ENGELLİ HAKLARININ "MAGNA CARTA"SI: OLMSTEAD v. L.C. KARARI VE ULUSLARARASI STANDARTLAR
Avukat Mücahit GÜN
1999 yılında ABD Yüksek Mahkemesi tarafından verilen Olmstead v. L.C. kararı, sadece hukuki bir içtihat değil, aynı zamanda toplumsal bir devrimdir. Bu dava, zihinsel engelli bireylerin "tedavi" adı altında kurumlara kapatılarak toplumdan tecrit edilmesini bir sivil haklar ihlali olarak tanımlamıştır. Karar, engelliliğin bir "hastalık" değil, bir "hak özneliği" meselesi olduğunu tescilleyerek; devletlerin, engelli bireylere mümkün olan en entegre ortamda hizmet sunma yükümlülüğünü doğurmuştur. Bu yazı , söz konusu tarihi kararın geliştirilmiş çevirisini, bu kararın yarattığı geniş çaplı etkileri ve 2006 yılında kabul edilen BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (BMES) ışığında güncel bir değerlendirmesini sunmaktadır.
BİRLEŞİK DEVLETLER YÜKSEK MAHKEMESİ KARARI: OLMSTEAD v. L.C.
Dosya No: 98-536 | Karar Tarihi: 22 Haziran 1999
I. Yasal Çerçeve ve ADA Mandası
1990 tarihli Engelli Amerikalılar Yasası (ADA)[^2] çerçevesinde Kongre, engelli bireylerin tecrit edilmesini ayrımcılığın en yaygın biçimlerinden biri olarak kabul etmiştir.ADA'nın Başlık II (Title II) hükümleri, hiçbir nitelikli engelli bireyin[^3], sırf engelinden dolayı kamu hizmetlerinden dışlanamayacağını emreder.
Adalet Bakanlığı (DOJ)[^4] tarafından çıkarılan "Entegrasyon Düzenlemesi", kamu kuruluşlarının hizmetlerini "engelli bireylerin ihtiyaçlarına en uygun entegre ortamda" sunmasını zorunlu kılar.Buna karşın, "Esaslı Değişiklik Savunması" (Fundamental Alteration Defense), devletlerin bu düzenlemeleri yaparken programın niteliğini kökten bozacak veya bütçeyi sarsacak aşırı yüklerin altına girmesini şart koşmaz.
II. Davanın Özeti ve Arka Planı
Davacılar L.C. ve E.W., zihinsel engelli ve psikiyatrik tanıları (şizofreni ve kişilik bozukluğu) olan kadınlardır.Georgia Bölge Hastanesi'nde (GRH) tedavi gördükleri sırada, devletin kendi uzmanları bu kişilerin toplum temelli bir ortamda bakılabileceğine karar vermiştir. Ancak eyalet, yer ve bütçe yetersizliğini gerekçe göstererek davacıları hastanede tutmaya devam etmiştir.
Yargılama Süreci:
* Bölge Mahkemesi: Gereksiz kurumsal tecridin başlı başına (per se) bir ayrımcılık olduğuna hükmetmiş ve finansman eksikliğini bir mazeret olarak kabul etmemiştir.
* Temyiz Mahkemesi: Kararı onamış ancak eyaletin "maliyet savunmasının" ruh sağlığı bütçesi genelinde incelenmesi için davayı geri göndermiştir.
III. Mahkeme Kararı ve Gerekçesi (Yargıç Ginsburg'un Görüşü)
Mahkeme, eyaletlerin aşağıdaki üç şart sağlandığında bireyleri topluma kazandırmakla yükümlü olduğuna karar vermiştir:
* Uzman Onayı: Tedavi uzmanlarının toplum temelli yerleştirmenin uygun olduğunu belirlemesi.
* Bireysel Rıza: Bireyin bu geçişe karşı çıkmaması.
* Makul Düzenleme: Yerleştirmenin, devletin kaynakları ve diğer engelli bireylerin ihtiyaçları göz önüne alındığında makul bir şekilde karşılanabilmesi.
Yargıç Ginsburg, haksız tecridin neden ayrımcılık olduğunu iki temel yargıyla açıklamıştır:
* Damgalama: Kurumsallaştırma, engelli bireylerin toplumsal hayata katılamayacağı yönündeki "haksız varsayımları" besler.
* Kısıtlama: Zihinsel engelli bireyler, tıbbi hizmet alabilmek için toplumsal yaşamdan (aile, iş, sosyal temaslar) feragat etmek zorunda bırakılırken, engelli olmayan bireyler böyle bir seçim yapmak zorunda kalmazlar.
KARARIN ETKİLERİ VE SİSTEMİK DEĞİŞİM
Olmstead kararı, ABD sağlık ve sosyal hizmetler sisteminde tektonik bir kaymaya neden olmuştur. Bu kararın etkileri şu başlıklar altında detaylandırılabilir:
* Medicaid Bütçesinde HCBS[^5] Devrimi: Karar öncesinde Medicaid fonları ağırlıklı olarak huzurevleri ve hastanelere aktarılırken, kararla birlikte toplum temelli hizmetlere kaymıştır. 2020 yılı itibarıyla, Medicaid uzun süreli bakım bütçesinin %63'ü ev ve toplum temelli hizmetlere (HCBS) harcanmaktadır; bu oran karardan önce sadece bir kesirdi.
* Olmstead Planları: Eyaletler, haksız tecrit davalarıyla karşılaşmamak için "kapsamlı ve etkili planlar" oluşturmaya başlamışlardır. Bu planlar, bekleme listelerini makul bir hızda yönetmeyi ve kurumsal kapasiteyi kademeli olarak azaltmayı hedeflemektedir.
* Hukuki Kapsamın Genişlemesi: Karar sadece psikiyatrik engellilerle sınırlı kalmamış; huzurevlerindeki yaşlılar, fiziksel engelli çocuklar ve hatta korumalı atölyelerde[^6] çalışan bireyler için de bir dayanak noktası olmuştur.
* Yaşam Kalitesinde Artış: Araştırmalar, topluma entegre olan bireylerin mahremiyet, seçim özgürlüğü ve sosyal katılım gibi konularda çok daha yüksek memnuniyet oranlarına sahip olduğunu göstermektedir.
BM ENGELLİ HAKLARI SÖZLEŞMESİ (BMES) BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRME
Olmstead kararı 1999'un standartları için devrimsel olsa da, 2006 tarihli BMES (özellikle 12. ve 19. Maddeler) çok daha ileri bir "insan hakları modeli" sunmaktadır.
1. Profesyonel Yargı vs. Bireysel İrade:
* Olmstead: Bireyin toplumda yaşama hakkını bir "tedavi uzmanının" onayına bağlar.
* BMES: 12. Madde uyarınca engelli bireyin "hukuki ehliyetini" tam kabul eder. Toplumda yaşamak tıbbi bir karar değil, vazgeçilemez bir insan hakkıdır. Karar verme süreci uzman onayı değil, bireyin "istek ve tercihlerini" merkeze alan "destekli karar verme" (supported decision-making) olmalıdır.
2. "Esaslı Değişiklik" ve Ekonomik Savunmalar:
* Olmstead: Eyaletin bütçe kısıtlarını ve bekleme listelerini "makul bir plan" olduğu sürece geçerli bir savunma kabul eder.
* BMES: 19. Madde kapsamındaki bağımsız yaşam hakkının hayata geçirilmesini "derhal uygulanması gereken" bir yükümlülük olarak görür. Bütçe yetersizliği, temel bir insan hakkı ihlalinin devam etmesi için meşru bir mazeret sayılamaz.
3. Tecrit Tanımı:
* Olmstead: Odağını büyük devlet tesislerine çevirmiştir.
* BMES: "Grup evleri" gibi küçük ölçekli ancak bireyin üzerinde kontrolü olan yapıları da "kurumsal tecrit" olarak tanımlayabilir ve bunların tasfiyesini ister.
Olmstead v. L.C. kararı, engelli bireyleri pasif birer "hasta" olmaktan çıkarıp, toplumun birer parçası olan "vatandaş" konumuna yükselten tarihi bir eşiktir. Ancak BMES standartlarıyla karşılaştırıldığında, kararın hala "tıbbi modelin" (uzman görüşü şartı) izlerini taşıdığı görülmektedir. Günümüzde modern hukuk sistemlerinin görevi, Olmstead'in açtığı yolu takip ederek, ekonomik veya tıbbi gerekçelere sığınmadan her engelli bireyin bağımsız ve onurlu bir yaşam sürme hakkını şartsız güvence altına almaktır.
DİPNOTLAR VE KISALTMALAR
[^1]: Certiorari: Üst mahkemenin, bir alt mahkeme kararını inceleme yetkisini kullanması.
[^2]: ADA (Americans with Disabilities Act): Engellilere karşı ayrımcılığı yasaklayan 1990 tarihli ABD yasası.
[^3]: Nitelikli Engelli Birey: Bir programın veya hizmetin temel gerekliliklerini (makul düzenlemelerle birlikte) karşılayan engelli kişi.
[^4]: DOJ (Department of Justice): ABD Adalet Bakanlığı.
[^5]: HCBS (Home and Community-Based Services): Ev ve Toplum Temelli Hizmetler.
[^6]: Sheltered Workshops (Korumalı Atölyeler): Engelli bireylerin genel iş gücünden ayrı, izole ortamlarda çalıştırıldığı merkezler.
KISALTMALAR:
* BMES (veya CRPD): Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme.
* Medicaid: ABD'de düşük gelirli ve engelli bireyleri kapsayan sağlık sigortası programı.
KAYNAKÇA:Yüksek mahkemenin karar metni için; https://www.law.cornell.edu/supct/html/98-536.ZS.html?hl=tr-TR