Avustralya'ya Karşı D.R. Kararı - Cevriye Karakaya

Cu, 07/12/2024 - 00:06 tarihinde GörevHukukYönetici tarafından gönderildi

AVUSTRALYA’YA KARŞI D.R. KARARI

 

Hazırlayan: Cevriye KARAKAYA

 

CRPD/C/17/D/14/2013

Avustralya’ya Karşı D.R.

Başvuru NO: 14/2013

Karar Tarihi: 24.03.2017

 

Konu: Zihinsel engelli kişiye, engelliliğe dayalı ayrımcılık; hukuki ehliyetin kullanılması, özgürlükten yoksun bırakma; hakların kısıtlanması.

 

Karar:

(a) Başvurunun İhtiyari Protokol’ün 2 (d) maddesi uyarınca kabul edilemez olduğuna,

(b) Mevcut kararın taraf Devlete ve başvuru sahibine iletilmesine karar verişmiştir.

 

Olaylar:

Başvurucu, sonradan meydana gelen beyin hasarı nedeniyle zihinsel engelli olan bir kişidir. Başvurucu 8 Temmuz 1998 tarihinde Queensland hükümetine bağlı bir kurum tarafından yönetilen Brisbane’in bir banliyösündeki Jacana Edinilmiş Beyin Hasarı Merkezi adlı yavaş akışlı rehabilitasyon servisine kabul edilmiştir. Temmuz 2000’de tıbbi personel başvurucuya rehabilitasyon programının sona ereceğini bildirmiş ve başvurucunun taburcu edilebilmesi için konaklama ve engellilik destek hizmetlerinin sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Temmuz 2000’den Ağustos 2010’a kadar sağlık personeli, başvurucu adına toplum temelli barınma ve destek hizmetleri için başarısız yönlendirmeler ve başvurular yapmıştır.

Ağustos 2010’da Queensland Topluluklar Konut ve Evsizlik Hizmetleri Departmanı, başvurucuyu “yüksek barınma ihtiyacı” ile sosyal konut için uygun olarak değerlendirmiştir. Konut ve Evsizlik Hizmetleri tarafından yapılan değerlendirmede, başvurucuya öncelikle engelli destek hizmetleri sağlanmadığı sürece sosyal konut tahsis edilmeyeceği belirtilmiştir. Ancak, Engellilik ve Toplum Bakım Hizmetleri, başvuran için engellilik destek hizmetlerini finanse etme kapasitesine sahip olmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak, başvurucu herhangi bir konaklama ve destek hizmeti alamamış ve taburcu edilememiştir.

Başvurucu, Jacana Merkezi’ndeki ikamet ortamının mahremiyet eksikliği, hırsızlık ve hasar riski içerdiğini ve ikamet kurumunda bağımsız yaşama saygı gösterilmediğini savunmaktadır. 9 Eylül 2011 tarihinde, başvurucu adına hareket eden avukatlar, başvurucunun Avustralya ve Queensland hükümetleri tarafından, 1992 tarihli Avustralya Engellilik Ayrımcılığı Yasası›nı ihlal ederek, engelliliği nedeniyle barınma ve engellilik destek hizmetlerine erişimi bakımından ayrımcılığa maruz bırakıldığını iddia etmiş ve başvurucunun Sözleşme kapsamındaki haklarının da ihlal edildiğini düşünmüşlerdir.

4 Kasım 2012 tarihinde, Avustralya Hükümeti Başsavcılığı tüm iddiaları reddetmiş ve Avustralya İnsan Hakları Komisyonu Yasası uyarınca Komisyon’un idari işlemlerle sınırlı olması nedeniyle şikayette bulunulamayacağını savunmuştur. 2 Temmuz 2012 tarihinde Avustralya İnsan Hakları Komisyonu, Komisyon’un Queensland hükümetinin başvurucunun insan haklarına aykırı ya da tutarsız eylem ve uygulamalarını soruşturma yetkisi olmadığını savunmuştur.

Sonuç olarak, avukatlar engelli ayrımcılığı iddiasının mahkemeler önünde başarısız olacağı sonucuna varmış ve yazar da doğrudan engelli ayrımcılığı iddiasının da başarısız olacağını savunmuştur. Ayrıca, başvurucu zorunlu idareye tabi olduğundan, engelliliğe dayalı ayrımcılık iddiası için yasal işlem başlatma yetkisi yalnızca Kamu Kayyumuna aittir. Avustralya İnsan Hakları Komisyonu önündeki prosedürle ilgili olarak, Taraf Devlet uzlaşmaya katılmayı reddetmiştir ve başvurucuya göre, herhangi bir insan hakları ihlali için uygulanabilir bir hukuk yolu bulunmadığından, prosedür etkili değildir.

Şikayet: Başvurucu, Devlet’in CRPD’nin 4. ve 5(2) maddeleri ile bağlantılı olarak 14, 18, 19, 22, 26 ve 28. maddeleri kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini iddia etmektedir.

14. Madde ile ilgili olarak başvurucu, Jacana’da kendi iradesi dışında tutulmasının Sözleşme’nin Taraf Devlet için yürürlüğe girmesinden sonra da devam ettiğini ve bunun ayrımcı gerekçelerle keyfi bir alıkoyma anlamına geldiğini ileri sürmektedir. Ayrıca, Queensland Eyaleti’nden toplum temelli barınma ve engelli destek hizmetlerinin eksikliği, kendisini toplumdan ayrı ve dışlanmış bırakmaktadır.

Madde 18 ile ilgili olarak, Jacana tesisinde yaşamaya zorlanan başvurucu, hareket özgürlüğünden ve ikametgahını seçme hakkından mahrum bırakıldığını savunmaktadır. Madde 19 ile ilgili olarak başvurucu, bu kurumsallaşmanın kendi seçimine aykırı olduğunu ve kendi seçtiği yerde ve kendi seçtiği kişilerle bağımsız olarak yaşamasını ve tıbbi olarak yönlendirilmiş bir yatılı kurumda yaşamak zorunda bırakılarak topluma dahil olmasını engellediğini savunmaktadır.

Madde 22 ile ilgili olarak başvurucu, Jacana tesisinde mahremiyetinin sürekli müdahaleye maruz kaldığını, çünkü tek kişilik bir odası olmasına rağmen, odasına her an girebilen personel ve diğer sakinlerden farklı olarak çok az mahremiyete sahip olduğunu ileri sürmektedir. Madde 26 ile ilgili olarak başvurucu, Jacana tesisinin topluma tam olarak dahil olmasını ve yeteneklerini güçlendirmesini ve sürdürmesini sağlayacak rehabilitasyon hizmetleri sağlamadığını savunmaktadır. Jacana, kendisinin toplumdan soyutlandığı ve gerekli rehabilitasyon hizmetlerine erişiminin olmadığı tıbbi odaklı bir kurumdur.

Madde 28 ile ilgili olarak başvurucu, bir koğuşta zorla barındırılmasının ve kamu konutlarına ve engelli destek hizmetlerine erişiminin defalarca reddedilmesinin, yeterli yaşam standardına ve sosyal korumaya erişimini engellediğini ileri sürmektedir. Başvurucu, 4. ve 5. maddelerle ilgili olarak, 14, 18, 19, 22, 26 ve 28. maddelerin uygulanmasını sağlamak için hiçbir önlem alınmadığından, taraf Devlet’in engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklamadığını ve ayrımcılığa karşı eşit ve etkili yasal koruma sağlamadığını ileri sürmektedir.

Taraf Devlet’in Kabul Edilebilirlik ve Esasa İlişkin Değerlendirmeleri:

Devlet, başvurucunun izlediği prosedürleri ve attığı her adımı ve Queensland Topluluklar Konut ve Evsizlik Hizmetleri ve Engellilik ve Toplum Bakım Hizmetleri Departmanı ile Jacana Merkezi’nin başvurucunun taleplerine nasıl tepki verdiğini ve başvurucunun iddialarını nasıl reddettiğini açıklamaktadır.

Devlet ayrıca, başvurucunun Engelli Ayrımcılığı Yasası kapsamındaki şikâyetinin, başvurucunun başvurusunu sunduğu sırada İnsan Hakları Komisyonu’nda hala uzlaşma aşamasında olması nedeniyle, başvurucunun mevcut iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmektedir. Başvurucu, iç hukuk yollarını tüketmek için federal mahkemelerde dava açmamıştır.

Taraf Devlet, 19. maddeyle ilgili olarak, bu hakkın taraf Devletler tarafından önemli miktarda kaynak harcanmasını gerektirecek ekonomik, sosyal ve kültürel bir hak olduğunu ve bu nedenle aşamalı olarak gerçekleştirilmeye tabi tutulması gerektiğini ileri sürmektedir. 28. Madde ile ilgili olarak Devlet, başvuranın toplu konut programlarına erişiminin “defalarca reddedildiği” iddiasını reddetmektedir. Başvurucu, konut yardımı için “çok yüksek ihtiyaç sahibi” olarak kategorize edilmiştir ve bu da başvurucuyu bekleme listelerinin en üstüne koymaktadır. Bu nedenle Devlet, ekonomik, sosyal ve kültürel hakların tam olarak hayata geçirilmesi için engelli kişilerin özel durumlarını dikkate alan tedbirler alır.

14. Madde ile ilgili olarak Devlet, başvurucunun “önemli bir idrak engeline sahip olduğunu ve tam zamanlı olmasa da önemli ölçüde destek ve yardıma ihtiyaç duyduğunu” ve bunun da tıbbi personelin yardımını gerektirdiğini savunmaktadır. Ayrıca, başvuranın maddi imkanları kısıtlıdır, bir dizi husus açık konut piyasasına katılma kabiliyetini kısıtlamaktadır, ailesiyle birlikte ikamet edememektedir ve bu nedenle mevcut sosyal konut stokuna yerleştirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla taraf Devlet, başvurucunun 14(1). madde kapsamında tutukluluğa tabi olmadığını ileri sürmektedir. 18. maddeyle ilgili olarak Devlet, özgürlükten yoksun bırakma olmadığını savunmaktadır. Başvurucu ikamet edeceği yeri özgürce seçebilmektedir ve Jacana Merkezi’nde bina içinde dolaşabilmekte ve eğlence faaliyetlerine katılabilmektedir. Devlet ayrıca, İskan ve Bayındırlık Bakanlığı’nın, tercihlerinin barınma imkanını etkilemesine rağmen, başvurucunun belirli yerlerde ikamet etme tercihlerini, diğerleriyle eşit bir şekilde, sürekli olarak desteklediğini yinelemiştir. Madde 22 ile ilgili olarak, Devlet, başvuranın odasına her türlü erişimin, başvuranın mahremiyetine saygı gösterilerek ve yüksek bakım seviyesine göre yapıldığını savunmaktadır.

Madde 26 ile ilgili olarak, Devlet, başvurucunun aldığı tüm faaliyetlerin ve rehabilitasyon hizmetlerinin, onu topluma yeniden dönmeye hazırlamak için günlük yaşam becerilerini geliştirdiğini ve desteklediğini savunmaktadır. Ayrıca, Taraf Devlet, başvurucunun bu gerçekleştirmenin Taraf Devlet’in mevcut kaynaklarının azami ölçüde ilerlemediği iddiasını reddetmekte ve engellilik destek hizmetlerine yapılan harcamaların 2008’den bu yana yüzde 23 oranında arttığını belirtmektedir.

 

Komite’nin Değerlendirmesi:

İlk olarak Komite, aynı konunun daha önce kendisi tarafından incelenmediğini ve OP’nin 2(c) maddesi uyarınca başka bir uluslararası soruşturma veya çözüm usulü kapsamında incelenmediğini veya incelenmekte olmadığını tespit etmiştir.

İç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlikle ilgili olarak Komite, Devlet›in, başvurucunun Queensland Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu’na şikayette bulunmadığı ve Avustralya İnsan Hakları Komisyonu’na sunduğu ayrımcılık şikayetlerinin hala devam ettiği için mevcut tüm iç hukuk yollarını tüketmediği yönündeki iddialarını not etmektedir. Komite ayrıca, başvurucunun Devlet mahkemelerinin kendisine Engelli Ayrımcılığı Yasası veya Ayrımcılıkla Mücadele Yasası kapsamında aşağıdaki nedenlerle etkili ve makul ölçüde erişilebilir bir hukuk yolu sağlayamayacağı yönündeki görüşünü de not etmektedir (a) iddia ettiği ayrımcılık engelliliğe dayalı ayrımcılık iddialarına yol açamaz; (b) Queensland Eyaleti’nin davranışı muhtemelen makul kabul edilecek ve destek aşırı yük olarak nitelendirilecektir. Sonuç olarak, Queensland Eyaleti’nin davranışı makul olarak değerlendirilecektir; (c) Commonwealth’e karşı yaptığı şikayetler başarısız olacaktır.

Komite, “iç hukuk yollarına başvurmanın makul olmayan bir şekilde uzaması veya etkili bir çözüm getirme ihtimalinin düşük olması durumunda, mevcut tüm iç hukuk yollarını tüketme zorunluluğu olmamasına rağmen, sadece bunların etkililiğinden şüphe duymanın, bir bildirimin sahibini bu hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutmadığını” hatırlatır. Queensland Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu ve Avustralya İnsan Hakları Komisyonu, insan hakları ihlalleri için uygulanabilir herhangi bir hukuk yolu sağlamadığından, bunlar etkili hukuk yolları olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca, başvurucu federal mahkemeler nezdinde herhangi bir işlem başlatmadığından, Komite başvurucunun kendi başına yasal işlem başlatıp başlatamayacağını belirleyememektedir.

Son olarak, başvurucu, mevcut hukuk yollarının etkili bir çözüm getirme ihtimalinin düşük olduğu yönündeki iddialarını kanıtlamazken, Devlet, Engelli Ayrımcılığı Yasası kapsamında Commonwealth ile eyalet ve bölgelerin eylemlerine karşı yapılan bir dizi başarılı ayrımcılık şikayetine atıfta bulunmaktadır. Bu durumda Komite, başvurucunun iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği sonucuna varacak konumda olmadığını belirtmektedir. Sonuç olarak Komite, başvurucunun iddialarının İhtiyari Protokol’ün 2(d) maddesi uyarınca kabul edilemez olduğunu değerlendirmektedir.

 

Orijinal Bağlantı: https://docstore.ohchr.org/SelfServices/FilesHandler.ashx?enc=6QkG1d%2fPPRiCAqhKb7yhssBJ9E3UTYMV65MVabAyM%2fT4g5vvT5%2fWtUO531LLsKnSiJZbN1Zcn2RLjDMBCXMGhs3AIU6NGpmGt6z28e9flz1NEfgNHYWcy08PVCLN7GInaSy4yQA2TaV78z8DgG8Kpw%3d%3d