Gelir Vergisi Kanununda Engelli Mükelleflere Sağlanan Muafiyet ve İstisnalar

Per, 08/11/2022 - 13:40 tarihinde GörevHukukYönetici tarafından gönderildi

GELİR VERGİSİ KANUNUNDA ENGELLİ MÜKELLEFLERE SAĞLANAN MUAFİYET VE İSTİSNALAR

Müşavir Hazine Avukatı Hikmet KARADAĞ

ÖZET

Sosyal devlet anlayışı gereği, dezavantajlı gruplara yönelik yasalarda onların hayatını kolaylaştırmayı ve iyileştirmeyi sağlayan bir takım pozitif düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemelerin başında da, vergi mevzuatında yer alan engelli mükelleflere ilişkin istisna ve muafiyetler gelmektedir. Bu çalışmamızda; Gelir Vergisi Kanununda engelli mükelleflere yönelik getirilen muafiyet ve istisnaları belirtikten sonra, bu muafiyet ve istisnaların uygulanması ve uygulanmasında ortaya çıkan problemlere eleştirel bir perspektiften değinilecektir.

GİRİŞ

Anayasanın 73. Maddesinde; “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” Düzenlemesi yer almaktadır. Doğaldır ki engelliler de aynı yükümlülük altındadır. Ancak, engellilerin diğer yurttaşlara göre daha dezavantajlı durumda olmaları nedeniyle; sosyal devlet anlayışı gereği, birtakım ek önlem ve tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Anayasanın 2.nci maddesinde ‘sosyal devlet’ devletin temel nitelikleri arasında sayılmıştır. Genel olarak literatürde, Sosyal Devlet: Toplumun refah seviyesini sosyal adalet ilkelerine göre artırmayı hedefleyen müdahaleci ve düzenleyici devlet sistemi olarak tanımlanmaktadır .Gözübüyük(1989), Sosyal Devleti; yurttaşlarının sosyal durumlarıyla ve refahlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir yaşama düzeyi sağlamayı ödev bilen devlet olarak tanımlamaktadır .(Gözübüyük,1989)  Demir ise, bu anlayış çerçevesinde sosyal devleti; bütün yurttaşlarının yarına güvenle bakmalarını sağlayacak önlemleri, temel bir görev olarak kabul eden devlet olarak nitelendirmektedir.(Demir,2005; akt. Çınarlı,2008)

Sosyal devlet kavramı, ekonomik bakımdan güçsüz olan bireyleri koruma düşüncesinden geliştirilmiştir. Sosyal devletin temel amaç ve görevleri sosyal adaletin, sosyal refahın ve sosyal güvenliğin sağlanmasıdır. Bu çerçeve içinde devletin ekonomik ve sosyal yaşama planlı olarak müdahale etmesi, sosyal adaleti gerçekleştirmek için gelirin ve servetin dağılımını adil bir duruma getirmesi gerekmektedir. Sosyal devlet kavramı, hukuk devleti kavramından farklı olarak devlete olumlu bazı ödevler yüklemektedir. Hukuk devleti kavramının kanun önünde eşitlik anlayışı, sosyal devletle ekonomik ve sosyal bir içerik kazanarak fırsat ve olanak eşitliğine dönüşmüştür. Hukuk devleti kavramı vergi adaletinin, kanun önünde eşitlik (yatay adalet) yönü ile ilgilendiği halde sosyal devlet gelir, servet, harcama, aile yükü vb. yönlerden farklı durumlarda olanların ne ölçüde farklı vergilendirilecekleri (dikey adalet) sorunu ile ilgilidir (Çağan, 1980: 145 akt. Işık,2012).

GELİR VERGİSİNE KISA BİR DEĞİNME

193 Sayılı GVK 1.nci maddesinde gerçek kişilerin elde ettikleri gelirlerin gelir vergisine tabi olduğu belirtildikten sonra; gelir şöyle tanımlanmıştır. “Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”

Bu tanıma göre; GVK’ya göre, gelir vergisine tabi gelirin unsurları şunlardır:

A) Gelirin bir takvim yılı içinde elde edilmiş olması, yani, zamansallık özelliği,

B) Gelirin kazanç ve iratlardan oluştuğu, Kazanç:Bir maldan belli zaman aralıklarıyle edinilen gelir, emek karşılığı olarak alınan para veya ticârî bir işten alınan kâr olarak tanımlanmaktadır.(Kubbealtı lügat) İrat ise; gelir, varidat, gelir getiren mülk olarak tanımlanmaktadır.(Kubbealtı lügat)

C) Gelirin safi tutarı: Gayrisafi kazanç ve irat tutarından kanunda belirtilen indirimler yapıldıktan sonra elde edilen tutardır.

GVK’nın 2.nci maddesi uyarınca; Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır :

1. Ticarî kazançlar,

2. Ziraî kazançlar,

3. Ücretler,

4. Serbest meslek kazançları,

5. Gayrimenkul sermaye iratları,

6. Menkul sermaye iratları,

7. Diğer kazanç ve iratlar.

Yukarıda belirtildiği gibi, Gelir vergisine tabi kazanç ve iratlar sayma yoluyla belirtilmiştir. Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarları ile dikkate alınır. Bunların dışında, Kanunilik ilkesi gereği, idare tarafından, başka her ne ad altında olursa olsun gelir vergisine tabi bir kazanç ve irat unsuru oluşturulamaz.

Şimdi kısaca; vergiyi doğran olay, mükellefiyet, muafiyet ve istisna kavramlarını açıkladıktan sonra bu bahsi kapatalım.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu 19 uncu maddesi; Vergiyi doğuran olay:Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın gerçekleşmesi veya hukuki durumun tamamlanması ile doğacağını ifade eder. Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder. Yani, vergiyi doğuran olay; mükellefin şahsında fiilen veya hukuken gerçekleşmesiyle veya bağlanmasıyla meydana gelmiş olur.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 8/1 inci maddesine göre; Vergi mükellefi, üzerine düşen vergi borcunu ödemekle yükümlü gerçek veya tüzel kişidir.

GVK’ya göre mükellefiyet; tam mükellefiyet ve dar mükellefiyet olmak üzere 2’ye ayrılır.

GVK’nın 3.üncü maddesine göre; Tam Mükellefiyet gereği mükellef sayılanlar: Türkiye’de ikamet eden kişiler ile yurtdışında Türk devleti adına çalışan kişi ve müesseselerdir. 

GVK’nın 6.ıncı maddesine göre; Dar Mükellefiyet gereği mükellef sayılanlar: Türkiye’de ikamet etmeyip 6 aydan az Türkiye’de bulunan kişilerdir. 

Vergi mevzuatında birçok muafiyet ve istisna öngörülmüştür. Muafiyet vergilendirme olayı açısından sübjektif sınırlandırmayı, istisna ise objektif sınırlandırmayı ifade eder. Dolayısıyla; Muafiyet bir mükellef veya mükellef grubunun vergi dışı tutulması iken; İstisna: bir vergi konusunun vergi dışı tutulmasıdır

GELİR VERGİSİ KANUUNU AÇISINDAN ENGELLİK VE SINIFLANDIRILMASI

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi ile bu maddenin son fıkrası gereğince çıkarılan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesine göre vergi mükellefiyeti bakımından engelliler 3 grupta sınıflandırılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesine göre; çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş bulunanlar birinci derece engelli, asgari %60’ını kaybetmiş bulunanlar ikinci derece engelli, asgari %40’ını kaybetmiş bulunanlar ise üçüncü derece engelli sayılmaktadır.

Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin Sakatlık dereceleri başlıklı 3 üncü maddesinde;

Birinci Derece Sakatlık: Çalışma gücünün % 80’inden fazlasını (% 80 dahil) kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derecede sakat sayılır. 

İkinci Derece Sakatlık: Çalışma gücünün % 60’ından fazlasını (% 60 dahil % 80’e kadar) kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derecede sakat sayılır. 

Üçüncü Derece Sakatlık: Çalışma gücünün % 40’ından fazlasını (% 40 dahil % 60’a kadar) kaybetmiş bulunan hizmet erbabı üçüncü derecede sakat sayılır şeklinde tanımlamıştır.

Mezkur kanun ve yönetmeliğin yukarıda anılan düzenlemelerine göre; bir kişinin engelli sayılabilmesi için çalışma gücünün en az yüzde kırkını kaybetmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, engellilik indirimi, en az yüzde kırk çalışma gücü kaybı olanların ücret ve/veya kazançlarına, girecekleri derecelere göre belirlenen miktarda indirimin uygulanmasıdır.

Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin Sakatlık İndiriminden Yararlanmak için Başvuru başlıklı 4 üncü maddesi ile Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan Engelliler Vergi Rehberi kitapçığına göre; Engellilik indiriminden yararlanmak isteyen engelliler Vergi Dairesi Başkanlığı olan illerde ilgili Grup Müdürlüğüne, Vergi Dairesi Başkanlığı olmayan illerde ise Defterdarlıklara (Gelir Müdürlüğüne), Bağımsız Vergi Dairesi bulunan ilçelerde Vergi Dairesi Müdürlüğüne, Vergi Dairesi bulunmayan ilçelerde ise Malmüdürlüklerine bir dilekçe ile başvuracaklardır.

Ayrıca, Engelliler Vergi Rehberi uyarınca; Engelli mükellefler başvuru dilekçelerinin ekine aşağıda  belirteceğimiz belgeleride eklemeleri gerekmektedir.

a) Engelli Hizmet Erbabı İçin:

•          Müracaat formu – Dilekçe (EK:         1)

•          Çalıştığı işyerinden alınacak  çalıştığına        dair      işveren tarafından imzalanıp kaşelenmiş yazı (EK: 2)

• T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi

• İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği

b) Hizmet Erbabının Bakmakla Yükümlü Olduğu Engelli Kişiler İçin:

• Müracaat formu – Dilekçe (EK:      1)

• Çalıştığı işyerinden alınacak           çalıştığına        dair      işveren tarafından imzalanıp kaşelenmiş yazı (EK: 2)

• Bakmakla yükümlü kişinin ve engelli kişinin T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi

• Bakmakla yükümlü olduğuna dair belge

• İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği

c) Engelli Serbest Meslek Erbabı İçin:

• Müracaat formu – Dilekçe (EK: 3)

• Vergi kimlik numarasını gösteren belge (Vergi levhasının fotokopisi)

• T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi

• İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği

d) Serbest Meslek Erbabının Bakmakla Yükümlü Olduğu Engelli Kişiler İçin:

• Müracaat formu – Dilekçe (EK: 3)

• Vergi kimlik numarasını gösteren belge (Vergi levhasının fotokopisi)

• Bakmakla yükümlü kişinin ve engelli kişinin T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi

• Bakmakla yükümlü olduğuna dair belge

• İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği

e)Engellilik İndiriminden Yararlanma Hakkına Sahip Basit Usulde Vergilendirilen Engelliler İçin:

• Müracaat formu – Dilekçe (EK: 4)

• Vergi kimlik numarasını gösteren belge (Vergi levhasının fotokopisi)

• T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi

• İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği

Şablon halindeki form belgeler; Engelliler için Vergi Rehberi ekine ayrıca konulmaktadır.

Başvuru üzerine idarenin ne yapacağı hususunda mezkur yönetmeliğin 5. nci maddesinde düzenleme yapılmıştır. Mezkur yönetmeliğin 5 nci maddesini ve Engelliler Vergi Rehberindeki açıklamalara göre; Engellilerin çalışma gücü kayıp oranları, Merkez Sağlık Kurulunca, Gelir Vergisi Kanununa ve bu Kanun gereğince hazırlanan Yönetmeliğe (Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmelik) göre belirlenmektedir.

Engelli mükelleflerin hastanelerden aldıkları ve ilgili müdürlükler vasıtasıyla Gelir İdaresi Başkanlığına gönderilen raporları Merkez Sağlık Kurulunca “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ve ekli cetvellere göre incelenir. Ancak, : 20/02/2019   tarihinden sonra alınan raporlar 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve ekli cetvellere göre incelenir.

Merkez Sağlık Kurulunca tespit edilen çalışma gücü kayıp oranlarına göre belirlenen engellilik dereceleri Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından engellinin başvurduğu Vergi Dairesi Başkanlığına veya Defterdarlığa bildirilir. Bu birimler tarafından da başvuru sahibine sonuç tebliğ edilir.

Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 6ncı maddesi yetkili sağlık kuruluşlarını; 7 nci maddesi: Yetkili sağlık kuruluşları Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin 6,7 ve 8 inci maddelerinde belirlenen esaslara göre işlemyapacaklarını;8 nci maddesi: Düzenlenecek raporlar üzerine yapılacak işlemleri; 9 ncu maddesi: Dış kuruluşlarımızda görevli hizmet erbabına ilişkin hükümleri düzenlemektedir.

Merkez sağlık kurulunun teşekkülü ve yapacağı işlemler mezkur yönetmeliğin 10.ncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ve Engelliler Vergi Rehberi kitapçığında yapılan açıklamalara göre; Merkez Sağlık Kurulu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhekiminin başkanlığında, Sağlık Bakanlığınca görevlendirilen iki uzman hekim ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca görevlendirilen bir uzman hekimden ve Gelir İdaresi Başkanlığının bir temsilcisinden oluşur.

Merkez Sağlık Kurulu Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde görev yapmaktadır. Merkez Sağlık Kurulunun görevi engellilik indiriminden yararlanmak amacıyla hastanelerden alınan raporları inceleyip karar vermektir. Merkez Sağlık Kurulunun çalışma şekli ve vergi indirimi için başvuracakların yapacağı işlemler bir Yönetmelik ile düzenlenmiştir.

Merkez Sağlık Kurulu, ilgili yönetmeliğin 10 ncu maddesi ve diğer mevzuatı gereğince engellilik indirimi talebi ile gelen sağlık kurulu raporlarını;

• Yetkili hastane tarafından düzenlenmesi,

• İlgili yönetmelikte belirtilen bilgi ve şekle uygunluğu,

• Yönetmelik ile oluşturulan sayıda kurul üyesince onaylanıp onaylanmadığı,

• Rapordaki bilgi ve bulguların çalışma gücü kayıp oranı verilmesinde açık, kesin ve ayrıntılı olup olmadığı,

• Teşhis ve tanının ilgili yönetmelik eki cetvellerle uyumlu olup olmadığı,

• Çalışma gücü kayıp oranının yönetmelik eki cetvellere uygun olup olmadığı,

• Balthazard Formülü*’nün doğru uygulanıp uygulanmadığı,

• Raporun sürekli olup olmadığı hususunda konulan veya konulmayan, açıklamanın yönetmelik hükümlerine uyup uymadığı, gibi hususlar üzerinde inceleme yapma görev ve yetkisine sahiptir.

Merkez Sağlık Kurulu, hastayı muayene etmemesine veya rapora yeni teşhis, bulgu veya tanı ilave etmemesine veyahut yapılan tespit ve bulguları rapordan çıkarmamasına karşın; yaptığı yerindelik denetimi ile alınan raporu tamamen işlevsiz hale getirmesi uygulamada bir çok soruna yol açtığı gibi, hak kayıplarına da yol açmaktadır.

Bu açıklamalara göre; her ne kadar, Merkez Sağlık Kurulu anılan Kanun ve Yönetmelikler ile kendisine tanınmış olan yasal yetki çerçevesinde ve mevzuata göre; engellilerin vergi indiriminden yararlanıp yararlanamayacaklarına ilişkin değerlendirmeler yaptığı ifade ediliyorsa da yukarıda da ifade ettiğimiz gibi yerindelik denetimi yapmakla bu yetkisini kötüye kullanmaktadır.

            Merkez Sağlık Kurulu kararını verirken raporlarda yer alan laboratuvar bulgularını, klinik muayene bulgularını, engellilik bulgularını ve konulan tanıyı ilgili Yönetmelik ekindeki cetvellere göre inceler. Kurul, raporlarda yer alan bulgular ve tanı ile Yönetmelik eki cetvellerde belirlenen çalışma gücü kayıp oranları arasında çelişki görürse re’sen ve nihai olarak karar vermeye yetkilidir. Ayrıca, kurul gerek görmesi halinde bu raporları bir daha incelenmek üzere raporu veren hastaneye iade edebilir veya başvuruda bulunanın başka bir yetkili sağlık kuruluşuna gönderilmesini isteyebilir. Başlı başına kurulun bu yetkisi dahi tek başına dikkate alındığında, mevzuatı gereği alınan engelli sağlık kurulu raporları tamamen işlevsiz hale gelmektedir.

Yukarıda açıklanan düzenlemeler ile yetkili sağlık kuruluşlarından alınan raporlarda belirtilen çalışma gücü kayıp oranlarının, raporlarda belirtilen bulgulara ve tanıya göre doğru olup olmadığının üst kurul olarak görev yapan Merkez Sağlık Kurulunca incelenip kararlaştırılmak suretiyle tespit edilmesi ile Türkiye çapında aynı bulgular ve tanı için verilen çalışma gücü kayıp oranlarının farklı belirlenmemesi ve uygulamanın adaletli olması amaçlanmış olmasına karşın bu yapı yazımızın değerlendirme ve sonuç bölümünde daha da ayrıntılarıyla açıklayacağımız gibi, uygulamada birçok mağduriyete yol açmaktadır.

Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 4.ncü Bölümünde; Raporların Geçerlilik Süresi ve İtiraz Süreleri düzenlenmiştir.

Mezkur yönetmeliğin 11 nci maddesi; Raporun sürekli veya süreli olarak düzenleneceğini ve raporda geçerlilik süresinin mutlaka belirtileceğini düzenlemektedir.

Mezkur yönetmeliğin 12 nci maddesi gereğince; Engelli sağlık kurulu raporuna; engellinin kendisi, velisi, vasisi veya raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir. İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk engelli sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce, engelli sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir engelli sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen engelli sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen engelli sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise engelli sağlık kurulu raporu kesinleşir.

Engelli sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda, kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye, kişi yeniden muayene edilmesi ve engelli sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Hakem hastanenin engelli sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.

Ayrıca vergi indirimi için Gelir İdaresi Başkanlığına intikal eden rapor sonuçlarına tekrar incelenmesi talebi ile müracaat edilebilir. Merkez Sağlık Kurulunun Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre ödevlilerin itirazlarını inceleyerek; engellileri yeniden hastaneye sevk, haklarında ek rapor düzenletme ve hakem hastaneye sevk konularında yetkisi vardır.

Ayrıca, şu hususu da belirtmekte yarar vardır. 31/07/2016 tarihli ve 29787 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan, “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname” nin 106 ncı maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığına devredilen askeri hastanelerce düzenlenen raporlar genel hükümlere göre işleme tabi tutulur.

Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğin; Vergi indirimine esas raporları  düzenleyen 13 ncü maddesi uyarınca; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, engellilik indirimine esas olmak üzere düzenlenen raporlarda, raporu düzenleyen sağlık kurum ve kuruluşu tarafından işverenin bulunduğu yerdeki İl Vergi Dairesi Başkanlığına, Vergi Dairesi olmayan illerde ise İl Defterdarlığına gönderilen rapor esas alınır.

Sonuç olarak; Yetkili hastanelerce düzenlenen ve Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilerek çalışma gücünün asgari %40’ını kaybetmiş olduğu karara bağlanan engelli sağlık kurulu raporları, vergi indirimi uygulamasında dikkate alınmaktadır.

Yine, Engellilerin başvuruları sırasında 2007 yılı ve sonraki tarihlerde 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ve ilgili mülga mevzuata uygun olarak düzenlenmiş raporlarının mevcut olduğunu beyan edenlerin bu raporları da Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmek üzere kabul edilebileceği Engelliler Vergi Rehberi kitapçığında ifade edilmektedir.

Öte yandan; İşe girmek, engelli kimlik kartı almak, sosyal yardımlardan faydalanmak gibi değişik amaçlarla alınan ve Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmemiş engelli sağlık kurulu raporlarına istinaden engellilik indiriminden yararlanılması mümkün değilsede; Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin dayanak maddesi uyarınca bu yönetmelik gereğince anılan amaçlarla alınan raporların da engellilik indiriminde kullanılabileceği kanaatindeyim. Şöyleki: Mezkur yönetmeliğin 3 maddesinde; Bu Yönetmelik, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 8 inci maddesi ve 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Dolayısıyla, yönetmeliğin Bu maddesini dikkate aldığımızda; İşe girmek, engelli kimlik kartı almak, sosyal yardımlardan faydalanmak gibi nedenlerle alınan veya alınmış raporlarında engelilik indiriminde geçerli olması doğaldır.

Engellilik indiriminden yararlanmak isteyen mükelleflerin diğer kurumların sevki sonucu aldıkları raporlar (rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği) ilgili yönetmelik hükümlerine ve ekinde yer alan engelli sağlık kurulu raporu formatına uygun olmaları durumunda engellilik indirimi yönünden de geçerli olup, bu raporlarla yapılacak engellilik indiriminden yararlanma başvurularının kabul edilmesi ve bu raporların Merkez Sağlık Kurulunca yapılması gereken değerlendirmeye sunulması mümkündür.

Engellilik indiriminden yararlanmak isteyen mükelleflerin hangi tarihten itibaren işbu indirimden yararlanacaklarına dair; Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 11 nci maddesi ile Engelliler Vergi Rehberi kitapçığının ilgili bölümünde yapılan açıklamalara göre;  Vergi dairesi başkanlıkları veya defterdarlıklarca yetkili hastaneye sevk edilmeleri sonucu alınan raporların Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi sonucu engellilik indiriminden yararlandırılması gerektiği kararlaştırılanlar, rapor tarihinden itibaren engellilik indiriminden yararlandırılmaktadırlar.

Evvelce almış oldukları mevcut raporları ile başvuruda bulunanlar da, raporlarının Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi sonucu engellilik indiriminden yararlandırılması gerektiği kararlaştırılanların başvuru tarihinden itibaren engellilik indiriminden yararlandırılmaları cihetine gidilmektedir.

Uygulamada;

• İhtilaf aşamasında yargı organları vasıtasıyla rapor alan engelliler yönünden son rapor tarihi,

• Hakem hastane tayin edilmesi üzerine bu hastanelerden rapor alan engelliler yönünden rapor tarihi esas alınmaktadır.

İdari birimlerde yürütülen işlemler nedeniyle veya Merkez Sağlık Kurulundaki karar aşamasında meydana gelebilecek gecikmelerden engelliler olumsuz etkilenmemektedir. Bu amaçla, her başvuru kendi durumuna göre ilgili mevzuat uyarınca ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Engelli Mükellefin iş yerini değiştirmesi halinde yapacağı işlemler; Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinde düzenlenmiştir.

Herhangi bir şekilde işyeri değiştiren engelli mükelleflerin daha önce işlem tesis ettirdikleri müdürlüklere yeni iş yerlerinin adreslerini bildirerek buradan yeni işyerlerine hitaben yazı almaları yeterli olacaktır. Bu engellilerin yeniden rapor almalarına gerek yoktur. Bulundukları il sınırları dışına giden mükellefler de aynı şekilde hareket edebileceklerdir.

ENGELLİ İNDİRİMİNDEN YARARLANANLAR

Gelir Vergisi Kanunu’nun Engellilik indirimi başlıklı 31 nci maddesi ile Diğer indirimler başlıklı 89 ncu maddesinin 3 ncü fıkrasına göre engellilik indirimi uygulamasından;

• Engelli ücretli,

• Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan ücretli,

• Engelli serbest meslek erbabı,

• Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı,

• Basit usulde vergilendirilen engelliler, yararlanacaktır.

Burada;ücret, iş veren, ücretli, serbest meslek erbabı, bakmakla yükümlü olunan kişi ve basit usülde vergilendirilenler gibi kavramların kısaca açıklanma ihtiyacı  ortaya çıkmaktadır.

193 sayılı kanununun 61 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre; Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir, şeklinde tanımlanmıştır.

193 sayılı kanunun 62 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre; İş verenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.

193 sayılı kanununun 63 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre; Ücretin gerçek safi değeri iş veren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından bu fıkranın altında sayılan 4 bentteki indirimler yapıldıktan sonra kalan miktardır.

Serbest meslek kazancı; 193 sayılı kanunun 65 inci maddesinde düzenlenmiştir. 193 sayılı kanununun 65 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre; Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Denildikten sonra; 2 inci fıkrasında; Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtısasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin iş verene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Şeklinde tanımlanmıştır.

193 sayılı kanunun 46 ıncı  maddesinin 2 inci fıkrasına göre;Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Bu fark yapılan faaliyetle ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve giderler ile hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanır. Bu suretle tespit ve beyan olunan kazanç vergi tarhına esas alınır. Bu usulde vergilendirilenler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç, bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz, diğer ödevler ve ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidirler.

Aynı  maddenin 1 inci fıkrasına göre; 47 ve 48 inci maddelerde yazılı şartları topluca haiz olanların ticari kazançları basit usulde tespit olunur.

Buna göre;

Basit usule  tabi olmanın genel şartları şunlardır:

1. Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak (işinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde iş sahibinin dul eşi veya küçük çocuklar, namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup bulunmamalarına bakılmaz).

2. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde yıllık kira bedeli toplamı büyükşehir belediye sınırları içinde  2.300.000.000 lirayı (11.000 TL), diğer yerlerde  1.700.000.000 lirayı (7.000 TL) aşmamak.

3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olmamak.

2 ve 3 numaralı bent hükümleri öteden beri işe devam edenlerde takvim yılı başındaki, yeniden işe başlayanlarda ise işe başlama tarihindeki duruma göre uygulanır.

Basit usule tabi olmanın özel şartları şunlardır:

1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının 34.000.000.000 lirayı (140.000 TL) veya yıllık satışları tutarının 47.000.000.000 lirayı (220.000 TL) aşmaması,

2. 1 numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının 17.000.000.000 lirayı (70.000 TL) aşmaması,

3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının 34.000.000.000 lirayı (140.000 TL) aşmaması,

Milli piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kar hadleri emsallerine nazaran bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için, bu maddenin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı hadler yerine ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığınca belirlenecek alım satım hadleri uygulanır.

Gelir vergisinde  engelli indirimi uygulamasında bakmakla yükümlü kişi kavramından anlaşılan; 222 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin; Sakatlık İndirimi Uygulamasında Bakmakla Yükümlü Olma Tabiri ve Bu Durumun Belgelendirilmesi  başlıklı 7 nci bölümünün 18 nci maddesinde yapılan açıklamalara göre; Sakatlık indirimi uygulamasında bakmakla yükümlü olunan kişi tabirinden; engelli kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumunun mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan anne, baba, eş ve çocukları anlaşılacaktır. Çocuklarda yaş sınırlamasına gidilmeksizin işlem yapılacaktır.  Engelliler Vergi Rehberinde yapılan açıklamalara göre; Engelli kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı olduğu sosyal güvenlik mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan kişiler, engellilik vergi indirimi uygulaması yönünden de bakmakla yükümlü sayılmışlardır.

Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 3 üncü maddesinin 10 numaralı fıkrasına göre, bakmakla yükümlü olduğu kişi:

“5 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1), (2) ve (7) numaralı alt bentleri ile yedinci ve sekizinci fıkralarının dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan;

a) Eşini,

b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 05/06/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu Kanuna göre malul olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını,

c) Geçiminin genel sağlık sigortalısı tarafından sağlandığı Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ana ve babasını”

ifade etmektedir.

Engellilik indiriminin belirlenme esaslarına baktığımızda; 193 sayılı GVK 31 nci maddesi ile 302 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği hükümleri esas alınarak; 30991 sayılı (2. Mükerrer) Resmi Gazetede yayımlanan 310 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 3 üncü maddesinde Engelli sayılanların çalışma gücü kayıp oranlarına göre belirlenen dereceler itibariyle tespit edilen aylık engellilik indirimi tutarları 2020 yılı için aşağıdaki gibidir.

1. Derece Engelliler İçin (Çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş olanlar)1.400,00 TL

2. Derece Engelliler İçin (Çalışma gücünün asgari %60’ını kaybetmiş olanlar) 790,00 TL

3. Derece Engelliler İçin (Çalışma gücünün asgari %40’ını kaybetmiş olanlar) 350,00 TL

Engelliler Vergi Rehberi Kitapçığında yapılan açıklamaya göre; Bu tutarlar, engelli ücretlilerde ve bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan ücretlilerde aylık gelir vergisi matrahından indirilir.

Serbest meslek faaliyetinde bulunan engelliler ile bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabının ve basit usulde vergilendirilenlerin beyan edilecek yıllık gelirlerinden yukarıda aylık olarak belirlenen tutarlar yıllık olarak hesaplanarak indirilir.

Engelli Vergi Rehberi Kitapçığına göre; Engellilik İndiriminin uygulamasında özellik gösteren durumlar aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

• Asgari geçim indirimi, mükellefin 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları için uygulanması gerekir. Bu yaş hadlerini aşmış olan ve mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan bakıma muhtaç ve engellilik indiriminden faydalanan engelli çocuklar için asgari geçim indiriminden yararlanılması mümkün değildir.

• Ücretlinin çalıştığı bakanlık ve bu bakanlığa bağlı olarak kurulan döner sermayeden aldığı ek ödemeler ile maaş ödemelerinin tek işverenden alınan ücret olarak değerlendirilmesi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle faydalanması gereken engellilik indiriminin ek ödemeler ile maaş ödemelerine ilişkin ücretler toplamına uygulanması gerekmektedir.

• Ücretlilere yapılan ilave ödeme ve ikramiye ödemeleri, Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesi hükmü gereğince ücret olarak değerlendirileceğinden, söz konusu ücret ödemelerinin hizmet erbabının asıl ücretine dahil edilerek engellilik derecesine uygun engellilik indirimi tutarlarının indirim konusu yapılması gerekmektedir.

• Ücret geliri elde edenlerin bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunması halinde, bu kişiler dolayısıyla engellilik indiriminden faydalanması mümkün bulunmaktadır.

• Şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan bir kimsenin şirketten yapılan huzur hakkı ödemeleri ücret niteliğinde olduğundan bu ödemelere engellilik indirimi uygulanacağı tabiidir. Ancak, kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kar payları, menkul sermaye iradı olarak değerlendirileceğinden, sermaye payı oranında dağıtılan kar payına engellilik indiriminin uygulanması mümkün değildir.

• Gerçek usulde ticari faaliyette bulunanların engellilik indiriminden faydalanması mümkün bulunmamaktadır.

• Basit usule tabi mükelleflerin gelir vergisi matrahlarının tespitinde, engellilik derecelerine göre belirlenen tutarları gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden (yıllık olarak) indirim konusu yapmaları mümkündür.

• Emekli olarak işten ayrıldıktan sonra işyerinde tekrar çalışmaya başlayanlara yapılan ve gelir vergisi tevkifatına tabi olan ücretlere engellilik indirimi uygulanması mümkün bulunmaktadır.

• Aylık dönemler itibariyle yapılan ücret ödemelerinin vergilendirilmesi sırasında, engellilik indiriminin aylık ücret matrahını aşan kısmı için herhangi bir vergi iadesi yapılması mümkün değildir.

• Bankaların idari kararı sonucu, tek taraflı iradesi doğrultusunda banka emeklilerine yılda bir defa karşılıksız olarak yapılan kuruluş ikramiyesinin, Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde yer alan gelirin unsurları kapsamında değerlendirilmediğinden bu ödeme nedeniyle engellilik indiriminden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

• Engellilik indirimi uygulamasında Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilen raporların asılları mükellefin başvuruda bulunduğu vergi dairesi başkanlığına ya da defterdarlığa geri gönderilmektedir.

• Mükelleflerin, engellilik indiriminden faydalanırken, bu haktan vazgeçmelerinde hukuki bir engel bulunmamaktadır.

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ

Engelli mükellefler veya engelli indiriminde yararlanan hizmet erbabı veya serbest meslek erbabının gelir vergisine tabii matrahlarından engelli indirimi yapıldıktan sonra, halen vergiye tabi gelir matrahı varsa ayrıca, asgari geçim indiriminden de yararlanırlar. Ancak,  Asgari geçim indirimi, mükellefin 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları için uygulanması gerekir. Bu yaş hadlerini aşmış olan ve mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan bakıma muhtaç ve engellilik indiriminden faydalanan engelli çocuklar için asgari geçim indiriminden yararlanılması mümkün değildir. Esas itibarıyla kanunda böyle bir kısıtlamanın olmamasına karşın uygulamaya yöne veren düzenleyici işlemler ile bu tür kısıtlamaların yapılması hakkın özünü etkilediğinden o hakkın kullanılmasını doğrudan doğruya sınırlandırmaktadır.

Asgarî geçim indirimi 193 sayılı GVK 32 inci maddesinde düzenlenmiştir.

Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesi halinde; asgarî geçim indiriminin uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır.

  Asgarî geçim indirimi hesaplamasında esas alınan ücret; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarıdır.

Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının;

1.mükellefin kendisi için % 50’si,

çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u,
çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5, üçüncü çocuk için %10, diğer çocuklar için % 5’idir.
Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır.
Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.
Yukarıdaki açıklamalara göre; Asgari geçim indirimi tutarının hesaplanmasında, ücretin elde edildiği takvim yılı başında belirlenen 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarı esas alınmaktadır. 2020 takvim yılı boyunca asgari geçim indirimi tutarının hesaplanmasında dikkate alınacak asgari ücretin aylık brüt tutarı ile yıllık brüt tutarı şöyledir:

2020 Takvim Yılı Başında Geçerli Olan Asgari Ücretin Aylık Brüt Tutarı2.943,00 TL

2020 Takvim Yılı Başında Geçerli Olan Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı(2.943,00X12=) 35.316,00 TL

Asgari geçim indirimi yönünden yapılacak hesaplamalarda bu tutar 12 ay boyunca kullanılacaktır.

193 sayılı GVK 32 inci madde ile 265 Sıra No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamaya göre, asgari geçim indiriminin yıllık tutarı, her ücretli için takvim yılı başında geçerli olan asgarî ücret üzerinden hesaplanan yıllık vergi tutarını aşamayacak ve yılı içerisinde asgari ücret tutarında meydana gelen değişiklikler, asgari geçim indirimi uygulamasında dikkate alınmayacaktır. Asgari geçim indirimi tutarının, ücretlinin aylık hesaplanan vergisinden fazla olması halinde, fazlası dikkate alınmayacaktır. Dolayısıyla, ücretlinin yararlanacağı aylık asgari geçim indirimi tutarı, aylık asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanan aylık vergi tutarını aşamayacaktır.

Örneğin, ücret matrahı ne olursa olsun 2020 takvim yılı başında geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarı 2.943,00 TL üzerinden sosyal güvenlik priminin ve işsizlik sigortası fonunun mahsubundan sonra kalan tutar üzerinden hesaplanan gelir vergisi tutarı asgari geçim indirimi tutarı ortaya çıkan rakamı aşamayacaktır.

Engellilik indiriminden yararlanan bir ücretlinin indirim nedeniyle gelir vergisi matrahının kalmaması durumunda gelir vergisi tevkifatı yapılamayacağı için asgari geçim indirimi uygulamasından yararlanması mümkün değildir.

Asgari geçim indirimi uygulamasında esas olan, ücretlinin vergi matrahının doğması ve bu matrah üzerinden de gerçek usulde gelir vergisi tevkifatının yapılmış olmasıdır. Ancak, engellilik derecesine göre engellilik indirimi uygulaması sonrasında ücretlinin gelir vergisi matrahının kalması veya hizmet erbabına aylık maaş ödemesi dışında vergiye tabi olan ücret ve ücret sayılan ödemelerin yapılması durumunda, yapılan gelir vergisi tevkifatını aşmamak üzere, ücretlinin asgari geçim indiriminden yararlanması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, ödenecek asgari geçim indirimi tutarı aylık asgari ücret üzerinden hesap edilen vergiden fazla olamayacaktır. Asgari ücretin 2020 yılı aylık hesaplanan gelir vergisi tutarı 441,45 TL olduğundan, asgari geçim indirimi 2020 yılında 441,45 TL’yi aşamayacaktır. (Bkz. 2020 Ücret Geliri Elde Edenler İçin Vergi Rehberi)

Engelliler Vergi Rehberi kitapçığındaki bilgilerden hareketle; Bu anlattıklarımız çerçevesinde; Engellilik İndiriminden faydalanan Hizmet Erbabının Asgari Geçim İndiriminden nasıl yararlanacağını birkaç örnek üzerinden anlatmaya çalışalım.

Engellilik indiriminden yararlanan bir ücretlinin aylık gelir vergisi matrahı hesaplanırken engellilik indirimi mahsup edilecek ve engellilik indiriminin mahsubundan sonra kalan gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplanan gelir vergisi tutarından da yıllık asgari geçim indirimi tutarının 1/12’si mahsup edilecektir. Mahsup edilecek tutar, kalan gelir vergisi tutarını aşamayacak ve mahsup edilemeyen asgari geçim indirimi tutarı sonraki dönemlerde de değerlendirilmeyecektir.

Örnek 1: 2020/ocak ayında eşi ücretli olarak çalışan ve çocuğu olmayan 1. derece engellilik indiriminden faydalanan bir asgari ücretlinin asgari geçim indirim tutarı aşağıdaki tabloda belirtildiği şekilde hesaplanacaktır.

2020 Takvim Yılının Başında Geçerli Olan Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (2.943,00X12=)    35.316,00 TL

Ücretlinin Asgari Geçim indirimi Oranı (Gelir Vergisi Kanunu 32 nci madde) -Ücretlinin Kendisi için %50            %50

Asgari Geçim indirimine Esas Tutar (35.316,00X%50=)     17.658,00 TL

Asgari Geçim indirimin Yıllık Tutarı (17.658,00X%15=)   2.648,70 TL

Asgari Geçim indiriminin Aylık Tutarı (2.648,70 /12=)      220,73 TL

Asgari geçim indiriminin aylık tutarı olan 220,73 TL, aylık olarak hesaplanan gelir vergisi tutarından aşağıdaki şekilde mahsup edilecektir.

Ocak/2020 Brüt Asgari Ücret            2.943,00 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Tevkifat Matrahı           2.501,55 TL

1. Derece Engellilik indirimi Tutarı   1.400,00 TL

Engellilik indirimi Düşüldükten Sonra Kalan Tevkifat Matrahı      1101,55 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Ücretinden Hesaplanan Gelir Vergisi   165,24 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Mahsup Edilebilecek Azami A.G.İ Tutarı       220,73 TL

2020 Yılı Ocak Ayında Yararlanılabilecek A.G.İ Tutarı      165,24 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Ödenecek Gelir Vergisi YOK

Bu örnekten de açıkça anlaşıldığı gibi Asgari geçim indirimi uygulamasında, mahsup edilecek tutar, hesaplanan gelir vergisi tutarını aşamayacağından yalnızca 165,24 TL’lik kısmı ücretliye ödenecek ve (220,73 – 165,24=) 55,49 TL asgari geçim indirimi farkından yararlanamayacaktır. Bu tutar sonraki dönemlere de devredilmeyecektir.

Örnek 2: 2020/Ocak ayında eşi ücretli olarak çalışan ve 2 ve 8 yaşlarında iki çocuğu olan 2. derece engellilik indiriminden yararlanan bir asgari ücretlinin asgari geçim indirimi tutarı aşağıdaki tabloda belirtildiği şekilde hesaplanacaktır.

2020 Takvim Yılının Başında Geçerli Olan Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (2.943,00X12=)    35.316,00 TL

Ücretlinin Asgari Geçim indirimi Oranı (Gelir Vergisi Kanunu 32 nci madde) -Ücretlinin Kendisi için %50 -Ücretlinin Çocukları için %15           %65

Asgari Geçim indirimine Esas Tutar (35.316,00X%65=)     22.955,40 TL

Asgari Geçim indirimin Yıllık Tutarı (22.955,40X%15=)   3.441,31 TL

Asgari Geçim indiriminin Aylık Tutarı (3.443,31 /12=)      286,95 TL

Asgari geçim indiriminin aylık tutarı olan 286,95 TL, aylık olarak hesaplanan gelir vergisi tutarından aşağıdaki şekilde mahsup edilecektir.

Ocak/2020 Brüt Asgari Ücret            2.943,50 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Tevkifat Matrahı           2.501,55 TL

2. Derece Engellilik indirimi Tutarı   790,00 TL

2. Derece Engellilik indirimi Düşüldükten Sonra Kalan Tevkifat Matrahı  1.755,55 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Ücretinden Hesaplanan Gelir Vergisi   256,74 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Mahsup Edilebilecek Azami A.G.İ Tutarı       286,55 TL

2020 Yılı Ocak Ayında Yararlanılabilecek A.G.İ Tutarı      256,74 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Ödenecek Gelir Vergisi YOK

Bu örnekten de açıkça anlaşıldığı gibi Asgari geçim indirimi uygulamasında, mahsup edilecek tutar, hesaplanan gelir vergisi tutarını aşamayacağından yalnızca 256,74 TL’lik kısmı ücretliye ödenecek ve (286,55 – 256,74=) 36,25 TL asgari geçim indirimi farkından yararlanamayacaktır. Bu tutar sonraki dönemlere de devredilmeyecektir.

Örnek 3: 2020/Ocak ayında eşi ücretli olarak çalışmayan ve 2, 10, 16 yaşlarında üç çocuğu olan 3. derece engellilik indiriminden faydalanan bir asgari ücretlinin asgari geçim indirimi tutarı aşağıdaki tabloda belirtildiği şekilde uygulanacaktır.

2020 Takvim Yılının Başında Geçerli Olan Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (2.943,00X12=)    35.316,00 TL

Ücretlinin Asgari Geçim indirimi Oranı (Gelir Vergisi Kanunu 32 nci madde) -Ücretlinin Kendisi için %50 -Ücretlinin Eşi için %10 -Ücretlinin Çocukları için %25      %85

Asgari Geçim indirimine Esas Tutar (35.316,00X%85=)     30.018,60 TL

Asgari Geçim indirimin Yıllık Tutarı (30.018,60X%15=)   4.502,79 TL

Asgari Geçim indiriminin Aylık Tutarı (.4.502,79/12=)       375,24 TL

Asgari geçim indiriminin aylık tutarı olan 375,24 TL, aylık olarak hesaplanan gelir vergisi tutarından aşağıdaki şekilde mahsup edilecektir.

Ocak/2020 Brüt Asgari Ücret            2.943,50 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Tevkifat Matrahı           2.501,55 TL

3. Derece Engellilik indirimi Tutarı   350,00 TL

3. Derece Engellilik indirimi Düşüldükten Sonra Kalan Tevkifat Matrahı  2.151,55 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Ücretinden Hesaplanan Gelir Vergisi   322,74 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Mahsup Edilebilecek Azami A.G.İ Tutarı       322,74 TL

2020 Yılı Ocak Ayında Yararlanılabilecek A.G.İ Tutarı      375,24 TL

2020 Yılı Ocak Ayı Ödenecek Gelir Vergisi YOK

Asgari geçim indirimi uygulamasında, mahsup edilecek tutar, hesaplanan gelir vergisi tutarını aşamayacağından yalnızca 322,74 TL’lik kısmı ücretliye ödenecek ve (375,24 – 322,74=) 52,57 TL asgari geçim indirimi farkından yararlanamayacaktır. Bu tutar sonraki dönemlere de devredilmeyecektir.

GELİR VERGİSİ KANUNUNDA ENGELLİLERE YÖNELİK DİĞER MUAFİYET VE İSTİSNALAR

193 Sayılı GVK’nın 25 inci maddesinde Gelir Vergisinden müstesna olan tazminat ve yardımlar sayılmıştır. Bu düzenlemenin 1 inci ve 9 uncu bendinde engellilik nedeniyle; verilen tazminat ve yapılan yardımların gelir vergisinde müstesna olduğu düzenleme altına alınmıştır.

Buna göre; mezkur düzenlemenin 1 inci bendinde engellilik nedeniyle; verilen tazminat ve yapılan yardımların gelir vergisinden müstesna olduğu belirtilmektedir.

Yine, aynı düzenlemenin 9 uncu bendinde; Yardım sandıkları tarafından statüleri gereğince kendi üyelerine engellilik nedeniyle yapılan yardımların vergiden istisna tutulduğu hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı GVK’nın 63 üncü maddesinin; (Değişik: 13/6/2012-6327/5 md.) değişik 3 üncü bendinde; Sigortanın Türkiye’de kâin ve merkezi Türkiye’de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; engellilik şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler (İndirim konusu yapılacak primler toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu bentte yer alan oranları yarısına kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya ve belirtilen haddi, asgari ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir.).

193 sayılı kanunun 89 uncu maddesinde; Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden hangi indirimlerin yapılabileceği düzenleme altına alınmıştır.

193 sayılı GVK’nın 89 uncu maddesinin; (Değişik: 13/6/2012-6327/8 md.) değişik 1 inci bendinde; 63 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ve bu bent kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı birlikte dikkate alınır.) Engellilik sigorta primleri (Sigortanın Türkiye’de kâin ve merkezi Türkiye’de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş bulunması şartıyla, eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait prim kendi gelirlerinden indirilir.).

193 sayılı GVK’nın 89 üncü maddesinin; (Ek: 6/2/2014-6518/7 md.) ile eklenen ek 14 üncü bendinde; 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanuna göre kurulan korumalı işyerlerinde istihdam edilen ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel veya ruhsal engelli çalışanlar için diğer kişi ve kurumlarca karşılanan tutar dâhil yapılan ücret ödemelerinin yıllık brüt tutarının yüzde 100’ü oranında korumalı işyeri indirimi (İndirim, her bir engelli çalışan için azami beş yıl süre ile uygulanır ve yıllık olarak indirilecek tutar, her bir engelli çalışan için asgari ücretin yıllık brüt tutarının yüzde 150’sini aşamaz.). Bu bentte yer alan oranı, engellilik derecelerine göre yüzde 150’ye kadar artırmaya veya tekrar kanuni oranına indirmeye Bakanlar Kurulu; bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görüşünü alarak Maliye Bakanlığı yetkilidir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bir toplumda genelde engelliler alt sosyal tabakalarda yer alırlar. Bu bağlamda sosyal devlet anlayışı gereği; engelli kişilerin, içinde bulunduğu zor koşulların giderilmesine katkıda bulunmak ve engelliler ile diğer kişiler arasındaki rekabet ve benzeri diğer eşitsizlikleri gidermek amacıyla devletlerce, bir takım tedbirlere baş vurulmaktadır. Bu bakımdan vergi mevzuatında da çeşitli düzenlemeler yer almaktadır. Bunların başında engelli ücretlilerin gelir vergisi matrahlarının hesaplanmasında dikkate alınan engellilik indirimi uygulaması gelmektedir. 4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişikliklerle, engellilik indiriminin kapsamı genişletilmiş, engellilik indiriminden yararlananların içine; hizmet erbabının bakmakla yükümlü olduğu engelli kişiler, özürlü serbest meslek erbabı ve serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu engelli kişiler ile basit usulde vergilenen bazı engelli esnaf ve sanatkar da dahil edilmiştir. Ancak, engellilikten kaynaklanan dezavantajları gidermek amacıyla getirilen bu tür düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin yapılan yönetmelik, genelge veya özelge gibi idarenin düzenleyici işlemleri ile bu düzenlemelerle sağlanan hakların kapsamı sürekli daraltma anlayışı ile hareket edilmektedir.

Bunların başında; engellilik indiriminde yararlanabilmek için Sağlık raporu için getirilen kısıtlılık halleri gelmektedir.

Engellilik indiriminden yararlanabilmek için Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik  veya Engellilerin başvuruları sırasında 2007 yılı ve sonraki tarihlerde 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince alınan raporlar; ayrıca, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi ile bu maddenin son fıkrası gereğince çıkarılan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesi gereğince, Merkez sağlık kurulunun kabulü koşuluna bağlanması yerinde değildir.

Merkez Sağlık Kurulu, engellilik indiriminden yararlanmak amacıyla hastanelerden alınan raporları inceleyip uygun olup olmadığına karar vermesi yerindelik denetimi anlamına gelmektedir. Bizce burada böyle bir denetimin yapılmasıhem emek hemde zaman kaybına yol açtığı gibi, engellilik indiriminde yararlanmak isteyen mükelleflerin durumunu zora koşmaktan başka bir amaç taşımamaktadır. Şayet burada amaç, kötüye kullanımların önüne geçmek ise hukuk sistemimizde bu durumu önleyecek bir çok mekanizma bulunmaktadır.

Kaldıki zaten; Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik  veya Engellilerin başvuruları sırasında 2007 yılı ve sonraki tarihlerde 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik; 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 8 inci maddesi ve 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmış olduğundan bu yönetmelikler gereği alınmış raporların doğru olup, olmadığının ikinci kez idarenin oluşturmuş olduğu Merkez Sağlık Kurulu tarafından incelenmesi açıkça idarenin kötü niyetini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, mezkur yönetmeliklerin dayanak maddelerini dikkate aldığımızda; İşe girmek, engelli kimlik kartı almak, sosyal yardımlardan faydalanmak veya engelli indiriminden yararlanmak için alınan raporların ikinci bir kurulun denetimine gerek kalmaksızın engellilik indiriminde geçerli olması gerekmektedir.

Sonuç olarak; Yetkili hastanelerce düzenlenen ve Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilerek çalışma gücünün asgari %40’ını kaybetmiş olduğu karara bağlanan engelli sağlık kurulu raporları, vergi indirimi uygulamasında dikkate alınması asıl raporu veren sağlık kurullarının iradelerini yok saydığı gibi, engellinin haklarını kullanmasını zorlaştırmakta ve sürüncemede bırakmaktadır.

Öte yandan; İşe girmek, engelli kimlik kartı almak, sosyal yardımlardan faydalanmak gibi değişik amaçlarla alınan engelli sağlık kurulu raporlarının engellilik indiriminden yararlanılması için kullanılamayacağı yönündeki idarenin yaklaşımı engellinin bu konudaki hakkını kullanmasına engel olmaya yöneliktir. Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer yönetmeliklerin dayanak maddeleri uyarınca bu yönetmelikler gereğince anılan amaçlarla alınan raporların da engellilik indiriminde kullanılabileceği pek tabiiddir. Şöyleki: Mezkur yönetmeliklerin dayanak maddesinde; Bu Yönetmeliklerin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 8 inci maddesi ve 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Dolayısıyla, yönetmeliklerin Bu maddesini dikkate aldığımızda; İşe girmek, engelli kimlik kartı almak, sosyal yardımlardan faydalanmak gibi nedenlerle alınan veya alınmış raporlarında engelilik indiriminde geçerli olması doğaldır.

4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında, engellilik indiriminin kapsamı genişletilmiş, engellilik indiriminden yararlananların içine; hizmet erbabının bakmakla yükümlü olduğu engelli kişiler, özürlü serbest meslek erbabı ve serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu engelli kişiler ile basit usulde vergilenen bazı engelli esnaf ve sanatkar da dahil edilmiştir. Ancak, engellilikten kaynaklanan dezavantajları gidermek amacıyla getirilen bu tür düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin yapılan yönetmelik, genelge veya özelge gibi idarenin düzenleyici işlemleri ile hizmet erbabının veya serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi durumunu daraltarak bir takım formel koşullara bağlanması bu olanaktan yararlanmayı fiilen imkansız hale getirmektedir.

Gelir vergisinde  engelli indirimi uygulamasında bakmakla yükümlü kişi kavramından Engelli kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı olduğu sosyal güvenlik mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan kişiler, engellilik vergi indirimi uygulaması yönünden de bakmakla yükümlü sayılmışlardır. Burada, bakmakla yükümlü engelli kişiyi belirlemede; sadece çalışma veya SGK mevzuatının esas alınması bakıma muhtaç engellinin mağduriyetine yol açmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 364 üncü maddesine göre; yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy ve altsoy ile kardeşlere nafaka verme yükümlüğü getirilmiştir. Buna karşın; hizmet erbabının veya serbest meslek erbabının engelli indiriminden yararlanabilmeleri için engelli kişiye baktığını varsayan koşulları oldukça daraltıp, SGK mevzuatındaki koşulların varlığı halinde bakım koşullunun gerçekleşeceğinin varsayılması manidardır.

Gelir vergisinde  engelli indirimi uygulamasında bakmakla yükümlü kişi kavramından anlaşılan; 222 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliinin; Sakatlık İndirimi Uygulamasında Bakmakla Yükümlü Olma Tabiri ve Bu Durumun Belgelendirilmesi  başlıklı 7 nci bölümünün 18 nci maddesinde yapılan açıklamalara göre; Sakatlık indirimi uygulamasında bakmakla yükümlü olunan kişi tabirinden; engelli kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumunun mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan anne, baba, eş ve çocukları anlaşılacaktır. Çocuklarda yaş sınırlamasına gidilmeksizin işlem yapılacaktır. 

222 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin açıklamalarına göre; Çocuklarda yaş sınırlamasına gidilmeksizin işlem yapılacaktır.   Denilmesine karşın; Bakıma muhtaç ve sakatlık indiriminden faydalanan özürlü, 18 yaşını aşmış veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmuş çocuklarda asgari geçim indirimi uygulanıp uygulanmayacağı hakkındaki : 04/04/2011  tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-GVK-32-21 sayılı Özelge ile asgari geçim indirimi mükellefin 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları için uygulanması gerektiğini, Bu yaş hadlerini aşmış olan ve mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan bakıma muhtaç ve sakatlık indiriminden faydalanan engelli çocuklar için asgari geçim indiriminden yararlanılması mümkün olmadığı ifade edilmiştir.

Yine, Sakatlık maaşı bağlananların sakatlık indiriminden yararlanma imkanının bulunup bulunmadığı hakkındaki; 15/08/2006 tarih ve B.07.1.GİB.0.46/4606-12823 sayılı Özelge ile bakmakla yükümlülüğün belgelenmesi sağlık karnesine bağlanmış olduğunu; ayrıca, 2022 Sayılı Yasaya göre sakatlık maaşı bağlanan ve yeşil kart alan kişinin ilgili sosyal güvenlik mevzuatına göre bakım yükümlülüğünün  ortadan kalkacağı için engellilik indiriminden de faydalanma imkanı bulunmamaktadır. Denilmiştir.

Örnek olarak zikr ettiğimiz bu iki özelgede de açıkça anlaşıldığı üzere; 193 sayılı Gelir Vergisi kanunun 5228 Sayılı Kanunla değişik 89 uncu maddesine eklenen 3 üncü bent hükmü ile hizmet erbabı, serbest meslek erbabı ve basit usülde vergilendirilen engelli mükelleflerin bakmakla yükümlü oldukları engellilere ilişkin; vergi matrahlarında gerekli indirimlerden yararlanma imkanınını oldukça sınırlandırılmış olduğu görülmektedir.

SONUÇ

Engellilerin diğer yurttaşlara göre daha dezavantajlı durumda olmaları nedeniyle; sosyal devlet anlayışı gereği, Gelir Vergisi Kanunu’nda getirilen düzenlemelerin amacına ulaşması için uygulamada ortaya çıkan problemlerin giderilmesi gerekmektedir.

Engellilikten kaynaklanan dezavantajları gidermek amacıyla Gelir Vergisi Kanunu’nda getirilen düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin yapılan yönetmelik, genelge veya özelge gibi idarenin düzenleyici işlemleri ile hizmet erbabının veya serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi durumunu daraltarak bir takım formel koşullara bağlanması bu olanaktan yararlanmayı fiilen imkansız hale getirdiğinden bu kriterlerin gözden geçirilerek, engellilerin lehine uygulanabilir birtakım koşullara bağlanması gerekmektedir.

Gelir vergisinde  engelli indirimi uygulamasında bakmakla yükümlü kişi kavramından Engelli kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı olduğu sosyal güvenlik mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan kişiler, engellilik vergi indirimi uygulaması yönünden de bakmakla yükümlü sayılmışlardır. Burada, bakmakla yükümlü engelli kişiyi belirlemede; çalışma veya SGK mevzuatının esas alınması kriteri terk edilmesi gerekmektedir. Bunun yerine,Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesinde yer alan yarrdım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy ve altsoy ile kardeşlere nafaka verme yükümlüğü gibi bir kriter getirilmelidir

Engellilik indiriminde yararlanabilmek için alınan Sağlık kurulu raporlarının  denetleyen idarenin bünyesinde kurulmuş bulunan Merkez Sağlık Kurulunun kaldırılması ile bu raporların doğrudan dikkate alınması gerekmektedir.

Sonuç olarak; Birleşmiş Milletler Engellilerin Hakları Sözleşmesinde ve 5378 sayılı Engelliler hakkında kanun ile getirilen temel prensip ve perspektifleri  dikkate aldığımızda;devletin, engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması için vergi kanunlarında engelliler lehine konulan birtakım istisna ve muafiyetlerin amacına hizmet etmesi için bu yazıda belirttiğimiz, uygulamada çıkarılan aksaklıkların giderilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

Çağan Nami. (1980). Demokratik sosyal hukuk devletinde vergilendirme. Ankara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 37, S:1-4. Ankara.

Çınarlı Serkan, “Kamu Hizmetlerinin Yürütülmesinde Engelli Hakları” Doktora tezi, Kamu Hukuku Anabilim Dalı / Kamu Hukuku Bilim Dalı, 2008 İzmir

Demir Fevzi, “Anayasa Hukukuna Giriş Genel Esaslar ve Türk Anayasa Hukuku”, 6. Baskı, Anadolu Matbaacılık, 2005, İzmir

Gözübüyük A.Şeref, “Anayasa Hukuku”, 2. Baskı, 1989, Ankara

Işık Hayriye “Engellilerin Vergisel Avantajları”,Dergipark, 2013, https://www.dergipark.org.tr

Tokol Aysen, 7.bölüm:”Özel Olarak Korunması Gereken Gruplar (Dezavantajlı Gruplar) “Sosyal Politika”, 1.baskı, Anadolu Üni. Yayınları, Mayıs 2016 ESKİŞEHİR

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, https://www.ailevecalisma.gov.tr ›eyhgm › mevzuat
T.C.Anayasası(1) – Mevzuat https://www.mevzuat.gov.tr ›MevzuatMetin › 1.5.2709.pdf

Engelliler Hakkında Kanun (1) – Mevzuat https://www.mevzuat.gov.tr ›MevzuatMetin › 1.5.5378.pdf

 

Vergi Usul Kanunu (1) – Mevzuat https://www.mevzuat.gov.tr ›MevzuatMetin › 1.4.213.pdf

Gelir Vergisi Kanunu (1) – Mevzuat https://www.mevzuat.gov.tr ›MevzuatMetin › 1.4.193.pdf

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, (1) – Mevzuat https://www.mevzuat.gov.tr ›MevzuatMetin › 1.5.5510.pdf

Mesleki Eğitim Kanunu, (1) – Mevzuat https://www.mevzuat.gov.tr ›MevzuatMetin › 1.5.3308.pdf

“Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname” www.resmigazete.gov.tr › eskiler › 2016/07

Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, https://www.ailevecalisma.gov.tr ›eyhgm › mevzuat
Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, https://www.ailevecalisma.gov.tr ›eyhgm › mevzuat
Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmelik, https://www.ailevecalisma.gov.tr ›eyhgm › mevzuat
Gelir İdaresi Başkanlığı. (2018). Engelliler için vergi rehberi. Ankara http://www.gib.gov.tr/fileadmin/beyannamerehberi/2018 engellilervergirehberi.pdf 11.05.2018.

222 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği,24.02.1999 tarih ve 23621 sayılı Resmi Gazete.

265 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği,04.12.2007 tarih ve 26720 sayılı Resmi Gazete.

302 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği,29.12.2017 tarih ve 30825 sayılı Resmi Gazete.

310 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği,29.12.2019 tarih ve 30991 sayılı (2. Mükerrer)Resmi Gazete

Bakıma Muhtaç ve Sakatlık İndiriminden Faydalanan Özürlü, 18 Yaşını Aşmış veya Tahsilde Olup 25 Yaşını Doldurmuş Çocuklarda Asgari Geçim İndirimi Uygulanıp Uygulanmayacağı Hakkındaki : 04/04/2011  tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-GVK-32-21 sayılı Özelge,

Sakatlık Maaşı Bağlananların Sakatlık İndiriminden Yararlanma İmkanının Bulunup Bulunmadığı Hakkındaki; 15/08/2006 tarih ve B.07.1.GİB.0.46/4606-12823 sayılı Özelge, http://www.gib.gov.tr

www.luggatim.com/kubbe-alti