzeylerinin Yaşam Kalitelerine Etkisinin İncelenmesi
Yıl 2025, Cilt: 7 Sayı: 1, 12 - 19, 18.02.2025
Hülya Yücel , İbrahim Erarslan
https://doi.org/10.57224/jhpr.1521530
Öz
Amaç: İş başvurusunda bulunan engelli bireylerin bilişsel ve fiziksel aktivite düzeyleri iş istihdamları için önemlidir. Bu çalışmada iş başvurusunda bulunan engelli bireylerin bilişsel ve fiziksel durumlarının yaşam kalitelerine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya Mayıs-Haziran 2024 tarihleri arasında, İstanbul ili XXX ilçesinde bulunan İŞKUR’a başvuran 72 engelli birey dahil edildi. Çalışmanın verileri yüz yüze görüşme tekniği ile Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği, Fiziksel Engelli Bireyler İçin Fiziksel Aktivite Ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalite Ölçeği kullanılarak elde edildi. Değişkenler normal dağılım göstermediğinden ilişkisel tarama için Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların bilişsel seviyeleri ile yaşam kaliteleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edildi (r=0.172, p=0.15). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile yaşam kaliteleri arasında pozitif yönde ve zayıf bir ilişkinin olduğu (r=0.26, p=0.03) bulundu. Sonuç: Çalışmamızda, iş başvurusunda bulunan engelli bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin ve yaşam kalitelerinin birbiri ile pozitif yönde bir ilişkisinin olduğu sonucuna varıldı. Çalışmamız işe başvuran özel bir engelli grubunda bilişsel ve fiziksel limitasyonların yaşam kalitesine etkisini değerlendiren Ülkemizdeki ilk çalışmadır. Çalışmamızın sonucunun gelecekte yapılacak araştırmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Engelsiz Çizgi Filmlerde Engelli Çocuk Temsili: Kardeşim Ozi Örneğinde Aile ve Çocuk Yaklaşımının Sunumu
Yıl 2025, Cilt: 10 Sayı: 24, 766 - 799, 29.05.2025
https://doi.org/10.37679/trta.1663842
Öz
Araştırmada, engelsiz çizgi filmlerde yer alan engelli karakterlere yönelik aile ve çocuk yaklaşımı, Kardeşim Ozi adlı çizgi film özelinde incelenmiştir. Yapılan literatür taramasında medyada engelli çocuklara yönelik temsillerin az olduğu saptanmıştır. Bu nedenle engelli bireyleri konu alan ve medyada az sayıda bulunan içeriklerde, engelli bireylerin nasıl temsil edildiği oldukça önemlidir. Araştırma kapsamında TRT Çocuk kanalında yayınlanan ve engelli bir karakterin günlük yaşamını ele alan Kardeşim Ozi adlı çizgi film, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda araştırmayı temsil ettiği düşünülen yedi tema ve bu temalara ait kodlar belirlenmiştir. Belirlenen temalar; engelli çocuğun temsili, aile ilişkileri, söylemler, davranışlar, toplumsal etkileşim, eğitim ve farkındalık çerçevesinde şekillenmiştir. Elde edilen bulgular, medyada engelli bireylere yönelik üretilen içeriklerin, toplumsal anlayış ve kabulü etkileme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırmada karakterin hem idealize edilmiş hem de gerçekçi yönlerinin bir arada sunulması engelli bireylerle sosyal özdeşleşme sağlanması açısından oldukça önemlidir. Sonuç olarak, medyada engelli bireylerin doğru temsillerinin sunulmasının yanı sıra yapımların sayısının artmasının engellilik konusunda toplumsal anlayışı ve farkındalığı artıracağı düşünülmektedir.
SOCIAL EXCLUSION AND POVERTY DIMENSIONS OF EMPLOYMENT POLICIES FOR THE DISABLED IN THE THREE WORLDS OF WELFARE CAPITALISM; EXAMPLES FROM THE UNITED STATES, GERMANY AND SWEDEN
Yıl 2023, Cilt: 5 Sayı: 2, 138 - 162, 08.04.2025
Öz
In this article, the employment policies of the welfare states for the disabled are examined in terms of social exclusion and poverty. The universe of the research was determined as the welfare states in the classification made by Gosta Esping-Andersen. The United States of America (USA), Germany and Sweden were selected as the sample from liberal, conservative and social democratic regimes. The employment policies of these three states for people with disabilities were analyzed in terms of social exclusion and poverty using literature review and document analysis methods. As a result of the research, it was seen that all three states had policies for disabled individuals declared in their employment policies. However, it has been seen that no state can yet be fully accepted as an “unimpeded welfare state” in the field of employment due to the ongoing negative effects of social exclusion and poverty.
RIS https://dergipark.org.tr/tr/pub/avrasyad/issue/90695/1621994 - article_cite Kaynak Göster
KAMBUR TİPOLOJİSİ: NECATİ TOSUNER’İN “KAMBUR” HİKAYESİ İLE ŞULE GÜRBÜZ’ÜN KAMBUR ROMANININ TİPOLOJİK OLARAK KARŞILAŞTIRILMASI
Yıl 2025, Cilt: 13 Sayı: 42, 429 - 446, 25.03.2025
Şaziye Durukan , Emel Aydın Özer
https://doi.org/10.33692/avrasyad.1621994
Öz
Engellilik, standart beden ölçüleri çerçevesinde bio- fiziksel görünümdeki farklılıklardan dolayı toplumda hâkim olan “normallik” ideolojisinin dışında kalmaya neden olur. Bu durum sosyal hayata normallerin engellileri damgalaması, dışlaması ve ötekileştirmesi olarak yansıyabilmektedir. Böylece engelli birey, maruz kaldığı damgayı içselleştirip kendini toplumdan soyutlayarak içine kapanma, kırgınlık, mutsuzluk, öfke ve nefret gibi duygular geliştirebilmektedir. Damgalanarak ötekileştirilen engelli bireylerin zamanla kendilik algılarında bozulma görülebilmektedir. Böylece bu bireylerde obsesif kompulsif bozukluklar, şizoid kişilik bozukluğu, depresyon ve melankoli gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu toplumsal bakış nedeniyle öykü ve romanlarda da engelli karakterlerin genel olarak kötücül, lanetlenmiş, muhtaç, olay örgüsüne etkisi olmayan figüratif tipler olarak ele alındığı görülür. Genel anlamda engelli, özel anlamda kambur kahramanlar edebî metinlerde ana karakter olarak daha az karşımıza çıkarlar. Türk öyküsü ve romanında da kambur kahramanlar nispeten azdır. Bu çalışmada Şule Gürbüz’ün Kambur adlı romanında ve Necati Tosuner’in “Kambur” adlı öyküsünde baş kahraman olarak yer alan kambur karakterleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Genel bir sonuç olarak söylenebilir ki, her iki kamburun da maruz kaldığı toplumsal damgalama ve ötekileştirme karşısında Necati Tosuner’in Kambur’u içinde beslediği öfke, nefret, kırgınlık gibi duygularına rağmen hayata tutunmayı tercih ederken Şule Gürbüz’ün Kambur’unun maruz kaldığı damgalanma sonucu intiharı göze alacak kadar kendilik algısı bozulmuş bir bireye dönüştüğü tespit edilmiştir.
Engellilik Kavramının Dijital Ortamda Popülerliği: Google Trends Verileri Üzerinden Kavramsal Yaklaşımların Analizi
Yıl 2025, Cilt: 5 Sayı: 1, 20 - 44, 15.03.2025
Öz
İnternet üzerindeki verileri analiz ederek, kullanıcıların sorgularına göre içerikleri sıralayan arama motorları, günümüz dijital ortamında vazgeçilmez bir araç konumundadır. Bu bağlamda, global lider konumundaki Google, yalnızca bireylerin bilgiye erişimini kolaylaştırmakla kalmayıp, aynı zamanda sunduğu Google Trends aracı ile kullanıcıların arama davranışlarını istatistiksel verilere dönüştürerek toplumsal dinamiklerin ve ilgi alanlarının incelenmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, “engellilik” ve ilişkili kavramlar olan “engelli hakları”, “engelsiz yaşam” ve “erişilebilirlik” terimlerinin Türkiye genelindeki ve illere özgü Google Trends verileriyle dijital arama sonuçlarının dağılımını incelemek ve bu kavramların dijital ortamda kazandığı popülerlik, coğrafi farklılıklar ve toplumsal algılar üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Çalışma, betimsel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılarak, 01.01.2015-01.01.2025 tarihleri arasındaki arama eğilimlerini kapsayacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Bulgular, engellilikle ilgili kavramların bölgesel ve kavramsal düzeyde farklılıklar sergilediğini, özellikle engelli hakları kavramının daha fazla ilgi gördüğünü, ancak erişilebilirlik ve engelsiz yaşam gibi kapsayıcı kavramların farkındalığının artırılması gerektiğini göstermektedir. Çalışmanın özgünlüğü, Google Trends verileriyle Türkiye genelinde engellilikle ilgili terimlerin popülerlik dağılımını inceleyen öncü bir araştırma olması ve iller bazında sunduğu toplumsal algı verileriyle akademik literatüre katkı sağlamasında yatmaktadır.
Üniversite Kampüs Yapılarının Erişilebilirliği: Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Üzerinden Bir Değerlendirme
Yıl 2025, Cilt: 8 Sayı: 2, 887 - 905, 12.03.2025
https://doi.org/10.47495/okufbed.1580781
Öz
Genel nüfusa oranla özel ihtiyaçları olan yaşlı ve engelli bireylerin oranındaki artışın da gösterdiği gibi, toplumun her üyesi yaşamlarının bir noktasında özel ihtiyaçlara gereksinim duyabilir. Bu durum, fiziksel çevrenin tüm bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde oluşturulması ihtiyacını vurgulamaktadır. Uygun bir fiziksel ortamın yaratılması ve inşa edilen ortamların, özel gereksinimleri ve sınırları olanlar için daha fazla değişiklik veya iyileştirmeye gerek kalmadan tüm bireyler tarafından özerk ve rahat bir şekilde kullanılması, erişilebilirliğin sağlanması için gereklidir. Her bireyin erişebilmesi gereken temel insan haklarından biri de eğitimdir. Erişilebilirlik, sosyal, entelektüel ve kişisel gelişim üzerinde önemli bir olumlu etkiye sahip olan üniversite kampüs ortamını ve yapılarını da kapsamalıdır. Kampüsler, küçük bir şehrin sosyo-kültürel ortamına ve kullanıcı çeşitliliğine sahip olmaları nedeniyle iyileştirilmesi gereken temel alanlardır. Örneklem olarak seçilen Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Merkez Kampüsünde bir idari bina, bir eğitim binası ve bir kongre ve kültür merkezinin erişilebilirliği mevcut standartlara uygun olarak hazırlanan değerlendirme formları ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma, fiziksel kısıtlılığı olan kişilerin üniversite kampüslerinde karşılaştıkları zorlukları ele almıştır.