Engellilerin Cinsel Sağlık Ve Üreme Sağlığı Hizmetlerine Eşit Erişiminin Ve Bu Hizmetlerin Erişilebilirliğinin Sağlanması

Pa, 01/12/2025 - 21:20 tarihinde GörevHukukYönetici tarafından gönderildi

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER    CRPD/CSP/2023/2
ENGELLİ HAKLARI SÖZLEŞMESİ 
Dağıtım: Genel
20 Mart 2023
Orijinal: İngilizce
Çev: Taha Enes ÇAĞLAR

Engelli Hakları Sözleşmesine Taraf Devletler Konferansı
On Altıncı Oturum
New York, 13-15 Haziran 2023
Geçici gündemin 5 (b) (i) maddesi 
Sözleşmenin Uygulanmasına  İlişkin Hususlar: Yuvarlak Masa Toplantıları

Engellilerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişiminin ve bu hizmetlerin erişilebilirliğinin sağlanması
Sekreterya Notu
Eldeki not, Sekreterya tarafından Birleşmiş Milletler kurumları, sivil toplum temsilcileri ve diğer ilgili paydaşlarla istişare edilerek, “Engellilerin cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişiminin ve bu hizmetlerin erişilebilirliğinin sağlanması” temasıyla ilgili yuvarlak masa tartışmasını kolaylaştırmak için hazırlanmıştır. Sekreterya, Konferans Bürosu tarafından onaylanan notu, Engelli Hakları Sözleşmesine Taraf Devletler Konferansının on altıncı oturumuna sunar.

I. Giriş
Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim ve bu hizmetlerin erişilebilirliği, engelli olup olmadıklarına bakılmaksızın tüm insanların en yüksek sağlık ve refah standartlarına sahip olmaları için esastır.
2006’da kabul edilen Engelli Hakları Sözleşmesi engellilerin, cinsel sağlık ve üreme sağlığı da dahil olmak üzere, erişilebilir mahiyette en yüksek sağlık standardına sahip olma hakkının özel olarak tanındığı ve taraf devletlerin engelli kişilere, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile nüfusa dayalı halk sağlığı programları da dahil olmak üzere, diğer kişilere sağlanan ücretsiz veya uygun fiyatlı sağlık hizmetleri ve programlarının aynı çeşitlilik, kalite ve standartta sağlama yükümlülüğünün açık bir şekilde belirlendiği ilk uluslararası anlaşmadır. Benzer şekilde, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi, engelliler de dahil olmak üzere tüm insanların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine, bu alandaki bilgi ve eğitime erişiminin sağlanması çağrısında bulunmaktadır.
Yıllar içinde, özellikle de Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinden bu yana ilerleme kaydedilmiş olmakla birlikte, başta engelli kadınlar ve kız çocukları olmak üzere pek çok engelli, ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine, diğer hizmetlere ve desteğe erişimde ayrımcılık ve çok sayıda bariyerle karşılaşmaya devam etmekte ve haklarını kullanmada zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu durum, devam eden koronavirüs pandemisi (COVID-19), savaşlar ve büyük zorluklar yaratan diğer sosyoekonomik krizler nedeniyle son birkaç yılda daha da ağırlaşmıştır.
2023 yılı, 2030 Gündeminin uygulanmasında kaydedilen ilerlemenin gözden geçirilmesi için bir orta noktayı işaret etmektedir. Üye devletler gibi, Birleşmiş Milletler kurumlarının ve diğer paydaşların da, COVID-19 krizini ele almaya devam ederken, herkes için 2030 Gündeminin ve Sözleşmenin uygulanmasına yönelik çabalarının hızlandırılması gerekmektedir. Bu çerçevede, Sözleşmeye Taraf Devletler Konferansı, tarihinde ilk kez, on altıncı oturumda, engellilere yönelik cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine odaklanan bir yuvarlak masa toplantısı düzenleyecektir. Yuvarlak masa toplantısında, engellilerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişim ve bu hizmetlerin erişilebilirliğinin sağlanmasındaki durum, ilerleme ve güçlüklerin yanı sıra fırsatlar gözden geçirilecek, iyi uygulamalar paylaşılacak ve engellilerin haklarının ilerletilmesine yönelik stratejiler araştırılacaktır.
Bu not, yuvarlak masa toplantısındaki tartışmayı kolaylaştırmak amacıyla genel bir arka plan ve konu ile ilgili genel bilgiler sunmaktadır.
II. Mevcut uluslararası normatif çerçeve ve politika araçları
Bir dizi uluslararası insan hakları anlaşması ve kalkınma aracından oluşan mevcut küresel normatif çerçeve, engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimi ve bu hizmetlerin erişilebilirliği ile ilgili konuların değerlendirilmesinde rehberlik sağlamaktadır.
Temel bir insan hakları anlaşması ve yasal olarak bağlayıcı bir belge olan Sözleşme’nin şu anda 186 onayı ve 164 imzacısı bulunmaktadır.  Sözleşme, engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı da dahil olmak üzere ulaşılabilir en yüksek sağlık standardından yararlanma hakkını özel olarak ifade etmeye, teşvik etmeye ve korumaya hizmet eden ilk uluslararası anlaşma olarak öne çıkmaktadır. Taraf devletler, “cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve nüfus temelli halk sağlığı programları da dahil olmak üzere ... engellilerin sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak için tüm uygun tedbirleri almakla” yükümlüdür. Ayrıca, 23. maddeye göre, taraf devletler, doğurganlık ve aile hayatı alanları da dahil olmak üzere evlilik, aile, ebeveynlik ve ilişkilerle ilgili tüm konularda engellilere karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve engellilerin yaşlarına uygun bilgilere, üreme ve aile planlaması eğitimine erişim haklarının tanınmasını ve bu hakları kullanabilmeleri için gerekli araçların sağlanmasını temin etmekle yükümlüdür. Madde 9, tıbbi tesisler ve bilgiye erişim de dahil olmak üzere erişilebilirlikle ilgilidir; madde 22, kişisel ve sağlık bilgilerinin gizliliği de dahil olmak üzere engelli kişilerin eşit mahremiyet haklarını savunmaya hizmet eder ve madde 16’ya göre taraf devletlerin engelli kişileri toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve istismar da dahil olmak üzere şiddet ve istismardan korumak için önlemler alması gerekmektedir.
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakkına ilişkin 22 (2016) sayılı genel yorumunda, bu hakla bağlantılı önemli yükümlülüklerin ana hatlarını çizmiştir. Bu yorum, raporunda (A/72/133) cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarının bir dizi özgürlük ve hak içerdiğini ve bunların ayrımcılık, zorlama ve şiddet olmaksızın cinsellik ve üreme ile ilgili kararlar üzerinde kontrol sahibi olma hakkı ile bir dizi cinsel sağlık ve üreme sağlığı tesisine, hizmetine, malına ve bilgisine erişim hakkını kapsadığını belirten engelli hakları özel raportörü tarafından da yinelenmiştir. Ayrıca, devletlerin engelli kişilerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarına saygı gösterme, koruma ve yerine getirme yükümlülüğü olduğunu ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarıyla ilgili tesislerin, ürünlerin, bilgilerin ve hizmetlerin mevcudiyetini, erişilebilirliğini, kabul edilebilirliğini ve kalitesini sağlamaları gerektiğini belirtmiştir.
1979’da kabul edilen Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve 1989’da kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi diğer insan hakları sözleşmeleri, engelli kadın ve kız çocuklarının cinsel sağlık ve üreme sağlığı haklarını, tüm kadınların yanı sıra çocuklar ve ergenler için daha geniş hükümlerin bir parçası olarak vurgulamaktadır.
2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminde üye devletler engelli bireylere bu alanda taahhütlerde bulunmakta, ancak bunu her yaşta herkes için sağlıklı yaşam ve refahın teşvik edilmesi bağlamında yapmaktadırlar. Örneğin, Hedef 3’te ve Hedef 3.7’de, aile planlaması, bilgi ve eğitim de dahil olmak üzere cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine evrensel erişim çağrısında bulunmaktadırlar. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliği ve tüm kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesine ilişkin Hedef 5.6 kapsamında, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile üreme hakkına evrensel erişimin sağlanması çağrısında bulunmaktadırlar. Bu bağlamda, Engelli Hakları Sözleşmesi ve 2030 Gündemi, başta Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı (1994) ve Dördüncü Dünya Kadın Konferansı Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu (1995) ve bunların incelenmesine ilişkin konferansların sonuç belgeleri olmak üzere, uluslararası kabul görmüş diğer çerçevelerle uyum içindedir.

III. Engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişiminin ve bu hizmetlere erişilebilirliğinin sağlanmasında mevcut durum, temel sorunlar ve zorluklar
Giderek artan sayıda veri, engelli bireylerin de engelsiz akranları kadar cinsel olarak aktif olduğunu  ve diğer bireylerle eşit şekilde cinsel sağlık ve üreme sağlığı bakım ve hizmetlerine erişim hakkına ve ihtiyaçlarına sahip olduğunu doğrulamaktadır. Buna rağmen, engelli bireyler çoğu zaman cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinden dışlanmakta ve ihtiyaçları göz ardı edilmektedir.  Engelli bireylere yönelik yaygın damgalama ve yanlış anlamalar devam etmekte, sağlık sektöründe dahi ayrımcı uygulamalara rastlanabilmektedir. Engelli bireyler cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimde ve bu hizmetleri kullanmada bir dizi engelle karşılaşmaktadır. Özellikle engelli kadınlar ve kız çocukları, aile ve kurumlar dahil olmak üzere daha fazla şiddet, istismar ve sömürü riskiyle karşı karşıyadır.
A. Büyük ölçüde karşılanmamış ihtiyaçlar
 Doğum için vasıflı sağlık personeline erişimin iyileştirilmesi, anne sağlığının iyileştirilmesi için çok önemlidir ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin önemli bir bileşenidir. Beş ülkeden elde edilen kanıtlar, 2014 yılında engelli annelerin doğumlarına vasıflı bir sağlık çalışanının katılma olasılığının, engelli olmayan annelerin doğumlarına kıyasla ortalama olarak biraz daha düşük olduğunu göstermektedir (yüzde 71’e karşı yüzde 74).  Engelli ve engelli olmayan annelerin doğumları arasındaki fark, gelir eşitsizliklerinden ve bunun sonucunda engelli annelerin ihtiyaç duydukları hizmeti karşılayamamasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak bu durum, sağlık çalışanlarının mevcut olumsuz tutumlarından ve engelli annelerin farkındalık eksikliğinden de kaynaklanıyor olabilir; çünkü bu tür hizmetlerle ilgili bilgiler hiç veya erişilebilir formatlarda sunulmamış olabilmektedir.
Bir başka çalışma, çeşitli ülkelerde, 15-49 yaş arası engelli kadınların ortalama yüzde 22’sinin karşılanmamış aile planlaması ihtiyaçları olduğunu göstermektedir. Karşılanmamış aile planlaması ihtiyaçları, engelli kadının ikamet ettiği yere bağlı olarak değişmektedir. Ortalama olarak, gelişmekte olan dört ülkede, kırsal kesimde yaşayan kadınların (yüzde 25) karşılanmamış ihtiyaçları olma olasılığı, kentsel kesimde yaşayan engelli kadınlara (yüzde 18) kıyasla daha yüksektir. 
B. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimin ve hakların kullanımının önündeki engeller
Engelli bireyler cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimde genellikle çok boyutlu engellerle karşılaşmaktadır.
Engellerden biri de çevreseldir. Hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde, pek çok sağlık tesisi fiziksel erişilebilirliği sağlayacak şekilde, yani hareket engelli kişileri barındırabilecek gerekli rampaları veya ekipmanları içerecek şekilde tasarlanmamış veya inşa edilmemiştir. Buna ek olarak, en yakın sağlık tesisleri uzakta olabilir ve toplu taşıma sadece sınırlı olmakla kalmayıp çoğu zaman erişilemez ve güvenilmez olabilir, özel ulaşım ise mevcut olmayabilir veya karşılanamayabilir.  Bazı engelli kişilerin sağlık ziyaretlerinde kendilerine eşlik edecek kişisel asistanlara ihtiyaç duyması, sadece ulaşım maliyetlerini artırmakla kalmayıp aynı zamanda potansiyel gizlilik risklerini de artırabilmektedir.
Bilgi ve iletişim konusunda da engeller bulunmaktadır. Örneğin, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinde işitme engelli danışanlar için işaret dili tercümanlığı hizmeti çok nadiren bulunmaktadır. Bu engel, COVID-19 salgını sırasında birçok engelli kişi, özellikle de engelli kadınlar ve kız çocukları için artmıştır.  Salgın, hizmetlerde aksamalara ve cinsel davranışlarda, adet kanamalarında ve hamilelik niyetlerinde değişikliklere neden olmuştur.  Engelli kişiler için, bu tür hizmet aksamaları ve okulların kapatılması ve sokağa çıkma yasakları da dahil olmak üzere salgın kontrol önlemleri, mevcut engelleri daha da kötüleştirmiş ve gerekli hizmetlere erişimleri ve haklarını kullanma becerileri açısından yeni zorluklar ortaya çıkarmıştır. 
Engelli bireylerin yüzde 80’inin gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı ve birçoğunun yoksulluk içindeki nüfus içinde orantısız bir şekilde temsil edildiği göz önüne alındığında, ekonomik erişilebilirlik veya mali karşılanabilirlik, engelli bireylerin gerekli cinsel sağlık ve üreme sağlığı bakım ve hizmetlerini karşılayabilmelerinin önündeki bir başka engeldir. COVID-19 salgını sırasında, kısıtlı sağlık hizmetleri kaynakları ve politikaları genellikle engelliliği dikkate almakta başarısız olmuştur.
Engelli bireylere yönelik köklü damgalama, ayrımcılık ve olumsuz tutumlar, toplumun genelinde olduğu kadar sağlık sektöründe ve hatta aile içinde de varlığını sürdürmektedir. Bu engeller, engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimden dışlanmasına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır.
C. Riskler, şiddet ve istismar
Engelli bireyler, sağlık hizmetlerine eşit erişim konusunda engellerle karşılaşmakla kalmamakta, aynı zamanda aile içi de dahil olmak üzere artan şiddet, istismar ve sömürü riskinin yanı sıra sağlık sektöründe ve genel olarak toplumda ayrımcı ve zararlı uygulamalara maruz kalmaktadır. Örneğin, engelli bireyler arasında HIV enfeksiyonu oranlarının bazı bölgelerde genel nüfusa göre yaklaşık beş kat daha yüksek olduğu bildirilmektedir. 
Toplumsal damgalama ve ayrımcılık, dünya genelinde kadınların neredeyse beşte birini oluşturan  ve buna rağmen anne ve çocuk sağlığı ile daha geniş kapsamlı cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve hakları gibi konularda kendilerine nadiren danışılan engelli kadın ve kız çocuklarının sağlık hizmetlerine ilişkin toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile kesiştiği noktada daha da şiddetlenmektedir.
Örneğin, Engelli Hakları Komitesi ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2022 yılında yayınlanan bir rapora göre,  birçok engelli kadın, zorla veya baskı altında kısırlaştırma, zorla doğum kontrolü, doğum kontrolüne erişimin engellenmesi ve/veya adet kanamasını kontrol etmek için diğer zorunlu tıbbi prosedürlere maruz kaldıklarından, bedensel özerklik hakları rutin olarak reddedilmektedir. Engelli kadınlar ve kız çocukları, özellikle de zihinsel veya psikososyal engelli olanlar, istemleri dışında doğum kontrolüne, kürtaja ve kısırlaştırmaya maruz kalabilmektedir. Bu prosedürler genellikle bilgilendirilmiş rıza olmaksızın, zorlama altında ve hatta bilgileri olmaksızın gerçekleştirilmekte ve böylece hakları ihlal edilmektedir. Engelli kadın ve kız çocuklarının zorla kısırlaştırılması, sağlık sektöründe “tıbbi gereklilik” veya “yüksek yarar” iddialarıyla sıklıkla meşrulaştırılan bir uygulamadır; oysa insan hakları çerçevesinde bu bir şiddet eylemidir. Ayrıca, toplumsal cinsiyet ve engelliliğin kesiştiği noktalarda yaşanan ayrımcılık ve engelli kadınlar hakkında aseksüel oldukları, kendi başlarına karar veremeyecekleri, hamile kalamayacakları veya iyi ebeveyn olamayacakları gibi belirli klişeler, sağlık çalışanlarının bu kadınların ihtiyaçlarını göz ardı etmesine veya istismara maruz bırakarak haklarını ihlal etmesine neden olabilir. Gerçekten de tüm kadınlar öncelikli olarak anne ve bakıcı olarak algılandıkları için ayrımcılığa maruz kalabilirken, engelli kadınlar bu ayrımcı toplumsal cinsiyet rolünü yerine getiremeyecekleri şeklinde algılandıkları için daha da damgalanmaktadır.
Ek çalışmalar, engelli kadınların toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalma olasılıklarının 10 kata kadar daha fazla olduğunu göstermektedir. Engelli kadınlar için toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, genellikle bakıcıların yardımcı cihazları alıkoyması veya çıkarması ya da günlük yaşamda yardımcı olmayı reddetmesi gibi engelliliğe özgü şiddetle birleşmektedir. Engelli kız ve erkek çocuklarının cinsel şiddete maruz kalma olasılığı yaklaşık üç kat daha fazladır ve kız çocukları en büyük risk altındadır. Sağır, kör ve otistik kız çocukları, psikososyal ve zihinsel engelli kız çocukları ve birden fazla engeli olan kız çocukları söz konusu olduğunda risk sürekli olarak daha yüksektir. Ayrıca, uzmanlar ırksal, dini veya cinsel bir azınlığa mensup olmanın veya yoksul olmanın da engelli kız çocukları ve genç kadınlar arasında cinsel istismar riskini artırdığını belirtmektedir. Buna ek olarak, şiddete maruz kalan engelli kadın ve gençler de dahil olmak üzere engellilere yönelik destek hizmetleri, adalete erişim de dahil olmak üzere, erişilemez olma eğilimindedir ve bu kişilerin özel ihtiyaçlarına yeterince cevap vermemektedir.
D. Ayrımcı yasalar, politikalar ve uygulamalar
Engelli hakları özel raportörüne göre, bilgi ve hizmetlerin sağlanmasından önce ebeveyn onayı gerektirerek veya sağlık hizmeti sağlayıcılarının üreme sağlığı bilgilerini, ürünlerini ve hizmetlerini sağlamayı reddetmelerine izin vererek engelli kişilerin cinsel sağlıkları ve üreme sağlıkları ve hakları konusunda özerk seçimler yapmalarını sınırlayan yasalar veya politikalar hala mevcuttur. Ayrıca, yasal yaşın üzerindeki engelliler için, engellilik temelinde yasal ehliyetlerini kısıtlayan mevzuat ve algılanan ehliyet eksikliklerine ilişkin yanlış anlamalar, birçoğunun cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri hakkında özerk kararlar almasını engellemektedir. Bu kısıtlayıcı koşullar, engelli bireyler için, özellikle de irade ve tercihlerini ifade etmekte desteğe ihtiyaç duyanlar için bir engel oluşturmaktadır, çünkü bu destek genellikle aile tarafından sağlanmaktadır. Sonuç olarak, birçok durumda, engelli kadınlar kendi cinsel yaşamları ve üreme yaşamları üzerinde hiçbir kontrole sahip değildir, çünkü kararlar onlar adına “kendi iyilikleri için” gibi paternalist bir kisve altında alınmaktadır (bkz. A/72/133).
E. Ayrıştırılmış istatistiki veri eksikliği
Engellilik, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile diğer demografik özelliklere ilişkin (yaş ve cinsiyet gibi) güvenilir, ayrıştırılmış ve karşılaştırılabilir istatistiksel verilerin bulunmaması da zorluklar arasında yer almaktadır. Engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığına ilişkin akademik literatür de sınırlıdır. Engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimine ilişkin uygulanabilir nicel ve nitel verilerin toplanması ve analizi yetersiz kalmaktadır. Engelli bireyler genellikle resmi ulusal istatistiklere dahil edilmemekte ve/veya tanımlanmamakta ve özel olarak hedeflenmedikleri sürece ulusal ve uluslararası kalkınma çabalarının, politikalarının ve programlarının dışında tutulmaktadır.
Kısacası, engelli kız çocukları ve kadınlar da dâhil olmak üzere engelli bireyler, diğer bireylerle aynı cinsel sağlık ve üreme sağlığı haklarına sahip olmalarına rağmen, birçoğu bu hakları kullanırken ve bu haklara erişirken damgalama ve klişeler, kısıtlayıcı mevzuat ve çocuklara ve engellilere uygun bilgi ve hizmetlerin eksikliği gibi önemli engellerle karşılaşmaktadır. Ayrıca, yoksulluk ve/veya sosyal dışlanma onları sağlıklı ilişkiler geliştirmek için gerekli bilgi ve eşit fırsatlardan mahrum bırakmakta ve dolayısıyla cinsel istismar, HIV/AIDS dahil cinsel yolla bulaşan hastalıklar, istenmeyen gebelikler ve zararlı uygulamalar riskini artırmaktadır. Veri ve toplumsal dikkat eksikliği nedeniyle, zorla kısırlaştırma, zorla kürtaj ve zorla doğum kontrolü gibi ağır insan hakları ihlallerinin sık görülmesi ve engelli kişilerin, özellikle de engelli kız çocukları ve genç kadınların maruz kaldığı şiddetin büyük ölçüde görünmez kalması talihsiz bir durumdur (bkz. A/72/133).
F. Son girişimler ve iyi uygulamalar
Son yıllarda, üye devletler ve sağlık sektörü tarafından, toplumlarında cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimlerini iyileştirmek için engelli kişilerle birlikte çalışan cesaret verici girişimler ve iyi uygulamalar giderek artmaktadır. Bu girişimler ve uygulamalar, karşılaşılan zorlukların çeşitli yönlerini kapsamaktadır, özellikle: engelli kişilerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarına ilişkin ulusal mevzuat ve politikaların kanıta dayalı revizyonlarının formüle edilmesi ve uygulanması;    engelli kişilerin ve örgütlerinin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve hakları programlarının planlanması, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesine dahil edilmesi;  engelli kişilerin ilgili bilgi ve hizmetlere erişiminin sağlanması ve etkili topluluk destek ağlarının oluşturulması sayılabilir. Bir başka olumlu gelişme de, engelli bireylere yönelik cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin sunulmasına ilişkin daha fazla kılavuzun hazırlanmış olmasıdır  ve ayrıca ulusal standartlarda cinsellik ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimine ilişkin konularda örnekler bulunabilir. Bu standartların uygulanması, sağlık çalışanlarının kapasitesini geliştirmeye yönelik faaliyetler ile kolaylaştırılmıştır. 
Örneğin, Uruguay 2018›den bu yana sağlık sektöründe engelliliğin ana akımlaştırılması için bir insan hakları yaklaşımı uygulamaktadır. Engelli bireylerin eşitlik ve ayrımcılığa uğramama hakkına ilişkin bir proje, daha erişilebilir ve kapsayıcı hizmetler sunarak; 400 sağlık çalışanını eğiterek; erişilebilir bilgi sağlayarak ve insan haklarına dayalı yeni bakım protokolleri oluşturarak, özellikle engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili olarak sağlığa daha iyi erişim sağlamayı amaçlamaktadır. Girişim aynı zamanda erişilebilir bakım için protokolleri uyarlayarak, sağlık hizmeti sağlayıcılarını eğiterek ve ilgili sağlık, eğitim ve çocuk koruma kurumlarına bilgi sağlayarak cinsiyete dayalı şiddeti ve diğer kurumsal şiddet türlerini önlemeyi ve vurgulamayı amaçlamaktadır. 
Engelli kadınlara yönelik bir cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitim programının etkisine ilişkin çarpıcı bir örnek, W-DARE (Women with Disabilities taking Action on Reproductive and Sexual Health [Engelli Kadınlar Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakkında Aksiyon Alıyor]) projesi aracılığıyla engelli kadınlardan oluşan yerel toplulukların ve sağlık hizmeti sağlayıcılarının cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve hakları konusunda eğitildiği Filipinler’de bulunabilir. Projenin etkinliğinin değerlendirilmesi, engelli örgütleri ile kadın sağlığı hizmeti sağlayıcıları arasındaki ilişkilerin güçlendiğini, hizmet sağlayıcılarının ve engelli kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı ihtiyaçları ve hakları konusundaki bilgilerinin arttığını ve sağlık tesislerinde erişilebilirliğin sağlanması ve uyarlanabilir ekipman için fon sağlanması gibi hizmetlerde pratik değişiklikler yapıldığını göstermiştir. 
Pasifik bölgesinde Avustralya Hükümeti, karşılanmamış aile planlaması ihtiyacını ortadan kaldırmaya yönelik büyük bir yatırım olan “Kadınlar, Gençler ve Ergenler için Dönüştürücü Gündem” başlıklı 30 milyon dolarlık bir programı desteklemiştir. Program Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ve Fiji, Kiribati, Samoa, Solomon Adaları, Tonga ve Vanuatu Hükümetleri tarafından uygulanmaktadır. Uluslararası Engelli Kadınlar ve Pasifik Engelli Forumu da dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası engelli örgütleriyle yakın işbirliği içinde çalışarak, engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarının yanı sıra toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, hizmet ihtiyaçlarını değerlendirmekte ve hizmet duyarlılığını artırabilecek ilgili rehberlik ve tavsiyelerin geliştirilmesini sağlamaktadır. Sonuç olarak, örneğin Tonga’da üreme sağlığı politikası taslağı, gebeliği önleyici bilgilerin engelliler için erişilebilir olmasını ve sağlık çalışanları arasında engelli dostu becerilerin güçlendirilmesini gerektirmektedir. 
Birleşmiş Milletler kuruluşları da üye devletlerin ve diğer paydaşların çabalarını desteklemek üzere faaliyetlerini artırmaktadır. WHO (DSÖ) raporunda, engelli bireylerin karşılaştığı sağlık eşitsizliklerine ilişkin en son kanıtlarla birlikte engelli bireyler için sağlıkta eşitliği karar alıcıların dikkatine sunmuştur. WHO (DSÖ), engelli bireyler için cinsel sağlık ve üreme sağlığı da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerine erişim konusunu raporun merkezine yerleştirmiştir.
2018 yılında UNFPA, Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet ile Engelli Kadın ve Gençlerin Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı ve Haklarının Ele Alınmasına Yönelik Hak Temelli ve Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Hizmetlerin Sağlanmasına İlişkin Kılavuz başlıklı bir yayın yayınlamıştır. Bu yayın, engelli bireyler için toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve hakları ile ilgili kapsayıcı ve erişilebilir hizmetlerin sağlanmasına ilişkin pratik ve somut rehberlik sağlamaktadır.
UNFPA ayrıca küresel ebelik programı aracılığıyla cinsel sağlık, üreme sağlığı, anne, yeni doğan ve ergen sağlığı danışmanlığında işaret dilinin kullanımını istikrarlı bir şekilde teşvik etmekte ve işitme ve konuşma engelli kadınlar için saygılı doğum bakımını desteklemektedir. Kenya ve Zambiya’da ebelerin hizmet öncesi müfredatında işaret dilinin kullanımı artık tamamen yaygınlaştırılmıştır.  Ayrıca UNFPA, 2016 yılından bu yana (İspanya’nın mali desteğiyle) “We Decide” (Biz Karar Veririz) programı aracılığıyla toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı engelliliği de kapsayan koruma ve müdahaleyi güçlendirmeye ve küresel, bölgesel ve ulusal düzeylerde cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarını ilerletmeye hizmet etmektedir.
IV. İleriye giden yol: sonuçlar ve öneriler
Kanıtlar, engelli bireylerin de tıpkı diğer herkes gibi cinsel olarak aktif olduğunu ve Sözleşme, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve uluslararası kabul görmüş diğer birçok normatif çerçevede iyi bir şekilde belirlenmiş olan cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim konusunda aynı ihtiyaçlara ve aynı haklara sahip olduğunu doğrulamaktadır. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı, engelli bireyler için hiçbir şekilde toplumun diğer üyelerinden daha az önemli değildir. Aslında, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri, onları risklere karşı daha az savunmasız hale getirmek için özellikle önemlidir. Ancak engelli bireyler, sağlık tesislerinde ve toplu taşıma araçlarında fiziksel erişilebilirliğin olmaması ve engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ihtiyaçlarına ilişkin farkındalık düzeyinin düşük olması ve yanlış algılar gibi çevresel ve tutumsal engeller nedeniyle düzenli olarak cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinden dışlanmaktadır. Engelli bireylerin cinsel olarak aktif olmadıkları yönündeki yanlış ancak yaygın varsayım, engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişimlerinin sağlanması için yeterli ilginin gösterilmemesine ve sınırlı kaynak ayrılmasına neden olmaktadır.
Yüksek düzeydeki siyasi taahhütler ile sahadaki uygulamalar arasında büyük uçurumlar olduğu açıktır. Bu boşluklar, birçok engelli bireyin ihtiyaç duydukları ilgili sağlık hizmetlerine erişim ve bu alandaki haklarından tam olarak yararlanma konusunda yaşadıkları deneyimlerde kendini göstermektedir.
Ülkelerin, karşılaştıkları gerçek zorluklara yanıt verebilmek için, kendilerine özgü ulusal bağlamlarını dikkate alarak belirli eylemler ve odak alanları seçmeleri gerekse de, bazı genel ilkeler tüm ülkeler için geçerlidir. Bu genel ilkeler, Sözleşme ile uyumlu olarak, Devletlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı eylemlerinin merkezine engelli bireyler için sağlık eşitliğini, ayrımcılık yapmamayı ve eşit hakları koymasını; tasarım ve uygulama da dahil olmak üzere cinsel sağlık ve üreme sağlığı eylemlerine anlamlı bir şekilde katılmaları için engelli bireyleri dahil etmesini ve güçlendirmesini; cinsel sağlık ve üreme sağlığı eylemlerinin engelli bireyler için sağlık eşitliğine ne ölçüde yol açtığını izlemesini ve değerlendirmesini içerir.
Daha spesifik olarak, engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişimini ve haklarından yararlanmasını daha fazla teşvik etmek ve sağlamak için bir dizi eylem düşünülmelidir:
(a)    Engelli bireylerin bedensel özerklikleri de dahil olmak üzere üreme haklarını kullanmalarını engelleyen mevcut ayrımcı yasa veya politikaların gözden geçirilmesi ve kaldırılmasını bir öncelik olarak kabul ederek, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişimi Sözleşme ile uyumlu bir şekilde garanti altına alarak ve zorla kısırlaştırma gibi ayrımcı veya zararlı uygulamaları önlemek için tüm uygun önlemleri alarak ulusal mevzuat ve politika çerçevelerini güçlendirmek;
(b)    Cinsel sağlık ve üreme sağlığı tesisleri inşa ederek veya yenileyerek ve ilgili hizmet bilgilerini erişilebilir formatlarda sağlayarak, engelli topluluğu içindeki farklı ihtiyaçları göz önünde bulundurarak, erişimin önündeki her türlü çevresel engeli ortadan kaldırmak;
(c)    Farkındalığı artırmak, olumsuz tutumlarla mücadele etmek, ayrımcı uygulamaları önlemek ve engelli bireylerin karşılanmamış ihtiyaçlarına hizmet edecek kaliteli hizmetler sunmak için gerekli bilgi, beceri ve yetenekleri geliştirmek amacıyla cinsel sağlık ve üreme sağlığı çalışanlarına gerekli yatırım ve eğitimi sağlayarak sağlık sektörünü ve hizmet kapasitelerini geliştirmek;
(d)    Engelli bireyleri ve ailelerini cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişim hakkı konusunda eğitmek ve engelli bireyleri, ailelerini ve toplumdaki diğer kişileri hedef alan ve onları da kapsayan eğitim ve/veya tanıtım faaliyetleri yürüterek onları desteklemek ve engelli bireyler de dahil olmak üzere herkes için cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve üreme hakları konusunda yüksek kaliteli, yaşa uygun eğitim vermek amacıyla eğitimciler için kılavuzlar ve araçlar - eğitim materyalleri erişilebilir formatlarda sağlanmalıdır- geliştirmek;
(e)    Engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarına ilişkin yanlış toplumsal algıyı değiştirmek üzere tasarlanmış farkındalık artırma programlarının uygulanması ve engelli bireylere yönelik her türlü şiddetin sona erdirilmesine yönelik eylemler için tüm toplumun desteğinin harekete geçirilmesi;
(f)    Engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimine ilişkin politika ve programların uygulanmasını takip etmek üzere izleme ve değerlendirme mekanizmalarının kurulması veya güçlendirilmesi ve engelli bireyler de dahil olmak üzere tüm paydaşların izleme ve değerlendirme sürecine dahil edilmesinin sağlanması;
(g)    Engelli bireylere yönelik cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri sunan programların izlenmesi, değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi ile politika oluşturma süreçlerine bilgi sağlamak üzere araştırma, veri toplama ve analiz yapılması; engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığının yanı sıra cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimleri ve karşılaştıkları engeller hakkında ampirik araştırmalar yapılması; özellikle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Sözleşme’nin ulusal düzeyde uygulanmasına ilişkin izleme ve raporlama bağlamında engellilik, cinsiyet ve yaşa göre ayrıştırılmış verilerin toplanması ve engelli bireylerin bu araştırma, izleme ve raporlama süreçlerine dahil edilmesi sayılabilir.
V. Değerlendirmeye yönelik yol gösterici sorular
Aşağıdaki sorular, Konferansın on altıncı oturumunun genel teması olan “Ulusal politika ve stratejilerin Engelli Hakları Sözleşmesi ile uyumlu hale getirilmesi: kazanımlar ve zorluklar” dikkate alınarak, 5 (b) (i) “Engellilerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişiminin ve erişilebilirliğinin sağlanması” gündem maddesi altında düzenlenecek olan tartışmaya katılan tüm yuvarlak masa panelistlerinin ve katılımcıların değerlendirmesine sunulmuştur:
(a)    Taraf devletlerin engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinden diğer bireylerle eşit bir şekilde yararlanmalarını ve bu hizmetlere erişimlerini sağlama konusunda ilerleme kaydetmelerinin önündeki başlıca engeller nelerdir?
(b)    Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin engelli bireyler için ulaşılabilir ve erişilebilir olması için hangi hükümet politikaları gereklidir?
(c)    Engelli bireylerin haklarının etkili bir şekilde nasıl desteklenebileceğini ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimlerinin ülke ve toplum düzeyinde nasıl iyileştirilebileceğini en iyi gösteren bir veya iki örnek hangisidir?
(d)    37 (c) paragrafındaki soruyu takiben, belirtilen vaka veya vakaların başarısının başlıca nedenleri nelerdir?
(e)    Ülkeler tarafından kullanılan hangi yenilikçi strateji veya çözüm, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimde engelli bireylerin hakları ve ihtiyaçları konusunda kamu bilincini başarılı bir şekilde artırmıştır?
(f)    Engelli kız çocukları, ergenler ve kadınlar ile zihinsel engelliler gibi diğer gruplar genellikle HIV enfeksiyonu, şiddet ve istismar gibi risklere karşı daha savunmasız bulunmakta, ancak her zaman gerekli hizmetleri ve zamanında desteği alamamaktadırlar. Engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimlerinde daha iyi korunmaları ve desteklenmeleri amacıyla bu sorunu ele almak için Hükümetler, sağlık sektörü ve engelli topluluğu tarafından neler yapılabilir?
(g)    Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri kırsal kesimde yaşayan engelli bireyler için en iyi şekilde nasıl tasarlanabilir ve bu bireylere nasıl ulaştırılabilir?
(h)    Mobil sağlık uygulamaları ve teletıp gibi yardımcı teknolojiler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimini iyileştirmek için nasıl kullanılabilir ve bunların uygulanması ve yaygınlaştırılması önündeki temel zorluklar nelerdir?
(i)    Engelli haklarını teşvik etmek ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde engellilerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine eşit erişiminin sağlanmasının önemi konusunda farkındalık yaratmak için teknolojiden ne şekilde faydalanılabilir ve sosyal medya ve diğer dijital platformlar bu çabada nasıl bir rol oynayabilir?
(j)    Engelli bireylerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili politika oluşturma süreçlerine katılımını teşvik etmede en etkili stratejiler hangileridir ve bu stratejiler özellikle gelişmekte olan ülke bağlamlarında nasıl uyarlanabilir ve yaygınlaştırılabilir?
(k)    Engellileri kapsayıcı cinsel sağlık ve üreme sağlığı programlamasında en umut verici yenilikler nelerdir ve bu yenilikler zaman içinde nasıl yaygınlaştırılabilir ve sürdürülebilir?