2022 SAYILI KANUN’UN SOSYAL HUKUK DEVLETİ İLKESİ BAĞLAMINDA ENGELLİLER YÖNÜNDEN GENEL BİR DEĞERLENDİRMESİ
Av. Osman Sezer
GİRİŞ
Dünyada ve ülkemizde engelli bireylerin yaşamlarını devam ettirmeleri, sosyal ve ekonomik standartları yükseltmeleri oldukça zor olduğu gibi ciddi anlamda finansman kaynaklarının bu meseleye aktarılmasını gerektirir. Ancak unutulmamalıdır ki; bir ülkenin muhtaç, yaşlı, engellilerine ne kadar sosyal güvenlik hizmeti sağlayabildiği o ülkenin ne derecede bir sosyal devlet olduğuyla doğrudan ilişkilidir.[1] [2]
Sosyal devlet anlayışının benimsenip gelişmesiyle birlikte engellilere yönelik yaşam kalitesinin de önemli bir noktaya geldiği, engellilerin refah ve yaşam düzeylerinin arttığı bir gerçektir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ve benimsedikleri rejimlere paralel olarak zaman içinde engellilere sağlanan ekonomik ve sosyal haklarda hatırı sayılır kazanımlar elde edilmiştir. Kimi ülkeler engellilere sosyal yardımlarda bulunmuş, kimi ülkelerde tanınan muafiyetler oldukça geniş tutulmuş, kimi ülkelerde de çalışsın çalışmasın engellilere engellilik tazminatı ödenmiştir.
Ülkemizde de engellilerin refah ve yaşam düzeylerinin artırılması ile ilgili bazı hukuksal ve ekonomik düzenlemeler son dönemlerde dikkati çekmektedir.
Öncelikle 1961 tarihli, giderek 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin niteliklerini sayarken sosyal hukuk devleti ilkesine vurgu yapılmış;; yine 1982 tarihli “TÜRKİYE CUMHURİYETİ Anayasasının 61/2 hükmü ile de engellilerin sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması yönünde getirilen düzenleme ile başlangıçta yer verdiği sosyal devlet ilkesinin yaşama geçirilmesini hedeflemiştir.
Nitekim, buna paralel olarak çeşitli düzenlemeler kendisini göstermiştir.
Yeri gelmişken, sosyal devlet kavramından ne anlaşılması gerektiği üzerinde bir parça durmak isteriz. Bu konuda Anayasa Mahkemesinin 26.6.1985 günlü. 18793 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 18.2.1985 günlü, E:1984/9, K:1985/4 sayılı kararında yer verilen Sosyal Hukuk Devleti tanımına değinmek gerektiği açıktır. Buna göre:
“Sosyal hukuk devleti, insan hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, ferdin huzur ve refahım gerçekleştiren ve teminat altına alan kişi ile toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan, çalışanların insanca yaşamasını ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarak, çalışanlarını koruyan, işsizliği önleyici ve milli gelirin adalete uygun biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirleri alan adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı, kararlılık içinde ve gerçekçi bir özgürlük rejimini uygulayan devlettir.”
Yine, Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına Dair Sözleşmenin 28. Maddesinde de engellilere sağlanacak sosyal güvenlik hizmetleri ile bu kapsamda sunulacak sosyal yardımlar ile ilgili bazı düzenlemelere yer verildiği görülmektedir.
Ancak belirtmeliyiz ki, ülkemizde halen engellilere yönelik gerek geniş bir muafiyet, gerek iddialı bir sosyal yardım uygulaması, gerekse de engellilik tazminatı ödeme uygulaması söz konusu olamamıştır.
Aşağıda da ayrıntılı olarak değinileceği üzere, ülkemizde koruma karakteri taşıyan sosyal yardım uygulamaları bakımından en kapsamlı düzenlemelerden biri 01.07.1976 tarihli ve 2022 sayılı “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun” dur. Günümüze değin birçok değişikliğe uğrayan 2022 sayılı Kanun son olarak 14/4/2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanunla değişikliğe uğramıştır. 2022 sayılı Kanunla getirilen düzenleme, ülkemizde uygulanmakta olan sosyal yardım sisteminin en önemli parçalarından birini oluşturmaktadır.[3] Zira Türk Tarihi’nin finansmanı doğrudan kamu kaynaklı, kapsamı belirgin ve modern nitelikli ilk sosyal yardım uygulaması “65 Yaş Aylığı” olarak da bilinen söz konusu hukuki düzenlemedir.[4]
2022 sayılı Kanunda sonradan yapılan değişikliklerle muhtaç durumdaki engelli vatandaşlar ve hatta belirli şartlar dâhilinde muhtaç engellilere bakan yakınlarının da kapsama alındığı görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu Kanun gerek muhtaç yaşlı gerekse de muhtaç engelli vatandaşlarımızı kapsayan bir düzenleme mahiyetine kavuşmuştur. Görüldüğü üzere 2022 sayılı Kanun kapsamında yardımda bulunulanlar gelirleri ve durumları bakımından toplum içinde en fazla korunmaya ihtiyacı olan kesimlerdir. [5] [6]
Bu alanda engellilere yönelik yapılan önemli sayılabilecek düzenlemenin 01.07.2005 tarih ve 5378 sayılı kanunla yapıldığı görülmektedir. Gerçi bu kanun yürürlüğe girmeden önce de, engelli vatandaşlarımıza böyle bir ödeme yapılmaktaydı. Fakat, sözünü ettiğimiz kanun, bu alandaki düzenlemeleri netleştirmiş; toparlamış sistematize etmiş, ve 2022 sayılı Kanun’a koyduğu ek 1. madde ile tamamen engellilere yönelik bir düzenleme getirmiştir. Ancak daha sonra 6495 sayılı Kanun’un 73. Maddesi ile yapılan değişiklik ile 2022 sayılı Kanunun 2. Maddesinde yeni bir düzenleme yapıldığı görülmektedir. Pekiyi bu düzenleme tam olarak ne getirmektedir?
MEVCUT YASAL DURUM
Yukarıda da açıklandığı üzere 2022 sayılı Kanun’un 2. Maddesinde engelli kişilere yönelik yapılan düzenleme temelde bir muhtaçlık aylığı düzenlemesi olup, sosyal devlet ilkesine paralel olarak bazı ülkelerde engelli kişilere ödenmekte olan bir engellilik tazminatı değildir. Az sonra da açıklanacağı gibi 2022 sayılı Kanun engellilerin karşı karşıya kaldıkları ekonomik zorlukları kısmen telafi edici bir nitelikte olup, bu düzenleme ile engellilerin asgari yaşam düzeyinin sağlanmasına yönelik olarak düşünülemez. 2022 sayılı Kanun’daki düzenleme incelendiğinde öncelikle bu Kanun’un adı, “65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN”dur. Kanun’un adına bakıldığında, söz konusu Kanun’un 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz olan yaşlı yurttaşları kapsadığı anlaşılmaktadır. Ancak, 01.07.2005 tarih ve 5378 sayılı Kanun’un 25. Maddesi ile engelli kişilerin de 2022 sayılı Kanun kapsamına alındığı görülmektedir. Bu durum bile devletin engelliler ile ilgili sosyal düzenlemeleri kapsayan derli, toplu kapsamlı ve bütünlüklü bir düzenleme yapma ihtiyacı duymadığını göstermektedir. Daha sonra, 2022 sayılı Kanun’un 2. Maddesi 12.07.2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun’un 73. Maddesi ile yeniden düzenlenmiş; engelli kişiler ile ilgili bu Kanun’un ek 1. Maddesine başka bir hüküm konulmuş; engelli kişilere yönelik düzenlemenin Kanun’un 2. Maddesi ile gerçekleştirildiği dikkati çekmiştir.
2022 sayılı Kanun’un sözü edilen 2. Maddesine göre:
65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra;
a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda,
b) İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, aylık bağlanacağı;
c)Nafaka bağlanan veya nafaka bağlanması mümkün olanlar ile sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun gelir veya aylık hakkından yararlanan durumunda ya da uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışan durumunda kendisine bakmakla yükümlü bir yakını bulunan engelli çocuklar hariç olmak kaydıyla; Türk vatandaşı olan, 18 yaşını tamamlamamış ve ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli oldukları kanıtlanmış durumundaki engelli yakınlarının bakımını üstlenen Türk vatandaşlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden daha az olan ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe ve bakım ilişkisini fiilen gerçekleştirmeleri kaydıyla, (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanacağı;
d)Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimselerin muhtaç kabul edilemeyeceği ve kendilerine aylık bağlanamayacağı;
e)Ayrıca, 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenlerin de muhtaç olarak kabul edilemeyeceği ve kendilerine bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanamayacağı;
f)65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunacağı;
g)Bu Kanunun 1. maddesine göre aylık bağlananlara; başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar engelli olduklarını ilgili mevzuatına göre alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlamaları ve birinci fıkranın (a) bendi ile üçüncü fıkradaki koşulları taşımaları hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanacağı;
h)Aylık bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıklarının durumlarına göre yeniden tespit olunacağı;
i)Engellilik oranı, bu Kanuna göre aylık bağlanması gereken oranının altına düşen kişiler ile üçüncü fıkrada belirtilen aylık ortalama gelir tutarından fazla gelir elde etmeye başlayan kişilerin aylıklarının kesileceği;
j)İkinci fıkra kapsamına giren 18 yaşından küçük engellilerin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlere ilişkin hükümler çerçevesinde genel sağlık sigortasından yararlandırılacağı;
k)Bu engellilerin bakımı amacıyla ikinci fıkraya göre aylık bağlanacak kişilerden genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar 5510 sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında kabul edileceği;
l)Birinci fıkra hükümlerine göre aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarlarının, bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki farkın ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödeneceği ve bu şekilde ödenen tutarların Hazineden tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.
Buna paralel olarak 2022 sayılı kanun’un 4. Maddesine istinaden çıkarılıp, söz konusu kanun’un uygulama esaslarını gösteren “65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARI İLE ENGELLİ VE MUHTAÇ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA YÖNETMELİ”Kin “KAPSAM” Başlıklı 2. Maddesi de, 2022 sayılı Kanun’un 2. Maddesini bir nevi tekrarlayarak;
“a) Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, her ne nam altında olursa olsun kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olmayanlardan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarını,
b) 65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra ilgili mevzuatı çerçevesinde yetkili hastanelerden alınacak sağlık kurulu raporu ile toplam olarak en az % 70 oranında engelli olduğu belirlenmek suretiyle başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını kanıtlamış ve 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olduğu ya da aynı tutardan fazla gelir sağlamasının mümkün olmadığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından tespit olunarak muhtaçlığına karar verilenleri,
c) 65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra ilgili mevzuatı çerçevesinde yetkili hastanelerden alınacak sağlık kurulu raporu ile toplam olarak % 40 ila % 69 arası engelli olduklarını kanıtlamış, 18 yaşını doldurmuş ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olduğu ya da aynı tutardan fazla gelir sağlamasının mümkün olmadığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından tespit olunarak muhtaçlığına karar verilenleri,
ç) Nafaka bağlanan veya nafaka bağlanması mümkün olanlar ile sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanan durumunda ya da uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışan durumunda kendisine bakmakla yükümlü bir yakını bulunan engelli çocuklar hariç olmak kaydıyla; Türk vatandaşı olan, 18 yaşını tamamlamamış ve ilgili mevzuatı çerçevesinde yetkili hastanelerden alınacak sağlık kurulu raporu ile toplam olarak en az % 40 oranında engelli oldukları kanıtlanmış durumundaki engelli yakınlarının bakımını fiilen yürüten Türk vatandaşlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden daha az olduğu ya da aynı tutardan fazla gelir sağlamasının mümkün olmadığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından tespit olunarak muhtaçlığına karar verilenleri,
d) Sosyal güvenlik kurumlarından yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan engelli olanların aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları toplam engel oranlarına göre bu Yönetmelik kapsamında ödenecek olan aylık tutarından düşük olanları kapsar” demek suretiyle Yönetmeliğin kapsamını belirlemiştir. [7]
Gerek Kanunda yapılan bu düzenlemenin gerekse de Kanundaki söz konusu düzenlemeye paralel olarak çıkarılan yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. Maddesindeki düzenlemenin incelenmesinden 2022 sayılı Kanun’dan yararlanabileceklerin çeşitli guruplara ayrılarak kategorize edildiği görülmektedir. Öncelikle bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmek için engelli kişi olmak gerekmektedir. Engellinin tanımının 5378 sayılı “ENGELLİLER KANUNU”nun 3/1-c) Maddesinde yapıldığı görülmektedir. Buna göre:
“Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi” ifade etmektedir.
Belirtelim ki, bir engelli kişinin muhtaçlık aylığından faydalanabilmesi için, her şeyden önce Türk vatandaşı olması gerekmektedir. [8] Zira Kanun bizzat Türk vatandaşı olma halinden söz etmekte olup,[9] vatandaşlığın doğumla ya da, sonradan kazanılmasının herhangi bir önemi yoktur. [10]
Şimdi bu hususlar üzerinde kısaca duralım.
1)2022 sayılı Kanun, muhtaçlık aylığından yararlanacak 1. Grup kişileri ağır engelli ya da tam bağımlı engelliler olarak belirlemiştir. Buna göre: “Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan” demek suretiyle bu kapsamdaki engellilerin ağır engelli ya da tam bağımlı engelli olduğunu ifade etmektedir. Ne var ki, bu kişilerin ağır engelli ya da tam bağımlı engelli olmaları halinde 2022 sayılı Kanun’daki muhtaçlık ağlığından yararlanmak için başka bir takım şartlar da gerekmektedir. Öncelikle bu kimsenin 18 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Nitekim, anılan Kanun’un 2/1-a Maddesinin 2. Tümcesi “18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden” demek suretiyle muhtaçlık aylığı alacak bu gruptaki ağır engellilerin 18 yaşını doldurması gerektiğini açıkça öngörmüş bulunmaktadır. Ne yazık ki, muhtaçlık aylığı alabilmek için ağır engelli olmak ve 18 yaşını bitirmek de yeterli olmamaktadır. Bunun yanı sıra, yukarıda nitelikleri belirtilen engelli kişilerin sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmaması, uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışmaması, nafaka bağlanmamış ya da nafaka bağlanması ihtimal dahilinde olmaması gerekmektedir. Nafakayla ilgili koşulun söz konusu düzenlemede belirtilen bütün gruplar için öngörüldüğü anlaşılmakla, bu konu üzerinde aşağıda geniş açıklamalar da bulunulacağından, bu bölümde bu konu üzerinde durulmayacaktır. Ancak, bu bölüme ilişkin olarak, ağır ya da tam bağımlı bir engellinin herhangi bir işte çalışmasının nasıl mümkün olacağının, dünyada böyle bir engelli kişinin olup olmadığının açıklanmaya muhtaç olduğu ile yetinilecektir. Ne yazık ki, ağır ya da tam bağımlı engellilik halinde yukarıda belirtilen diğer şartların yanı sıra sosyal dayanışma vakıflarınca bu kimselerin muhtaç olduğuna karar verilmesi halinde bu kişilerin muhtaçlık aylığından yararlanabilecekleri biçimindeki düzenlemenin Anayasamızın 2. Maddesinde ön görülüp 61/2 maddesiyle de desteklenen “SOSYAL DEVLET” ilkesiyle bağdaşmayacağı, bu düzenlemenin Anayasamızın 2. Maddesine aykırı olacağı kanısındayız. Son olarak bu gruptaki engellilere (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanacağı, bu miktarın günümüz ekonomik koşullarına göre vasat bir miktar olduğu nazara alındığında söz konusu aylığın muhtaçlık aylığı olduğu kabul edilemez. Bu aylık sadece olsa olsa, ulufe aylığı olarak değerlendirilebilir.
2)Herhangi bir işte çalışma olanağı bulamayan engelli kişilere yönelik ise; Kanun koyucu, bu durumda olan engellilerin sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlamaları ve 18 yaşını bitirmeleri ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olmaları gerekmektedir. Bunun dışında bu kimselere aylık bağlanması için ayrıca yukarıda 1. Maddede sayılan diğer şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Yani bu kişilerin, sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir aylık almamaları, bu kimselere nafaka bağlanmamış olması ya da nafaka bağlanma ihtimalinin bulunmamış olması gerekir. Belirtilen şartlar gerçekleştiğinde bu durumdaki engellilere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca muhtaç olduğuna karar verilmesi kaydıyla, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, muhtaçlık aylığı bağlanmaktadır. Yazımızın II/1. Maddesinde anılan düzenleme için yapılan değerlendirmeler bu bölüm için de geçerlidir.
Belirtelim ki, gelinen noktada anılan düzenlemenin bir işsizlik tazminatıyla ilgisi olmadığı; 2022 sayılı Kanun’un 2. Maddesi ile bağlanan engelli aylığının bir sosyal yardım aylığı olduğudur. O halde onca işsiz durumdaki engellilere bir çözüm getirmek sosyal devlet olmanın kaçınılmaz bir gereği olarak hükümetlerin önünde durmaktadır. Bu mesele, temenni ve acıtasyon kabul etmeyen gerçekçi çözümler isteyen toplumsal bir meseledir.
Devletin herhangi bir işte çalışma olanağı sağlayamadığı bu grup engelliler için hiçbir gereksinimi karşılamayacak, aileye bağımlılığını pekiştirecek anılan düzenlemenin derhal çağın gereklerine uygun bir hale getirilmesi gerekir. Aslolan 18 yaşını bitirmiş, geleceğe umutla bakan engellinin umudunu kırmadan ona bir an önce çalışma ortamı sağlanmasıdır. Aksi halde, devlet, “SOSYAL DEVLET” olmanın gereğini yerine getirmemiş, bu durumdaki engelliye hem istihdam olanağı sağlamayarak imza koyduğu BM Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesinin 28. Maddesini ihlal etmiş; hem de, Anayasamızın 2. Maddesinde ifadesini bulan “SOSYAL HUKUK DEVLETİ” olma ilkesini ihlal etmiş olmaktadır. Bu durum aynı zamanda BM ENGELLİ KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME’nin 3. Maddesinde yapılan ayrımcılık tanımı kapsamında yer alan makul düzenlemelerin de yapılmaması anlamına gelecek; böylelikle mevcut yasal durum anılan sözleşmenin 3. Maddesine de aykırılık oluşturacaktır.
3)Engelli yakını olup da engelli bir yakınının bakımını üstlenen kişiler yönünden ise kanun koyucu belli şartlar dahilinde engelliye fiilen bakan kişileri de muhtaçlık aylığından yararlandırmaktadır. Öncelikle bu durumdaki engelli kişilerin 18 yaşını bitirmemiş olması gerekmektedir. Yani bu kişiler reşit olmayan kişilerdir. Kanun koyucu bu kişiler yönünden de, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olarak uzun vadeli sigorta kollarından birinde çalışmama, her ne ad adı altında olursa olsun sosyal güvenlik kurumlarından bir aylık ya da gelir almama, herhangi bir nafaka almama ya da alma ihtimali bulunmama şartlarını aramaktadır. Ayrıca bu durumda olan kişilerin gelirlerinin 16 yaşından büyük işçiler için her ay belirlenen net aylık miktarının 1/3’ünden az olması gerekmektedir. Bu miktar ile ilgili ayrıntılı değerlendirmelerimiz aşağıda sunulacağından burada bu konu üzerinde durulmayacaktır. Bundan başka bu kişilerin muhtaç olduklarına sosyal dayanışma vakıflarınca karar verilmiş olması bu kişi ile ona bakım hizmeti sunan kişi arasında fiilen bakım ilişkisi bulunmaması gerekmektedir. İşte bütün bu şartları sağlayan engelli kişilere de (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanmaktadır. Bu durumda olan engelliler yönünden de yukarıda yapılan değerlendirmeler geçerli olup bu aylığın söz konusu engelli çocuk için günlük gereksinimlerini karşılamaktan uzak olduğu açıktır.
4)Yukarıda sözü edilen engelli gruplarından;
4/1)65 yaşına gelmiş olanların 65 yaş öncesinde bağlanmış olan engelli aylıkları 65 yaşın doldurulmasından sonra da engelli aylığı olarak ödenmeye devam edilmektedir.
4/2)Aylık bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit edilmektedir.
4/3)Engellilik oranı, bu Kanuna göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşen kişiler ile aylık ortalama gelir tutarından fazla gelir elde etmeye başlayan kişilerin aylıkları kesilmektedir.
4/4)Bakıma muhtaç engelliler yönünden ise, Bu Kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlanan bakıma muhtaç engellilere; başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar engelli olduklarını ilgili mevzuatına göre alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlamaları, yukarıda sözü edilen şartları taşımaları halinde muhtaçlık aylığı bağlanmaktadır. Tekrar vurgulayalım ki, bunlar, bakıma muhtaç olan engelli kişilerdir.
4/5)18 yaşından küçük engelliler, 5510 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlere ilişkin hükümler çerçevesinde genel sağlık sigortasından yararlandırılmaktadır.
4/6)Bu Kanun maddesinin birinci fıkrasına göre aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan, aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları, bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark sosyal güvenlik kurumu tarafından ödenmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, Kanundaki birden fazla sosyal güvenlik kurumu deyiminden; 5502 sayılı “SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU” tarafından sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması nedeniyle 5510 sayılı “SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU”NUN 4/1-a, 4/1-b, 4/1-c olarak anlaşılması gerekliliğidir. Dolayısıyla kanunda geçen “birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu” deyiminden 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a, 4/1-b, 4/1-c maddelerine göre tercih kast edilmektedir.
2022 Sayılı Kanunda Öngörülen Muhtaçlık Kavramı
Muhtaçlığı genel olarak tanımlamak gerekirse, kişilerin ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılamaya yetecek gelire sahip olamama durumu olarak ifade edilebilir.[11] [12]
2022 sayılı Kanun’un 2. Maddesinin 3. Fıkrasında muhtaçlığın tanımı yapılmakta; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler ve 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler “muhtaç” kabul edilmemektedir.[13] Yine bu Kanun’a istinaden çıkarılan yönetmeliğin 7. Maddesinde;
“Engelli aylıkları ve 18 yaş altı engelli yakını aylığında, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olmayanlar, muhtaç sayılır.”
Görüleceği üzere, söz konusu düzenleme, 2022 sayılı Kanun’un tanıdığı aylık hakkından bir engellinin yararlanabilmesi için; öncelikle muhtaç olması gerekmektedir. Bu bağlamda, engellinin nafaka almamış olması, ya da kendisine nafaka verecek bir nafaka yükümlüsünün bulunmaması, gelirinin asgari ücretin 1/3 ünden fazla olmaması, ve her hangi bir ad altında bir aylık almaması ya da, herhangi bir işte çalışmaması temel koşul olarak kabul edilmektedir.[14]
Aynı şekilde yönetmeliğin 7/1-b maddesinde de yukarıdaki muhtaçlık ölçütünün desteklendiği görülmektedir.
Aslında burada nafaka hükümlüsü kriterinin geniş anlamda engellinin bakmakla yükümlü kimsesinin bulunmaması olduğu belirgindir.[15]
Bu arada, 2022 sayılı Kanun’un anılan düzenlemesi, muhtaçlık ölçütünü belirlerken, hane halkı başına düşen gelir miktarından söz etmektedir. O halde hane deyiminden ne kastedilmektedir?
Yukarıda sözü edilen yönetmeliğin “TANIMLAR” Başlıklı 7. Maddesinin (ç) bendinde bu soru yanıtlanmaktadır. Buna göre, hane deyiminden;
Şehir dışında öğrenim gören çocuklar dâhil olmak üzere, aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre aynı konut ya da aynı konut bölümüne kaydedilmiş kişi veya kişilerden sosyal inceleme raporu ile birlikte yaşadığı tespit olunanlar kastedilmektedir.
Yine, gerek 2022 sayılı Kanun’un 2. Maddesi gerekse de, yukarıda değinilen yönetmelik hükümleri, engelli kişinin muhtaçlık aylığından yararlanabilmesini, engelli kişiye nafaka ödeme yükümlüsü bulunmaması koşuluna bağlamaktadır. Mamafih, “65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARI İLE ENGELLİ VE MUHTAÇ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK”in (f) bendinde, nafaka yükümlüsünün kimler olduğu belirlenirken;
“Nafaka yükümlüsü: 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesinde ifade edilen altsoy, üstsoy ve refah durumlarına göre kardeşlerin nafaka yükümlüsü” olduğu ifade edilmektedir.
Burada tartışılması gereken husus, yönetmeliğin Türk Medeni Kanun’un 364. maddesine yollamada bulunmuş olmasıdır. Söz konusu bu madde yardım nafakasını düzenlemektedir. Madde hükmü aynen şöyledir.
“Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”[16] [17]
Önemle belirtmeliyiz ki, TMK’nun bu hükmü esas alınır ve kanunen bakmakla yükümlü olma durumu belirlenirken bu ölçüt kullanılırsa, 2022 sayılı Kanun’un vermiş olduğu bu hakk, tam anlamıyla daraltılmış olur.Çünkü herkesin mutlaka iyi kötü geçinen bir ana ya da babası ya da bir kızı oğlu ve ya kardeşi vardır. Ama engelli aileler genellikle fakir kimselerdir. Kendileri bile zaman zaman yardıma muhtaç olup, çoğunlukla ülkemizdeki insanlar asgari hayat standartlarında yaşamaktadırlar. Oysa ki, sosyal yardımların amacı, engelliyi olabildiğince ailesine yük olmaktan kurtarıp, onu bağımsız yaşama yöneltmek; Kendi hayatını kendi başına idame ettirebilmesini mümkün kılmak olmalıdır.
Diğer yandan, Kanun koyucunun engelli kişinin muhtaçlık kriteri olarak aradığı diğer bir kriterin ise, engelli kişinin gelirinin o yıl için uygulanan asgari ücretinin 1/3’ünden fazla olmaması olarak benimsemiş olmasıdır.
Yine gerek Kanun’un 2. Maddesinde, gerekse de sözü edilen yönetmelikte bu Kanundaki aylıktan yararlanma şartı olarak her türlü gelir ve aylıklarının asgari ücretin aylık net tutarının üçte birinin aşılmaması yönünde getirilen kıstasın ülkemiz koşulları ile uyumlu olmadığı açıktır. Günümüzde belirlenen asgari ücretin aylık net tutarının 2.324,70 TL olduğu; bu tutarın 1/3’ünün 774,90 TL olduğu gözetildiğinde bu ücret ile yaşamanın adeta mucize olduğu sadece bu aylık ile geçinmek isteyen engellinin yiyecek gereksinimini kısmen karşılayacağı, yaşamın diğer gereksinimlerini karşılamayacağı görülmektedir ki, bu durumun Anayasamız’ın 2. Maddesi ile kurala bağlanan “SOSYAL DEVLET” ilkesiyle bağdaşamayacağı kuşkusuzdur. Az yukarıda yapılan ve Anayasa mahkemesince de değer verilen “SOSYAL HUKUK DEVLETİ” tanımına göre bu durumda olan engellilerin adeta çaresizliğe itildiği hiçbir duraksamaya yer vermeyecek kadar açıktır.
Bu arada, yukarıda sözü edilen Yönetmeliğin “DEĞERLENDİRME” başlıklı 7. Maddesi de, engellileri bu denli çaresiz bırakan bu aylığın bağlanmasını da hayli zor koşullara bağlamaktadır. Anılan düzenleme Kanun hükmünü tekrarlamak suretiyle;
“….maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri kapsamında, sistem üzerinden yapılan sorgulamalar ve sosyal incelemeden elde edilen verilere göre;
a) Hangi ad altında olursa olsun sosyal güvenlik kurumlarından bir gelir veya aylık hakkından faydalananlar ile isteğe bağlı prim ödeyenler dahil olmak üzere sosyal güvenlik kurumlarına uzun vadeli sigorta kolları kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek şekilde bir işte çalışanlar,
b) Nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkün olanlar,
c) Herhangi bir şekilde kişi başına düşen gelir tutarı, asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’üne eşit veya üzerinde olanlar ile aynı tutara eşit veya üzerinde gelir sağlaması mümkün olanlar,
d) Kamu veya özel kurum ve kuruluşlarda iaşe ve ibateleri dâhil olmak üzere sürekli bakımı yapılan veya yaptırılanlar,
e)Malları ve gelirleri devredilerek bir sözleşmeyle gerçek veya tüzel kişilerce kendilerine bakılanlar,
f)2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu hükümlerine göre kendilerine harçlık ödenenler veya ödenebilecek olanlar, aylığa hak kazanamaz.
(Ayrıca, Kişinin bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde sağlık güvencesine sahip olması veya aynı hanede sosyal güvenceye sahip bireylerin bulunması durumları aylığa hak kazanılmasında tek başına engel teşkil etmeyip bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen muhtaçlık ölçütü dikkate alınmak suretiyle işlem tesis edilir.
Yine, 18 yaşından küçük engelli yakınlarına aylık bağlanabilmesi için fiilen bakım ilişkisinin gerçekleşmesi ve bakıcı ile bakılan kişinin aynı hanede ikamet etmesi şartları aranır.
Kişinin, 65 yaşını doldurmuş olması ya da %40 ila %69 oranlarında engelinin bulunması sebebiyle bu Yönetmelik çerçevesinde aylık alması, fiilen bakımını üstleneceği engelli yakını bulunması durumunda 18 yaş altı engelli yakını aylığı bağlanmasına engel teşkil etmez.
Mamafih, kişinin 2. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilenlerin vasisi olması, kişiye ayrıca aylık bağlanmasına engel teşkil etmez.
Aylık başvurusunda bulunan kişiye 22/10/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesine göre tespit edilen yakınlarından nafaka bağlanmasının mümkün olup olmadığı Mütevelli Heyet tarafından tespit edilir. Nafaka bağlanması mümkün olduğu belirlenenlerin aylık başvurusu reddedilir. Nafaka bağlanması mümkün olmadığı belirlenenler hakkında ise, bu Yönetmeliğin durumlarına uygun hükümleri çerçevesinde işlem tesis olunur.
Engelli aylıklarında, aylığa hak kazanma durumları uygun olanların muhtaçlığı; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Hanenin gelir durumu;
1) Tespit veya beyan edilen aylık net maaş, ücret, nafaka, yevmiye ve her ne ad altında olursa olsun elde edilen diğer gelirlerin yıllık tutarının aylık ortalaması,
2)Hanenin ikamet ettiği konut haricinde diğer konutları için takdir edilen veya beyan edilen rayiç bedelinin 240’ta biri ve takdir edilen veya beyan edilen aylık kira getirisinin toplamı,
3)İkamet edilen konut haricindeki konut için kira geliri elde edilmiyorsa veya kira geliri beyan edilmiyorsa konutun rayiç bedelinin 120’de biri,
4)Dükkânlar için takdir edilen veya beyan edilen rayiç bedelin 240’ta biri ve takdir edilen veya beyan edilen aylık kira getirisinin toplamı,
5)Dükkân için kira geliri elde edilmiyorsa veya kira geliri beyan edilmiyorsa dükkânın takdir edilen veya beyan edilen rayiç bedelinin 120’de biri,
6)Hanenin depo, arsa, arazi, tarla ve benzeri için rayiç bedelin 240’ta biri ve takdir edilen veya beyan edilen zirai/ticari/kira ve benzeri getirilerinin toplamı,
7) Hanenin binek aracı için aracın kasko veya rayiç bedelinin 120’de biri,
8)Hanenin ticari/zirai amaçlı aracı için aracın kasko bedelinin 120’de biri, kasko bedelinin belirlenememesi halinde ise rayiç bedelinin 120’de biri ile bu araçların takdir edilen veya beyan edilen aylık zirai, ticari, kira ve benzeri getirilerinin toplamı,
9)Hanenin büyük ve küçükbaş hayvanları için il/ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüklerinden temin edilen yıllık getiri miktarının aylık tutarı,
10)Hanenin tespit veya beyan edilen banka mevduatı gibi menkul serveti için faiz oranına göre hesaplanacak aylık getirisinin iki katı tutarı,
11)2022 sayılı Kanun gereğince bağlanan aylıklar hariç olmak kaydıyla, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun Ek 7 nci maddesi gereğince yapılan evde bakım ödemeleri dahil, sürekli ve düzenli olarak alınan şartlı eğitim yardımı, şartlı sağlık yardımı, eşi vefat etmiş kadınlara yönelik yardım, burs, harçlık gibi nakdî olarak verilmekte olan sosyal yardımların aylık ortalaması,
12) Yıllık tarımsal destek geliri tutarının aylık ortalaması,
13) Aynı hanede ikamet etmemesine rağmen nafaka yükümlüleri tarafından sağlanan destek tutarı,
14) Uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışanların gelirleri,
15) Diğer gelirlerin toplamının aylık ortalaması, dahil edilerek yapılan hesaplama ile belirlenir.
b)Vergi indirimlerinden faydalanılarak alınan ve engelli adına kayıtlı olan araçlar için vergiler indirilmiş tutarın 120’de biri dikkate alınarak hanenin geliri hesaplanır.
c) Bu fıkranın (a) bendinin alt bentlerinde yer alan taşınır ve taşınmazların tespit edilen rayiç bedellerine ilişkin değerlendirmeyi Mütevelli Heyeti yapar.
ç)Hanenin harcama durumu; emsal kira bedeli hariç gıda, giyim, ısınma, eğitim, sağlık, ulaşım, eğlence ve benzerlerine yapılan yıllık ödemelerin aylık ortalaması dâhil edilerek yapılan hesaplama ile belirlenir.
d)Harcamalar, hanenin gelir seviyesinin bir göstergesi olarak dikkate alınır. Emsal kira bedeli dışındaki harcamalar bu fıkranın (a) bendine göre hesaplanacak gelir tutarından hiçbir şekilde çıkarılamaz.
e)Hanenin tespit/beyan edilen harcamalarının bu fıkranın (a) bendine göre tespit edilen gelir tutarından fazla olması durumunda harcama ve gelir arasındaki fark gelire eklenir.
f) Bu fıkranın (a) bendine göre tespit edilen gelir tutarının beyan/tespit edilen harcama düzeyinin üzerinde olması durumunda harcamalar gelire eklenmez.
Öte yandan, Yaşlı aylığında kişi başına düşen ortalama aylık gelir, aynı hanede ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın aylık bağlanacak kişinin kendisi ve eşi dikkate alınmak suretiyle hesaplanır. Sekizinci fıkranın (a) bendinde sayılan gelir, servet ve benzeri unsurlardan sadece aylık bağlanacak kişinin kendisi ve eşine ait olanlar hesaplamaya dâhil edilir. Kişi başına düşen ortalama aylık harcama tutarı hesaplaması ise sekizinci fıkranın (ç) bendine göre belirlenen hanenin toplam harcamasının, aylık bağlanacak kişinin kendisi ve eşine tekabül eden oransal karşılığı dikkate alınarak yapılır. İkamet edilen konutun emsal kira bedelinin gider olarak düşülmesinde kira bedelinin aylık bağlanacak kişinin kendisi ve eşine tekabül eden oransal karşılığı dikkate alınır.
Yukarıda yapılan Değerlendirmeler sonucu kişi başına düşen geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara aylık bağlanır.” Görüldüğü gibi söz konusu 7. Madde getirdiği hayli karmaşık bu düzenleme ile engellilere aylık bağlanması hususunu bir denkleme dönüştürmüştür. Az yukarıda da belirtildiği gibi sosyal bir hukuk devletinde aslolan, devletin muhtaç durumda olan engellilere kayıtsız şartsız destek sağlamasıdır. Aksi uygulama sosyal hukuk devletiyle bağdaşamaz.
Engelli Aylığının Durdurulması Ve Kesilmesi
“65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARI İLE ENGELLİ VE MUHTAÇ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK”in 11. Maddesi, belli hallerde engelli aylıklarının durdurulacağını ve kesileceğini öngörmektedir.
1)Engelli aylığının geçici olarak durdurulması
Belli hallerde engelli aylığı geçici olarak durdurulmaktadır. Buna göre:
a) Aylık almakta iken ikametgâhını başka Vakfın görev alanına girecek şekilde değiştiren engellilerin aylıkları geçici olarak durdurulmakta; Kişilerin bir yıl içinde yeni ikametgâhlarındaki ilgili Vakfa başvurmaları halinde muhtaçlığının devam ettiğinin Mütevelli Heyeti tarafından tespiti halinde aylıkları durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılarak hak ettiği aylıklar takip eden ilk ödeme döneminde ödenmektedir.
b) Süreli raporu bulunanlar için, raporun Sağlık Bakanlığı veri tabanından temin edilemediği durumlarda, rapor süresi dolmasına rağmen yeni raporunu Vakfa teslim etmeyen engelli kişilerin aylıkları geçici olarak durdurulmakta; rapor süresinin dolum tarihinden itibaren bir yıl içinde yeni rapor getirilmesi halinde geçici olarak durdurulmuş olan aylıklar, durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılarak takip eden ilk ödeme döneminde ödenmektedir.
2)Aşağıdaki hallerde ise engelli aylıkları kesilmektedir.
a) Ölüm.
b) Feragat.
c) 18 yaş altı engelli yakını aylığı alanlar için engellinin 18 yaşını doldurması.
ç) 18 yaş altı engelli yakını aylığı alanlar için bakıcı ile bakılanın aynı hanede ikamet etmediğinin veya aynı hanede ikamet etse dahi fiili bakımın gerçekleşmediğinin ya da aylığın engelli için kullanılmadığının tespit edilmesi.
d) Türk vatandaşlığından çıkarılma ya da Türk vatandaşlığı muhafaza edilmeksizin yabancı memleket uyruğuna girilmesi.
e) Süreli raporu bulunanlar için rapor süresi dolmasına rağmen yeni raporun bir yıl içinde Vakfa teslim edilmemesi.
f) Aylık almakta iken ikametgâhını başka Vakfın görev alanına girecek şekilde değiştirenler için bir yıl içinde yeni ikametgâhlarındaki Vakfa başvurulmaması.
g) Aylığın on dönem boyunca aralıksız olarak alınmaması
ğ) 7 nci maddenin ikinci fıkrasının (a), (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen sebeplerle veya nafaka almakta olması ya da kişi başına düşen gelirin muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde olması sebebiyle aylık bağlanması koşullarının kaybedilmesi.
h) Nafaka alabilecek olması ya da muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde kişi başına düşen gelir elde edebilecek olması ya da başka sebeplerle muhtaçlık halinin ortadan kalktığının tespit edilmesi. Ancak, engelli aylığının kesilmesinden sonra söz konusu aylığa hak kazanma şartlarını yeniden kazanan engellilere sözü edilen yönetmeliğin aynı maddesinin 3. Fıkrasına istinaden yeniden engelli aylığı bağlanmaktadır.
V. Engellilik Durumunun Belgelenmesi
2022 sayılı Kanun ve sözü edilen yönetmelikten yararlanabilmenin diğer bir şartı da kişilerin engelli olduğunu tam teşekküllü hastaneden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemeleri zorunluluğudur. Mamafih 2022 sayılı Kanun’un 12/1. Maddesinde;
“2022 sayılı Kanun Kapsamında Aylık Alan Özürlülere Sağlık Kurulu Raporu Vermeye Yetkili Hastanelerin Belirlenmesi ile Sağlık Raporlarının Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenir.” Biçiminde bir kurala yer verilmiş; bu kural ile Kanun’dan yararlanabilme şartı olarak engellilik durumunun belgelenmesi bakımından halen yürürlükte bulunan yönetmeliğe yollamada bulunulmuştur. Ancak anılan Kanun maddesinin 2. Fıkrası engellileri sınıflandırarak;
“2022 sayılı Kanunun uygulanmasında;
a) Engel durumuna göre toplam engel oranı % 40 ile % 69 arasında olanlar “engelli”,
b) Engel durumuna göre toplam Engel oranı % 70 ve üzeri oranda olanlar ise “başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek derecede engelli” olarak kabul edilir.” Biçiminde koyduğu kural ile, %40 ile %60 arasındaki engelli kişileri normal engelli olarak nitelemiş, %70 ve üzerindeki oranda engelli kişileri ise ağır engelli ya da tam bağımlı engelli olarak nitelemiştir. Bu arada engellilik oranlarının değişmesi halinde muhtaçlık aylığının bağlanması ile ilgili olarak aynı Kanun’un 13/1. Maddesinde bir düzenleme yapıldığı göze çarpmaktadır. Anılan kural;
“Yaşlı aylığı bağlananlardan %70 ve üzeri oranda engelli olduklarını engelliler için sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanların aylıkları hane içinde kişi başına düşen gelir şartını sağlaması halinde başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek derecede engelli aylığına dönüştürülür. 65 yaşını doldurmuş ve %70 ve üzeri engelli sağlık kurulu raporuna sahip kişiler başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek derecede engelli aylığına başvurabilir. Ancak %40 ila %69 arası oranda engelliler için sağlık kurulu raporuna sahip 65 yaşını doldurmuş vatandaşlara sadece yaşlı aylığı bağlanır.” Anılan kuralların belirlediği oranların tespiti için kuşkusuz erişkinler için verilecek Sağlık Kurulu Raporu Yönetmeliği’nin incelenmesinde konunun iyi anlaşılması bakımından yarar vardır.
Belirtilmelidir ki, süreç içerisinde Sağlık Kurulu Rapor Yönetmeliğinin oldukça sık değiştiği; bu nedenle de çeşitli mağduriyetlerin oluştuğu bir gerçektir. Biz bu çalışmamızda en son yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre tespit ve belirlemelerde bulunmayı tercih edeceğiz. Zira, yazımızın konusu 2022 sayılı Kanun’dan yararlanma şartlarıdır. Bu bağlamda, 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK” sağlık kurulu raporları ile ilgili düzenlemelerin gerçekleştirildiği son yönetmeliktir. Söz konusu yönetmelik’in önceki yönetmeliklerden farkı, bu yönetmelikte ağır engelli deyiminin ortadan kaldırılması ve bunun yerine kısmi bağımlı engelli birey ve tam bağımlı engelli birey kavramlarının getirilmiş olmasıdır. Bu bağlamda önemle vurgulanmalıdır ki, 2022 sayılı Kanunda ve buna istinaden çıkarılan yönetmelikte oransal değerler ifade edilmişken bu yönetmelikte oransal değerlerin yanında kısmi ve tam bağımlı engellilikten söz edilmesi uygulamada ciddi sorunlar ve mağduriyetler yaratacaktır. Henüz tarafımızdan bu hususta bir yargısal içtihada rastlanmamış olsa da, uygulamada uygulayıcıların ciddi tereddütler yaşayacağı bir gerçektir. Sözü edilen yönetmelikte tanımlanan kısmi ve tam bağımlı engellilik kavramlarına göz attığımızda; anılan yönetmeliğin “TANIMLAR” başlıklı 4/1-ğ maddesinde;
“Kısmi bağımlı engelli birey: Doku, organ ve/veya fonksiyon kaybı ve/veya psikiyatri tanısına bağlı olarak muhakeme yeteneği değerlendirilmesi gereken fonksiyonel bağımsızlık ölçeklerine göre günlük yaşam aktivitelerini yardım alarak gerçekleştirebileceğine karar verilen bireyi ifade eder.” Biçiminde bir tanımlama yapılmış; aynı yönetmeliğin 4/1-m maddesinde ise;
“Tam bağımlı engelli birey: Engel durumuna göre engel oranı %50 ve üzeri olduğu tespit edilenlerden doku, organ ve/veya fonksiyon kaybı ve/veya psikiyatri tanısı bağlantılı olarak muhakeme yeteneği değerlendirilmesine göre günlük yaşam aktivitelerini yardım almasına rağmen kendi başına gerçekleştiremediğine karar verilen bireyi, ifade eder.” Biçiminde tanımlanmıştır. Belirtelim ki, bu tanımların daha bilimsel ve gerçekçi olduğu söylenebilirse de tam bağımlı engellilik için konulan en az %50 sınırının esas alınması yönetmelikte yapılan tam bağımlı engelli birey tanımının diğer unsurlarıyla çelişki arz etmektedir. Örneğin bu tanıma göre %80 engeli olmasına karşın tanımdaki diğer şartlara uymayan kişiler hekim tarafından nasıl saptanacak ya da bu durumdakilerin tam bağımlı olup olmadığı neye göre belirlenecektir. Kuşkusuz bu sorun ayrıntılı olarak sağlık kurulu rapor yönetmeliğinin irdelenmesine dair bir makale ile ortaya konulmalıdır. Ne var ki, 2022 sayılı kanunun uygulanası bakımından yukarıdaki tespitimizin ciddi bir sorun oluşturacağı kuşkusuzdur. Ayrıca önemli bir aksaklık da, anılan yönetmeliğin 2/3. Maddesindeki düzenleme ile ortaya çıkmaktadır. Mamafih, anılan düzenleme;
“31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa tabi sigortalılara bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri, malullük aylıkları ile ölüm sigortasından bağlanacak aylıklar 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre verilecek fark aylığı miktarının belirlenmesine esas sağlık kurulu raporları hariç) için istenecek durum bildirir sağlık kurulu raporları bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemez.” Biçiminde bir kurala yer verilmiş; aynı yönetmeliğin “DAYANAK” başlıklı 3. Maddesinde ise;
“Bu Yönetmelik, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 8 inci maddesi ve 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.” Biçiminde bir kurala yer verilmekle; kendi içinde çelişmektedir. Keza söz konusu yönetmeliğin 4. Maddesinde tanımlanan Engellilik durum değerlendirmesi tanımına göre, “Engelliliğin tespiti amacı ile hastalık şiddeti, organ veya fonksiyon kaybını içeren değerlendirme”nin anlaşıldığı belirtilmektedir. Oysa ki, idare hukuku bakımından esas olan bir işlemin kesin ve belirli olmasıdır. Nitekim Danıştay içtihatlarında idari işlemin kesin ve belirlenebilir olmasının önemli bir idare hukuku ilkesi olduğu istikrarlı bir biçimde belirtilmektedir.
Bundan başka, Yönetmeliğin bu maddesinde yer alan vücut fonksiyon kaybının nasıl ve hangi bilimsel yöntemlerle ölçüldüğü konusu da ayrıca bilinmeyen bir denklem olarak karşımızda durmaktadır. Sözgelişi, %60’ın üzerinde vücut fonksiyon kaybı oranında rapor alanlar bu yönetmelikteki düzenleme gereğince %40 oranında engelli raporu bile alamamaktadırlar. Hele hele, birden fazla engeli olan kişilerin engellilik durumunun Balthazard formülü ile hesaplanması; bu formüle göre de, bireyin engel oranı belirlenirken birden fazla engeli olanlar için kullanılan hesaplama şeklini ifade ettiği; aynı yönetmeliğin geçici 2/2. Maddesine göre:
“a) Engel oranları ayrı ayrı tespit edilir.
b) Bu oranlar en yükseğinden başlanarak sıraya konulur.
c) En yüksek oran, engellinin tüm vücut fonksiyonunun tamamını gösteren
%100’den çıkarılır.
ç) Bu çıkarmada kalan miktar, sırada ikinci gelen engel oranı ile çarpılır. Çarpımın 100’e bölünmesinden çıkan rakam en yüksek engel oranına eklenir; böylece, birinci ve ikinci rahatsızlıkların engel oranı bulunmuş olur.
d) Engel ikiden fazla ise birinci ve ikinci rahatsızlıkların engel oranı birinci sıraya ve üçüncü sıradaki engel oranı ise ikinci sıraya alınarak formül tekrarlanır.” Yine aynı yönetmeliğin geçici 2/3. Maddesine göre ise:
“Balthazard formülünün uygulanmasına ilişkin olarak bu yönetmeliğin 3. Ekinde yer alan Balthazard Hesaplama Tablosu da kullanılabilir.” Şimdi soru şudur; vücut fonksiyon kaybı oranına göre engellilik oranları hesaplanan bu tür engellilerin durumu ne olacaktır? Bu durumda olanlar yeniden rapor aldıklarında eski oranları ile rapor alamazlar ise bu aylıkları kesilecek midir? Hemen söyleyelim ki, maalesef bunların aylıkları kesilecektir. Yani son yürürlüğe konulan yönetmelik hükümleri maalesef böyle durumdaki engelli vatandaşlarımız bakımından aylıklarının kesilmesi gibi trajikomik bir durum yaratmıştır. Diğer yandan özellikle 2022 sayılı yasaya istinaden çıkarılan yukarıda sözü edilen yönetmelik, onca uğraşa rağmen alınan raporlara itibar etmeyip, muhtaçlık aylığı almak için başka bazı koşullar da aramakta olup bu konu yukarıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Az önce de işaret edildiği gibi eski oranda engellilik raporu alamayan engelli vatandaşların bu aylıkları kesilirken, iş bu kadarla da kalmamaktadır. Mamafih, 2022 sayılı Kanun’a istinaden çıkarılan önceki yönetmeliğin 18. Maddesinde yer alan düzenlemeye göre:
(1)Aylık veya aylık farkı hakkını kaybedenlere, aylıklarının kesilmesini gerektiren tarihten sonraki dönemler için yapılan ödemeler, Kurumun bildirimi üzerine mahalli maliye teşkilatı tarafından ilgililerden tahsil edilir.
Aynı yönetmeliğin 20. Maddesinde ise:
Aylığa hak kazanmak üzere kişilerin beyanı üzerine düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığı tespit edildiği takdirde,
Kurumun bildirimi üzerine mahalli maliye teşkilatı tarafından, ödenmiş olan aylıklar veya aylık farkları için ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için Türkiye İstatistik Kurumunca her ay için belirlenen Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarıyla birlikte borç tahakkuk ettirilir.
(2)Gerçeğe uygun olmayan belgeleri düzenleyen ve kullananlar hakkında genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılması için ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Kurum tarafından Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu belgeleri düzenleyenlerin kamu görevlisi olması durumunda, haklarında ayrıca idari soruşturma açılır.” Biçiminde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Bu yönetmelikten önceki yönetmeliğin 23. Maddesinde daha ağır cezai yaptırımların olduğunu da hatırlatmakta yarar görmekteyim.
Nitekim bu hüküm uygulanmış, yüzlerce insan mağdur edilmiştir. Anayasamızın 38. Maddesinde
“ – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” Buyurun buna bir cevap verin. Ayrıca anılan yönetmeliğin 23. maddesi açıkça Kanun’a da aykırı idi. Gerçekten 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2/2 fıkrası düzenleyici işlemlerle ceza ihdas edilemeyeceği hükmüne amirdir. Önemle belirtilmelidir ki, yukarıda sözü edilen düzenleme ile büyük bir hukuki hata yapılarak çok sayıda engelli mağdur edilmiştir. Ancak bereket ki, bu yanlıştan kısmen de olsa dönülmüştür.
Şu an mevcut durum ise, 2022 sayılı Kanun’un 3/3. Maddesi ile kurala bağlanmaktadır. Anılan düzenlemeye göre:
“Peşin verilen gelir ve aylıklar durum değişikliği veya ölüm halinde geri alınmaz. Ancak, aylık bağlama ile ilgili geçim şartının kalkması halinde, aylıklar bu şartın kalktığı tarihi takip eden dönem başından itibaren kesilir.” Yine aynı Kanun’un 5. Maddesinde ise, gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle muhtaçlık aylığı alanların ceza sorumluluğu ortaya çıkmakta ve bu tür sahte belge düzenleyenler hakkında genel hükümlere göre yani 5237 sayılı TCK.nun 204. Maddesine göre işlem yapılacağı kurala bağlanmaktadır.
VI. Başvuru ve Değerlendirme
2022 sayılı Kanun’da öngörülen engelli aylığının genel olarak bağlanma şartlarına değinildikten sonra söz konusu aylık için başvuru yapılması usulü üzerinde de durmak gerekmektedir. “65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARI İLE ENGELLİ VE MUHTAÇ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK” in 5. Maddesine göre:
“(1) 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanacak aylıklara ilişkin başvurular, kişilerin adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı ikametgâhının bulunduğu Vakfa yapılır.
(2) Başvuruların şahsen ve yazılı olması esas olmakla birlikte başvuru işleminin kanunî temsilciler tarafından yapılması hâlinde mahkemeden alınmış karar örneği, vekil tarafından başvuru yapılması hâlinde vekâletname örneği başvuru formuna eklenir.
(3) Başvuru sırasında başvuran tarafından Aylık Başvuru Formu imzalanır.
(4) Engelli aylıkları ve 18 yaş altı engelli yakını aylığı başvurularında aşağıdaki belgeler istenir.
a) Engelli aylıkları başvurularında, engelliler için sağlık kurulu raporunun aslı ya da noter/hastane başhekimliği tarafından onaylı sureti veya Sağlık Bakanlığı veri tabanından elektronik olarak paylaşılan rapor bilgileri kabul edilir. Bununla birlikte engelliler için sağlık kurulu raporu suretlerine Vakıf Müdürlerince, aslının ibraz edilmesi kaydıyla “aslı gibidir” onayı verilir.
b) 18 yaş altı engelli yakını aylığı başvurularında; engelliler için sağlık kurulu raporunun yanında, kanuni velisinin olmadığı durumlarda atanmış vasilere ilişkin mahkemece verilmiş vesayet kararının aslı ya da noter tarafından onaylı sureti istenir. Bununla birlikte vesayet kararı suretlerine Vakıf Müdürlerince, aslının ibraz edilmesi kaydıyla “aslı gibidir” onayı verilir.
(5) Eksik belge ile yapılan başvurular kabul edilmez ve aylık başvurusu belgelerin tamamlanmasını müteakip sisteme işlenir.
(6) Başvuruda bulunan kişilere Başvuru Alındı Belgesi verilir.
(7) Başvuruda bulunan kişilerden gelir durumlarının tespiti için belge istenmemesi esastır.
(8) Engelli aylıklarına başvuruda bulunan vatandaşlara ücretsiz engelliler için sağlık kurulu raporu uygulamasından faydalanabilmeleri için Vakıf Müdürü tarafından imzalanan sevk kâğıdı verilir.
(9) 2 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında başvuruda bulunanların Türkiye İş Kurumuna başvuruları sistem aracılığıyla yapılır.” Engelli aylığı için yapılan bu başvurudan sonra başvuran engelli kişinin engelli aylığına müstehak olup olmadığı konusunda aynı yönetmeliğin 6. Maddesine göre sosyal inceleme yapılmaktadır.
VII. Sosyal İnceleme Ve Değerlendirme
“65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARI İLE ENGELLİ VE MUHTAÇ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK” in “SOSYAL İNCELEME” başlıklı 6. Maddesinde sosyal incelemenin yapılma usul ve esasları ayrıntılı olarak düzenlenmektedir. Buna göre:
“(1) Sosyal inceleme, hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluşur.
(2) Sosyal inceleme; başvuru formunda beyan edilen bilgiler ile merkezi veri tabanlarından yapılan sorgulamalar doğrultusunda elde edilen bilgilerin doğrulanması ve hanenin genel durumunun mahallinde tespit edilmesi amacıyla, Vakıf personeli tarafından başvuruda bulunanın ikametgâhına ve çevresine gidilmek ve hane ziyaret bilgi formu doldurulmak suretiyle gerçekleştirilir.
(3) Aylık almaya hak kazanan kişilerin sosyal incelemeleri her yıl yenilenir.” Yönetmeliğin sosyal inceleme ile ilgili düzenlemesi bilimsel gerçeklerden uzak, nesnel kriterler içermeyen bir düzenleme olduğu kadar, engellinin sosyo-ekonomik durumunu gözetmeyen yüzeysel bir incelemedir. Bir kimsenin bir hakkı elde edip etmemesi subjektif değerlendirmelere bağlı kılınamaz. Kaldı ki, yapılan sosyal inceleme sırasında engellinin çevresinde ona karşı önyargılı olan ya da husumet besleyen kişilerin de yargıları söz konusu olabilecektir ki, bunun nedenli sağlıklı olacağı kuşkuludur. Bu nedenle bu düzenlemenin derhal değiştirilmesi gerekir. Yönetmeliğin “DEĞERLENDİRME” başlıklı 7. Maddesinde yukarıda bilimsel gerçeklikten uzak olan sosyal inceleme yapıldıktan sonra engellinin engelli aylığı almaya hak kazanıp kazanmayacağı bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Anılan düzenlemede yazımızın yukarıdaki bölümlerinde sözü edilen engelli aylığına hak kazanma şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek aynı yönetmeliğin 8. Maddesi gereğince 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylıklara ilişkin tüm iş ve işlemler, başvuru tarihinden itibaren en geç bir ay içinde tamamlanır. Bundan sonra engelli kişinin engelli aylığına müstahak olup olmadığı, muhtaç olup olmadığına karar verilir. Bu karara karşı aynı sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı nezdinde itirazda bulunulabilir. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının engellinin, engelli aylığı almak için muhtaç olmadığına ve diğer şartları taşımadığına; ya da, durumunun değişmesi nedeniyle engelli aylığının kesilmesine dair kararlarına karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Bu davada kanımızca hasım olarak ilgili kaymakamlık ya da valilikler ile Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gösterilmelidir. Bundan başka yönetmeliğin 10. Maddesine göre engelli aylığı bağlananlar 5510 sayılı “SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU”nun 60. Maddesi bağlamında yerel sağlık sigortası kapsamına dahil edilir.
VIII. Sonuç
Anayasamızın 2. Maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet anlayışı nazara alındığında açıklamaya çalıştığımız düzenlemelerin engelli kişilerin gereksinimlerini karşılamaktan uzak olduğu açıktır. Bu düzenlemeler çerçevesinde ortaya konulan rakamların engellilerin insan onuruna yaraşır bir yaşam standardına kavuşturduğunu söylemek büyük bir iyimserlik olur. Ülkemizin onaylayıp yürürlüğe koyduğu “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ENGELLİ HAKLARI SÖZLEŞMESİ”nin “Yaşam Hakkı” başlıklı 10. Maddesi taraf devletlerin engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacaklarını açıkça öngörmüştür. Engelli kişilerin insan onuruna yaraşır bir hayat sürdürmeleri için gerekli tedbirlerin alınması için makul düzenlemelerin yapılmaması BM Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesi kapsamında açık bir ayrımcılıktır. Söz konusu makul düzenlemelerin yapılmamış olması açıkça anılan sözleşme hükümlerine aykırılık oluşturmaktadır. Aslolan engelli bireylerin normal bireylerle eşit koşullarda yaşam standartlarına sahip olmasıdır.
Bütün bu tespit ve açıklamalardan ortaya çıkan husus şudur ki, engellileri olabildiğince üreten bireyler haline getirmeden bu mesele çözülemez. Zira, devlet bütçe yetersizliği gerekçesiyle engellileri ekonomik olarak tatmin edebilecek bir ödeme yapamamakta; yaptığı ödeme ideal sayıda engelliyi kapsamamakta; o nedenle böylesine hukuk fantezisi yaratan düzenlemeler ortaya çıkmaktadır. O zaman geriye engellileri üretken hale getirecek tedbirleri en acil şekilde oluşturup uygulamaktan başka bir çare kalmamaktadır. Dileğimiz, bu hedeflerin gerçekleşmesi açısından önümüzdeki günlerin, önemli fırsatların ve önemli projelerin hayata geçmesi için bir şans yaratmasıdır.
Av. Osman Sezer
KAYNAKÇA
Camkurt, Mehmet, Zülfi; “Yaşlılık ve Yaşlıların Sosyal Güvenliği Kapsamında 65 Yaş Aylığı Bağlanması İşlemleri”, Kamu-İş 2014
Tuncay, Can/Ekmekçi, Ömer; Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri,
Olgaç, Cüneyt; “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk vatandaşları İle Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanmasında Usul ve Esaslar”, Sosyal Güvenlik Dünyası
Alper, Yusuf; Sosyal Sigortalar Hukuku, 7. Bası, Ağustos 2015, Dora Yayınları, Bursa 2015, s. 22.Metin, Onur; “Sosyal Politika Açısından AKP Dönemi: Sosyal Yardım Alanında Yaşananlar”, Çalışma ve Toplum
Özdamar, Murat/Çakar, Erden; “Muhtaç Yaşlılar ile Engellilere Aylık Bağlanması Ve Bunların Bakımını Üstlenenlere Evde Bakım Ücreti Ödenmesinin Şartları”, İş ve Hayat Dergisi, SAYI:2
YUVALI, Doç. Dr. Ertuğrul; TAAD, Yıl: 10, Sayı: 37 (Ocak 2019), 2022 SAYILI 65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDAKİ KANUNUN DEĞERLENDİRMESİ,
Anayasa Mahkemesi’nin 29.05.2014 tarih 29014 nolu Resmi Gazete ‘de yayımlanan 03.04.2013 T. 2013/52 E. 2013/52 K. Sayılı kararı
Sözer, Ali Nazım; Türkiye’de Sosyal Hukuk, Ankara, 1994. s. 66.; Uşan, Fatih; Türk Sosyal Güvenlik Hukukunun Temel Esasları, Seçkin Yayınları, Ankara 2009, s.67.; Özdemir, Cumhur Sinan; “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması”, Sosyal Güvenlik Dünyası, Yıl:9, Sayı:41, Ocak-Şubat 2007
Göktaş, Murat/Çakar, Erden/Özdamar, Murat; Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Emeklilik ve Primsiz Rejim, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara 2011
Güzel, Ali/Okur, Ali Rıza/Caniklioğlu, Nurşen; Sosyal Güvenlik Hukuku, Beta yayınları, 16. Bası, İstanbul 2016, s. 821.; Korkusuz, Refik/Uğur, Suat; Sosyal Güvenlik hukuku, ekin Yayınları, Bursa 2015
Anayasa Mahkemesinin 26.6.1985 günlü. 18793 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 18.2.1985 günlü, E:1984/9, K:1985/4 sayılı kararı
Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi
1982 tarih ve 20709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
2022 sayılı 65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN
5378 SAYILI ENGELLİLER HAKKINDA KANUN
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU
5502 sayılı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU
506 sayılı MÜLGA SOSYAL SİGORTALAR KANUNU
5434 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU
1479 sayılı MÜLGA ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU
2828 sayılı SOSYAL HİZMETLER KANUNU
5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU
65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARI İLE ENGELLİ VE MUHTAÇ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK
2022 SAYILI KANUN KAPSAMINDA AYLIK ALAN ÖZÜRLÜLERE SAĞLIK KURULU RAPORU VERMEYE YETKİLİ HASTANELERİN BELİRLENMESİ İLE SAĞLIK RAPORLARININ ALINMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK
ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK
ÇOCUKLAR İÇİN ÖZEL GEREKSİNİM DEĞERLENDİRMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK
[1] Camkurt, Mehmet, Zülfi; “Yaşlılık ve Yaşlıların Sosyal Güvenliği Kapsamında 65 Yaş Aylığı Bağlanması İşlemleri”, Kamu-İş 2014; C:13, Sayı: 3/, s. 71
[2] Tuncay, Can/Ekmekçi, Ömer; Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, Beta Yayınları, 18. Bası, İstanbul 2016. s. 746.
[3] Olgaç, Cüneyt; “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk vatandaşları İle Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanmasında Usul ve Esaslar”, Sosyal Güvenlik Dünyası, Yıl:12, sayı:61, s. 18.
[4] Alper, Yusuf; Sosyal Sigortalar Hukuku, 7. Bası, Ağustos 2015, Dora Yayınları, Bursa 2015, s. 22.Metin, Onur; “Sosyal Politika Açısından AKP Dönemi: Sosyal Yardım Alanında Yaşananlar”, Çalışma ve Toplum, 2011/1, s.186.
[5] Özdamar, Murat/Çakar, Erden; “Muhtaç Yaşlılar ile Engellilere Aylık Bağlanması Ve Bunların Bakımını Üstlenenlere Evde Bakım Ücreti Ödenmesinin Şartları”, İş ve Hayat Dergisi, Yıl:1, Sayı:2, s. 172.
[6] TAAD, Yıl: 10, Sayı: 37 (Ocak 2019), 2022 SAYILI 65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ
TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDAKİ KANUNUNDEĞERLENDİRMESİ, Doç. Dr. Ertuğrul YUVALI
[7] Anayasa Mahkemesi’nin 29.05.2014 tarih 29014 nolu Resmi Gazete ‘de yayımlanan 03.04.2013 T. 2013/52 E. 2013/52 K. sayılı içtihadı ile; 662 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesiyle 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş, Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İl veya İlçe İdare Heyetlerinden” ibaresinin “İl veya İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarından”, 8. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “İl veya İlçe İdare Kurullarının” ibarelerinin “İl veya İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının” şeklinde değiştirilmeleri, 6223 sayılı Kanun kapsamında olmadığından, bu maddenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline; iptal hükmünün kararın Resmi Gazete ‘de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
[8] Sözer, Ali Nazım; Türkiye’de Sosyal Hukuk, Ankara, 1994. s. 66.; Uşan, Fatih; Türk Sosyal Güvenlik Hukukunun Temel Esasları, Seçkin Yayınları, Ankara 2009, s.67.; Özdemir, Cumhur Sinan; “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması”, Sosyal Güvenlik Dünyası, Yıl:9, Sayı:41, Ocak-Şubat 2007, s.91.
[9] Göktaş, Murat/Çakar, Erden/Özdamar, Murat; Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Emeklilik ve Primsiz Rejim, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara 2011, s. 90.
[10] 5901 sayılı Türk vatandaşlığı Kanununa göre Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır.
Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren hüküm ifade eder. Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı ise, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir.
[11] Camkurt, Mehmet, Zülfi; s. 83.
[12] TAAD, Yıl: 10, Sayı: 37 (Ocak 2019), 2022 SAYILI 65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ
TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDAKİ KANUNUN
DEĞERLENDİRMESİ, Doç. Dr. Ertuğrul YUVALI
[13] Güzel, Ali/Okur, Ali Rıza/Caniklioğlu, Nurşen; Sosyal Güvenlik Hukuku, Beta yayınları, 16. Bası, İstanbul 2016, s. 821.; Korkusuz, Refik/Uğur, Suat; Sosyal Güvenlik hukuku, ekin Yayınları, Bursa 2015, s. 99.
[14] Uşan, Fatih; s. 68
[15] Göktaş, Murat/Çakar, Erden/Özdamar, Murat; s. 88.
[16] Tuncay, A. Can/Ekmekçi, Ömer; s. 750.
[17] Göktaş, Murat/Çakar, Erden/Özdamar, Murat; s. 88.