Ulusal ve Uluslararası Düzenlemeler Kapsamında Görme Engellilerin Bilgiye Erişim Hakkı - Av. Hikmet KARADAĞ

Pa, 01/12/2025 - 21:08 tarihinde GörevHukukYönetici tarafından gönderildi

 

Hazırlayan : Hikmet KARADAĞ

 

ÖZET

Bilgi edinme hakkı, üçüncü kuşak temel hak ve özgürlüklerin en önemlilerinden birisidir. Bu hak, düşünce ve İfade özgürlükleri başta olmak üzere bir dizi önemli birinci kuşak temel hak ve özgürlüklerle de bağlantılıdır. Genelde engellilerin özelde görme engellilerin, toplumun diğer üyelerinden farklı olarak her türlü bilgiye erişimde ek zorluklar yaşamaktadırlar. Bilgi edinme hakkı özelinde, ayrımcılığa karşı bilgiye erişimde pratik ve kolaylaştırıcı olanakların engelli bireylere sağlanması yönündeki insan hakları temelli yaklaşımın hakim kılınmasıyla mümkün olacaktır. Bu yazının konusunu Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (EHİS) ile “Kör, Görme Engelli veya Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşması” çerçevesinde görme engellilerin bilgi edinme hakkını ortaya koymak ve bu hakın özellikle görme engelliler açısından ulusal mevzuatımızda kendine nasıl yer bulduğuna değinmek ve bu hakkın görme engelliler açısından nasıl hayata geçirileceğine dair değerlendirmeler ve öneriler oluşturmaktadır.

 

1- GİRİŞ

Bilgi edinme hakkı, üçüncü kuşak temel hak ve özgürlüklerin en önemlilerinden birisidir. Bu hak, düşünce ve İfade özgürlükleri başta olmak üzere bir dizi önemli birinci kuşak temel hak ve özgürlükle bağlantılı olduğu gibi, iyi yönetim hakkı ile de yakından ilgilidir. Bilgi edinme hakkının iki amaca hizmet etmek üzere ortaya çıktığı söylenebilir. Bunlardan ilki idarenin denetlenmesi, açıklığının ve hesap verilebilirliğinin sağlanmasıdır. İkinci ise, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin devlet karşısında korunmasıdır. Bilgi edinme hakkı, Demokratik hukuk devletinde şeffaf yönetimin zorunlu sonucudur. Bu hakkın, eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerinin toplumsal hayata yerleşerek güçlenmesinde büyük önemi vardır. Ülkemizde bilgi edinme hakkı, 22 Ekim 2003 tarihli ve 25269 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile bütün yurttaşlara tanınmıştır. Bu hakkın önemine binaen, anayasamızda da düzenlenme yapılmıştır. 7 Mayıs 2010 yılında gerçekleşen 5982 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile Anayasa’nın 74 üncü maddesi değiştirilmiş ve bilgi edinme hakkı anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Böylece ülkemizde, herkesin bilgi edinme hakkını kullanabilmesi ilk defa anayasal ve yasal güvence altına alınmıştır.

Dünya nüfusunun yaklaşık olarak %15’i engelli bireylerden oluşmakta ve bu da engelli bireyleri, dünyanın en büyük azınlığına dönüştürmektedir. Engelli bireylerin yanı sıra, aileleri ve yakınları da düşünüldüğünde bu sayı katlanmaktadır. Buna karşın insan haklarından istifadede ayrımcılığa maruz kalan engelli bireyler, hak ihlalleri karşısında gerekli bilgi, belge ve başvuru yollarına erişimde de temel araçlardan yoksun bırakılabilmektedir. Engellilerin insan hakları gözetilerek gerekli düzenleme ve uygulamalar gerçekleştirilmediğinden, en basit görülen gündelik işlerde dahi hem engelli bireyler hem de aileleri ve yakınları güçlüklerle ve hatta insan onuruna aykırı muamelelerle karşılaşmaktadırlar. Benzer şekilde engellilerin haklarının nasıl teminat altına alınacağı ve dezavantajlarının ne şekilde giderileceği konusunda da toplumda ve kamuda bir bilinç eksikliği söz konusudur. Engelli bireylerin maruz kaldıkları hak ihlallerinin katlanarak artmasının ve çifte dezavantaja dönüşmesinin önlenmesi için normların insan hakları temelli yaklaşımla ele alınması gerekmektedir. Engellilerin hakları alanında bu anlayışın hakim kılınması için gerekli uygulamaların ve düzenlemelerin bir an önce yerine getirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Bu noktada, konunun önemini sağlıklı bir şekilde ortaya koyabilmek için özel olarak görme engellilere ilişkin bazı istatistiklere değinmekte yarar görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre dünyada 300 milyondan fazla görme engelli bulunmakta ve bunların yaklaşık %90’ı gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Dünya Körler Birliği’nin (World Blind Union-WBU) verilerine göre, gelişmiş ülkelerde yayınlanmış kitapların %7’si, gelişmekte olan ülkelerde ise %1’den az bir bölümü görme engellilerin erişebilecekleri formattadır (Alıca Türkay, Önder Bülent, “Engellilerin Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşması ve Olası Etkileri”, Ankara Barosu, Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi (FMR), Sayı: 1 2014).

Ülkemizin önde gelen eğitimcilerinden ve pedagoglarından biri olan ve aynı zamanda görme engelliler için çok önemli bir kişi olan görme engelli bilim insanı Mithat ENÇ’e göre; tüm aydınlatma çabalarının temelinde yatan felsefe, evrenin tüm karanlığının tek mum ışığını bile köreltmeyeceği gerçeğidir. Tek mum ışığını görme engelliler için güneşin aydınlığına dönüştüren de bilgiye erişim hakkıdır. Engellilerin özelde de Görme Engellilerin toplumun refah ve çeşitliliğine yaptıkları ve yapabilecekleri olumlu katkılar, onlara sağlanan fırsat eşitliğine ilişkin mekanizmaların hayata geçirilmesine bağlıdır. Engellilerin özelde de görme engellileri insan haklarını ve temel özgürlükleri tam kullanmaya ve topluma tam katılmaya teşvik etmenin onların toplumsal aidiyetlerine, toplumun insani, sosyal, ekonomik ve kültürel yönden kalkınmasına ve yoksulluğun azalmasına katkıda bulunmaları için bilgiye erişmeleri ve bilgi edinme hakları önündeki her türlü engelin kaldırılması gerekmektedir. Öz olarak; görme engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanması ve kendilerine olan öz saygıları ve öz güvenlerinin artırılması, onurlarının güçlendirilmesi için bilgiye erişim hakkının olmazsa olmaz olduğu düşüncesinden hareketle; ülkemizde ve yurt dışında yayınlanmış ilmi, edebi, süreli her türlü yayının görme engellilerin hizmetine sunulması için aşağıda değineceğimiz ulusal ve uluslararası düzenlemeler uyarınca biran önce gerekli mekanizmaların kurulması ve tedbirlerin alınması büyük bir önem ve ivedilik arz etmektedir.

 

2- BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ENGELLİLERİN HAKLARINA İLİŞKİN SÖZLEŞME (EHİS)

bilgiye ve iletişime erişim, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. maddesi ve Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 19. maddesinin 2. paragrafı kapsamında teminat altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğü için bir önkoşul olarak görülmektedir. Bilgi ve iletişime erişim olmaksızın, engelli bireyler için düşünce ve ifade özgürlüğü ile birlikte çoğu diğer temel hak ve özgürlük ciddi ölçüde zarar görmekte ve kısıtlanmaktadır. engelli kişilerin kendi yaratıcı, sanatsal ve fikir potansiyellerinin geliştirilmesi ve kullanılması fırsatına sahip olmaları için fikri mülkiyet haklarını koruyan yasaların engelli kişilerin kültürel malzemelerden yararlanmalarına yönelik makul olmayan veya ayrımcılığa dayalı bir engel oluşturmamasını sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası alanda bir çok düzenleme yapılmıştır. Dolayısıyla, görme engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanması ve kendilerine olan öz saygıları ve öz güvenlerinin artırılması, onurlarının güçlendirilmesi için bilgiye erişim hakkının olmazsa olmaz olduğu gerçeği uyarınca, ülkemizde ve yurt dışında yayınlanmış ilmi, edebi, süreli her türlü yayının görme engellilerin hizmetine sunulması gerektiği tartışmasızdır. Bu çerçevede aşağıda değineceğimiz ulusal ve uluslararası düzenlemeler uyarınca sorumlu idarelerin yükümlülüklerini tezelden yerine getirmeleri temel insan haklarının zorunlu bir sonucudur.

Türkiye Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ni 30 Mart 2007’de imzalamıştır. Bu sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair 5825 sayılı Kanun, 3 Aralık 2008 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir. Bakanlar Kurulu ise bu Kanun’a dayanarak onay işlemini 27 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirmiştir. Sözleşmeyi 2007 yılında imzalayarak 2009 yılında onaylayan Türkiye bu sözleşmenin uygulanması bakımından ulusal düzenleme haline getirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın m. 90/son fıkrası hükmüne göre, usulüne uygun yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. Yine usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır. Anayasanın bu düzenlemesi gereğince, usulüne uygun yürürlüğe konulmuş BM Engelli Kişilerin İnsan Hakları Sözleşmesi gerek bağlayıcılığı, gerekse uygulanması bakımından kanun hükmündedir. Bunun daha da ötesinde, usulüne uygun yürürlüğe konulmuş ve engelli kişilerin temel hak ve özgürlüklerine ilişkin bu sözleşme ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda bu sözleşme hükümlerinin esas alınacağı anayasanın amir hükmü olduğu görülmektedir.

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme EHİS, 21. yüzyılın ilk uluslararası insan hakları sözleşmesi olmak bakımından kendinden önceki insan hakları düşüncesinin mirasını Sözleşme yapım aşamasına ve Sözleşme metnine taşımayı başarmıştır. Buna göre engelli bireylerin bilgi edinme hakkı, günümüz bilgi toplumlarında bilgiye erişim bağlamında değerlendirilmektedir. Bilgiye erişim ise EHİS’te erişilebilirlik ve adalete erişim kavramları ile birlikte ele alınan temel bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada amaç, bilgi edinme hakkı özelinde, ayrımcılığa karşı bilgiye erişimde pratik ve kolaylaştırıcı olanakların engelli bireylere sağlanması yönündeki insan hakları temelli bakış açısına göre uygulamaların ve mevzuatın uyarlanmasını sağlanmasıdır (Öner Şimşek Aslı, Engelli Bireylerin Bilgi Edinme Hakkı: Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin Yaklaşımı Bağlamında Bir Değerlendirme, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 18, Sayı 1, s 409-444, 2021).

Uluslararası koruma mekanizmalarınca insan hakları hukukunun yorumlanmasında ve bölgesel sosyoekonomik stratejiler ve programların belirlenmesinde EHİS’in ortaya koyduğu yaklaşım dikkate alınmaktadır. Avrupa Konseyi Engellilik Stratejisi 2017-2023’te bilgiye erişim, temel bir hedef olarak belirlenmiştir. Bilgiye erişim, ayrıca adalete erişim hakkı ile ilgisi vurgulanarak EHİS’te bir hak olarak kendine yer bulmuştur. Adalete erişim, yeni bir tür insan hakkı olmaktan ziyade, bir insan hakları hareketi olarak ortaya çıkmıştır ve birden fazla insan hakkını, hakların bölünmezliği, bütünlüğü ve karşılıklı bağımlılığı ilkelerine göre yorumlama olanağı sunan bir süreci ifade etmekte olup EHİS’te bir hak kategorisi olarak formüle edilmiştir. Bilgi edinme hakkını, adil yargılanma hakkını, demokratik topluma katılma hakkını ve ifade özgürlüğünü birlikte ele alma olanağı sunan “adalete erişim hakkı”nın, EHİS ile birlikte ilk kez uluslararası hukukta bağımsız bir hak olarak düzenlendiği görülmektedir. Bu bağlamda içinde bulunduğumuz yüzyılın gerekliliklerine yanıt veren EHİS’in yukarıda açıklanan kendine özgü yaklaşımı ve insan haklarına kattığı değer göz önünde bulundurularak bilgi edinme hakkı bu bakış açısıyla değerlendirmelidir (Öner Şimşek Aslı, 2021).

Bu Sözleşme’nin amacı, engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmek ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmektir. Taraf olan devletlere, engellilere karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve onların yaşam standartlarını yükseltmek gibi yükümlülükler getiren söz konusu Sözleşmede, bilgiye ve iletişime erişim engellilerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam yararlanmaları kapsamında sağlanması gereken hakları olarak görülmektedir. Her türlü edebi ve bilimsel esere erişebilmek de bu kapsamda yer alan en önemli unsurlardan birisidir.

Sözleşmenin Giriş Bölümünde; Fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişimin engellilerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam yararlanmasını sağlamadaki önemine dikkat çekilmektedir.

Sözleşmenin Tanımlar Başlıklı 2. maddesinde; İletişim erişilebilir bilgi ve iletişim teknolojisi dahil dilleri, metin gösterimini, Braille alfabesi kullanarak ve dokunarak iletişimi, büyük harflerle baskıyı, yazılı, işitsel ve erişilebilir çoklu medyayı, sade dili, işitsel okumayı, beden dilini, diğer tür, biçem ve araçlarla gerçekleşen iletişimi içermektedir; Şeklinde tanımlanmaktadır.

Sözleşmenin Genel Yükümlülükler başlıklı 4. maddesinin (g) bendinde; taraf ülkeler; “Maliyeti karşılanabilir teknolojilere öncelik vererek bilgi ve iletişim teknolojileri, hareket kolaylaştırıcı araçlar, yardımcı teknolojiler gibi engellilere yönelik yeni teknolojilerin araştırılması, geliştirilmesi, temini ve kullanılabilirliğini sağlamayı veya desteklemeyi;” yükümlenmişlerdir.

Bu bağlamda; En ayrıntılı düzenleme “Erişilebilirlik” başlıklı 9 uncu maddededir. Bu madde; Taraf Devletlerce engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dâhil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirlerin alınmasını hüküm altına almakta ve bu tedbirlerin hangi alanlarda nasıl alınması gerektiğini açıklamaktadır .

Sözleşmenin “Düşünce ve İfade Özgürlüğü ile Bilgiye Erişim’’ başlıklı 21 inci maddesinde ise kamuya sunulması amaçlanan bilginin, engellilerin erişebileceği biçimlerde ve farklı engelli gruplarına uygun teknolojilerle güncel olarak ve ek bir bedel alınmaksızın sunulması, kamuya açık hizmet sunan özel kuruluşların internet dahil olmak üzere, engellilerin erişilebileceği ve kullanılabileceği biçimde bilgi ve hizmet sunmalarının teşvik edilmesi, internet aracılığıyla bilgi sunanlar da dahil olmak üzere kitle iletişim hizmeti sunan kurumların hizmetlerini engellilerin erişebileceği şekillerde sunmalarının teşvik edilmesi hususlarına yer verilmiştir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak, Engelli Hakları Komitesi’nin Türkiye’nin ilk raporuna ilişkin Nihai Gözlemlere Dair Raporunda; Braille, Easy Read gibi erişilebilir formatlar, iletişim yöntemleri ve araçların kullanımının teşvik edilmesi ve kolaylaştırılmasına dikkat çekilmiştir.

Sözleşmenin konumuzu somut olarak temellendiren Kültürel Yaşama, Dinlenme, Boş Zaman Aktiviteleri ve Spor Faaliyetlerine Katılım başlıklı 30. maddesinde; Taraf Devletler engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında kültürel yaşama katılım hakkını tanır ve engellilerin kültürel, sanatsal, bilimsel ve edebi yayınlardan ve materyallerden yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Buna göre; mezkur maddenin 1. Fıkrasının ( a) bendinde; engellilerin Kültürel materyallere ulaşılabilir biçimleri aracılığıyla erişimlerini sağlamak;2. Fıkrasında; Taraf Devletler, sadece engellilerin yararı için değil, toplumu zenginleştirmek amacıyla da engellilerin yaratıcı, sanatsal ve entelektüel kapasitelerini geliştirme ve kullanma imkanına sahip olmalarını sağlayıcı gerekli tedbirleri almak ve 3. Fıkrasında; Taraf Devletler, uluslararası hukuka uygun olarak, fikri mülkiyet haklarını koruyan yasaların, engellilerin kültürel materyallere erişimine uygun olmayan veya ayrımcılık yaratan bir engel çıkarmaması için tüm uygun tedbirleri alır. Şeklinde emredici düzenlemeler getirilmiştir. Ayrıca, Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak, Engelli Hakları Komitesi’nin Türkiye’nin ilk raporuna ilişkin Nihai Gözlemlere Dair Raporunda; Komite, kör, görme ya da matbuat engelli bireylerin basılı yayınlara erişimine olanak tanıyan “Kör, Görme veya Diğer Matbuat Engellilerin, Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Sözleşmesini” en kısa sürede onaylanması ve uygulanması için Taraf Devlet’i uygun tüm tedbirleri alması gerektiğini vurgulamıştır. Bunun üzerine Türkiye 7299 sayılı kanun ile Marakeş Anlaşmasını onaylamış ancak, uygulanmasına yönelik hiçbir tedbir almamıştır.

Görüldüğü üzere Sözleşme’nin pek çok hükmünde ya hakkın ya da devlet yükümlülüklerinin aslî unsuru olarak erişilebilirliğe yer verilmiştir. Konumuz bakımından EHİS m.3/f, m.9, m.13 ve m.21’de erişilebilirlik, ilgili hakların ortak bir unsurudur. Diğer bir deyişle m. 9’da genel olarak tüm bilgi olanaklarına erişim hakkı düzenlenirken, m. 13’te ve m. 21’de, m. 9’un özel birer görünümü olarak sırasıyla devletlerin, engellilerin adalet sistemi içinde korunmaları ve hukuki yollara katılımları ile engellilerin düşünce ve ifade özgürlüklerini kullanabilecekleri tüm iletişim kanallarının açılması düzenlenmektedir. Aynı zamanda hem m. 9 hem m. 13 hem de m. 21 bakımından m. 3/f temel dayanak noktalarından birini oluşturmaktadır (Öner Şimşek Aslı, 2021).

 

3- KÖR, GÖRME ENGELLİ VEYA BAŞKA BİR NEDENLE BASILI MATERYAL OKUMA ENGELLİ KİŞİLERİN YAYIMLANMIŞ ESERLERE ERİŞİMİNİN KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR MARAKEŞ ANLAŞMASI

Konumuzu doğrudan ilgilendiren ve bu konuda taraf devletleri bağlayan bir diğer uluslararası anlaşma ise; “Kör, Görme Engelli veya Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşması”dır. Bu anlaşma, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından Marakeş’te düzenlenen Diplomatik Konferansta 27 Haziran 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Anlaşma, 30 Eylül 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Adı geçen anlaşma ülkemizdede 7299 sayılı kanun ile onaylanması uygun bulunarak kabul edilmiştir. Sözkonusu anlaşma, 20.03.2021 tarih ve 31429 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesinde belirtilen ayrımcılık yapmama, fırsat eşitliği, erişilebilirlik ve topluma tam ve etkin katılım ve dâhil olma ilkeleri doğrultusunda hazırlanan Marakeş Anlaşması kör, görme engelli veya başka bir nedenle basılı materyal okuma engeli olan kişilerin basılı materyallere erişim sorununun çözümünde telif hakkı sistemlerinin önemini ortaya koymaktadır.

Marakeş Anlaşmasını, fikri haklara ilişkin diğer anlaşmalardan farklı kılan temel özellik, Birleşmiş Milletler tarafından insan hakları alanında kabul edilen iki temel metne; İnsan Hakları Bildirgesi’ne ve Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’ye doğrudan atıf yapan ilk anlaşma olmasıdır. Anlaşmada, her türlü ayırımcılığın reddedilmesi, fırsat eşitliği, engellilerin toplum yaşamına tam ve etkin katılımlarının insan hakları arasında olduğunun altı çizilmiştir. “Böylece görme engellilerin sadece bilgiye ve bilime erişim hakkı garanti edilmemekte, dolaylı olarak yoksullukla mücadele ve insana yakışır yaşam koşullarının yaratılmasına da katkı sağlanmaktadır. Daha da önemlisi, Marakeş Anlaşması, görme engellilerin eğitsel, kültürel ve araştırmaya yönelik gereksinimleri için yayımlanmış eserlere erişimleri adına, doğrudan sınırlamalar ve istisnalar getirmeye özgülenmiş fikri haklar alanındaki ilk anlaşmasıdır.

Marakeş Anlaşması, sözleşmeye taraf olan ülkelere ulusal düzeyde iki temel yükümlülük getirmektedir. Bunlardan birincisi, kör, görme engelli veya başka bir nedenle basılı materyal okuma engeli olan kişilerin erişimine uygun alternatif format kopyaların meydana getirilmesinde yetkili kuruluşlar ile yararlanıcı kişilere hak ve yetki veren sınırlamalar ve istisnaların iç mevzuatta düzenleme yapma yükümlülüğüdür. İkincisi ise Anlaşma çerçevesinde oluşturulan alternatif format kopyaların sınır ötesi değişimine iç mevzuatta düzenleme yapma izni verilmesidir.

Buna göre: Anlaşmanın engelli istisnasına ilişkin temel düzenlemesi 2-12. maddelerde hükme bağlanmıştır. Öncelikle Anlaşmanın 2 ve 3. maddelerinde üye ülkelerin engelli istisnasına ilişkin yükümlülüklerinin belirlenmesinde esas alınacak unsurların tanımı yapılmıştır. Tanımı yapılan dört temel kavram mevcuttur. Bunlar, sırasıyla “eser”, “ erişilebilir format kopya’’, “yetkili kuruluş” ve ““yararlanıcı kişi” kavramlarıdır. Sözü geçen ilk üç kavram “Tanımlar” başlığını taşıyan 2. maddede açıklanmıştır. 3. madde de ise, engelli istisnasından yararlanacak kişileri belirleyen “yararlanıcı kişi” kavramını tanımlanmıştır. Anlaşma ile üye devletlerin kabul etmesi öngörülen engelli istisnaları, tanımı verilen bu temel kavramlar üzerinden belirlenmiştir. Buna göre, 4-6. maddelerde üye devletlerin erişilebilir format kopyalarla ilgili olarak yararlanıcı kişiler lehine düzenleme yükümlülüğü altına girdikleri istisna ya da sınırlandırmalar belirlenmiştir. Bunlar esas itibariyle erişilebilir format kopyaların üretilmesi, çoğaltılması, ihtiyaç sahiplerine dağıtılması, sınır-aşan değişimi konusunda öngörülecek olan istisnalardır. Anlaşmanın 7. maddesinde, üye devletler iç hukuklarında etkin teknolojik önlemlere ilişkin düzenlemeler mevcut ise, bu düzenlemelerin engelli istisnasını etkisiz kılacak şekilde yorumlanamayacağı ve uygulanamayacağı garanti altına alınmıştır. 8. madde Anlaşma ile sağlanan istisnaların uygulanmasında yararlanıcıların özel hayatlarının korunmasını üye ülkelerin bir yükümlülüğü olarak belirler. Erişilebilir format kopyaların sınır ötesi paylaşımında işbirliği hususu 9. maddenin konusudur. Uygulamaya yönelik düzenlemeler Anlaşmanın iki ayrı maddesinde öngörülmüştür. 10. madde Anlaşmanın uygulanmasında genel ilkeleri belirlerken, 11. madde engelli istisnasının üç adım testine uygun bulunmasını genel yükümlülük olarak kabul etmiştir. Bu konu fikri haklara ilişkin Bern, TRIPS ve WIPO Telif Hakları Anlaşmaları hükümleriyle bağlantı kurularak düzenlemiştir. Anlaşmanın 12. maddesi üye ülkelerin, kendi ihtiyaçlarına uygun diğer bir takım engelli istisnalarına ilişkin düzenleme yapabilmesine de olanak vermiştir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Yukarıda ifade edildiği üzere, Anlaşmanın engelli istisnasına ilişkin temel hükümleri 2-12 maddelerinde yer almaktadır. Anlaşmanın 4. maddesi âkit devletlere, telif hakları ile ilgili yasalarında, eserlerin yararlanıcılar için erişilebilir formattaki nüshalarının elverişliliğini kolaylaştırmak için, WIPO Telif Hakları Anlaşması ile sağlanan çoğaltma hakkı, yayma hakkı ve kamuya iletim hakkına yönelik sınırlama ve istisna sağlamak yükümlülüğü getirmektedir. Âkit devletler ayrıca isterlerse, söz konusu eserlerin temsil hakkına ilişkin de sınırlama ya da istisna tanıyabilirler. Bunun yanı sıra, anlaşmanın 5. Ve 6. maddelerinde; yararlanıcıların kullanımı için erişilebilir formattaki kopyaların sınır ötesi değişimi ve ithalatına izin vermek de üye ülkelere getirilen bir diğer yükümlülüktür (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Anlaşma anlamında sınırlandırmaya tabi tutulacak eser, her şeyden önce Bern Sözleşmesi’nin 2/1 hükmünde tanımlanan bilim, edebiyat ve sanat eseri niteliğinde olmalıdır. Bern Sözleşmesinde edebiyat ve sanat eserleri terimi, ifade biçim ve yöntemi ne olursa olsun edebiyat, bilim ve sanat alanına giren her tür ürünü kapsamaktadır. maddede bu tanım verildikten sonra sayma yöntemiyle belirtilen eser türleri sınırlayıcı değil örnek niteliğindedir. Anılan maddeye göre ise, “Edebiyat ve Sanat Eserleri” deyimi, “İfade şekli ve tarzı ne olursa olsun, edebiyat, bilim ve sanat alanlarındaki bütün ürünleri, yani kitaplar, dergiler ve diğer yazılar; konferanslar, nutuklar, vaazlar ve benzer nitelikteki diğer eserler; dramatik eserler veya dramatik unsurlar içeren müzikal eserler; koreografik eserler ve pandomima gösterileri; sözlü veya sözsüz müzikal kompozisyonlar, sinema tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen sinematografik eserler; çizim, sulu ve yağlı boya resim, mimarlık, heykeltıraşlık, oymacılık ve taş basma eserler, fotoğraf tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen fotoğraf eserleri; uygulamalı sanat eserleri; coğrafya, topografya, mimari veya bilimsel alanlarla ilgili illüstrasyonlar, haritalar, planlar, krokiler gibi bütün ürünleri içerecektir.” Anlaşmada tanım için öngörülen ikinci koşul, eserin “yayımlanmış veya herhangi bir ortamda kamuya sunulmuş” olmasıdır. Bir başka ifadeyle Marakeş Anlaşması kapsamında bir eserin engelli istisnasına tabi kılınabilmesi için eserin yayımlanmış veya en azından kamuya arz edilmiş olması gerekir. Marakeş Anlaşması kapsamında eser tanımının üçüncü unsuru, eserin “metin, notasyon veya bunlarla ilişkili illüstrasyon formunda” olmasıdır. Metin ve notasyon ifadelerinden kastedilen husus yeterince açıktır. Ancak ‘bunlarla ilişkili illüstrasyon’ ifadesi ile ne kastedildiği açıklanması gerekmektedir. İllüstrasyon sözcüğü, İngilizce’de, “resim, çizim, imaj, açıklama, teknik çizim, örnek” gibi anlamlara gelen dilimize de “resimleme, tasvir; kitap içindeki bir yazıyı açıklayan veya süsleyen resim” anlamı ile geçen ve kullanımı yaygınlaşan bir sözcüktür. Dolayısıyla ‘ilişkili illüstrasyon’, metin ve müzik notası içeren tekstte yer alan çizim veya resim gibi görsel anlatımların tümünü içerir. Bunun dışında, üzerinde anlaşmaya varılan yoruma göre, maddede yapılan tanımın, bu eserlerin sesli kitaplar gibi sesli formlarını da kapsadığı, belirtilmiştir. Şu halde, ‘metin, notasyon ve ilişkili illüstrasyon’ formundaki eserler ile bunların sesli form ya da versiyonları, Anlaşma kapsamında eser tanımı içinde yer alır (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Anlaşmanın 2/1- (b) bendinde “erişilebilir format kopya tanımına yer verilmiştir. Buna göre, erişilebilir format kopya, yararlanıcı kimselere bir esere erişim imkanı sağlayan ve eserin alternatif tarz veya formdaki kopyasını ifade eder. Sözü geçen alternatif kopya ibaresi, görme veya matbuat engelli kimselere, esere, böyle bir engeli olmayan kişiler gibi rahat ve eşdeğer bir erişim imkanı veren kopyaları da kapsar. Dolayısıyla bir nüshanın, format kopya kapsamında değerlendirilebilmesi için tek kıstas, bir yararlanıcının esere böyle bir engeli olmayan diğer kimseler gibi rahat erişiminin önündeki her türlü engeli kısmen veya tamamen kaldırma özelliğinin bulunmasıdır. Format kopyalar, sadece yararlanıcı kimseler tarafından kullanılabilir. Ayrıca bu kopyalarda, yararlanıcı kimselerin esere erişimi için gerekli olan alternatif formatın ihtiyaç gösterdiği değişiklik dikkate alınmak suretiyle, orijinal eserin bütünlüğüne riayet edilmesi zorunludur (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Marakeş Anlaşmasında yetkili kuruluşlara özel bir önem verilmiştir (bkz. m. 2, 4, 5 ve 9). Anlaşmanın 2/1- (c) hükmünde, yetkili kuruluşlar, “devlet tarafından, yararlanıcı kişilere, eğitim, öğretim, uyarlamalı okuma veya bilgi erişimi sağlama konusunda yetkilendirilmiş veya tanınmış, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım, devlet kurumları yanı sıra, aynı hizmetleri yararlanıcılara sağlamayı öncelikli ya da kurumsal yükümlülük olarak belirlemiş, kâr amacı gütmeyen kuruluşları da kapsar. Ancak maddeye eklenen dipnotta yer alan, üzerinde uzlaşılan yoruma göre, “devletçe tanınmış kuruluş” terimi, kar amacı olmayan, yararlanıcılara eğitim, öğretim, uyarlamalı okuma veya bilgiye erişim sağlamak üzere devletten mali destek alan kuruluşları da kapsayacak şekilde anlaşılabilecektir. Örneğin, anılan işlevleri yerine getirmeleri koşuluyla, akademik kuruluşlar, üniversitelere bağlı araştırma enstitüleri, kütüphaneler, dernek veya vakıflar yetkili kuruluşlar olarak belirlenebilir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Anlaşma, bu kuruluşların istisna kapsamındaki faaliyetlerinde uyması gereken yükümlülüklerin genel çerçevesini de çizmiştir. Buna göre, yetkili kuruluşlar özellikle aşağıdaki hususlarda kendi uygulamalarını belirlemek ve bunları takip etmekle yükümlüdürler:

Hizmet verdikleri kişilerin yararlanıcı kişiler olmalarını temin etmek;

Erişilebilir formattaki kopyaların dağıtımını, yararlanıcı kişiler ve yetkilendirilmiş kuruluşlar ile sınırlandırmak;

İzinsiz kopyaların çoğaltılması, dağıtımı ve arzını engellemek;

Anlaşmanın 8. maddesine uygun şekilde, yararlanıcıların özel hayatlarına saygılı olunmak suretiyle, eserlere ilişkin işlemler ve bunların kayıtları ile ilgili gerekli özeni göstermek (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Anlaşmanın 3. maddesi, öngörülen istisnalar ve kolaylıklardan kimlerin yararlanacağını düzenlemektedir. Yukarıda ifade edildiği üzere, erişilebilir format kopyalar sadece bu Anlaşmada tanımlanan yararlanıcı kişiler tarafından kullanılabilir. Kullanıcıların yararlanıcı tanımına uygun kimseler olmasını temin etmek ise yetkilendirilmiş kuruluşların yükümlülükleri arasındadır. Buna göre yararlanıcı kişiler, diğer engellerine bakılmaksızın başlıca üç kategoriden oluşur:

a. Körler.

b. Görsel bir özrü veya algı ya da okuma engeli olması nedeniyle, basılı eserleri böyle bir özrü veya engeli olmayan kişilere oranla büyük ölçüde aynı düzeyde okuyamayan kişiler

c. Fiziksel engelinden ötürü bir kitabı tutamayan, sayfalarını çeviremeyen ya da okumak için kabul edilebilir düzeyde gözlerini hareket ettiremeyen ve odaklanamayan kimseler (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Anlaşmanın 4. maddesinde, âkit devletlerin iç hukuk düzenlemelerinde yer vermekle yükümlü oldukları sınırlamalar belirtilmiştir. Buna göre, âkit devletler yasal düzenlemelerinde, yararlanıcıların eserleri format kopya halinde elde edip kullanabilmelerini kolaylaştırmak üzere, çoğaltma, yayma ve kamuya iletim haklarına ilişkin sınırlamalara yer vereceklerdir. Anlaşma, burada sözü edilen kamuya iletim (sunma) hakkının, WIPO Telif Hakları Sözleşmesinde eser sahiplerine sağlanan eserin kamunun erişimine sunulması hakkı olarak anlaşılması gerektiğine vurgu yapmıştır. Sınırlamalar eserde, erişilebilir alternatif formatın gerekli kıldığı değişikliklerin yapılmasını da kapsamalıdır. Anlaşmayla eser sahibinin haklarına getirilen sınırlamaların mali ve manevi hakları yönünden sonuç doğurmaktadır. Eser sahiplerinin istisna kapsamında çoğaltma hakkına getirilen sınırlama, şüphesiz eserin piyasada mevcut nüshalarının birebir aynısının çoğaltılması niteliğinde değildir. Niteliğine uygun olarak, istisna kapsamında eser sahibinin izni alınmadan yapılabilecek çoğaltma, eserin, yararlanıcı kişilerin erişimine elverişli alternatif kopyalarının çoğaltılmasıdır. Dağıtım hakkına getirilen sınırlandırma ise, istisna kapsamında çoğaltılmış alternatif kopyaların, yararlanıcıların kullanımına sunulabilmesi için dağıtılması, ödünç verilmesi haklarını kapsar. Esasen FSEK m. 23’te düzenlenen yayma hakkı, bu anlamda, Anlaşmada kullanılan “dağıtım” teriminden daha geniş bir anlama sahip olup, “eserin aslı veya çoğaltılmış nüshalarının, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak, veya diğer yollarla dağıtmak” hak ve yetkilerini de içerir. Dolayısıyla Anlaşmada tercih edilen “dağıtmak” terimi erişilebilir format kopyaların kiralanmasına cevaz vermez. Zira kiraya vermede her zaman bir ticari çıkar mevcuttur. Oysa erişilebilir format kopyalar sadece yararlanıcı kimseler tarafından kullanılabilir. Bu nedenle sınırlandırma, eser sahibinin kiralama, satma hakları ile değil, bedelsiz dağıtım (bağış) ve ödünç verme (suretiyle yayma) haklarıyla ilgilidir. İstisna kapsamında yer verilmesi zorunlu diğer mali hak ise, eserin kamuya iletimi hakkıdır. Bilindiği gibi, kamuya iletim hakkı, atıf yapılan WIPO Telif Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahipleri, eserlerinin, telli veya telsiz araçlarla her türlü kamuya iletimine izin verme konusunda inhisari haktan yararlanacaktır. Bu kamuya iletim, bireylerin tercih ettikleri yer ve zamanda erişimini sağlayacak biçimde eserin kamuya sunulması yetkisini de kapsar. Kuşkusuz, Anlaşma uyarınca öngörülecek sınırlandırmalar, yararlanıcıların erişimine elverişli alternatif formata özgülenecektir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Anlaşmanın “Sınırlandırma ve İstisnalara İlişkin Genel Yükümlülükler” başlığını taşıyan 11. maddesi, âkid devletlerin, Anlaşmanın uygulanması kapsamında alacakları önlemlerin Bern, TRIPS ve WIPO Telif Hakları Sözleşmeleri ile üstlendikleri yükümlülüklere uygun bulunması gerektiğini belirtmekte ve bu kapsamda, anılan Sözleşmelerin üç adım testini düzenleyen sırasıyla 9/2, 13 ve 10/1,2 maddeleri hükümlerine atıfta bulunmaktadır. Esasen üç adım testi, ilk defa Bern Sözleşmesi’nin 9/2 madde ve fıkrası ile çoğaltma hakkının sınırlandırılması için kabul edilmiş, daha sonra TRIPS 13. madde ile tüm sınırlandırma ve istisnaları kapsayan bir ilkeye dönüşmüş, WIPO Telif Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde ilke tekrar edilmiş, ayrıca Bern Sözleşmesi’nin uygulandığı hallerde ve tüm haklar açısından dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Eser sahibinin haklarına getirilen sınırlandırmalarda uyulması gereken bu test birlikte gerçekleşmesi gereken şu üç adımdan oluşur:

Sınırlandırma belirli ve özel durumlara hasredilmelidir. İstisnaların belirli ve özel durumlara ilişkin bulunması koşulu, eser sahibinin haklarına sınırlandırma getiren bir istisnanın yasal olarak açık, kapsamı öngörülebilir olması anlamını taşır. Bu kriter yeterli oranda yasal belirliliği garanti eder. Ancak istisnanın uygulanacağı somut durumların kesin olarak ve önceden belirlenmesini gerektirmez. Önemli olan sınırlandırmanın kapsamının bilinmesi ve belirli hallere özgülenmesidir. Bu aynı zamanda istisnanın nitelik ve miktar yönünden de dar yorumlanmasını gerekli kılar.

Sınırlandırma eser sahibinin meşru menfaatlerine zarar vermemelidir. Testin ikinci adımı istisnanın “eserin normal kullanımı ile çelişmemesini” gerektirir. Buna göre, istisnaya dayalı kullanım, eser sahibinin eseri üzerindeki haklarından “normalde, genelde, tipik, ya da geleneksel olarak” yararlanma biçimine müdahale boyutuna ulaşmamalıdır. Bir başka ifade ile eserden doğan “hakkın özüne, onun ekonomik olarak değerlendirilmesine” ilişkin kullanımlar eser sahibine bırakılmalıdır. Dolayısıyla normal kullanım bir eser için “normal pazara” karşılık gelir. Esasen istisnanın kapsamı ile eser sahibinin normal kullanımı arasında yakın bir ilişki vardır. Zira istisnanın genişletilmesi eserin normal pazar payını daraltırken; “normal kullanım” kavramının geniş yorumlanması izin verilen istisnaya dayalı kullanımı daraltır.

Son olarak, sınırlandırma eser sahibinin eserinden normal şekilde yararlanmasına aykırı düşmemelidir. Bu üçüncü adım, sınırlandırmanın eser sahibinin meşru menfaatlerine makul olmayan bir zarar verip vermediğinin test edilmesidir. “Meşru menfaat” ten anlaşılması gereken, hukuken uygulanabilir, ekonomik veya ekonomik olmayan her türlü yarardır. Meşru çıkarlara verilen zarar, elde edilmesi beklenen yararın azalması veya eksilmesi, manevi mevcudiyetin ihlal edilmesi veya saldırıya uğramasıdır. “Makul olmayan” ifadesi ile kastedilen ise “orantılılıktır”. Bir başka anlatımla, istisnaların değerlendirilmesinde, istisnanın kabul ediliş nedeni ile uyumlu miktar veya boyutun aşılmaması gerekir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

 

4- ULUSAL DÜZENLEMELER

Yukarıda aktardığımız bu uluslararası düzenlemelerin yanı sıra; başta Anayasa olmak üzere, mevzuatımızda ve erişilebilirlik politikalarımızda da bu konunun önemine binaen çok önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bunlar arasında; 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu, Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Yönetmeliği, Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik ve Ulaşılabilirlik Stratejisi ve Ulusal Eylem Planlarını sayabiliriz. Biz konumuz açısındanesas itibarıyla, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Ek 11. maddesine ve 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu, Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Yönetmeliğinin ilgili maddelerine değinmeye çalışacağız.

4.1. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

Ülkemizde engelli istisnası olarak anılan FSEK ek madde 11 hükmü Kanuna 03.03.2004 tarih ve 5101 sayılı yasa ile eklenmiştir. Anılan düzenleme, iç hukukumuzda eser sahibinin bazı haklarına engelliler yararına getirilen bir sınırlandırma niteliğini taşımaktadır. Ancak istisnanın “engellilerin korunması ve toplum hayatına uyum sağlamaları” amacını da barındırdığı açıktır. Bu yönüyle de istisna kamu yararı düşüncesiyle öngörülen istisnalara yaklaşmaktadır. Esasen özü itibariyle her sınırlandırma özel amacı yanında bir kamu yararı düşüncesini de barındırır. Şu halde Marakeş Anlaşmasının kabulünden önce, engellilere özgü bir sınırlandırma hukukumuzda mevcuttur. Bu düzenleme hukuki niteliği itibariyle, engellilere özgü kişisel kullanım ve ödünç istisnası niteliğindedir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

5846 sayılı kanunun Ek 11. maddesinde; Ders kitapları dahil, alenileşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiş bir nüshası yoksa hiçbir ticarî amaç güdülmeksizin bir engellinin kullanımı için kendisi veya üçüncü bir kişi tek nüsha olarak ya da engellilere yönelik hizmet veren eğitim kurumu, vakıf veya dernek gibi kuruluşlar tarafından ihtiyaç kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması veya ödünç verilmesi bu Kanunda öngörülen izinler alınmadan gerçekleştirilebilir. Bu nüshalar hiçbir şekilde satılamaz, ticarete konu edilemez ve amacı dışında kullanılamaz ve kullandırılamaz. Ayrıca bu nüshalar üzerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulması ve çoğaltım amacının belirtilmesi zorunludur. Şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

Anılan Kanunun ek 11. maddesinde yapılan düzenleme hukuki niteliği itibariyle engellilere özgü kişisel kullanım istisnasıdır. Bu niteliğine uygun olarak kanun koyucu engelliler istisnasının uygulanabilmesini belirli koşullara bağlamıştır. FSEK engelli istisnasından yararlanılabilmesi için bir ön koşul getirmiştir. O da eserin engellilerin kullanımı için üretilmiş bir nüshasının olmamasıdır. Bununla kastedilen eserin istisnadan yararlanmak isteyen engellilerin kullanımına uygun yasal nüshalarının üretilip piyasaya sunulmamış olmasıdır. Piyasaya sunulmuş engellilere özgü nüshalar varsa istisna kapsamında çoğaltma ve ödünç verme yapılamaz (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Yasa koyucu her şeyden önce FSEK ek m. 11’deki istisnayı belirli tür ve nitelikteki eserlere hasretmiştir. Eser türü açısından sınırlama ilim edebiyat eseri olma koşuludur. Nitelik açısından ise alenileşmiş veya yayımlanmış olma ile yazılı olma koşulları öngörülmüştür. Gerçekten de, madde istisnanın kapsamını ‘ders kitapları dahil, yazılı ilim ve edebiyat eserleri’ olarak belirlemiştir. Dolayısıyla engellilerin istisnadan yararlanabilecekleri eserler, FSEK 2. maddede düzenlenen ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olup da bunlardan sadece yazı ile ifade olunanlardan ibarettir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

Ek Madde 11’in başlangıcında yer alan ifadelerde hangi eserlerin bu kapsamda değerlendirileceği belirtilmektedir. Buna göre engelli bireyler anılan madde kapsamında sadece “ders kitapları dahil, alenîleşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinden” yararlanabileceklerdir. İşaret edildiği gibi, kanun koyucu müzik eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri bakımından engelli istisnasına yer vermemiştir. O nedenle engelli istisnası kapsamında yararlanmanın konusu ancak bir “ilim ve edebiyat eseri” olabilir. Bunun dışındaki eserlerden bu kapsamda yararlanılması, eser sahibinin haklarına tecavüz teşkil eder (Ateş Mustafa, Bir Engelli İstisnası mı Yoksa İstisnai Bir Engel mi?: FSEK Ek Madde 11 Üzerine Eleştirel Bir İnceleme, Sabahattin Zaim Üniversitesi, https://akademik.izu.edu.tr › mustafa.ates › makaleler, 2009).

İlim ve edebiyat eserleri yönünden getirilen üç sınırlama daha vardır. Bunlardan ilki “eserin alenîleşmiş veya yayımlanmış” olması şartıdır. İkinci sınırlama ise, ilim ve edebiyat eserinin “yazılı nitelikte” olmasıdır. Üçüncü sınırlama ise “eserin engelliler için üretilmiş bir nüshasının bulunmaması”dır. Eserin alenîleşmesi demek, eser sahibinin rızasına uygun olarak kamuya sunulmasıdır (FSEK 7/1). Alenîleşme eserin toplum tarafından idrak edilebilir hale gelmesi demektir. Yayımlanma ise, bir eserin aslından çoğaltma ile elde edilen nüshalarının hak sahibinin rızasıyla satışa veya benzeri yöntemlerle ticarete sunulması veya herhangi bir şekilde dağıtılmasıdır (FSEK 7/2). Yayım, daha çok çoğaltmaya elverişli eserler için söz konusu olan bir kamuya sunum şeklidir. Eserin “yazılı” olmasından maksat, eserin, ifade aracı olarak ‘yazı’ tabir olunan sembol ve işaretlerin kullanılması suretiyle meydana getirilmiş olmasıdır. Bunlara; kitaplar, gazete ve dergiler, yıllıklar, mektuplar, afişler, el ilanları gibi yazı dilinin kullanılmasıyla meydana getirilen tüm eserler örnek olarak gösterilebilir. Bu çerçevede, ders kitapları da dahil olmak üzere bilimsel veya edebi yahut sanat içerikli her türlü kitaplar, dergiler, gazeteler yazılı eser niteliğini taşır. İncelenen yabancı ülke hukuklarının hemen hemen tamamında, engelli istisnasından yararlanabilmenin en temel şartı, yararlanalacak eserin engelli birey tarafından kullanılabilecek nitelikte bir formatının ticari olarak edinilemiyor olmasıdır. Eğer bir eserin engelli bireyin yararlanabileceği nitelikte formata sahip nüshasını piyasada varsa bu istisnaya sığınılamaz. Ek Madde 11 ile getirilmek istenen engelli istisnasının temelinde, esas itibarıyla, eserin engelli bireyin yararlanabileceği niteliğe sahip bir formatının bulunmaması olgusu yatar. maddede geçen “alenîleşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiş bir nüshası yoksa” şeklindeki ifadeden çıkan sonuç budur. Dolaysıyla, yayımlanmış bir ilim ve edebiyat eserinin engelli bireyin de yararlanabileceği formatları mevcutsa bu istisnadan yararlanılmaz (Ateş Mustafa, 2009).

FSEK’te Ek Madde 11 çerçevesinde ilim ve edebiyat eserinin dönüştürülebileceği format açısından bir tahdit öngörülmemiştir. maddede ‘kaset, CD, braill alfabesi’ denilerek örnek kabilinden format çeşitlerine yer verilmiştir. Aynı şekilde ‘vb. formatlarda’ ifadesiyle de format çeşitlerinin sınırlandırılmadığı ifade edilmek istenmiştir (Ateş Mustafa, 2009).

Ek Madde 11 hükmünde, yazılı ilim ve edebiyat eserlerinden engelli bireyin veya bireylerin ihtiyacı kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda ‘çoğaltılma’ yapılması ve ‘ödünç’ verilmesi için bu kanunda öngörülen izinlerin alınmasına gerek olmadığı ifade edilmektedir. Buna göre engelli istisnası kapsamında kullanılabilecek yetkiler kanun koyucu tarafından ‘çoğaltma’ ve ‘ödünç verme’ yetkileri ile sınırlandırılmış bulunmaktadır. O halde, yasamıza göre engelli istisnasına çerçevesinde kullanılabilecek yazılı ilim ve edebiyat eserleri üzerindeki haklardan sadece ‘çoğaltma’ ve eseri veya nüshasını ‘ödünç verme’ hakları kullanılabilecektir. Kanunda belirtilen diğer haklar ise bu madde kapsamında eser veya hak sahibinden izinsiz kullanılamayacaktır (Ateş Mustafa, 2009).

Burada eserin internet ortamına aktarılmasının da çoğaltma olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine de değinmek gerekir. Zira eserin internete aktarılması aynı zamanda farklı bir formata dönüştürülmesini ifade eder. Bu takdirde, acaba internete aktarıldığı takdirde eserin bu yeni formatı, Ek Madde 11’de belirtilen ‘ve benzeri formatlarda çoğaltılması’ ifadesi kapsamında düşünülebilir mi? Bir eserin internet ortamında erişime sunulması, bu eserin yeni ve farklı bir formata sokulmasını gerektirmektedir. Bu yeni format ‘dijital’, ‘elektronik’ veya ‘sayısal’ kelimeleriyle nitelendirilmektedir. Diğer bir deyimle internetteki bir eser artık kâğıt formatında değil, elektronik formata bürünmektedir. Bu ne demektir? Bu, eserin yeni bir ortamda ‘çoğaltılması’ demektir. Çoğaltma, eserin aslından veya kopyasından yararlanılarak yeni nüshalar üretilmesidir. Örneğimizde kâğıda basılmış bir eser nüshası ‘tarayıcı’ (scanner) denilen elektronik bir âlet yardımıyla, sayısal bir formata dönüştürülmektedir. Eğer bu şekilde yapılan dönüşüm neticesinde, eser aktarıldığı yeni ortamda insanlar tarafından yararlanma niteliğini kaybetmemiş ise, çoğaltma fiili gerçekleşmiş olur. Şu sebeple ki; Kanun’un çoğaltma hakkını düzenleyen 22. maddesinin ilk fıkrasına göre “Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.” İkinci fıkrada eserin işaret, ses veya görüntü nakline yarayan her türlü araca kayıt edilmesi çoğaltma olarak nitelendirildiğine göre, bir eserin bilgisayarın sabit veya taşınabilir hafızasına yahut internet ortamına aktarılması, sadece FSEK 25’deki elektronik iletim hakkını değil FSEK 22’den kaynaklanan çoğaltma hakkını da ilgilendirir. Bu sebeple, eserin izinsiz olarak internete konulması, her iki maddenin de ihlâli sonucunu doğurur. O halde internet ortamını Ek Madde 11 hükmündeki ‘ve benzeri formatlar’ kapsamında düşünmek mümkündür. Ancak, eserin bulunduğu elektronik ortama, yani web sayfasına giriş sınırlandırılmadığı takdirde, anılan maddedeki ‘eserden çoğaltılacak nüsha’ ve ‘bunları kullanacak kişi’ sayılarının sınırlı olması şartları yerine gelmeyecektir. Zira internet tüm dünyayı saran bir ağ niteliğindedir. İlgili web sayfasına girişte bir sınırlandırma söz konusu değilse, o eserin sonsuz sayıda çoğaltılmasına kapı açılmış demektir. Buna karşılık eserin bulunduğu web sayfası, engelli olup sadece sınırlı sayıda ve kimlikleri belli kişilerin erişime açık kılınıyorsa, Ek Madde 11 istisnasından yararlanmak mümkün olabilecektir (Ateş Mustafa, 2009).

Ödünç verme “bir eserin belli bir süre için doğrudan ya da dolaylı olarak ekonomik ve ticarî kâr sağlama amacı gütmeksizin üçüncü kişilerin kullanımına sunulması” şeklinde tanımlanabilir. Ancak fikir ve sanat hukuklunda asıl olan kamuya ödünç vermedir. Diğer bir ifadeyle kütüphane vb. kamuya açık kurumlar tarafından fikir ve sanat eserlerinin, belirsiz ve sınırlandırılmamış kişilere sınırlı bir sürede kullanmaları için ekonomik ve ticarî herhangi bir menfaat elde etmeksizin verilmesidir. Burada konumuz bakımından önem arzeden yetki çoğaltma yetkisidir. Kanunda her ne kadar “ihtiyaç kadar kaset, cd, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması veya ödünç verilmesi bu Kanunda öngörülen izinler alınmadan gerçekleştirilebilir” deniliyor ise de, ödünç verme bakımından uygulamada pek fazla bir sorun yaşanacağını sanmıyoruz. Zira ödünç verme hakkı kanunda yayma hakkı kapsamında yer alan yetkilerden biri olarak düzenlenmiştir (FSEK 23). Kanun, ödünç vermeyi eser sahibinin ‘münhasır hakları’ arasında saymakta ise de, uygulamada eser sahibinin bu hakkını nasıl kullanacağı belli değildir. Mesela bir yazar bu maddeye göre kendisine ait kitapların kütüphaneler tarafından kamuya ödünç verilmesini yasaklayabilir. Ancak, bu tamamen teoride böyledir; pratikte bu mümkün olmamaktadır. Kaldı ki, FSEK 23 ün 3. fıkrası bu maddenin 1. fıkrasıyla çelişir bir durum arzetmektedir. Çünkü 3. fıkra hükmünden eser sahibinin kiralama ve ödünç verme yetkisinin ‘münhasır olmadığı gibi’ bir anlam da çıkmakta, bu fıkrada kira ve ödünç verme haklarının kullanılmasına ilişkin hususların Kültür Bakanlığı’nca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmektedir. Ancak bu yönetmelik henüz çıkarılmamıştır. O halde bu maddede geçen ‘ödünç vermeyi’ engelli bireyin kendisinin veya eser sahibi dışındaki kişi ve kurumların engelli istisnası kapsamında ürettikleri eser nüshalarının ödünç verilmesi şeklinde anlamak gerekir. Bunun sonucu olarak, görme engellilerle ilgili bir dernek, kendi üyelerinin bireysel ihtiyacı için braill alfabesi formatında ürettiği kitabı, eser sahibinden izin almaksızın başka bir görme engelliye ödünç olarak verebilecektir (Ateş Mustafa, 2009).

Ek Madde 11 kapsamında eser sahibinden izinsiz kullanılabilecek yetkiler bakımından önemli olan çoğaltma yetkisidir. Kanun çoğaltma kavramını “Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır. Aynı kural, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerlidir” şeklinde tarif etmektedir (FSEK 22/2). Buna göre en basit tanımıyla çoğaltma, eserin aslından veya kopyasından çeşitli araç ve gereçlerin kullanılması suretiyle yeni nüshalar üretilmesidir (Ateş Mustafa, 2009).

Ek Madde 11’in amacı, engelli bireylerin ilim ve edebiyat eserlerinden yararlanmalarını kolaylaştırmaktır. O nedenle eserler bu madde kapsamında ancak engelli bireyin kişisel ihtiyacının karşılanması amacıyla kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılabilir. Kanunda açıkça belirtilmediği için bu madde kapsamında kullanım amacı engelli bireyin eğitim ve öğretimi gibi bir amaçla sınırlandırılamaz. Dolaysıyla engelli kişi Ek Madde 11 kapsamında yayımlanmış ve alenîleşmiş yazılı ilim ve edebiyat eserlerini, bilgi genel bilgi veya özel bir bilimsel amaç çerçevesinde kullanabileceği gibi, kültürel ve eğlencesel amaçlarla da kullanabilecektir. Ek Madde 11’de yasak olan amaç, ticarî menfaat sağlama amacıdır. O nedenle ticarî amaç güdülerek yapılmış çoğaltmalar hiçbir şekilde bu kapsama girmez. Kanun, açıkça Ek Madde 11 kapsamında meydana getirilen nüshaların hiçbir şekilde satılamayacağını, ticarete konu edilemeyeceğini ve amacı dışında kullanılamayacağını ve kullandırılamayacağını hükme bağlanmıştır. Buna göre, bir kimsenin kendisi için veya bir vakıf veya derneğin kendi üyeleri için yahut bir engelliler okulunun kendi öğrencilerinin ihtiyacı için çoğaltmış olduğu eser nüshaları, satılamaz, amacı dışında kullanılmaz ve engelli olmayanların kullanımına da sunulamaz (Ateş Mustafa, 2009).

Mustafa Ateş’e göre; Kanunda bu madde kapsamında yapılacak çoğaltmayı yapmaya yetki verilen kişiler sınırlandırılmıştır. Buna göre ancak engelli bireyin kendisi bunu yapabilir. Genellikle bu kişilerin engeli bu tarz bir çoğaltma yapmaya imkân vermediğinden kanun koyucu engellinin ihtiyacı için üçüncü kişiye de bu müsaadeyi vermiştir. Üçüncü kişinin gerçek kişi olması şart değildir. Tüzel kişiler de bu işlemi yapabilirler. Kanunda üçüncü kişilere örnek olarak ‘engellilere yönelik hizmet veren eğitim kurumu, vakıf veya dernek gibi kuruluşlar’ sayılmaktadır. Bu kuruluşların özel hukuk veya kamu tüzel kişisi olması arasında fark yoktur. Körler veya sağırlar okulu kendi öğrencilerinin ihtiyacı için, işitme engelliler veya görme engellilerce kurulmuş vakıf ve dernekler de münhasıran kendi mensuplarının ihtiyacı için bunu yapabilirler. Ancak burada münhasıran engellilere hizmet vermek amacıyla kurulan dernek, vakıf, eğitim kurumundan ziyade, Üniversiteler, Barolar , Odalar gibi kamu tüzel kişiliğine sahip kurum ve kuruluşların da bu yetkiye haiz olacakları maddenin amaçsal yorumunun bir sonucudur.

5378 sayılı Engelliler Kanunu, engellilerin eğitimi bakımından eğitim materyallerinin engelli bireylerin yararlanabileceği formatta hazırlanması ödevini devlete yüklemiştir. Bu düzenlemeden hareketle Mustafa Ateş, ders kitabı vb eğitim materyali niteliğindeki eserler, FSEK’in 33 ve 34. maddelerinin izin verdiği kapsamda, hem devlet tarafından hem de bireylerce meydana getirilebileceğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla Mustafa Ateş, FSEK madde 33 ve 34 istisnası kapsamında değerlendirilebilen eserlerin çoğaltılabilmesi bakımından bir problem olmadığını, bunun dışında kalan, eğitim-öğretim kapsamını aşan eserlerin (roman, hikâye, diğer bilimsel eserler) eser sahibinden izinsiz kullanımı, yalnızca Ek Madde11 istisnası kapsamında mümkün olabileceğini belirtmektedir.

Engelli istisnasının, eser sahibinin hangi haklarını sınırlandırdığının belirlenmesi de önem taşır. Bilindiği üzere, sınırlandırmalar esas itibariyle eser veya hak sahiplerinin mali hakları ile ilgilidir. maddede mali haklara yönelik sınırlamalar, (yazılı ilim edebiyat) eserin “CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması veya ödünç verilmesi” şeklinde ifade olunmuştur. Oysa Marakeş Anlaşması, mali haklardan (erişilebilir format kopya olarak) çoğaltma; dağıtım veya ödünç verme suretiyle yayma ve kamuya iletim hakları yönünden istisna tanınmasını zorunlu tutmuştur. Temsil hakkı yönünden yapılacak sınırlandırma ise âkid Devletlerin tercihine bırakılmıştır. Şu halde gerek FSEK ek m. 11; gerekse Marakeş Anlaşmasındaki engelli istisnasının eser üzerindeki çoğaltma hakkını sınırlandırdığında şüphe yoktur. Çoğaltma hakkı ve kapsamını düzenleyen FSEK 22. maddeden hareketle çoğaltma, “bir eserin aslı veya kopyalarından herhangi bir şekil veya yöntemle, kısmen veya geçici de olsa ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da her türlü araca kayıt edilmesidir” şeklinde tanımlanabilir. FSEK Ek 11. madde çoğaltma hakkına getirilen sınırlandırmayı, engellilerin kullanması amacına yönelik “CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması” şeklinde ifade etmiştir. Dolayısıyla burada kastedilen form (biçim, şekil, tarz) değişikliği, eserin birebir aynı formatta kopyasının farklı bir materyal üzerinde çoğaltılması değildir. Zira aynı formatta bire bir kopya, aynı duyu organına hitap edeceğinden engelli tarafından algılanabilir hale dönüşmeyecektir. Örneğin kitabın kağıt baskı iken fotokopi yöntemi ile çoğaltılması veya sayısal ortama aktarılıp CD formatında çoğaltılması görme engelliler veya okumu yazması olmayan işitme engelliler yönünden algılanabilir hale gelmesini sağlamaz. Dolayısıyla FSEK ek m. 11’de kastedilen, yazılı ilim ve edebiyat eserinin engelin niteliğine göre algılanabilir hale getirilmesidir. madde bu amaca uygun format değişikliğine olanak vermektedir. Örneğin bir edebi eserin, görme engelliler tarafından algılanabilecek şekilde braill alfabesiyle yazılması veya okunarak bir CD’ye kaydedilmesi istisna kapsamında çoğaltmalardır. Anlaşma ise format değişikliğini açıkça vurgulayarak, çoğaltma hakkına getirilecek sınırlandırmayı, “erişilebilir format kopya yapmak” olarak belirtmiştir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

FSEK Ek m. 11 ile engellilere hizmet veren kuruluşların ihtiyaç kadar (erişilebilir) format kopya çoğaltma ve bunların yararlanıcılara ödünç verilmesi şeklindeki kullanımlarına izin verilmiştir. Bu kuruluşlar vakıf, dernek, eğitim kurumu gibi kamu veya özel sektör kuruluşları olabilir. Ancak bunların istisnadan yararlanabilmesi için engellilere hizmet vermesi zorunludur. Anlaşma, FSEK Ek m. 11’den farklı olarak, yetkili kuruluşların bu hizmetleri çıkar elde etmeksizin vermesi gerekliliğine vurgu yapmıştır. Ek 11. maddede ise, “ticari amaç güdülmemesi” vurgusu, istisna kapsamında elde edilecek format kopyalara hasredilmiştir. Öte yandan FSEK Ek 11’de engellilere hizmet veren (yetkili) kuruluşların çoğaltabileceği ve ödünç verilebileceği nüsha miktarı “ihtiyaç kadar” ifadesi ile belirlenmiştir. Bununla kastedilen şüphesiz kuruluşun hizmet verdiği ve genellikle üyesi olan engellilere vermek veya ödünç vermek için yetecek nüsha sayısıdır. Kuruluşlar engelliye nüshayı ödünç verebilecekleri gibi, karşılıksız da verebilirler. Zira madde metninden kuruluşların sadece ödünç verebilecekleri şeklinde dar bir yoruma ulaşılması mümkün değildir. Kuruluşların, çoğalttıkları nüshaları, doğrudan ya da dolaylı ticari getiri elde edecek şekilde engellilere (üyeleri olsalar dahi) satmaları mümkün değildir (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

FSEK ek m. 11, istisna kapsamındaki kopyaların içermesi gereken bilgiler yönünden de, bir takım koşullar öngörmüştür. Buna göre, engellilerin kullanımı için üretilen nüshalar üzerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin ve çoğaltım amacının belirtilmesi zorunludur. Engelli nüshasında bulunması gereken bir diğer bilgi, çoğaltma amacıdır. Buna göre, engelli nüshasının “istisna kapsamında kişisel kullanım amacıyla çoğaltıldığı, satılamayacağı, ticarete konu edilemeyeceği, amacı dışında kullanılamayacağı ve kullandırılamayacağını” belirten bir açıklamaya yer verilmesi ihtiyacı karşılayacaktır (Alıca Türkay, Önder Bülent, 2014).

4.2. 6279 Sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme               Kanunu

Görme engellilerin kültürel, sanatsal, bilimsel ve edebi eserlere erişebilmeleriyle ilgili olarak doğrudan ilgili idareye yükümlülük yükleyen 6279 sayılı kanun bu konunun ehemmiyetine istinaden çok önemli düzenlemeler getirmiştir.

Mezkur kanunun 8. maddesinin d) bendinde; 4 üncü maddenin (a), (b), (g) ve (ğ) bentlerinde belirtilen eserlerin 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ek 11 inci maddesi uyarınca hizmete sunulmak amacıyla, elektronik ortama aktarılan bir nüshası görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere Millî Kütüphaneye gönderilir.

Bu kapsamda anılan kanunun 4. maddesinin 1. Fıkrasının (a) bendinde, Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler; (b) bendinde, Gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli yayınlar; (g) bendinde, Yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak, yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler ve (ğ) bendinde Elektronik ortamda üretilerek kullanıma sunulmuş elektronik yayınlar derlenerek görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere Milli Kütüphaneye gönderilir.

Derleme mükelleflerinin sorumluluklarını ve sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine uygulanacak yaptırımlar anılan kanunun 9 – 11 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun 9. maddesinin 1. Fıkrasında Derleme Mükelleflerinin sorumluluklarına 2. Fıkrasında ise derlenen eserin niteliğine işaret edildikten sonra; 3. Fıkrada; Derleme Mükelleflerinin bu sorumluluklarını yerine getirebilecekleri süüreye yer verilmiştir. Anılan kanunun 9. maddesinin 3. Fıkrasına göre; “Derleme nüshaları, çoğaltma işlemini izleyen on beş gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme birimine teslim edilir. 4 üncü maddenin (g) bendi ile 5 inci maddede belirtilen eserler için teslim etme süresi altmış gündür.” Bu fıkraya göre; 15 günlük ve 60 günlük süreler karşımıza çıkmaktadır. Derleme Mükellefleri, Derleme nüshalarını çoğaltma işlemini izleyen on beş gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme birimine teslim etmek zorundadırlar. Bu düzenlemeden anlaşılması gereken husus sorumluluğun yerine getirilmesinde; çoğaltma işlemini izleyen 15 gün içerisinde derleme nüshasının ilgili idareye teslim edilmesi veya Elektronik Yayın Derleme Sistemi olan EYDES’e yüklenmesi zorunluluk oluşturmaktadır. Bu genel kural karşısında; Kanunun 4. maddesinin g bendinde yer alan Yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak, yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler ile Kanunun 5. maddesinde belirtilen eserlere ilişkin teslim etme süresinin 60 gün olduğu yönündeki düzenleme ise istisna niteliğindedir.

Kanununun 9. maddesinde, belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen derleme mükellefleri, her derleme nüshası için bin Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır. Bu Kanunda yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından idari para cezası tatbik olunur. Bu konu ile ilgili olarak, Derleme Yönetmeliğinin 6. maddesinin ç bendinde; Derleme Müdürlüğü tarafından Derleme mükelleflerine materyalini zamanında teslim etmeleri için gerekli bilgilendirmelerde bulunma görevi verilmiştir. Yine aynı bendde, derleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen derleme mükellefleri hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, Derleme Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılması için ilgili makamlara bildirimde bulunmak gibi önemli bir görev daha tanımlanmıştır. Dolayısıyla 6279 sayılı kanunun 8. maddesinin d bendinde düzenleme altına alınan Elektronik Yayın Derleme Sistemine aktarılan eserlerin görme engellilerin hizmetine sunulması için sorumluluğunu yerine getirmeyen derleme mükellefleri hakkında gerekli idari para cezasının uygulanması için Derleme Müdürlüğünün ilgili Mülki Amirliklerine bildirimde bulunmasının anılan düzenlemenin uygulanması açısından büyük önem taşıdığı görülmektedir. Aynı görev ve sorumluluk Derleme Birimleri içinde geçerlidir. Derleme Müdürlüklerinin görev sorumluluk alanı il düzeyini kapsarken; Derleme Birimlerinin görev sorumluluk alanı ilçe düzeyi ile sınırlıdır.

4.3. Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Yönetmeliği

6279 sayılı kanunun yukarıda anılan maddeleri paralelinde düzenlemelere havi; Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerinin Derlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 15. maddesinde bu şekilde derlenen eserlerin görme engellilerin hizmetine sunulmasında herhangi bir telif sorunu doğurmayacağına ilişkin bir istisna getirilmiştir. Yine aynı yönetmeliğin Görme engelliler başlıklı 17. maddesinde bu hizmetin ne şekilde icra edileceğine dair açık bir düzenleme getirilmiştir.

Yönetmeliğin 15. maddesinin 2. Bendinde; Derleme Kütüphaneleri, Derleme Kanunu kapsamındaki derleme nüshalarını, Kütüphane kullanıcılarına ve diğer kütüphanelere 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Ek 11 inci maddesi gereğince ödünç verebileceği yönünde bir istisna getirilmiştir. Bu istisna uyarınca; Derleme kütüphanelerince derlenen elektronik ve diğer eserlerin görme engellilerin kullanımına sunulması veya ödünç verilmesi 5846 sayılı kanunun Ek 11. maddesi kapsamında telif haklarına aykırılık oluşturmadığı görülmektedir. Yine Mezkur yönetmeliğin 17. maddesine göre; Derleme Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (g) ve (ğ) bentlerinde belirlenen yayımlanmış veya internet ortamında ilk iletimi yapılmış eserlerin elektronik kopyaları, hak ihlallerini önleyici etkin ve yeterli koruma önlemlerinin alınması koşuluyla görme engellilerin kullanımına sunulmak amacıyla, Milli Kütüphane Başkanlığı tarafından hazırlanacak Yönergede belirlenecek usul ve esaslara uygun olarak EYDeS üzerinden, derleme mükellefiyetinin doğduğu tarihten itibaren 15 gün içerisinde Milli Kütüphane Başkanlığına gönderilir.

İdari yaptırımlar ise Yönetmeliğin 18. maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Anılan maddenin 1. Fıkrasında; Derleme Kanununa aykırı davrandığı tespit edilen derleme mükellefleri hakkında aynı Kanunun 10 uncu maddesinde düzenlenen yaptırımlar, derleme birimleri ve Derleme Müdürlüğünün bildirimi üzerine veya re’sen, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından uygulanır. İkincı fıkrada ise; Derleme Kanununun 11 inci maddesinde yer alan cezaya itiraz ve cezaların tahsili işlemleri, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından yürütülür. Ceza nisbetlerinin belirlenmesi ise 3. Fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre; Bin Türk Lirası ile beş bin Türk Lirası arası para cezalarının tutarının belirlenmesinde; eserin satış miktarı, kopya sayısı ve üretim maliyeti, eserin derlenme sayısı ve o günkü satış fiyatı dikkate alınır. İlk defa bu suçu işleyenler için alt sınır uygulanır.

Bu konuda önemli olan bir diğer düzenleme ise Kültür ve Turizm Bakanlığının 23/02/2018 tarih, 121771 sayılı Onayı ile yürürlüğe giren Elektronik Yayınların Derlenme Usul ve Esasları Hakkında Yönergedir. Yönergenin 4. maddesinin ç bendinde, Elektronik Yayın Derleme Sistemi (EYDeS): “Elektronik yayınlar ile bazı eserlerin elektronik kopyalarının derlenmesine ilişkin işlem ve süreçlerin online yürütüldüğü, Millî Kütüphane Başkanlığı internet sayfası üzerinden erişilen, Millî Kütüphane Başkanlığına ait yazılım sistemini,” şeklinde tanımlanmıştır. Yönergenin bir diğer önemli maddesi ise 5. maddedir. Bu maddede; Derlenecek elektronik yayın türlerine yer verilmiştir. Anılan maddenin 1. Fıkrasında; Elektronik ortamda üretilerek yine elektronik ortamda kullanıma sunulmuş, herhangi bir şekilde yazı ile ifade olunan elektronik yayın niteliğindeki eserlerin derleneceği düzenlenmiştir. Yine aynı maddenin 2. Fıkrası ise görme engellilerin dijital kitaba erişimi açısından önem taşımaktadır. Mezkur fıkrada; Görme engellilerin kullanımına sunulmak üzere, 6279 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (g) bentlerinde belirlenen yayımlanmış eserlerin elektronik kopyaları Başkanlıkça kılavuzda belirtilen formatlarda derlenir.

Buna göre: “Elektronik Yayın Derleme Sistemi (EYDeS) Kullanımı Hakkında Kılavuzun ilgili bölümü şu şekildedir: Derleme mükellefince Şekil 2.2’deki ekrandan “Kitap vb. Ekle” seçiminin yapması halinde bu seçim, görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere derlenecek eserlerden olan kitap türündeki eserlerin (kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler) elektronik kopyalarının sisteme yüklenecek olması anlamına gelir ve derleme mükellefi, Şekil 2.2.1’deki ekranla karşılaşır. Burada, yüklenecek kitap vb. eserin ISBN bilgisi ilgili alana girilerek “ISBN sorgulama” butonu aracılığı ile esere ait künye bilgileri getirilir ve derleme mükellefince bu künye bilgileri üzerinde istenilen düzeltme ya da ekleme yapılabilir. Künye bilgilerinin düzenlenmesi tamamlandığında ekranın alt kısmında yer alan “Girmiş olduğum bilgilerin doğruluğunu onaylıyorum” kutucuğu işaretlendiğinde aktif hale gelen “kaydet” butonuna basılır. “Kaydet” butonuna basılmasıyla eser sisteme yüklenmiş olur.”

4.4. Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve                             Esaslara İlişkin Yönetmelik

31.07.2009 tarihinde 27305 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’te İdarenin sunduğu kamu hizmetlerinin engelliler için erişilebilir olması için gerekli tedbirlerin alınması hükmü bulunmaktadır.

Buna göre; Engellilerin internet dahil bilgi ve iletişim teknolojilerine ve sistemlerine erişiminin artırılmasının yanısıra; haber ve bilgi verme amacı başta olmak üzere, eğitmek ve eğlendirmek gibi amaçlar taşıyan kitle iletişim araçlarının erişilebilirlik kurallarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Bunun dışında; kamu kurum ve kuruluşlarının internet sayfalarının engelliler için erişilebilir hale getirilmesi, kamuya açık alanlarda (kamu ve özel kurumlar, alışveriş merkezleri, sinema, tiyatro vb.) engellilere yönelik bilgilendirme hizmetlerinin standartlara uygunluğunun sağlanması elzem olacaktır. Dahası ve en önemlisi; engellilere yönelik elektronik kütüphanelerin oluşturulması ve engelli bireylerin bu kütüphanelere erişimlerinin sağlanması temel bir hak olan Bilgiye Erişim Hakkının kullanımı açısından büyük değer taşımaktadır.

 

5. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı

Anılan planda; İçermeci ve erişilebilir toplum, her bireyin toplumsal yaşamın tüm alanlarına katılmasına ve bunlara erişmesine imkân sağlayarak kimseyi arkada bırakmayan toplumdur. Şeklinde tanımlanmıştır. Planda; Engelli bireylerin yaşamın her alanına dâhil olduğu erişilebilir bir toplum inşa etmek hususuna dikkat çekilerek; engelli bireyler yönünden içermeci toplum; engelli bireylerin ayrımcılığa maruz kalmadan diğer bireylerle birlikte ve bağımsız bir şekilde toplumsal yaşamda yer alabildikleri, tüm insan hak ve özgürlüklerinden yararlana bildikleri erişilebilir bir topluma işaret ettiği belirlemesine yer verilmiştir. Planda; içermeci ve erişilebilir toplum olmanın ön koşulları olarak; Toplumsal tutum ve davranışların hak temelli yaklaşım doğrultusunda dönüştürülmesi, sosyal, kültürel etkinlikler ile turizm, rekreasyon ve spor faaliyetlerine katılımın güçlendirilmesi, bilgi ve iletişim teknolojileri dâhil erişilebilirliğin sağlanması sayılmıştır. Planda, hak temelli yaklaşımla toplumsal tutum ve davranışların dönüştürülmesi öncelikli hedeflerden biri olarak belirlenmiştir. Bu yaklaşım engelliliği bireysel bir patoloji olarak gören bakış açısını değiştirmeyi hedefleyerek insan çeşitliliğinin bir parçası olarak tanınmayı vurgular. Engelli bireylerin hukukun öznesi aktif bireyler olarak haklarını kullanabilmeleri ile toplumsal olarak kabulü ve potansiyellerini ortaya çıkarabilmelerinin, bu bireylerin haklarının toplumun vicdanına bırakılmadan insan hakları hukuku temelinde güçlendirilmesi ön koşuluna bağlıdır.

2030 Engelsiz Vizyon Belgesi doğrultusunda hazırlanan Engelli Hakları Ulusal Eylem Planında İçermeci ve Erişilebilir Toplum ile engellilik alanında hak temelli yaklaşımın yaygınlaştırılması; engelli bireylerin sosyal, kültürel etkinlikler ile turizm, rekreasyon ve spor faaliyetlerine katılımlarının güçlendirilmesi; kamu kullanımına açık alanların, ulaşım sistem ve hizmetlerinin, konut hizmetlerinin ve bilgi ve iletişim teknolojileri hizmetlerinin erişilebilirliğinin sağlanması; erişilebilirlik izleme ve denetim mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik tedbirlerin alınması amaçlanmaktadır.

Ülkemizin engelli politikasının temelini oluşturan Engelliler Ulusal Eylem Planı aynı zamanda aşağıda kritiğini yaptığımız Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu TİHEK’in 02.05.2023 Tarih ve 2023/350 Karar Sayılı kararına da yansımıştır.

Şöyle ki: Anılan kararın 24. Paragrafı şöyledir: “Engelli bireylerin toplumun diğer üyeleriyle eşit, insan onuruna uygun ve bağımsız bir yaşam sürdürebilmeleri adına bilgiye erişim hakları ulusal ve uluslararası mevzuatın yanı sıra ulusal politika belgelerinde de önemli bir yer tutmaktadır. Bu çerçevede engellilik alanındaki ulusal vizyonun ve yol haritasının ortaya koyulması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı (2023-2025), 3 Aralık 2022 Dünya Engelliler Gününde ilan edilmiştir. Eylem Planının “Engelli bireylerin sosyal, kültürel etkinlikler ile turizm, rekreasyon ve spor faaliyetlerine katılımının güçlendirilmesi” başlıklı 2 numaralı hedefi kapsamında muhatap Kurum mevzuatla uyumlu bir şekilde, bilgi ve hizmet sunumuna ilişkin yazılı ve görsel materyal ile yayınların farklı engel grupları için erişilebilir format ve uygun iletişim biçimlerinde hazırlanmasını sağlamakla sorumlu tutulmuştur.”

 

6- TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU’NUN BU KONUDA VERİLEN 07.10.2021 TARİH ve 2021/377 BAŞVURU NOLU,2021/253 KARAR NOLU Mustafa Keskin Kararı ile 02.05.2023 tarih ve 2022/690 BAŞVURU NOLU,2023/350 KARAR NOLU MUSTAFA KESKİN KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

 

6.1. 07.10.2021 tarih ve 2021/377 Başvuru Nolu,2021/253 Karar                       Sayılı Mustafa Keskin Kararı

Başvurucu Mustafa KESKİN’in Kültürel yaşama katılım hakkını kullanmada erişilebilirliğin sağlanmayarak ayrımcılığa uğradığı iddiasıyla Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvurması üzerine; 07.10.2021 tarih ve 2021/377 Başvuru Nolu,2021/253 Karar Nolu karar ile Erişilebilirliğin sağlanmayarak kültürel yaşama katılım hakkım kullanmada başvurana AYRIMCILIK YASAĞI İHLALİ YAPILDIĞINA, bu nedenle; Muhatap Kültür ve Turizm Bakanlığı hakkında 10.000- TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA karar verilmiştir.

TİHEK, kararını; yukarıda açıkladığımız ulusal ve uluslararası düzenlemelere dayandırmıştır. Bu düzenlemeler uyarınca Erişilebilirliğin sağlanmayarak kültürel yaşama katılım hakkım kullanmada görme engelli başvuran Mustafa Keskin’e AYRIMCILIK YASAĞI İHLALİ YAPILDIĞINA dair karar idarenin bu konudaki ihmali tutumunu ortaya koymaktadır.

TİHEK kararında; Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin denetim organı olan Engelli Hakları Komitesi’nin Erişilebilirlikle ilgili 2 Nolu Genel Yorumuna atıfta bulunarak, muhatap idarenin bilgiye erişilebilirlik ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemek suretiyle başvurucuya ayrımcılık yapılmaması yasağını ihlal etmiş olduğunu saptamıştır.

Mezkur kararda, erişilebilirlik hakkının engellilerin toplumsal yaşama tam ve eşit bir şekilde katılmasında temel bir işlevinin bulunduğundan bahsedilmektedir. Bu bağlamda, Bilgiye erişim hakkı çerçevesinde; Engelli bireylerin kültürel ve sosyal hayata eşit katılımı için gerekli materyallere erişimi ile iletişim konusundaki engellerin ortadan kaldırılması ve Bu doğrultuda görme engelli bireylerin basılı eserlere ulaşabilmeleri için elektronik ortamda uygun bir şekilde hizmete sunulması gereğine vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla, muhatap idarenin bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirmediğine dair belirlemelere dikkat çekilmiştir.

Yine mezkur kararda; Kör, Görme Engelli veya Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin -Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşmasının 3. maddesine göre yararlanıra kişi konumunda olan görme engelli bireylerin Mezkur Anlaşma’nın 4/1 (a) bendine göre umuma arz edilmiş her türlü yazılı edebiyat ve sanat eserlerinin erişebilir formatlarına ulaşmasının sağlanması gerekmektedir.

TİHEK anılan kararında; muhatap idarenin, 2012 yılında yürürlüğe giren 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerim Derleme Kanunu’nun 8/1/ğ maddesine göre yükümlülüğüne dikkat çekerek, muhatabın gereken hizmeti sunmaması anılan düzenlemeye aykırılık oluşturduğunu saptamıştır. Şöyleki: 2012 yılında yürürlüğe giren 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerim Derleme Kanunu’nun 8/1/ğ maddesinde eserlerin elektronik bir nüshalarının görme engellilerin hizmetine sunulmak için Milli Kütüphane’ye gönderileceği hüküm altına alınmıştır. Muhatap idare bu hüküm ile görme engellilerin basılı eserlere erişebilmesi hususunda yükümlü kılınmıştır. Bu yükümlülüğün hayata geçirilmesi amacıyla 2018 yılında EYDeS platformunun kurulduğunu belirten muhatap idare, engelsiz bireylere sunulan tüm basılı eserleri bahsi geçen platform aracılığı ile görme engelli bireylere de talep olmaksızın sunmakla mükelleftir. Bu kapsamda sistemsel çalışmaların mümkün olan en kısa sürede tamamlanması ve eserlerin elektronik bir kopyalarını sisteme yüklemekle mükellef olan derleme mükellefleriyle ilgili çalışmaların tamamlanarak söz konusu hizmetin sorunsuz biçimde hayata geçirilmesinin sağlanması gerekmektedir.

6.2. 02.05.2023 tarih ve 2022/690 Başvuru Nolu,2023/350 Karar                       Nolu Mustafa Keskin Kararı

Yukarıda önemli hususlarına dikkat çektiğimiz Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun 7/10/2021 tarihli ve 2021/253 sayılı kararına rağmen kültürel yaşama katılım hakkını kullanmada erişilebilirliğin sağlanmaması nedeniyle ayrımcı uygulamaların devam ettiği iddiasıyla TİHEK’e yeniden başvurulması üzerine; TİHEK, 2023/350 sayılı Kararı ile AYRIMCILIK YASAĞI İHLALİ YAPILDIĞINI, bu nedenle Muhatap Kültür ve Turizm Bakanlığı hakkında 89.571 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA karar vermiştir.

Başvuran 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu ile eserlerin elektronik kopyalarının derlenerek görme engellilerin erişimine sunulmasında Kültür Bakanlığı’nın yetkili kılındığını ancak bu görevin yerine getirilmemesi üzerine TİHEK’e başvurulduğunu ve ihlal kararı verildiğini belirterek, TİHEK tarafından muhataba yaptırım uygulanmasına rağmen ilgili ihlalin devam ettiğini ve görme engellilerin eserlerin elektronik kopyalarına ulaşmasına sistemsel bir çözüm getirilemediğini iddia etmiş ve başvuranın bu iddiaları doğrultusunda TİHEK görme engellilerin bilgiye erişim hakkının ihlal edilmek suretiyle ayrımcılık yapılmaması yükümlülüğünün devam ettiğini bir kez daha tespit etmiştir.

Kurul, engellilerin kültürel yaşama katılımının önemine dikkati çektikten sonra basılı eserlerin elektronik birer kopyasının derleme mükelleflerinden alınarak görme engellilerin kullanımına sunulması yükümlülüğünün muhataba yüklendiğini ortaya koyarak, ihlal kararının üzerinden 14 ay geçmesine rağmen ihlallerin devam ettiğini belirtmiştir. Bu kapsamda, Elektronik Yayın Derleme Sistemi (“EYDES”) platformu açık olmasına rağmen mükelleflerin telif hukukundan kaynaklanan endişelerle eserlerin elektronik kopyalarını vermekten kaçındığını, muhatabın ise elektronik kopyası olmayan eseri kendi koleksiyonundan alarak görme engelli kullanıcıya elektronik formatta ulaştırmaya çalıştığını ayrıca EYDES ile ilgili çalışmaların devam ettiğini tespit etmiştir. Ancak Kurul, mükelleflerin endişelerinin erişilebilirliğin sağlanmasına engel olamayacağını, EYDES platformunun yeni açılmış olmasının yetersizliğin gerekçesi olarak kabul edilemeyeceğini, muhatabın kendisinin eserlerin elektronik kopyalarını oluşturma çabalarının yetersiz olduğunu ve eserlerin elektronik kopyalarını sunmayan muhataplar hakkında yaptırım uygulanması için etkin bir mücadele verilmediğini ortaya koymuştur.

Kurul, muhatabın erişilebilirliğin sağlanması için somut, belirli bir takvime bağlı çözüm önerileri sunmadığı ve etkin bir izleme mekanizması oluşturmadığı bu nedenle TİHEK kararında yer verilen ihlalin devam ettiği kanaatindedir. Sonuç olarak Kurul, ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ve muhatap aleyhine idari para cezası uygulanması gerektiğine karar vermiştir.

Muhatap idarenin görme engellilerin elektronik kitaplara erişimi için gerekli mekanizmaları oluşturmadığı ve bu konudaki yükümlülüğü sürüncemede bıraktığı Bu durumun engelli bireyler açısından adil olmayan bir gecikmeye sebep olabileceği gibi eserin fiziksel halinin tükenmiş olması durumunda engelli bireylerin eserlere hiç ulaşamaması gibi mağduriyetler yaşanmasına da neden olabileceği mezkur kararın 28. Paragrafına da yansımıştır. Kurum ikinci ihlal kararının 28. Paragrafında; “Öncelikle belirtmek gerekir ki EHİS’in 30’uncu maddesinde de vurgulandığı üzere derleme mükelleflerinin telif haklarının ihlal edileceği endişesiyle eserleri EYDES platformuna yüklemekten kaçınması ve EYDES’in 4 yıldır aktif olan yeni bir uygulama olması muhatap Kurumun erişilebilirliği sağlama yükümlülüğünü azaltmayacak ve/ya ortadan kaldırmayacaktır. Aksine, muhatap Kurum tarafından, ihlal kararının tebliğ edilmesinden bu yana geçen süre zarfında kesin takvimler oluşturulmasıve mevcut engellerin ortadan kaldırılması için yeterli kaynak tahsis edilmesi beklenmektedir. Bu doğrultuda muhatap Kuruma, engelli bireyler için elektronik yayınların erişilebilirliğinin sağlanması amacıyla EYDES’e derleme mükelleflerince yüklenen eser sayısının artırılması için bir çalışma planı ve/ya takvimi oluşturulup oluşturulmadığı, bir takvim oluşturulduysa takvim ile birlikte bu zamana kadar gerçekleştirilen çalışmaların hangi aşamada olduğu bilgisi sorulmuştur. Buna karşılık muhatap Kurum tarafından yalnızca çalışmaların devam ettiği şeklinde genel bir bilgi sunulmuş olup çalışmalara ilişkin herhangi bir detay belirtilmemiş ve/ya bir takvim ortaya koyulamamıştır. Bununla birlikte ifade etmek gerekir ki talep edilen eserlerin EYDES’e derleme mükellefince yüklenmiş bir nüshası bulunmaması durumunda muhatap Kurum tarafından eserin kopyasının talep sahiplerine ulaştırılması; eserin fiziksel halinin muhatap Kurum tarafından bulunabilmesine bağlıdır. Bu durumun engelli bireyler açısından adil olmayan bir gecikmeye sebep olabileceği gibi eserin fiziksel halinin tükenmiş olması durumunda engelli bireylerin eserlere hiç ulaşamaması gibi mağduriyetler yaşanmasına da neden olabileceği değerlendirilmektedir.

Muhatap idarenin 6279 sayılı yasaya göre, muhatapların yayımlanan eserlerin birer elektronik kopyasını Eser Derleme Yönetim Sistemine yüklemesi için gerekli izleme ve denetim mekanizmalarını kurup, işletimini sağlaması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediği anılan kararın 29. Paragrafına şu şekilde yansımıştır: “Muhatap Kurumun erişilebilirliği sağlama yükümlülüğüne ilişkin değerlendirilmesi gereken bir diğer husus da nasıl bir izleme mekanizması öngörüldüğüne ilişkindir. Engelli Hakları Komitesine göre Taraf Devletler, erişilebilirliği sağlamak için, bölgesel ve yerel olanlar dâhil olmak üzere yetkili makamların ve kuruluşların görevlerini açık biçimde belirlemeli, etkili izleme mekanizmaları oluşturmalı ve erişilebilirlik standartlarını uygulamada başarısız olanlara karşı öngörülen yaptırımları izlemelidir.”

Anılan kararın 30. Paragrafında devamla; yayımlanan eserlerin birer elektronik kopyasını EDYS sistemine yüklemeyen muhataplar hakkında ön görülen idari para cezasının uygulanmadığını idarenin bu konudaki sorumluluğunu yerine getirmediği saptanmıştır.

30. Paragraf şöyledir: “Somut olaya ilişkin olarak; 6279 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi uyarınca Kanun’da yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükellefleri için idari yaptırım öngörülmüştür. Bu çerçevede Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Yönetmeliği’nin “İdari yaptırımlar” başlıklı 18’inci maddesi “Derleme Kanununa aykırı davrandığı tespit edilen derleme mükellefleri hakkında aynı Kanunun 10’uncu maddesinde düzenlenen yaptırımlar, derleme birimleri ve Derleme Müdürlüğünün bildirimi üzerine veya re’sen, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından uygulanır.” hükmünü haizdir. Düzenlemede idari para cezasının her ne kadar derleme mükellefinin bulunduğu yerdeki en büyük mülki amir tarafından uygulanacağı hüküm altına alınmış olsa da muhatap Kurumun en azından ihlal kararının tebliğ edildiği tarihten bu yana, bildirim yetkisini kullanması ve etkili bir izleme yapması gerekmektedir. Ancak muhatap Kurum tarafından sunulan 27/1/2023 tarihli görüş yazısında talep edilmesine rağmen bildirim ve/ya idari yaptırım verilerine ilişkin bir bilgi sunulmamıştır.

Sonuç olarak: Anılan kararın 31. Paragrafında da belirtildiği gibi; muhatap Kurum tarafından erişilebilirliğin hayata geçirilmesi adına uyarlanabilir, somut, takvime bağlı çözüm önerileri ortaya koyulmadığı ve etkin bir izleme mekanizması oluşturulmadığı, dolayısıyla, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu’nun 7/10/2021 tarihli ve 2021/253 sayılı kararı ile tespit edilen ayrımcılık yasağı ihlalinin devam ettiği ve başvuranın kültürel yaşama katılım hakkını kullanırken yeni mağduriyetler yaşadığı kanaatine varılmıştır.

Muhatap idarenin yukarıda değindiğimiz, TİHEK’in 07.10.2021 tarih ve 2021/377 Başvuru Nolu,2021/253 Karar Sayılı Mustafa Keskin Kararına karşı dava yoluna gitmesi sonucu; Ankara 23.İdare Mahkemesinin 31.10.2023 Tarih, 2023/637 ve 2023/1862 karar sayılı kararı ile idarenin davası red edilmiştir. Ankara 23. İdare Mahkemesinin bu kararında; Uyuşmazlıkta; 6279 sayılı Kanun ve Yönetmeliği gereğince basılı eserlerin derlenip düzenlenerek görme engelli bireylerin hizmetine uygun şekilde sunulması hususunda davacı idarenin yükümlüğünün bulunmasına karşın, derleme mükelleflerinin basılı eserlerinin birer nüshasını eksiksiz bir şekilde EYDES’e yüklemediği, dolayısıyla görme engelli bireylerin hizmetine tüm basılı eserlerin sunulmadığı, bu şekilde 6701 sayılı Kanun’un 3. maddesinde belirtilen ayrımcılık yasağının ihlal edildiği anlaşıldığından, aynı Kanunun 25. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” Şeklinde hüküm tesis etmesi de, sorumlu idarenin yasal zorunluluğa rağmen yükümlülüğünü yerine getirmediğine dair somut durumun tespiti açısından önemlidir.

 

 

6.3. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 16.10.2024 Tarih ve 2024/1299 Başvuru, 2024/235 Karar Sayılı Osman Sezer Kararı:

Bu konuda verilen bir diğer önemli karar ise; Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 16.10.2024 tarih ve 2024/1299 Başvuru,2024/235 KARAR Sayılı Osman Sezer kararıdır. Bu Kararda, haklı olarak işaret edildiği üzere; Fikri Mülkiyet Hukukunun ötesinde bilgiye erişim hizmetinin görme engellilere erişilebilir bir şekilde sunulmaması Ayrımcılık yapmama yasağı temelinde ihlal oluşturduğu teyid edilmektedir. Anılan kararın 40. Paragrafında; Muhatap Ankara 1 Nolu Baronun avukatların kullanımına sunduğu kütüphanedeki mevcut eserlerden görme engelli avukatların da yararlanması için yaptığı kitap tarama faaliyetlerine son vermesi şeklindeki uygulamanın haklılaştırılamadığı, muhatap Baronun ayrımcılık yasağını ihlal etmediğini kanıtlayamadığı ve bu nedenle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği kanaatine ulaşılarak; İhlalin etki ve sonucunun ağırlığı ile ihlal iddiasına muhatap Baronun 1136 sayılı Kanun uyarınca taşıdığı insan haklarını savunmak ve korumak ile avukatlık mesleği mensuplarının haklarını korumak amacı, sahip olması gereken hukuki bilgi birikimi ve güçlü hukuki konumda bulunması göz önünde bulundurularak ihlal konusu eylemle ilgili muhatap Baroya üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

 

8- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bu yazının yazılma motivasyonunu 22 Şubat 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu madde 8/1- d maddesinde açıkça ifade edilen yükümlülüğün 12 yılı aşkın süredir yerine getirilmemesi ve bunun sonucunda da engelli vatandaşlarımızın, ülkemizin taraf olduğu BM Engelli Hakları Sözleşmesi ve Kör, Görme Engelli ve Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşması’ndan doğan bilgiye erişim hakkının yıllardır süre giden ihlal durumunu ortaya koymak ve bu konuda gerekli tedbirlerin alınması hususuna dikkat çekmek oluşturmaktadır.

Zaman zaman bu konuda ilgili idareye yapılan başvurular; idarenin telif haklarının korunması maksadıyla, Elektronik Yayın Derleme Sistemi’ni (EYDeS) tam anlamıyla hayata geçiremedikleri gerekçesiyle sonuçsuz kalmıştır. Oysaki yukarıda değindiğimiz ulusal ve uluslararası düzenlemelerden de açıkça anlaşıldığı üzere bu sistemin hayata geçirilmesinde telif haklarının ihlalini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

Nitekim yukarıda değindiğimiz TİHEK kararlarında da böyle bir endişenin yersiz olduğu tespiti yapılmıştır. 2021/253 karar sayılı TİHEK kararının 31. Paragrafında da dikkat çekildiği gibi; Derleme mükelleflerinin telif haklarının ihlal edileceği endişesiyle eserleri EYDeS platformuna yüklemekten kaçınması muhatap idarenin sorumluluğunu azaltmayacak veya ortadan kaldırmayacaktır. İlgili mevzuat ile bahsi geçen eserlerin derlenip düzenlenerek görme engellilerin hizmetine uygun şekilde sunulması hususunda muhatap idare yükümlü kılınmıştır. Bu hususta 6279 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi uyarınca Kanunda yer alan sorumluluklarım yerine getirmeyen derleme mükellefine, bulunduğu yerdeki en büyük mülki amir tarafından idari para cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla burada, telif hakkı ihlalinden söz etmenin aksine, bu hizmetin yerine getirilmesini engellemek amacıyla derleme eserleri süresinde ilgili idareye göndermeyen derleme mükelleflerine; anılan para cezalarının tatbiki için yetkili mülki idareye bildirimde bulunma zorunluluğu getirilmiştir. Aynı hususlar, 2023/350 karar sayılı TİHEK kararının 30. Paragrafında da daha çarpıcı bir şekilde yinelenmiştir.

Ayrıca, Kör, Görme Engelli veya Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin -Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşmasının 3. maddesine göre yararlanıcı kişi konumunda olan görme engelli bireylerin Mezkur Anlaşma’nın 4/1 (a) bendine göre umuma arz edilmiş her türlü yazılı edebiyat ve sanat eserlerinin erişebilir formatlarına ulaşmasının sağlanması gerekmektedir. Bu bağlamda, İlk olarak, hali hazırda, birçok üniversite, dernek ve vakıf, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ek 11 inci maddesine dayanarak gönüllülerin desteğiyle elektronik ortama aktarabildikleri eserleri görme engellilerin hizmetine sunarak, idarenin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğan ihtiyacı gidermeye çalışmaktadır. Dolayısıyla piyasada bu durum bir telif hakkı ihlali sorunu doğurmadığı gibi, ilgili idarenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıkan hizmet boşluğunu doldurmaktadır.

Öte yandan idarenin telif hakları hassasiyeti yukarıda değinilen ulusal ve uluslararası düzenlemelerin yanı sıra özel olarak Marakeş Anlaşmasının engelli istisnasına ilişkin temel düzenlemesi karşısında da anlamsız kalmaktadır. Marakeş Anlaşmasının engelli istisnasına ilişkin temel düzenlemesi 2-12. maddelerde hükme bağlanmıştır. Öncelikle Anlaşmanın 2 ve 3. maddelerinde üye ülkelerin engelli istisnasına ilişkin yükümlülüklerinin belirlenmesinde esas alınacak unsurların tanımı yapılmıştır. Tanımı yapılan dört temel kavram mevcuttur. Bunlar, sırasıyla “eser”, “ erişilebilir format kopya’’, “yetkili kuruluş” ve ““yararlanıcı kişi” kavramlarıdır. Sözü geçen ilk üç kavram “Tanımlar” başlığını taşıyan 2. maddede açıklanmıştır. 3. madde de ise, engelli istisnasından yararlanacak kişileri belirleyen “yararlanıcı kişi” kavramını tanımlanmıştır. Ayrıca, Anlaşmanın engelli istisnasına ilişkin temel hükümleri 2-12 maddelerinde yer almaktadır. Anlaşmanın 4. maddesi âkit devletlere, telif hakları ile ilgili yasalarında, eserlerin yararlanıcılar için erişilebilir formattaki nüshalarının elverişliliğini kolaylaştırmak için, WIPO Telif Hakları Anlaşması ile sağlanan çoğaltma hakkı, yayma hakkı ve kamuya iletim hakkına yönelik sınırlama ve istisna sağlamak yükümlülüğü getirmektedir. Âkit devletler ayrıca isterlerse, söz konusu eserlerin temsil hakkına ilişkin de sınırlama ya da istisna tanıyabilirler. Bunun yanı sıra, anlaşmanın 5. Ve 6. maddelerinde; yararlanıcıların kullanımı için erişilebilir formattaki kopyaların sınır ötesi değişimi ve ithalatına izin vermek de üye ülkelere getirilen bir diğer yükümlülüktür. Dolayısıyla ilgili idare tarafından; Kör, Görme Engelli veya Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin -Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşmasının 3. maddesine göre yararlanıcı kişi konumunda olan görme engelli bireylerin Mezkur Anlaşma’nın 4/1 (a) bendine göre umuma arz edilmiş her türlü yazılı edebiyat ve sanat eserlerinin erişebilir formatlarına ulaşmasının sağlanması gerekeceği açıktır.

Kaldı ki, Yasakoyucu, görme engellilerin bilgiye erişim haklarının gözetilmesi için 6279 sayılı kanun ile telif haklarına müdahalede bulunarak, görme engelli vatandaşlar için bir istisna tanımıştır. Yasa koyucunun bu açık iradesine rağmen, bu hizmeti sunacak idarenin kendini yasa koyucunun yerine koyup ve yasamanın yetkilerini gaspederek, açık kanun maddesini yok sayması ve kendi görev alanı dairesinde telif hakları konusunda farklı yorumlamalara gitmesi anlaşılır bir durum değildir. Öte yandan muhatap idarenin böyle davranması idarenin kanuniliği ilkesine de aykırıdır. Anayasa’nın 123’üncü maddesinde idarenin kanuniliği vurgulanmış olup, idare kanunun verdiği görevle bağlı kılınmıştır. Dolayısıyla bu hizmeti sunacak idarenin kanunda açıkça ortaya konulan görevi yerine getirilmesi Anayasa’dan doğan bir zorunluluktur.

Yukarıda değindiğimiz ulusal ve uluslararası düzenlemelere rağmen idarenin görme engellilere elektronik eser hizmeti sunamaması manidardır. Buna karşılık konuşan kitaplık hizmetinden söz edilerek talebin bu şekilde karşılanmaya çalışılması tam manasıyla görme engelli vatandaşlara yapılan bir ayrımcılıktır. Kaldı ki konuşan kitaplıklar bünyesinde bir çok eksikler barındırmakta olup, bu haliyle görme engelli bireylerin ihtiyacını karşılamamaktadır. Çoğu görme engelli, edebi eserleri sesli kitap olarak dinlemeyi tercih etmektedir. Ancak özellikle akademik eserlerin sesli kitap olarak dinlenmesi mümkün ve işlevsel değildir. Görme engellinin bilgisayarında, ekran okuyucu program aracılığıyla o eseriin elektronik formatını okuması gerekmektedir. Bu konuyu somut bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse, yukarıda değindiğimiz TİHEK kararlarının başvurucusu sıfatını taşıyan Mustafa Keskin hukuk doktorası yapmaktadır. Mustafa Keskin’in akademik eser ortaya koyabilmesi için akademik eserlerin ilgili bölümlerini okuması ve sayfa sayılarını dikkate alarak o eserlere atıf yapabilmesi gerekmektedir. Gönüllüler tarafından okunmuş sesli kitaplarda bu mümkün değildir. Dolayısıyla Mustafa Keskin’in elektronik esere sahip olması, bilgisayarında ekran okuyucu program aracılığıyla eserin ilgili bölümüne gitmesi ve atıf yapmak istediğinde elektronik eserin sayfa sayısına bakıp atfını gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bunlar da ancak elektronik eserlerle mümkün olmaktadır. Yeri gelmişken belirtmek isteriz ki, görüldüğü gibi idarenin kanuni yükümlülüğünü yerine getirmemesi, görme engelli vatandaşın sadece bilgiye erişim hakkını değil, eğitim ve çalışma hakkını da kötü yönde etkilemektedir.

Yine muhatap idareye elektronik kitap talebi için başvuran görme engelli bireylere; idare, EYDeS platformunda eserlerin görme engellilerin hizmetine sunumu için çalışmaların devam ettiği ve telif koruması devam eden eserler için güvenlik önlemlerinin alınmakta olduğu gerekçeleriyle tüm eserlerin görme engellilerin hizmetine sunulamadığını, EYDeS platformu bünyesinde bulunan eserlerin talep halinde görme engelli bireylerin hizmetine sunulduğu ve fakat sistemde tüm eserlerin bulunmadığını belirterek şeklinde cevap vermektedir. Hizmetin bu şekilde görme engelli bireylere sunulması yukarıda değindiğimiz TİHEK kararlarında da saptandığı gibi görme engellilere yönelik ayrımcı bir uygulamadır. Şöyle ki:2021/253 karar sayılı TİHEK kararının 35. Paragrafında açıklandığı gibi; Engelli bireylerin kültürel ve sosyal yaşama diğer bireylerle eşit koşullar altında katılabilmeleri için bilgiye ve iletişime, engelli olmayan kişilere kıyasla eşit şekilde erişmeleri gerekmektedir. Somut olayda Milli Kütüphane tarafından eserlerin elektronik kopyalarının hizmete sunulduğu EYDeS platformuna görme engelli bireylerin erişimlerinin tam anlamıyla sağlanmadığı görülmektedir. Engelli bireylerin erişim hakkını eşit bir şekildi kullanabilmeleri için erişilebilirliğin mümkün olan en kısa zamanda sağlanması gerekir. Erişilebilirliğin gecikmeli olarak sağlanması da erişilebilirliğin tam olarak sağlanmaması sonucunu doğuracaktır.

Görme engelli bireylerin elektronik kitap talebi, 5846 sayılı yasanın sınırlılıklarından bahsedilerek, derleme eserlerin elektronik ortamda görme engellilerin hizmetine sunulamayacağı yönündeki direnme aslında tamamen temelsizdir. Şöyleki: Bir an olsun idarenin bu tür geri çevirmelerinin doğru olduğunu düşünsek bile, bu düşüncenin T.C. Anayasasının 90. maddesi karşısında hiçbir hukuksal değer taşımamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın m. 90/son fıkrası hükmüne göre, usulüne uygun yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. Yine usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır. Bu nedenle, görme engelli bireylerin elektronik kitap talebi; FSEK Ek m. 11 gereğince yerine getirilemiyorsa dahi, bu taleplerin Marakeş Anlaşması uyarınca yerine getirilmesi zorunluluk oluşturmaktadır. Ayrıca, bu hizmetin sunulamamasına; 5846 sayılı yasanın ek 11. maddesinin gerekçe gösterilmesi yukarıda değindiğimiz TİHEK kararları karşısında da anlamsız hale gelmektedir.

Marakeş Anlaşması m. 4’te ise format kopyanın makul şartlarda ve ticari yollardan temin edilememesi koşulu düzenlenmiştir. Yani piyasadan makul şartlarda ve ticari olarak elde edilememe durumu yeterli kabul edilecektir. Yayınevinin bir eseri engellilerin kullanıma uygun piyasaya sunması yetmeyecek bu eserin makul şartlarda ekonomik olarak engelli bireyler tarafından temin edilip edilmediği değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Netice itibarıyla engellilerin çoğunun sosyo-ekonomik durumlarının iyi olmadığı göz önüne alındığında, piyasada engellilere yönelik format eserler olsa dahi engellilerin bu formatları ticari olarak satın alma imkânlarının olmaması nedeniyle istisna kapsamı genişletilmesi talep edilebilecektir.

Marakeş Anlaşması tanımlar madde 2’de “Yayımlanmış veya herhangi bir ortamda kamuya sunulmuş olması koşuluyla, metin, notasyon veya bunlarla ilişkili illüstrasyon formundaki, Bern Sözleşmesinin 2/1 hükmü anlamında, edebiyat ve sanat eserlerini” düzenlemiştir. Yani metin, notasyon veya bunlarla ilgili illüstrasyon formu olarak daha geniş kapsamlıdır. Marekeş Anlaşması’nda Bern Anlaşması’na yapılan atıfla ilim ve edebiyat eserinin: kitap, dergi gibi kağıt; bilgisayar, CD, VCD gibi sayısal ortamda kayıtlı olması, sesli kitaplar gibi, işitsel versiyonları da bu kapsamdadır.

Marakeş Anlaşması, FSEK Ek m. 11 çoğaltma ve kamuya ödünç verme ile ilgili getirmiş olduğu istisnayı daha da genişleterek, umuma iletim hakkına da zorunlu istisna getirmiştir.

Görme Engelliler basılı eserlere, sesli kitap veya e-kitap formatlarında erişebilmektediler. Ülkemizdeki mevcut durumu aşağıdaki şekilde özetlemek isteriz.

 Sesli kitaplar ülkemizde gönüllülerce seslendirilmektedir. Milli Kütüphane, Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Merkezi, Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı gibi, kamu kurumları veya dernekler bu sesli kitapları görme engellilerin istifadesine sunmaktadır. Bu kitapların sayısı yayımlanan eser sayısına nazaran azdır. Sesli kitaplar gönüllülerin tercihleriyle bağlantılı olduğundan, genellikle edebi eserlerden oluşmaktadır. Bilimsel eserlerin sesli kitap olarak sunulması, araştırmacılar içinde zorluk arz etmektedir. Sesli kitaptan yararlanan araştırmacı, sayfaya atıf yapma, dipnota gitme gibi akademik hususlarda sıkıntılarla karşılaşmaktadır. Dolayısıyla akademik çalışma yürüten görme engelliler, e-kitabı tercih etmektedir.

Ülkemizde e-kitap satışı, basılı eser satışından azdır. Dolayısıyla basılı kitaplar, genellikle gönüllülerin şahsi çabasıyla e-kitaba dönüştürüldüğünde, görme engellilerce okunabilmektedir. E-kitaplar, sesli kitaplar gibi, gönüllü faaliyetin bir ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Yahut ekonomik gücü tarayıcı almaya yeten görme engelliler, kendi gayretleriyle, aldıkları basılı eserleri tarayarak e-kitaba dönüştürmeye çalışmaktadır.

TİHEK’in ihlal kararlarından sonra, Milli Kütüphane, talep halinde, kütüphane bünyesinde olan kitapları tarayıp görme engellilere iletmektedir. Yayınevlerinden e-kitapların derlenip görme engellilerin kullanılmamasına sunulmayıp Kütüphane bünyesindeki kitapların taranarak görme engelliere sunulmasında, aşağıdaki problemlerle karşılaşılmaktadır:

1. Talep edilecek kitapların, sadece Kütüphane’deki mevcut kitaplarla sınırlı olması, yayımlanan her basılı esere erişememe sorunu doğurmaktadır. Hukukçular, güncel yayınları takip etmek zorundadır. Dolayısıyla profesyonel yaşamı veya akademik çalışmaları sırasında, yayımlanan kitaba hemen erişmek istemektedir. Ama bu uygulamada, kitabın Kütüphane bünyesinde olması gerekmektedir. Eğer kanun uygulanır ve yayımlanan tüm eserler, e-kitap olarak görme engellilere sunulursa, bu problem yaşanmayacaktır.

2. Eserler, e-kitap formatında alınmayıp taranarak gönderilmesi eserde bozulmalara neden olmaktadır. Bu da ekran okuyucu programlarla kitabın okunmasında problemlere yol açmaktadır. 

 3. Eserin taranması için geçen süre, özellikle öğrenciler için önemlidir. Konuyla ilgilenen personelin çalışma yüküyle de bağlı olarak, 7-10 günlük gecikmeler olmaktadır. Özellikle üniversite öğrencilerinin haftalık okumalarında bu büyük bir problem arz etmektedir. Davasına çalışan avukat için de bu gecikme yatsınamaz boyuttadır.

Özet olarak; her ne kadar derleme eserlerin elektronik ortamda, görme engellilerin sunulmasına ilişkin 5846 sayılı yasada bir sınırlandırma ön görülmemiş ise de, ülkemizde de yürürlüğe girerek kanun hükmü niteliğini kazanan Marakeş Anlaşması telif hakları başta olmak üzere bu hizmetin görme engellilere sunulmasında hiçbir yasal sorunun olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Yani, FSEK Ek. m. 11’de olmayan erişebilir format kopyanın ancak yasal bir nüshadan yapılabileceği de Marekeş Anlaşmasında açıkça ifade edilmiştir. Yine bir başka önemli nokta da; mali haklar açısından: FSEK Ek m. 11 sadece çoğaltma ve kamuya ödünç verme ile sınırlı bir istisna düzenlemişken Marakeş Anlaşması bunlara ek olarak umuma iletim hakkına da zorunlu istisna getirmiştir. Yine, FSEK Ek m. 11’de; alenileşmiş veya yayınlanmış ilim ve edebiyat alanındaki yazılı eserlerle sınırlı bir istisna söz konusudur. Marakeş Anlaşması ise tanımlar madde 2’de “Yayımlanmış veya herhangi bir ortamda kamuya sunulmuş olması koşuluyla, metin, notasyon veya bunlarla ilişkili illüstrasyon formundaki, Bern Sözleşmesinin 2/1 hükmü anlamında, edebiyat ve sanat eserlerini” düzenlemiştir. Yani metin, notasyon veya bunlarla ilgili illüstrasyon formu olarak daha geniş kapsamlıdır. Marekeş Anlaşması’nda Bern Anlaşması’na yapılan atıfla ilim ve edebiyat eserinin: kitap, dergi gibi kağıt; bilgisayar, CD, VCD gibi sayısal ortamda kayıtlı olması, sesli kitaplar gibi, işitsel versiyonları da bu kapsamdadır.

Nihayetinde; Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 16.10.2024 tarih ve 2024/1299 Başvuru,2024/235 KARAR Sayılı Osman Sezer Kararında haklı olarak işaret edildiği üzere; Fikri Mülkiyet Hukukunun ötesinde bilgiye erişim hizmetinin görme engellilere erişilebilir bir şekilde sunulmaması Ayrımcılık yapmama yasağı temelinde ihlal oluşturduğunu teyid etmektedir.

Sonuç olarak; Yukarıda ulusal ve uluslararası dayanakları ile gösterdiğimiz Bilgiye Erişim Hakının önemli bir boyutunu oluşturan görme engellilerin kültürel, sanatsal, bilimsel ve edebi eserlere erişiminin sağlanması için 6279 sayılı Derleme Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (g) ve (ğ) bentlerinde belirlenen yayımlanmış veya internet ortamında ilk iletimi yapılmış eserlerin elektronik kopyaları, görme engellilerin kullanımına sunulmak amacıyla, Milli Kütüphane Başkanlığı’na gönderilmektedir. Bu meyanda; kültürel, sanatsal, bilimsel ve edebi eserlerin elektronik ortamda görme engellilerin hizmetine sunulması için gerekli yapının kurulması ve hizmetin sunulması gerekmektedir. Son olarak, temel insan hakkı olan Bilgi Edinme Hakkı temelinde görme engelli bireylerin bilgiye erişimlerinin önündeki tüm engellerin zaman kaybedilmeksizin bir an önce kaldırılması için çalışmalara başlanmalıdır.

 

KAYNAKLAR

Alıca Türkay, Önder Bülent, “Engellilerin Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşması ve Olası Etkileri”, Ankara Barosu, Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi (FMR), Sayı: 1 2014

Ateş Mustafa, Bir Engelli İstisnası mı Yoksa İstisnai Bir Engel mi?: FSEK Ek Madde 11 Üzerine Eleştirel Bir İnceleme, Sabahattin Zaim Üniversitesi, https://akademik.izu.edu.tr › mustafa.ates › makaleler-2009

Boran Melahat, Görme Engelli veya Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşmasının Onaylanmasının Sonuçları, https: fikrimulkiyet.com › Telif

Fidan M.Samet, Fikir ve sanat eserlerindeki engellilerin yararına kullanım istisnası, Yarasa Hukuk E-Dergi, www.gozevhukuk.org.tr

Karcı Mert, Kamu Yönetimi Temel Kanunundan Günümüze Türkiye’de Bilgi Edinme Hakkı Mevzuatının Gelişimi İncelenmesi, (2019), Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, 2019, 1 - 18,

Oral Zeynep, Okyayuz Şirin, Covid-19 Pandemi Sürecinde 14 Kuralın Türk İşaret Dili Çevirileri Üzerine İnceleme, (2020), Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi, Sayı 29, 2020, 117 - 138

Öner Şimşek Aslı, Engelli Bireylerin Bilgi Edinme Hakkı: Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin Yaklaşımı Bağlamında Bir Değerlendirme, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 18, Sayı 1, s 409-444, 2021.

SAĞLAMTUNÇ Tülin, Görme Engelliler ve Kütüphanecilik Hizmetleri, Bilgi Dünyası, 2010,s, 178-191

SOYKAN Cavidan, Bir İnsan Hakkı Olarak Bilgi Edinme Hakkı, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara-2006

5825 Sayılı Kanun ile Onaylanan Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (EHİS)

7299 Sayılı Kanun ile Onaylanan Kör, Görme Engelli veya Başka Bir Nedenle Basılı Materyal Okuma Engelli Kişilerin Yayımlanmış Eserlere Erişiminin Kolaylaştırılmasına Dair Marakeş Anlaşması

BM Engelli Hakları Komitesinin Erişilebilirlik İle İlgili 2 Nolu Yorumu

BM Engelli Hakları Komitesi’nin Türkiye’nin ilk raporuna ilişkin Nihai Gözlemlere Dair Rapor

T.C. Anayasası

5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

6279 Sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu

Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Yönetmeliği

Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik

Sağırların, İşitme ve Görme Engellilerin Yayin Hizmetlerine Erişiminin İyileştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik.

Elektronik Yayınların Derlenme Usul ve Esasları Hakkında Kullanım Klavuzu

 

ELEKTRONİK YAYINLARIN DERLENME USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE

Ulaşılabilirlik Stratejisi ve Ulusal Eylem Planı

Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı (2023-2025)

4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu

Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu Tarafından Hazırlanan Bilgi Edinme Hakkına İlişkin Çalışma

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 07.10.2021 tarih ve 2021/377 Başvuru,2021/253 KARAR Sayılı Mustafa KESKİN KARARI

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 02.05.2023 tarih ve 2022/690 Başvuru,2023/350 KARAR Sayılı Mustafa KESKİN KARARI

Ankara 23.İdare Mahkemesinin 31.10.2023 Tarih, 2023/637 ve 2023/1862 karar sayılı kararı

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 16.10.2024 tarih ve 2024/1299 Başvuru,2024/235 KARAR Sayılı Osman Sezer KARARI