2860 SAYILI YARDIM TOPLAMA KANUNU: ZAAFLAR, İSTİSMARA ZEMİN OLUŞTURAN DÜZENLEMELER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ HAKKINDA BETİMLEMELİ BİR DEĞERLENDİRME
Hazırlayan: Av. Hikmet KARADAĞ
ÖZET
2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu, ülkemizde yardımların düzenli ve güvenli bir şekilde toplanmasını amaçlayan önemli bir yasal düzenlemedir. Ancak, kanunun uygulama sürecinde ortaya çıkan bazı olumsuzluklar ve eksiklikler, yardım toplama faaliyetlerinin etkinliğini ve güvenilirliğini zaman zaman zedelemektedir. Bu çalışma, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun maddelerini betinleme yöntemi ile değerlendirmek suretiyle, istismara açık yanlarını ve eksikliklerini detaylı bir şekilde ele alıp, bu sorunlara yönelik alternatif çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır.
Çalışmada, öncelikle kanunun mevcut uygulamaları ve bu uygulamalarda karşılaşılan sorunlar incelenecek, ardından bu sorunların çözümüne yönelik öneriler ve stratejiler üzerinde durulacaktır. Amacımız, yardım toplama faaliyetlerinin daha şeffaf, güvenilir ve etkili bir şekilde yürütülmesine katkı sağlamaktır.
GİRİŞ
TBMM’de 23.06.1983 tarihinde kabul edilen, 2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu, 25.06.1983 tarih ve 18088 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun Birinci Bölümünde; Amaç, Kapsam, Yardım toplayabilecek olanlar, Yardımın isteğe bağlı olması ve Yardım toplama şekilleri düzenlenmiştir. Kanunun İkinci Bölümünde; İzin prosedürü, İzin Vermeye Yetkili Makamlar, Yardım toplama süresi ve Başvuru şekli hakkında düzenlemeler yer almaktadır. Kanunun Üçüncü Bölümünde; yardım toplayan kişi ve kurumların Çalışma Usul ve Esasları ile sorumlulukları düzenlenmiştir. Kanunun Dördüncü Bölümünde; Faaliyetlerin denetimi, kesin hesabın çıkarılması, denetleme raporu düzenleme gibi denetim ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Kanunun Altıncı Bölümünde; yardım toplama faaliyetinin giderleri, artan yardımın ne yapılacağı, makbuz, pul gibi yardım toplamada kullanılan kağıtları basan basımevlerinin sorumluluğu, yabancı temsilciliklerce yardım toplama, yardımın devlet malı sayılması ve Kanun hükümlerine aykırı olarak yardım toplanması halinde uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir. Kanunun Beşinci bölümü ise, 29/5/1986 tarih ve 3294 sayılı kanunun 10. Maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
YARDIM TOPLAMA KANUNUNUN AMACI
Kanunun amacı 1. Maddede düzenlenmiştir. Bu Kanunun amacı; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun amaç maddesi, yardım toplama faaliyetlerini sınırlarını çizmektedir. Bu madde, yardım toplama sürecini ve buna ilişkin yetkileri belirlemek üzere oluşturulmuş temel bir çerçeveyi ifade etmektedir.
Yardım toplamaya kimlerin yetkili olduğu, kanun tarafından açıkça sınırlandırılmaktadır. Bu, yardımların güvenilir ve denetim altında toplanmasını sağlamak için önemli bir adımdır. Bu yetkili kişi ve kuruluşların yardımları hangi amaçla toplayabileceği de kanun kapsamında netleştirilmektedir. Böylece, yardım faaliyetlerinin belirli bir doğruluk ve şeffaflık içinde yürütülmesi hedeflenmektedir. Yardım toplama sürecinin nasıl işleyeceği, toplanan yardımların nerede ve nasıl kullanılacağı, bu yardımların denetimi gibi kritik noktalar detaylı şekilde düzenlenmektedir.
Kanunun amaç maddesi, bir nevi yardım toplama kurallarının ve sınırlarının çerçevesini çizen bir temel taşı niteliğindedir. Yardım toplama süreçlerine olan güveni artırmayı ve düzeni sağlamayı amaçlar. Bu düzenlemeyle, herhangi bir kötüye kullanımın önüne geçilmesi ve ihtiyaç sahiplerine en doğru şekilde destek verilmesi hedeflenmektedir.
YARDIM TOPLAMA KANUNUNUN KAPSAMI
2860 sayılı kanununun kapsamı, kanunun 2. Maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. Fıkrasında; kanunun kapsamı çizilmiştir. Buna göre kapsamı; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşların, amaçlarına ve kamu yararına uygun olarak, yardım toplama faaliyetlerine ait esasları kapsar. Şeklinde tanımlanmıştır.
Kanun, sadece belirli kişi ve kuruluşlara yardım toplama yetkisi vermektedir. Burada “yetkili” kavramı, yardım toplama sürecinin yalnızca gerekli kriterlere sahip kişiler ve kuruluşlar tarafından yürütülebileceğini ifade etmektedir. Bu, sistemdeki kontrol ve güvenilirliği sağlamak için önemli bir noktadır. Aynı zamanda, Yardım toplama faaliyetlerinin sadece belirlenen amaçlara ve kamu yararına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yani, bu faaliyetlerin bireysel çıkarlar veya kötü niyetli amaçlar için kullanılması kanunun kapsamı dışında kalmaktadır. Böylece toplumsal güvenin zedelenmesinin önüne geçilmek istenmektedir. Öte yandan, Yardım toplama sürecine ait esaslar, yani hangi kurallar çerçevesinde bu işlemlerin yapılacağı, bu kapsam içerisinde düzenlenmiştir. Burada esaslar, belirli bir standart ve düzen sağlama amacı taşımaktadır, aynı zamanda herkesin bu kurallara uygun şekilde hareket etmesini zorunlu kılmaktadır.
Yardım toplama faaliyetlerinin sınırını çizen Bu fıkra, yardım toplama süreçlerini karmaşadan uzaklaştırmayı, şeffaflıkla yönetmeyi ve halkın güvenini artırmayı amaçlamaktadır. Kuralları belirlerken, kamu yararını ve güvenilirliği merkezine alan bir yaklaşım benimsenmiştir.
Kanunun kapsamı dışında bırakılan faaliyetler ise aynı maddenin 2. Fıkrasında düzenlenmiştir. 2860 sayılı kanun ; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışında bırakılmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılan bağışlar, kanunun 2. Maddesinin 2.fıkrası ile 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun kapsamı dışında bırakılması uygulamada bazı sorunlara yol açmaktadır.
Şöyle ki: Bu şekilde toplanan yardımlar ve ödentiler, 2860 sayılı Kanunun düzenlemelerinden istisna tutulması, bu tür gelirlerin etkin bir şekilde denetimini engellemektedir. Mesela, bu yardımların nasıl toplanacağı ve kullanılacağı hususları denetlendiğinde belirsizlik yaratacaktır. Bu yardımlar, resmi denetim mekanizmalarının kapsamı dışında olduğu için, yanlış kullanım veya ihlal durumlarında sorumluların belirlenmesi ve yaptırımların uygulanması zor olacaktır.
Yardım toplama faaliyetlerinin kanunun kapsamı dışında bırakılması durumunda, bu faaliyetlerin kamu yararına uygun olup olmadığı ve amaçlarına uygun olup olmadığı dikkate alınması gerekmektedir. Eğer kamu yararına uygun ve amaçlarına uygun bulunursa, bu faaliyetler hukuki bir sorun yaratmayacağı sözkonusu ise de, bu denetimin yapılmaması sorunun başlangıç noktasını oluşturacaktır.
YARDIM TOPLAYABİLECEK OLANLAR
Kanunun 3. Maddesi kimlerin yardım toplayabileceğini ve hangi sebeplere dayanarak yardım toplayabileceklerini düzenlemektedir.
Buna göre, gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergilerin yardım toplayabilecekleri düzenlenmiştir. Bu kişilerin Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere yardım toplayabilecekleri düzenlenmiştir. Öncelikle bu düzenleme kendi içinde bir çok sorunu barındırmaktadır.
Kamu yararına hizmet etmek, muhtaçlara yardım sağlamak ve kamu hizmetlerine destek olmak amacıyla yardım toplama, soyut ve sınırları belirgin olmayan kavramlara dayandığı için bazı sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların başında, amaçların belirsizliği ve keyfi yorumlama gelmektedir. Ayrıca, bu soyut kavramlar, kötü niyetli kişiler tarafından suistimale açıktır. Dolayısıyla toplanan yardımların gerçekten amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı denetlemekte zorluklar yaşanacaktır. Yardım toplama nedenleri net ve somut olmadığı için, toplanan yardımların nasıl kullanılacağı konusunda belirsizlikler yaşanacaktır. Hedefin soyut ve muhlak olması, Toplanan yardımların etkin ve amaca uygun kullanılamamasına ve haliyle kaynak israfına yol açacaktır. Ayrıca, Yardımların nasıl kullanılacağına dair belirsizlikler, toplumda güven sorunlarına neden olacaktır.
Yardım toplamada, bu gibi sorunların önüne geçilmesi için daha somut ve belirli çerçeveler oluşturulmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Hem yardım toplayanların hem de yardımseverlerin güvenini artırmak ve yardımların daha etkin bir şekilde yerine ulaşmasını sağlamak amacıyla, yardım toplama süreçlerinin daha profesyonel, şeffaf ve amacına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak bir altyapının oluşturulması gerekmektedir. Bu düzenlemeler yapılırken, şu unsurlara dikkat edilmelidir:
Yardım toplama faaliyetlerinin amacının net olarak belirlenmesi ve somut projelerle desteklenmesinin sağlanması;
Yardım toplama süreçlerinin ve toplanan yardımın kullanımının şeffaf bir şekilde takip edilmesi ve kamuoyuyla paylaşılmasının zorunlu hale getirilmesi;
Yardım toplayan kişi, STK, kurum ve kuruluşların düzenli olarak rapor sunmaları ve bağımsız denetim mekanizmalarıyla denetlenmelerinin sağlanması;
Yardım toplayanların yardım toplama süreçleri ve etik kurallar konusunda eğitilmeleri
Yardım toplama faaliyetlerinde bulunacakların belirli sertifikasyon süreçlerinden geçirilmesi ve uygunluk denetimlerinin yapılmasının sağlanması
Bu söylediklerimizi, özellikle engellilere yapılacak yardım toplama faaliyetleri üzerinden somutlaştırararak açıklamaya çalışalım;
Örneğin; Bir dernek, “engellilere destek olmak” amacıyla yardım topluyor. Ancak, bu yardımın hangi spesifik ihtiyaçlara yönelik kullanılacağı belirsiz. Yardımlar toplandıktan sonra bazı sorunlar yaşanıyor:
Yardım toplanırken genel bir “engelli yardımı” ifadesi kullanılıyor. Yardımın ne için kullanılacağı net olmadığında, yardımseverler onlara verilen sözlerin tutulup tutulmadığından emin olamıyor. Yardımların nerede ve nasıl kullanıldığına dair yeterli raporlama yapılmadığı için, toplanan paranın gerçekten engellilere ulaşıp ulaşmadığı sorgulanamıyor. Bazı kurnaz kişiler, genel ifadeler kullanarak yardım toplarken, toplanan bu yardımları başka amaçlarla kullanma riski taşıyor. Bu durum, genel olarak yardım toplama güvenliğini zedeleyebiliyor.
İşte bu tür sorunları önlemek için önerilen düzenlemeler:
a. Yardım toplama amacını daha spesifik ve somut hale getirmek. Örneğin, “görme engelli çocuklar için eğitim malzemeleri», «engellilere meslek edindirme olanağı sağlama”, “engelli üniversite öğrencilerine burs imkanı sağlama” gibi net projeler yapmak.
b. Yardımların nasıl harcandığını belgelemek ve bu raporları düzenli olarak kamuoyuyla paylaşmak. Yardımların her aşaması için detaylı açıklamalar vermek.
- Mesela: Toplanan yardım ile x sayıda engelli öğrenciye burs verildi, y sayıda engelliye meslek edindirme olanağı sağlandı gibi.
YARDIMIN İSTEĞE BAĞLI OLMASI
Kanunun 4. Maddesi Yardımın niteliği hakkında bir düzenlemedir. Mezkur düzenlemeye göre, “Yardım isteğe bağlıdır. Kişi ve kuruluşlar yardımda bulunmaya zorlanamaz.” Bu maddeye göre, yardım faaliyetlerinin gönüllülük esasına dayandığı vurgulanmaktadır. Yardımda bulunma kararı tamamen yardımda bulunmak isteyenlerin iradesine bırakılmıştır. Yine bu maddeye göre, Kişi ve kuruluşlar yardımda bulunmaya zorlanamaz. Yardım toplama kampanyalarına katılım tamamen isteğe bağlıdır.
Madde 4, yardım faaliyetlerinin gönüllülük esasına dayalı olmasını sağlayarak, bireylerin ve kuruluşların özgür iradeleriyle yardımda bulunmalarını teşvik eder. Bu, yardımların daha samimi ve amacına uygun olmasını sağlar. Ayrıca, zorunlu yardımların önlenmesi, etik ve hukuki açıdan koruma sağlar. Böylece, yardım faaliyetlerinin daha şeffaf ve güvenilir bir şekilde yürütülmesi mümkün olur.
- Bu maddenin temel prensibi, yardımda bulunmanın gönüllülük esasına dayalı olmasıdır. Bu, bireylerin ve kuruluşların özgür iradeleriyle karar verme yetisini korur ve yardımın samimiyetini artırır.
Ancak, sistem uygulamada hiçte belirtildiği şekilde işlememektedir. Genelde idarecilerin insiyatifi ile Yardımda bulunmak zorunlu hale getirilmekte, böylece bireylerin ve kuruluşların üzerinde baskı oluşturulmaktadır. Bu şekilde toplanan yardımların amacına uygun kullanılmaması riski ortaya çıkmaktadır. Bu tür durumlar bazı etik ve ahlaki sorunlara yol açmaktadır.
Asıl olan, yardımda bulunanların gönüllü olarak yardım etmeleri beklenirken, duygusal veya psikolojik baskıya maruz kalmaları, onların özgür iradelerini sınırlayarak yardımda bulunulan gruplar aleyhine olumsuz tutum ve davranışların oluşumuna yol açabilir. Bu şekilde yardımın zorunlu kılınması, bireyler arasında yardım etme yükümlülüğünün eşit dağılmamasına yol açacak ve bu durum da adaletsizlik hissi yaratacaktır. Haliyle, kimisi üzerinde daha fazla baskı hissedecektir. Doğal olarak, gönüllülük esasına dayalı olması gereken bir eylemin baskı nedeniyle yapılması, yardımın samimiyetini ve değerini azaltacaktır.
- Örnek: Öğrencilerden zarf dağıtarak veya eşya piyangosu düzenleyerek yardım toplama yöntemi, bir iş yerinde çalışanlardan veya kışlada askerlerden eşya piyangosu bileti satın alınmasının zorunlu tutulması şeklinde uygulanabilir.
Ezcümle, Madde 4, yardımların gönüllülük esasına dayalı olmasını sağlayarak, bireylerin ve kuruluşların özgür iradeleriyle yardımda bulunmalarını teşvik etmeyi, yardımların daha samimi ve amacına uygun olmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, zorunlu yardımların önlenmesi ve etik ile hukuki açıdan koruma getirilmesi hedeflenmektedir. Ancak, uygulamada bunun tersine bir durumun ortaya çıkması, düzenlemenin amacına hizmet etmediğini göstermektedir.”
YARDIM TOPLAMA ŞEKİLLERİ
Kanunun 5. Maddesinde, yardım toplama şekilleri numerus clausus olarak sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Yani, bu maddede düzenlenen yardım toplama biçimleri dışında hiçbir şekilde yardım toplanamaz. Mevcut durumda, 2860 sayılı Kanuna göre belirtilen yöntemler dışında başka bir yardım toplama yöntemi kullanılamaz. Bu kanun, yardım toplama faaliyetlerini belirli kurallar ve yöntemlerle sınırlandırarak düzenlemektedir.
2860 sayılı Yardım Toplama Kanununa göre; makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle yardım toplanabilir. Yardım toplama faaliyetlerinde, sayılan bu yardım toplama şekillerinden bir veya birkaçı kullanılabilir.
Makbuz İle Yardım Toplama:
Yardım toplama yöntemlerinden biri olan makbuzla yardım toplamaya kanun özel bir anlam atfetmiştir. Burada, Yardım toplama işinde kullanılan makbuz ve biletlerde, yardımın hangi amaç için toplandığının belirtilmesi zorunluluk oluşturmaktadır. Aynı zamanda, Gerçek kişiler tarafından girişilecek yardım toplama faaliyetlerinde, kullanılacak makbuz ve biletlerin özel olarak bastırılması gerektiği düzenleme altına alınmıştır. Bu öneme atfen, Makbuz ve biletlerin biçimi, bastırılması, kullanılması ve dağıtılması hususlarına ait esasların yardım toplama esas ve usullerini düzenleyen yönetmelikte belirtileceğine dair kanun özel olarak işaret etmektedir.
Bu bağlamda anılan yönetmeliğin Üçüncü bölümünde; Makbuz ve Biletlerin muhtevası, sahip olması gereken özellikler ve taşıması gereken unsurlar; Makbuz ve Biletlerin Kontrolü ; Makbuz-Bilet Kayıt Defteri ; Makbuzların Kullanılma şekli; Toplanan Yardım Paralarının Teslimi ve Kesin Hesap, Bildirim ve Denetim gibi hususlar düzenleme altına alınmıştır.
Yardım Toplama Esas ve Usullerini Düzenleyen Yönetmeliğin 9. maddesinde; Yardım toplama faaliyetinde kullanılmak üzere bastırılan makbuzlar müteselsil ve sıra numarası taşıyacak şekilde ve ciltler halinde tertip edilir. Yani, Makbuzlar, ardışık (müteselsil) numaralarla numaralandırılır. Bu, her makbuzun kendine özgü bir numarası olduğu anlamına gelir ve bir sonraki makbuz bir önceki makbuzun devamı olarak numaralandırılır. Örneğin, ilk makbuz “001”, ikinci makbuz “002”, üçüncü makbuz “003” şeklinde devam eder. Makbuzların üzerinde, hangi sırada düzenlendiklerini belirten bir sıra numarası bulunur. Bu, makbuzların takibini kolaylaştırır ve herhangi bir karışıklığı önler. Makbuzlar, belirli sayıda makbuz içeren ciltler (defterler) halinde toplanır. Her cilt belirli bir sayıda makbuz içerir ve bu ciltler de ardışık olarak numaralandırılabilir. Örneğin, birinci cilt “Cilt 1” olarak adlandırılır ve içindeki makbuzlar “001” ile “100” arasında olabilir. İkinci cilt ise “Cilt 2” olarak adlandırılır ve içindeki makbuzlar “101” ile “200” arasında olabilir. Bu düzenleme yöntemi, makbuzların kaydının ve takibinin düzenli ve sistematik olmasını sağlar. Muhasebe ve finans işlemlerinde, özellikle de vergi ve denetim açısından bu sistem büyük önem taşır.
Makbuz Ciltlerini oluşturan asıl ve koçan yaprakları aynı renk kağıtlara basılması gerekmektedir. Bu cümle ile, makbuz ciltlerinin nasıl düzenlenmesi gerektiğini gösterir. Makbuzdaki Asıl Yapraklar Makbuzun aslında ilgilisine verilen kopyalarıdır. Yani muhataba veya işlem yapılan kişiye verilen makbuzun kendisidir. Makbuzdaki Koçan Yaprakları, makbuzların ciltlendiği defterde kalan ve kaydedilen kopyalarıdır. Bu yapraklar, muhasebe veya kayıt amaçlı olarak kullanılır ve makbuzun bir yedeğidir.
Makbuzların, “Aynı renk kağıtlara basılması gerekmektedir” ifadesi, hem asıl yaprakların hem de koçan yapraklarının aynı renkte kağıtlara basılması gerektiğini belirtir. Bu, makbuz ciltlerinin izlenirliğini ve denetimini sağlar. Ayrıca, muhasebe ve kayıt işlemlerinde karışıklığı önler ve her iki tarafın (yardımda bulunan ve yardım toplayan) aynı belgeye sahip olmasını temin eder.
Dernekler, kurumlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları dışındaki diğer vakıflar ve spor kulüplerinin yardım toplama faaliyetlerinde kullanacakları makbuzlar, gelir makbuzlarından ayrı olarak bastırılır.
Dernekler, Kurumlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, yardım toplama faaliyetlerinde kendi gelir makbuzlarını kullanırlar. Bunlar, yardım toplama faaliyetlerinde ayrıca makbuz bastırmaları gerekmemektedir. Ancak, Diğer Vakıflar ve Spor Kulüpleri için durum farklıdır. Bu kuruluşlar, yardım toplama faaliyetlerinde kullanacakları makbuzları, gelir makbuzlarından ayrı olarak bastırmalıdır. Bu, yardımların ve normal gelirlerin doğru ve şeffaf bir şekilde ayrılmasını sağlamak amacıyla yapılır. Buna karşın, Dernekler, Kurumlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, yardım toplama faaliyetlerinde ayrı makbuz bastırmaması denetim zaafı ortaya çıkarmaktadır.
2860 sayılı kanun gereğince, Toplanan yardımın amacına uygun kullanılması için Yardım toplama amaçlı düzenlenen makbuzlar, ayrı olarak tasarlanmalı ve basılmalıdır. Bu, yardımların doğru bir şekilde kaydedilmesini ve takip edilmesini sağlar.Toplanan yardımların amaca özgülenmesi nedeniyle, Sivil Toplum Kuruluşlarının normal gelirlerini kaydetmek için kullandıkları makbuzlar, yardım makbuzlarından farklı olmalıdır. Dolayısıyla, yardım toplama makbuzları, gelir makbuzlarıyla karışmamalıdır. Her iki tür makbuz da ayrı ayrı basılmalı ve birbirinden net bir şekilde ayrılmalıdır. Bu düzenlemenin amacı, şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlamak için yapılır. Yardım toplama ve normal gelirlerin doğru bir şekilde ayrılması, mali kayıtların düzgün tutulmasını ve denetimlerin kolay yapılmasını sağlar. Ancak, pratikte uygulama bu şekilde yapılmadığından her zaman yardım ve diğer gelirler birbiriyle karıştırılmaktadır. Bu da çeşitli suistimallere yol açmaktadır.
Makbuzların asıl ve koçanlarında; gerçek kişilerce bastırılması halinde sorumlu kurul üyelerinden en az ikisinin ad, soyad ve adresleri; dernek, kurum, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları dışındaki diğer vakıflar veya spor kulüplerince bastırılması halinde bu kuruluşların adı, varsa kısa adı, adresi, hangi amaçla yardım toplandığı, izin veren makam, verilen iznin tarih ve sayısı ile iznin başlangıç ve bitiş tarihine ait bilgiler bulunur.
Bu düzenleme, makbuzların düzenlenmesinde şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlamak amacıyla belirli bilgilerin yer almasını zorunlu kılmakta isede, dernek, kurum, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları bunun dışında bırakılması haliyle çeşitli problemlere yol açmaktadır. Şimdi, anılan düzenlemenin unsurlarını irdeleyerek değerlendirelim:
Yardımın gerçek Kişiler tarafından toplanması halinde kullanılacak makbuzların bazı özellikler taşıması gerekmektedir. Yardımın gerçek kişiler tarafından toplanması halinde, ön koşul olarak öncelikle bir sorumlu kurulun oluşturulması gerekmektedir. Daha sonra belirlenem amaç için toplanacak yardımlarda kullanılmak üzere, bastırılacak makbuzların asıl ve koçanlarında, sorumlu kurul üyelerinden en az ikisinin ad, soyad ve adres bilgileri bulunması gerekmektedir.
Bu bilgilerin makbuzlarda yer almasının amacı, makbuzların kim tarafından düzenlendiğini ve kimin sorumlu olduğunu belirlemek için gereklidir. Bu, sorumluluk ve hesap verilebilirlik sağlar. Her ne kadar gerçek kişiler tarafından toplanan yardımın bu şekilde denetlenebileceği öngörülmüş isede, bu tedbirin uygulamada hiçbir sonuç doğurmadığı gözlemlenmektedir. Zira, bu konudaki bilgi, bilinç ve denetim eksikliği nedeniyle; bu şekilde toplanan yardımlar amacına uygun kullanılmadığı görülmektedir. Kanaatimizce gerçek kişiler tarafından yardım toplanması faaliyeti ya tamamen yasaklanmalı yada daha sıkı denetim ve yaptırım koşullarına bağlanmalıdır.
Dernek, Kurum ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Dışındaki Diğer Vakıflar veya Spor Kulüplerince toplanacak yardımlarda kullanılacak makbuzların Bastırılması Durumu da özellik arz etmektedir. Ancak, Dernek, Kurum ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının bunun dışında tutulması, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi denetim, izlenebilirlik ve şeffaflık açısından mahsurlar taşımaktadır.
Dernek, Kurum ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Dışındaki Diğer Vakıflar veya Spor Kulüplerince toplanacak yardımlarda kullanılacak Makbuzlarda, kuruluşun adı, varsa kısa adı ve adresi yer almalıdır. Ayrıca, Makbuzlarda, hangi amaçla yardım toplandığı açıkça belirtilmeli ve Yardım toplama izni veren makamın adı, verilen iznin tarih ve sayısı ile iznin başlangıç ve bitiş tarihleri de yer almalıdır.
Makbuzlarda Bu bilgilerin yer almasının amacı, yardım toplama faaliyetlerinin yasal ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü göstermek için gereklidir. Bu, makbuzların doğru ve güvenilir bir şekilde kaydedilmesini, izlenmesini ve denetimini sağlar.
Yukarıda ayrıntılarıyla izah etmeye çalıştığımız üzere, bu bilgilerin makbuzlarda yer almasının amacı; Şefaflık, hesap verebilirlik ve yasal uygunluk sağlamaktır.
Ancak, ülkemizde yaşanan pratik bu durumun tam tersine bir sonuç ortaya koymaktadır. Makbuzlarda yer alan bu bilgiler, yardım toplama faaliyetlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesini sağlamayı hedeflese de, uygulamada durumun bu şekilde gerçekleşmediği gözlemlenmektedir. Şöyleki: bağışçıların yeterli bilgi ve bilince sahip olmamaları ve denetleyici kurumların yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle, yardımların doğru bir şekilde toplandığı ve amacına uygun kullanıldığı maalesef takip edilememektedir.
Aynı zamanda, makbuzlarda bu bilgilere yer verilmesinin bir diğer amacı ise, Yardım toplama faaliyetlerinin yasal düzenlemelere uygun şekilde yürütülmesi, gerektiğinde denetim yapılabilmesini ve düzenlemelerin ihlal edilmediğini garanti edilmesini sağlamaktır. Ancak, yukarıda da değindiğimiz gibi, ülkemizdeki denetim zaafı bu düzenlemeleri anlamsız hale getirmektedir.
Nihayet, bu bilgilerin makbuzlarda yer almasının bir diğer sebebine gelince; Kuruluşlar ve sorumlu kişiler, topladıkları yardımlarla ilgili hesap vermelerini sağlamaktır. Ancak, ülkemizde yardım toplayan kişi ve kuruluşlar hiçbir zaman hesap vermediklerinden veya kimse onlara hesap sormadığından, ülkemizde toplanan yardımların güvenilirliğini tartışmalı hale getirmekte ve maalesef olası suistimallerin önüne geçilememektedir.
Eşya Piyangosu Düzenleyerek, Kültürel Gösteriler ve Sergiler Yoluyla, Spor Gösterileri, Gezi ve Eğlenceler Düzenlemek Yöntemleri İle Yardım Toplama:
Eşya piyangosu düzenlenerek yardım toplanması halinde bastırılacak biletlerle, kültürel gösteriler ve sergiler, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek suretiyle yardım toplanması hallerinde bastırılacak bilet ve davetiyelerde de sorumlu kurul üyelerinden en az ikisinin ad, soyad ve adresleri; dernek, kurum, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları dışındaki diğer vakıflar veya spor kulüplerince bastırılması halinde bu kuruluşların adı, varsa kısa adı, adresi, hangi amaçla yardım toplandığı, izin veren makam, verilen iznin tarih ve sayısı ile iznin başlangıç ve bitiş tarihine ait bilgilerin bulunması zorunludur. Ayrıca bu bilet ve davetiyelerde; rakam ve yazı ile olmak üzere bilet ve davetiye bedellerinin gösterilmesi zorunludur.
Yardım toplama amacıyla bastırılacak bilet ve davetiyelerde belirtilen bilgilerin yer alması gerekliliği, suistimalleri önlemek amacıyla getirilmiş bir denetim mekanizması olmasına karşın; Ancak, uygulamada bazı açık noktalar ve potansiyel suistimallere dair dikkate alınması gereken hususlar her zaman yaratılmaktadır.
Bilet ve davetiyelerde, Sorumlu kurul üyelerinden en az ikisinin ad, soyad ve adres bilgilerinin yer alması gerekliliği, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından önemli olmasına karşın; denetim sisteminin tam anlamıyla işlememesi sonucu bir takım sahteciliklerle burada güdülen amaç aşılabilir. Örneğin, bu bilgilerin doğru ve eksiksiz bir şekilde verilmemesi, yanlış bilgilerin kullanılması ya da sahte kimliklerin belirtilmesi suistimal riski doğurmaktadır.
Aynı şekilde, Dernek, kurum, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları dışındaki diğer vakıflar veya spor kulüplerinin adı, varsa kısa adı, adresi, ve hangi amaçla yardım toplandığı bilgileri de bu biletlerde ve davetiyelerde bulunmalıdır. Ancak, dernek, kurum, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarını bunun dışında bırakılması daha baştan sistemi sakat hale getirmektedir. Bunun dışında, sahte kuruluşların adı altında bilet basılması ya da mevcut bir kuruluşun bilgilerini taklit ederek sahte biletler oluşturulması mümkündür.
İzin bilgilerinin, bilet ve davetiye bedellerinin bastırılacak biletin veya davetiyenin üzerinde yer alması zorunluluğu, suiistimallerin önüne geçilmesi amacıyla getirilmişse de, pratikte bu tür önlemlerin pek de işe yaramadıkları görülmektedir. İzin veren makam, iznin tarih ve sayısı ile iznin başlangıç ve bitiş tarihine ait bilgilerin eşya piyangosu biletinde veya yardım amacıyla bastırılan davetiyede yer alması gerekmektedir. Bu bilgiler, yetkili makamlardan izin alındığını göstermektedir. Ancak, uygulamada etkili bir denetim mekanizması oluşturulmadığı için sahte izin belgeleri düzenlenerek ya da izin bilgileri kopyalanarak suistimaller yapılabilir. Aynı şekilde, Rakam ve yazı ile belirtilen bilet ve davetiye bedelleri, suistimal riskini azaltmak amacıyla zorunludur. Ancak, bedelin üzerinde değişiklik yapılması ya da gerçek bedelin belirtilmemesi gibi durumlar ortaya çıkabilir.
Bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi sırasında, suistimal risklerini en aza indirmek için sıkı denetimler yapılması ve halka yönelik bilgilendirme çalışmalarının artırılması önemlidir. Ayrıca, bilet ve davetiyelerde yer alacak bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi için bir merkezi veri tabanının oluşturulması da yararlı olabilir.
Makbuz İle Yardım Toplamanın Mahsurları:
Yardım toplanmasına izin veren makamın uygun görmesi halinde üzerinde rakam ve yazı ile yardım miktarı belirtilmiş maktu makbuzlar da bastırılabilir. Bu makbuzlarda da sorumlu kurul üyelerinden en az ikisinin ad, soyad ve adresleri; dernek, kurum, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları dışındaki diğer vakıflar veya spor kulüplerince bastırılması halinde bu kuruluşların adı, varsa kısa adı, adresi, hangi amaçla yardım toplandığı, izin veren makam, verilen iznin tarih ve sayısı ile iznin başlangıç ve bitiş tarihine ait bilgilerin bulunması zorunludur.
Her şeyden önce bu şekilde yardım toplanması insan onuruna hiçte uygun değildir. Bunun dışında, makbuzla yardım toplamanın kendi içinde bir çok mahsurlu yanları bulunmaktadır.
Şöyleki: Bu yöntemle yardım toplamada yeterince şeffaflık sağlanamama durumu söz konusu olabilir. Her ne kadar makbuzlarda sorumlu kurul üyelerinin ad, soyad ve adresleri gibi bilgilerin yer alması gerekliliği şeffaflık sağlamaya yönelik olsa da, bu bilgilerin doğruluğunun gerek yetkili makamlarca, gerekse yardımda bulunanlar tarafından kontrol edilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Dolayısıyla, yanıltıcı veya sahte bilgilerin kullanılması suistimal riskini artırabilir.
Bu yöntemle yardım toplamada çeşitli Denetim Zorlukları vardır. Yardım toplamada kullanılan makbuzlar, kolayca çoğaltılabilir veya sahte makbuzlar basılabilir. Denetim mekanizmalarının etkili olmaması da, sahte makbuzlar üzerinden haksız kazanç sağlanmasına zemin oluşturabilir.
Makbuzla yardım toplama yönteminde, Halkın yeteri kadar bilgi ve bilinç sahibi olmaması da bu yöntemin bir diğer mahsurudur. Makbuzların denetimi ve geçerliliği konusunda halkın yeterince bilgilendirilmemesi, insanların sahte makbuzlarla kandırılma riskini artırabilir. Bu durum, güvenilir yardım toplanma süreçlerine olan güveni zedeleyebilir.
Bu yöntemle yardım toplamanın Suistimal Riski oldukça fazladır. Yardım toplanma sürecinde Toplanan yardım miktarlarının doğru bir şekilde kaydedilmemesi veya düşük gösterilmesi gibi yollarla, görevli kişiler tarafından suistimal edilme riski bulunmaktadır.
Bu yöntemle yardım toplamanın sağlıklı bir şekilde İzlenebilirliği tam olarak sağlanamayabilir. Yardım miktarının makbuzlarda belirtilmesi ile ilgili bir çok mahsurun yanısıra, bu miktarların gerçekten yardım toplama amacına uygun kullanılıp, kullanılmadığını izlemek zordur. Bunun dışında, Makbuzların düzgün bir şekilde kaydedilip takip edilmesi gereklidir, aksi halde toplanan yardımların amacı dışında kullanılması riski vardır.
Bu problemler ve mahsurlar göz önüne alındığında, yardım toplama süreçlerinde daha sıkı denetim ve kontrol mekanizmalarının oluşturulması, halka yönelik bilgilendirme çalışmalarının artırılması, ve merkezi bir izleme sistemi oluşturulması zorunluluğu kendisini dayatmaktadır. Böylece yardım süreçlerinin daha şeffaf, güvenilir ve suistimale kapalı hale gelmesi sağlanabilir.
Yönetmeliğin 10. Maddesine göre; Yardım toplama faaliyetlerine girişen kişi ve kuruluşlarca bastırılan makbuz, bilet ve yardım toplama pullarının, cilt, seri ve sıra numaraları ile diğer baskı işlerinde kusur bulunup bulunmadığı sorumlu kurul tarafından kontrol edilir. Kontrolde hatalı olduğu görülen makbuz ciltleri, biletler ve yardım toplama pullarının yenisi bastırılır ve sonuç bir tutanağa bağlanır. Hatalı olanların yerine yeniden bastırılanlar tekrar kontrol edildikten sonra makbuz, bilet ve yardım toplama pullarının tamamı sayman olarak gösterilen sorumlu kurul üyesine zimmetle teslim edilir.
Bu şekilde; Makbuz ve Biletlerin Kontrolü yardım toplayanların insiyatifine bırakılması, sürecin ta başında suistimallere davetiye çıkarmaktadır. Bu düzenlemenin istismar edilebilecek bazı potansiyel yönlerini şu şekilde ortaya koyabiliriz:
Makbuz ve biletlerin kolayca sahtesinin yapılabilmesi, kötü niyetli kişilerin bu durumu istismar ederek toplanan yardımları suistimal etmelerine yol açabilir. Sahte makbuzlar ve biletler, yardımların gerçek amacına ulaşmasını engelleyebilir.
Kontrol süreçlerinin yeterince şeffaf olmaması, suistimallere zemin hazırlayabilir. Sorumlu kurul tarafından yapılan kontrollerin yeterince titiz ve bağımsız olmaması durumunda, yanlış yapılan işlemler gizlenebilir ve suistimal edilebilir.
Hatalı makbuz ve biletlerin tespit edilmesi için yapılan denetimlerin yetersiz kalması, suistimalleri artırabilir. Denetimlerin sıkı ve düzenli bir şekilde yapılmaması, hatalı ve sahte makbuzların kullanılmasını kolaylaştırabilir.
6.4 Makbuz-Bilet Kayıt Defteri :
Yönetmeliğin 11. Maddesi Makbuz-Bilet Kayıt Defteri tutma zorunluluğunu düzenlemektedir. Buna göre; Yardım toplama faaliyetlerinde bulunanlar makbuz ve biletleri kaydetmek üzere örneği sivil toplumla ilişkiler biriminden onaylı “Makbuz-Bilet Kayıt Defteri”ni tutmak zorundadır.
Sorumlu kurul üyesine zimmetle teslim edilen makbuz, bilet ve yardım toplama pulları, bu üye tarafından numarası en küçük olandan başlamak üzere, alt alta yazılmak suretiyle Makbuz-Bilet Kayıt Defteri’ne kaydolunur. Sayman üye olarak gösterilen sorumlu kurul üyesi bu defterin düzenli bir şekilde tutulmasından sorumludur.
Makbuz ve biletler, Kanunun 15 inci maddesine göre yardım toplama faaliyetlerinde görev alması uygun görülenlere sayman üye tarafından zimmetle verilir ve bu deftere kaydedilir.
6.5 Makbuzların Kullanılma Şekli:
Yönetmeliğin 12. Maddesi; Makbuzların Kullanılması hususunu düzenlemektedir. Buna göre; Makbuzlar sabit boyalı sert veya sivri uçlu tükenmez kalemle okunaklı bir şekilde, silintisiz ve kazıntısız olarak doldurulur. Yardımda bulunanlara asıl yaprak koparılarak verilir. Koçan kısmı ciltte bırakılır.
Düzenleme sırasında hata yapılırsa, hatalı makbuz yaprağı ödemede bulunanlara verilmez. Asıl ve koçan yapraklarının üzerine “iptal edilmiştir” ibaresi yazılıp her ikisi koparılmadan ciltte bırakılır.
6.6 Özet Olarak Makbuz İle Yardım Usulü:
Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi, bu yardım toplama yöntemleri kendi içerisinde bir çok zaaflar ve istismara zemin oluşturacak durumlar barındırmaktadır. Hatırlatma babında durumu özetlemek istersek;
Makbuzla Yardım Toplama: Makbuz kullanarak yardım toplamanın kendi içinde bir çok sorun barındırdığı uygulamada karşılaşmaktayız. Her ne kadar bu yardım toplama şeklinin avantajı, şeffaflık ve izlenebilirlik sağlaması imkanı oluşturan düzenlemeler yapılmış olsa bile; Ancak, makbuzların sahte olarak düzenlenebilme ihtimali, güvenlik açığı yaratacağı gibi, Ayrıca, makbuzların kaybolması veya tahrif edilmesi gibi risklerin yaratacağı zaaflar ve bu zaaflar sonucu yapılacak suiistimaller de cabasıdır. Bunların dışında, bir yardım kampanyası sırasında makbuz karşılığında nakit yardım toplama dilenciliğin yasal versyonu olarak görülmektedir. özellikle engellilerin makbuzla yardım toplaması, engellilerin toplumdaki sadece tüketici olma imajlarını besleyen bir sonuca yol açılması nedeniyle bu yöntemin hiçte insan onuru açısından uygun bir yöntem olmadığı anlaşılmaktadır. Bu mahsurları maddeler halinde belirtmek istersek;
Makbuzların sahte olarak düzenlenebilmesi, bu yöntemin en büyük güvenlik zaaflarından biridir. Bu tür bir sahtecilik, toplumun yardım toplama süreçlerine olan güvenini sarsmaktadır. Yardımın doğru ve ihtiyaç sahibi bir yere ulaşıp ulaşmadığı konusundaki belirsizlik, yardım yapan kişileri tereddüde düşürecektir.
Fiziksel makbuzların kaybolması veya kötü niyetli kişiler tarafından tahrif edilmesi başka bir büyük problemdir. Bu, hem yardım toplamayı yürüten kuruluşlar için bir itibar sorunu yaratır hem de yardımın amacına ulaşmasını engeller.
Yukarıdaki güvenlik zaafları, dolandırıcılık ve suiistimal gibi ciddi durumları beraberinde getirecektir. Yardım severlerden alınan yardımların kaybolması ya da kişisel kazanç sağlama amacıyla kullanılması, bu sistemin açık noktalarından biridir.
Nakit yardım toplamanın makbuz karşılığında yapılması, dilenciliğin yasal bir versiyonu gibi algılanmaktadır. Özellikle, engelli bireylerin bu yöntemle yardım toplaması, onların toplumdaki “sadece tüketici” oldukları yönünde bir imaj yaratacaktır. Bu durum, insan onurunu zedeleyen bir yaklaşım olarak görülmekte ve toplumsal bütünleşmeye olumsuz etkiler yapmaktadır.
Makbuzla yapılan yardım toplama işlemleri, sosyal bir dayanışma aracı olarak görülmek yerine bir zorunluluk ya da rahatsız edici bir durum gibi algılanmaktadır. Bu, gerçek anlamda yardım kampanyalarına olan genel ilgiyi de olumsuz etkileyecektir.
6.7 Kutu Koyarak Yardım Toplama:
Kutu Koyarak Yardım Toplama: Kolay ve erişilebilir bir yöntem olarak tercih edilmektedir. Ancak, bu yöntemle yardım toplamanın bir çok sorun barındırdığı tartışmadan uzak değildir. Örneğin; kutuların yetkisiz kişiler tarafından karıştırılması veya hırsızlığa uğraması kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca, kutuların düzenli olarak boşaltılıp boşaltılmadığı ve toplanan paraların doğru bir şekilde kaydedilip edilmediği hakkında sorunlar ortaya çıkacaktır. Bu mahsurları maddeler halinde ifade etmek istersek;
Yardım kutuları genellikle kamuya açık alanlara yerleştirildiği için, yetkisiz kişiler tarafından karıştırılması veya içindeki yardımların çalınması riski oldukça yüksektir. Bu durum, yardım toplayan kuruluşların güvenilirliğini zedelemekte ve yardım severlerin bu yönteme olan bakışını olumsuz etkileyecektir.
Yardım kutularının düzenli olarak kontrol edilip edilmediği önemli bir problemdir. Kutuların uzun süre boşaltılmaması, toplanan paraların kaybolmasına veya kutuların doluluk nedeniyle amacını yerine getirememesine yol açacaktır. Ayrıca, bu kontrol ve denetim eksikliği, kötüye kullanımı kolaylaştıracaktır.
Kutulardan toplanan yardımların doğru bir şekilde kaydedilip edilmemesi bir diğer büyük sorun olarak öne çıkmaktadır. Şeffaflığın eksikliği, yardımın hedeflenen kişilere ulaşıp ulaşmadığı konusundaki güveni sarsacaktır. Toplanan paraların miktarı ve kullanımına dair eksik bilgi, yardım severler arasında güvensizlik yaratacaktır.
Yardım kutularının yerleştirilmesi sırasında belirli bir denetim mekanizmasının olmaması, sahte kutuların konulması gibi dolandırıcılık yöntemlerini ortaya çıkaracaktır. Bu, yardım toplama kampanyasının genel itibarı ve etkisini olumsuz yönde etkileyeceği açıktır.
Yardım kutuları, bazen geçici bir çözüm olarak görülüp sosyal dayanışmanın derinliklerinden uzaklaşır. Bu yöntem, yardım toplama sürecinin gereklilikten uzak algılanmasına sebep olur ve insanların bu kampanyalara karşı ilgisini azaltır.
6.8 Bankalarda Hesap Açtırarak Yardım Toplama :
Bu yöntem, finansal şeffaflık ve güvenlik sağlar. Ancak, hesapların yönetiminde yetkisiz işlemlerin yapılması, hesaplar arası fon transferlerinde suistimallerin yaşanması ihtimali her zaman vardır. Aşağıda sıralanan riskler ve olumsuzluklar nedeniyle bu yöntemin dikkatli bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Daha güçlü denetim mekanizmalarının kurulması ve yardım severlerin süreç hakkında düzenli bilgilendirilmesi, bu risklerin en aza indirilmesine yardımcı olur.
Banka hesaplarının yönetiminde yetkisiz kişilerin işlem yapabilmesi, ciddi bir güvenlik açığı yaratır. Özellikle, hesaplara erişim kontrolünün zayıf olduğu durumlarda, bağışların amacına uygun kullanılmaması veya izinsiz transferler gerçekleştirilmesi riski bulunmaktadır. Bu durum hem yardım toplayan kurumun itibarına zarar verir hem de yardım severler üzerinde güvensizlik yaratır.
Hesaplar arası para transferlerinde suistimaller yaşanması ihtimali her zaman mevcuttur. Yardımların belirlenen amaçlara uygun bir şekilde kullanılması gerekirken, fonların farklı amaçlarla harcanması veya şahsi çıkarlar için yönlendirilmesi olası kötüye kullanım senaryoları arasında yer alır.
Her ne kadar bu yöntem şeffaflık sağlıyor gibi görünse de, hesap hareketlerinin açık bir şekilde raporlanmaması veya yardım severlerin paralarının nasıl harcandığı konusunda bilgilendirilmemesi, şeffaflık algısını zedeleyecektir. Bu, yardım toplama kampanyalarına olan genel güveni düşürecektir.
Banka hesaplarının düzenli ve doğru bir şekilde yönetilmemesi, yardımların takibini zorlaştıracaktır. Yanlış hesap işlemleri veya hesapların zamanında kontrol edilmemesi gibi durumlar, süreçte aksamalara yol açacaktır.
Banka hesaplarının işletimiyle ilgili olarak ortaya çıkan masraflar (hesap işletim ücretleri, havale masrafları gibi), toplanan yardımların bir kısmının bu maliyetlere harcanmasına sebep olacaktır. Bu durum, yardım kampanyasının etkinliğini azaltır ve toplumsal fayda amacına zarar verir.
Bankalarda hesap açtırma ve yönetme işlemleri sırasında yaşanabilecek bürokratik engeller, yardım toplama süreçlerinin şeffaflığını ve izlenebilirliğini etkileyebilir ve karmaşık hâle getirebilir. Bu durum, yardım faaliyetlerinin denetimini zorlaştırabilir.
6.9 Yardım Pulu Çıkararak Yardım Toplama:
Yardım pulları, insanların hediyeler veya koleksiyon amacıyla alabilecekleri maddi bir desteği temsil eder. Bununla birlikte, yardım pullarının sahte olarak basılması, güvenlik sorunlarını artırabilir ve amaç dışı kullanım riskini taşır. Bu yöntemle yardım toplamanın mahsurlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;
Yardım pullarının sahte olarak basılması, bu yöntemin en büyük güvenlik açığıdır. Sahte pullar yoluyla toplanan paralar, gerçek yardım ihtiyacını karşılamak yerine kişisel çıkarlar için kullanılma riski oldukça yüksektir. Bu durum, yardım organizasyonlarının güvenilirliğini doğal olarak zedeler ve yardımseverlerin desteğini olumsuz etkiler.
Yardım pulları, bazen bağış amaçlı değil, hediyelik veya koleksiyon malzemesi olarak satın alınmaktadır. Bu durum, yardım toplama faaliyetinin hedefinden sapmasına ve yardımın asıl amacına ulaşmaması ihtimalini artırır. Bu algı, yöntemin toplumsal faydası açısından soru işaretleri yaratır.
Yardım pullarıyla elde edilen gelirlerin nasıl kaydedildiği ve gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığı konusunda şeffaflık ve izlenebilirlik eksikliği olmaktadır. Gelirlerin denetlenmesi ve kullanımının raporlanması gibi konuların belirsizliği, yardım severlerin güvenini azaltacağı kuşkusuzdur.
Yardım pullarının kolayca taklit edilebilmesi, dolandırıcılık faaliyetlerine zemin hazırlayacaktır. Sahte pulları piyasaya süren kişiler, bu yöntemin yaygınlaşmasını kötüye kullanarak yardımseverlerin desteğini manipüle etmeleri mümkündür.
Yardım pulları yöntemi, bazen yardım yapmayı ticari bir işlem gibi gösterebilir. Bu durum, yardım toplama faaliyetlerinin sıcaklığını ve insani dayanışma ruhunu zedeleyebilir.
Yardım pullarının basımı, dağıtımı ve satışından elde edilen gelirlerin takibi, operasyonel açıdan karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte yaşanabilecek aksaklıklar, yöntemin etkinliğini azaltabilir ve yardımların amacına ulaşmasını engelleyebilir.
6.10 Eşya Piyangosu Düzenleyerek Yardım Toplama:
Bu yöntemle yardım toplamak eğlenceli ve ilgi çekici bir yöntem olabilir. Ama bu tür piyangoların adil bir şekilde yürütülmesi ve yasal düzenlemelere uygun yapılması gereklidir. Ayrıca, piyango düzenlemenin giderek karmaşıklaşan yasal çerçevesine uyulmaması, hukuki sorunlara yol açabilir. Bu yöntemle yardım toplamanın birçok mahsuru bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz;
Piyangonun adil bir şekilde yürütülmesi her zaman bir risktir. Çekilişin şeffaflığına dair şüpheler doğabilir; örneğin, ödüllerin önceden belirli kişilere verilmesi gibi iddialar güven kaybına yol açacaktır. Güvensizlik, yardımseverler arasında olumsuz bir algı oluşturacaktır ve ileride bu tür etkinliklere katılımı azaltma olasılığını artıracaktır.
Eşya piyangoları düzenlenirken uyulması gereken bir dizi yasal çerçeve bulunmaktadır. Örneğin bu çalışmada değindiğimiz izin prosedürleri gibi, Bu çerçevelerin karmaşıklığı, düzenleyen kişiler ya da kurumlar tarafından hatalı veya eksik uygulanması mümkündür. Yasal yükümlülüklere uymamak, ciddi hukuki sorunlara yol açacaktır ve organizasyonun itibarını zedeleme durumu ortaya çıkacaktır.
Toplanan yardımların doğru bir şekilde yönetilmemesi, etkinliğin şeffaflığını riske atar. Yardımların nasıl toplandığı, nerelere harcandığına dair açıklık olmaması, yardımseverlerin güvenini azaltır. Finansal raporlama yapılmadığında, kötüye kullanım riski artacaktır.
Piyango, bazı insanlar tarafından yardım toplamanın “şans oyunu” boyutuyla etik dışı bir yöntem olarak algılanması mümkündür. Yardım toplamanın amacı insani dayanışmayı güçlendirmek olsa da, bu yöntem bazı kesimlerce spekülatif veya yüzeysel olarak değerlendirilmesi olasılığı bulunmaktadır.
Piyango türü organizasyonlarda, katılımcılar genelde ödül için ilgi gösterir. Ancak ödüller yeterince cazip değilse ya da etkinlik iyi yönetilmezse, katılım azalabilir ve beklenen yardım elde edilemeyebilir. Bu durum, organizasyonun hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir.
Bir eşya piyangosu düzenlemek, dikkatli bir planlama ve yürütme gerektirir. Ödüllerin temini, çekilişin düzenlenmesi, kazananların bilgilendirilmesi ve ödüllerin teslimi gibi süreçler sırasında yaşanabilecek aksaklıklar, yöntemin başarısını etkileyebilir ve yardımseverlerin memnuniyetsizliğine yol açabilir.
6.11 Kültürel Gösteriler ve Sergiler Yoluyla Yardım Toplama:
Bu etkinlikler toplumda farkındalık yaratmak ve geniş kitlelere ulaşmak için etkili olabilir. Ancak, bu tür organizasyonlar maliyetli olabilir ve toplanan yardımlar organizasyon masraflarını karşılamaktan öteye geçemeyebilir. Bu yöntemin bazı mahsurları aşağıda sıralanmaktadır;
Kültürel etkinlikler ve sergiler, sahne, ekipman, sanatçı veya katılımcı ücretleri gibi maliyetler gerektirir. Bu maliyetler, toplanan yardımların büyük bir kısmını tüketir ve etkinliğin asıl amacına ulaşmasını engeller. Yani, elde edilen yardım organizasyon masraflarını karşılamaktan öteye geçemez.
Bu tür etkinliklerin başarılı bir şekilde organize edilmesi, titiz bir planlama ve ekip çalışması gerektirir. Organizasyon sırasında yaşanabilecek aksaklıklar, etkinliğin başarısız olmasına ve hedeflenen yardım miktarına ulaşılamamasına yol açar.
Etkinlikler genellikle belirli bir lokasyonda yapılır ve uzak bölgelerde yaşayan ya da etkinliğe katılamayan kişiler bu sürece dahil olamaz. Bu da potansiyel yardımseverlerin etkili bir şekilde mobilize edilmesini zorlaştırır.
Toplanan yardımların doğru bir şekilde kaydedilmemesi ya da nerelere harcandığının açıkça belirtilmemesi, yardımseverlerde güvensizlik yaratır. Şeffaflık eksikliği, bu yöntemin itibarı üzerinde olumsuz bir etki bırakır.
Etkinliğin yeterince ilgi çekmemesi durumunda katılım oranı düşük olur. Bu da, beklenen yardımların toplanamamasına neden olur ve organizasyonun kaynaklarının boşa harcanmasıyla sonuçlanır.
Toplanan yardımların organizasyonu düzenleyen kişiler ya da kuruluşlar tarafından amacı dışında kullanılması riski bulunmaktadır. Özellikle, denetim eksikliği olduğunda bu tür bir suistimalin gerçekleşmesi olasıdır.
Toplanan gelirlerin bir kısmının kayıtlara geçirilmemesi, suistimalin en yaygın biçimlerinden biridir. Bu durum, hem yardımseverlerde güven kaybına neden olur hem de etkinliğin başarısını gölgeler.
Gerçek yardım amacı taşımayan, ancak yardım toplama bahanesiyle düzenlenen sahte etkinlikler, bu yöntemin kötüye kullanılma biçimlerinden biridir. Böyle durumlar, toplumsal dayanışma ruhuna zarar verir ve ilerleyen süreçlerde yardım toplama kampanyalarına olan ilgiyi azaltır.
Etkinliklerde yer alan sanatçıların ya da katılımcıların isimlerinin, organizasyonun amacından bağımsız ticari kazanç elde etmek için kullanılması gibi durumlar da bir tür suistimaldir. Bu tür davranışlar, yardım kampanyasının şeffaflığını ve güvenilirliğini sorgulatır.
6.12 Spor Gösterileri, Gezi ve Eğlenceler Düzenlemek:
Bu yöntemle yardım toplamakta, Aynı şekilde geniş kitlelere hitap eden ve ilgi çekici yöntemlerdir. Ancak, etkinliklerin organizasyonunda yaşanabilecek maliyetler ve logistik zorlukları göz önüne alındığında riskler taşıyabilir. Bu yöntemle yardım toplamanın mahsurlarını ve kötüye kullanım biçimlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;
Etkinliklerin düzenlenmesi için gerekli olan mekân, ekipman, personel, güvenlik ve diğer giderler ciddi maliyetler yaratacaktır. Bu, toplanan yardımların büyük bir kısmının organizasyon masraflarına harcanmasına neden olacaktır ve asıl yardım amacına ulaşmayı zorlaştıracaktır.
Spor gösterileri veya gezi gibi büyük ölçekli organizasyonlar, yoğun bir lojistik planlama gerektirir. Katılımcıların taşınması, güvenliği, etkinlik alanının hazırlanması gibi unsurlar sırasında yaşanabilecek aksaklıklar etkinliğin başarısını etkileyecektir.
Etkinlik yeterince ilgi görmezse, beklenen yardım miktarına ulaşılamaz. Hedef kitleye ulaşmayan bir organizasyon, hem kaynakların boşa harcanmasına hem de maddi kayıplara yol açacaktır.
Bu tür eğlenceli etkinlikler bazen yardım amacını gölgeler ve yardım toplama sürecini bir “şov” olarak algılatır. Bu durum, insani dayanışma ruhunun zarar görmesine yol açar.
Spor gösterileri ve eğlenceler bazen eğlence amacıyla yardım toplama niyetinin önüne geçer. Bu, yardımseverlerin yardımın ciddiyetine dair şüphe duymasına neden olur.
Etkinliklerden toplanan bağışların nasıl kullanıldığı konusunda yeterli bilgilendirme yapılmazsa, bu durum kötüye kullanımlara zemin hazırlar. Toplanan paranın amacı dışında harcanması ihtimali güveni sarsar.
Gerçek yardım amacını taşımayan, ancak bağış toplamak bahanesiyle düzenlenen sahte etkinlikler, bu yöntemin suistimal edilebilecek en belirgin yönlerinden biridir.
Organizasyon sürecinde gereksiz ya da lüks harcamaların yapılması, yardımlaşma faaliyetinin özüne zarar verir. Bu durum, yardımseverlerde hayal kırıklığı yaratır.
Organizasyonu düzenleyen kişilerin ya da grupların, bu tür etkinlikleri kişisel ya da ticari çıkar sağlamak için kullanması riski bulunmaktadır. Bu tür kötüye kullanımlar, yardım toplama faaliyetlerinin itibarını ciddi şekilde zedeleyecektir.
Yardım toplama etkinliği birincil amacından saparak, tamamen gelir elde etme odaklı bir yapıya dönüşme olasılığı vardır. Bu durum, yardımın samimiyetini ve toplumsal dayanışma duygusunu zayıflatır.
6.13 Bilgileri Otomatik ya da Elektronik Sistemler Kullanarak Yardım Toplama:
Bu yardım toplama yöntemi, Dijital dönemde etkili bir yöntem olarak kabul edilir. Ancak, bu tür sistemlerde veri güvenliği riskleri, siber saldırılar ve kişisel verilerin yetkisiz kişilerin eline geçmesi gibi büyük güvenlik açıkları vardır. Bu yöntemin mahsurları ve olası kötüye kullanım biçimlerini aşağıda sıralıyoruz;
Elektronik sistemler üzerinden toplanan yardımlarda yardımseverlerin kişisel bilgileri (isim, adres, kredi kartı bilgileri vb.) kullanılabilir. Bu bilgiler, yeterince koruma altına alınmazsa kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilmesi mümkündür.
Dijital platformlar, siber saldırılara açık sistemlerdir. Saldırganlar, yardım toplama platformlarını hedef alarak yardımları yönlendirebilir, yardımseverin bilgilerini çalabilir veya sistemlere zarar verebilir.
Teknik sorunlar, bağışların yanlış hesaplara yönlendirilmesine veya bağışçıların ödeme işlemlerini tamamlayamamasına yol açabilir. Bu durum, yardım toplama sürecini olumsuz etkiler ve güven kaybına neden olabilir.
Bu tür sistemlerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi için ciddi bir maliyet gereklidir. Ayrıca, teknolojik altyapının sürekli güncellenmesi gerekir. Yetersiz bütçe, sistemin etkin çalışmasını engelleyebilir.
Teknolojiye erişimi olmayan veya bu sistemleri kullanmakta zorluk çeken bireyler bu yönteme katılamaz, bu da kapsayıcılığı sınırlayabilir.
Sahte yardım siteleri veya uygulamaları oluşturularak yardımseverler kandırılabilir. Bu siteler, gerçek yardım kampanyaları gibi görünerek yardımların kötüye kullanılmasına yol açabilir.
Yardımseverlerin bilgileri, izinsiz bir şekilde üçüncü taraflarla paylaşılabilir veya pazarlama amacıyla kullanılabilir. Bu durum, yardımseverlerin mahremiyetini ihlal eder ve sistemin itibarını zedeler.
Toplanan bağışların, hedeflenen yardım kuruluşuna ulaşmadan başka bir yere yönlendirilmesi riski vardır. Bu, bağışların amacına uygun kullanılmaması gibi ciddi suistimalleri beraberinde getirebilir.
Elektronik sistemler üzerinden sahte e-posta ya da mesaj kampanyaları düzenlenerek, kişilerden yardım adı altında para talep edilebilir. Bu, yardım toplama sürecinin güvenilirliğini zayıflatır.
Dijital platform üzerinden toplanan yardımların nereye ve nasıl harcandığına dair şeffaflığın olmaması, kötüye kullanımlara olanak sağlayabilir.
6.14 Yardım Toplama Yöntemlerinden Makbuz ile Yardım Toplama ve Kutu Koyarak Yardım Toplama Yöntemlerinin Engelliler Yönünden İnsan Onuru Açısından Değerlendirilmesi:
Yukarıdaki anlatımlar sonucunda, yardım toplama yöntemlerini özelliklede makbuz ile yardım toplama ve kutu koyarak yardım toplama yöntemlerinin insan onurunu merkeze alarak ve özellikle engelliler açısından değerlendirme ihtiyacı kendisini göstermektedir. Yardım toplama faaliyetlerinin şekli, yalnızca maddi destek sağlamaktan ibaret değildir. Burada asıl amacın maddi destek sağlamanın ötesine geçilerek, toplumsal dayanışmanın teşvik edilmesi ve bireylerin insan onurunu koruyacak şekilde yardım mekanizmalarının oluşturulması gerçekleştirilmelidir. Bu bağlamda yardım toplama yöntemlerinden makbuz ile yardım toplama ve kutu koyarak yardım toplama yöntemlerini kısaca şöyle değerlendirebiliriz:
6.14.1 Makbuzla Yardım Toplama:
Engelliler açısından bakıldığında, makbuzla yardım toplama, bireylerin toplumda yanlış bir şekilde “tüketici” olarak algılanmasına yol açacaktır. Engellilerin veya engelliler adına makbuz ile yardım toplanması, onları ekonomik bağımlı ve toplum içinde “acıma” duygusuna bağlı bir noktada gösterecektir. Bu yöntem insan onuruna uygun değildir ve engellilerin topluma katkı sağlayıcı bireyler olarak görülmesini engellemektedir. Engelliler adına makbuz ile yardım toplanması, engellilerin toplumda dilenci imajı oluşturmaktadır. Makbuzla yardım toplamak, engelliler için insan onurunu zedeleyici bir yöntem olacağı tartışmasızdır. engellilerin, toplumda ekonomik bağımsızlıkları olmayan ve yalnızca yardım amacıyla hareket eden bireyler olarak algılanması, onların özgüvenini ve toplumsal özne olma durumlarını etkileyecektir. Aynı zamanda, makbuzların sahte olarak düzenlenme ihtimali, onların adının kötüye kullanılmasına yol açacaktır ve toplumdaki imajlarını daha da olumsuz etkileyecektir.
6.14.2 Kutu Koyarak Yardım Toplama:
Engelliler adına yardım kutularının kullanılması, engellileri toplumda pasif bir yardım toplayıcı olarak gösterecektir. Bu durum, engellilerin üretken bireyler olabileceği algısını zayıflatacaktır ve onların yalnızca yardım alıcı bir konumda oldukları düşüncesini pekiştirecektir. Bu yöntem, engellilerin toplumsal rollerini daraltıcı bir algı yaratacaktır.
Makbuz ile yardım toplama ve kutu koyarak yardım toplama yöntemlerini, engellilerin toplumsal imajı ve insan onuru bağlamında birlikte değerlendirdiğimizde, her iki yöntemin de belirgin mahsurları ve kötüye kullanım riskleri olduğunu söyleyebiliriz.
- Makbuzla yardım toplama yöntemi, bireylerin onurunu zedeleyici olacağı aşikardır. Engellilerin, yardım toplama sürecinde doğrudan insanlar ile muhatap olmaları ve yardım talep etmeleri, onur kırıcı bir deneyim olacağı herhalde yatsınılmaz bir gerçekliktir. Dilencilikle örtüşen bu yöntem, engelli bireylerde toplum karşısında daha fazla bağımlılık hissetmesine ve bireysel özgüvenlerini olumsuz etkilenmesine neden olacağı açıktır. Sahte makbuzların düzenlenmesi veya toplanan paraların amacı dışında kullanılması, yöntemin kötüye kullanılmasına yol açacağından; Bu durum, engelli bireylerin adını suistimal ederek onların itibarına zarar verecektir. Toplanan bağışların şeffaf bir şekilde kaydedilmemesi, yardımseverlerin güvenini sarsacaktır ve engelliler adına yardım toplayan kurumların itibarını zedeleyecektir.
Yardım kutuları, engellilerin yardıma bağımlı olduklarını göstererek, onurlarını zedeleyeceği ortadadır. Bu yöntemde engelliler, sadece “yardım alan” veya toplumda bir “yardım aracı” olarak görülme riski ve algısı ile karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca, Yardım kutularının güvenliğinin sağlanamaması ya da denetim eksikliği nedeniyle toplanan yardımların kötüye kullanılması, engellilerin adının dolandırıcılık gibi olumsuz olaylarla anılmasına yol açacaktır. Bu durum, toplumun onlara duyduğu güveni ve itibarını zedeleyecektir. Yardım kutularının yetkisiz kişiler tarafından karıştırılması veya çalınması, bu yöntemin önemli güvenlik açıklarından biridir. Bu durum, yardım toplama sürecini manipüle ederek engellilerin adının olumsuz anılmasına neden olacaktır. Kutu sisteminde, toplanan paraların doğru bir şekilde raporlanmaması veya denetlenmemesi, bireylerin ya da kurumların bu süreci suiistimal etmesine neden olacaktır.
6.15 Yardım Toplama Yöntemleri ile İlgili Genel Bir Değerlendirme:
Yardım toplama yöntemlerinde ortaya çıkan zaaflar ve olası suistimalleri önlemek için bir dizi önlem alınmalıdır. İlk olarak, denetim süreçlerindeki eksikliklerin giderilmesi ve yardımda bulunan kişilerin bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır. Yardım toplama ve harcama süreçleri, bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli olarak denetlenmeli; bu faaliyetlere dair raporlar hazırlanarak kamuoyuna sunulmalıdır. Süreçlerde şeffaflığı artırmak adına online platformların ve açık veri teknolojilerinin kullanılması önemlidir. Ayrıca, yardım toplama faaliyetlerinde görev alan kişi ve kuruluşlar, etik kurallar ve yasal gereklilikler hakkında eğitilerek bu konuda farkındalıkları artırılmalıdır.
Bu önlemler, yardımların kötüye kullanılmasını önlemek ve yardım faaliyetlerinin güvenilirliğini artırmak için önemlidir. Yardım toplama süreçlerinin şeffaf, denetlenebilir ve güvenilir olması, topluma sağlanan faydaların artmasını sağlar.
Görüldüğü gibi, her yöntemin kendine has avantajları ve dezavantajları var. Önemli olan bu yöntemlerin düzgün bir şekilde denetlenmesi ve şeffaflıkla uygulanmasıdır.
İZİN
Kanunun 6. Maddesine göre; Kişiler ve kuruluşlar, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamazlar. Ancak, Cumhurbaşkanının kararı ile kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan bazıları izin almadan yardım toplayabilecekleri hususu bu zorunluluğun dışında tutulmuştur. Cumhurbaşkanının kararına istinaden kamu yararına çalışan bazı dernek, vakıf ve kurumların izin alma presedürü dışında tutulmasının en başta denetim zaafına yol açacağı pek tabidir. Kanunda getirilen Bu ve benzeri istisnalar yeknesatlığı bozduğundan doğal olarak denetim zaafına yol açmaktadır.
Aynı maddenin 2. Fıkrasında izin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetinde baş vurulacak önlemlere işaret edilmektedir. Buna göre; İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır. Ancak, uygulamada, izinsiz yardım toplama girişimlerine yönelik, idari para cezaları tatbik edilerek süreç kapatılma yoluna gidilmektedir.
Anılan maddeye 7262 sayılı kanunun 7 . maddesi İle eklenen ek fıkralarla; İzinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında yapıldığının tespiti hâlinde yapılacaklar düzenlenmektedir.
Buna göre; İzinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında yapıldığının tespiti hâlinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı tarafından içerik ve/veya yer sağlayıcıya, yardım toplama faaliyetine ilişkin içeriğin çıkarılması için internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirimde bulunulur. İçeriğin en geç yirmi dört saat içinde içerik ve/veya yer sağlayıcı tarafından çıkarılmaması veya içerik ve yer sağlayıcıya ilişkin bilgilerin edinilememesi ya da teknik nedenlerle bildirimde bulunulamaması hâlinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı internet ortamındaki söz konusu içeriğe ilişkin erişimin engellenmesine karar verilmesi için sulh ceza hâkimliğine başvurur. Hâkim, talebi en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar ve gereği yapılmak üzere doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderir. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir. Bu fıkra kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararı, içeriğe erişimin engellenmesi (URL vb.) yöntemiyle verilir.
İzin alma konusunu kapatmadan önce, Burada özel olarak eğitim ve öğretim kurumlarında girişilen yardım toplama faaliyetine ilişkin olarak bazı önemli noktalara dikkat çekmek isteriz. Bilindiği gibi, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda zarf dağıtma yoluyla öğrencilerden yardım toplama yolu en çok kullanılan yardım toplama yöntemidir. Öncelikle herhangi bir eğitim ve öğretim kurumunda yardım toplama faaliyeti gerçekleştirmek için kurum sorumlusunun yazılı izninin zorunlu olduğu kanunun 8. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenleme altına alınmıştır.
Bu düzenlemeye göre; Yardım toplama, öğrenim kurumları yararına veya kurum içinde yapılacak ise, başvuru dilekçesine kurum sorumlusunun yazılı izninin eklenmesi zorunludur.
Her şeyden önce, zarf usulü ile yardım toplama şekli diye bir yardım toplama biçimi bulunmamaktadır. Dolayısıyla her ne ad altında olursa olsun bu şekilde eğitim ve öğretim kurumlarında yardım toplama faaliyeti gerçekleştirmek açıkça yasak ve suçtur. Ama ne yazık ki, özellikle engelliler kullanılarak okullarda zarf dağıtmak yoluyla öğrencilerden paralar toplanmakta ve bu paraların büyük bir kısmı da kayıt altına alınmadığından kişisel kullanımlar için harcanmaktadır.
Şöyleki, kimi STK’ların, özellikle 3 Aralık 10 Mayıs haftası gibi engellilerle ilgili farkındalık günlerinde okullarda zarf dağıtmak ya da diğer usullerle maddi yardım toplama çalışmaları yaptığı bilinen bir gerçekliktir. Okullarda sarı zarf ile dağıtılan yardım toplama taleplerinin böyle durumlarda okul idarecileri tarafından da zaman zaman ilgiyle karşılandığı, engellilere iyilik yapıldığı düşüncesiyle kabul edildiği bilinmektedir.
Ancak: Söz konusu yardım toplama faaliyetlerinin çoğunun yasal yardım toplama izninin bulunmadığı, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Bundan daha önemlisi 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu yardım toplama usullerini belirleyen 5. maddesinde zarf dağıtmak suretiyle yardım toplama hakkının tanınmadığı da bir diğer önemli husustur. Bu bağlamda okullarda bu tip yardım toplama faaliyetine izin verilmesi de yasalara aykırı bir durum teşkil etmektedir.
Öte yandan bu tür yol ve yöntemlerle engelliler için yardım toplama faaliyetleri toplumda engelli bireylerin hak sahibi bireylerden çok, aciz, merhamet veya yardım edilecek kişiler olduğu yönündeki olumsuz ve yanlış algıyı kuvvetlendirmekte, engelli haklarının kazanımı yönündeki çabaları da olumsuz etkilemektedir.
İZİN VERMEYE YETKİLİ MAKAMLAR
Kanunun 7. Maddesinde; İzin vermeye yetkili makamlar düzenlenmiştir.
Buna göre; Yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa izin o ilin valisinden alınır.
Eğer yardım toplama faaliyeti bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır.
Bir diğer seçenek ise, Yardım toplama faaliyetinin birden fazla ilin sınırlarını kapsama olasılığıdır. Bu durumda, yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır. İzni veren valilik tarafından ilgili valiliklere yani yardımın toplanacağı ilin valiliklerine ve İçişleri Bakanlığına bilgi verilir.
Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili işlemlerin dernekler birimlerince yürütüleceği düzenlenmiştir. Buradaki dernekler biriminden kasıt Valilikler bünyesinde oluşturulan İl sivil toplumla ilişkiler müdürlüğü ve Kaymakamlıklar bünyesinde oluşturulan ilçe sivil toplumla ilişkiler müdürlüğüdür.
DENETİM
Kanunun Dördüncü Bölümünde yardım toplama faaliyetlerinin denetimi ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Bu bölümde Ü; Faaliyetlerin denetimi; Kesin hesabın çıkarılması; Denetim sonucu ve Denetleme raporu gibi konularda neler yapılacağı hakkında kurallar yer almaktadır.
9.1 Faaliyetlerin denetimi:
Yardım faaliyetlerinin denetimi kanunun 16. Maddesinde düzenlenmiştir.
Mezkur maddenin 1. Fıkrası; Yardım toplama faaliyetleri ile sağlanan net gelirin gerçekleştirilmek istenen amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı izin veren makamın gözetim ve denetimine tabi olmasını düzenlemektedir.
Bu fıkra, yardım toplama faaliyetleriyle elde edilen gelirin nasıl kullanılacağını ve bu sürecin nasıl denetleneceğini düzenler. Bu fıkraya göre, yardım toplama faaliyetleri sonucunda elde edilen net gelir, yardım faaliyetinin başlangıçta belirlenen amacı doğrultusunda kullanılmalıdır. Ayrıca, bu gelirin amaca uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, izin veren makam tarafından gözetim ve denetim altında tutulur.
Bu, toplanan paraların veya diğer yardımların doğru ve şeffaf bir şekilde kullanılmasını sağlamak için bir güvence mekanizması oluşturur. İzin veren makam, yardım faaliyetlerinin belirlenen amaca uygun olarak yürütüldüğünden ve gelirlerin doğru yerlere yönlendirildiğinden emin olmakla yükümlüdür.
Düzenleme bu şekliyle kağıt üzerinde ideal görünmesine karşın, pratikte gerekenlerin yapılmaması, bu alanda bir çok sorunun oluşmasına sebep olmaktadır.
Şöyleki: İzin veren makamların yeterli gözetim ve denetim yapmaması, yardım kuruluşlarının sorumluluklarını yerine getirmemelerine neden olmaktadır. Bu durum, yardım faaliyetlerinin amacına ulaşmamasına yol açmaktadır. Denetim mekanizmalarının iyi işlemesi, mevcut uygulamaların iyileştirilmesi için geri bildirim imkanları oluşturması açısından önem taşımaktadır. Buna karşın, denetim eksikliği, bu tür iyileştirme fırsatlarının kaçırılmasına neden olacağı gibi, istismarın oluşumuna da zemin oluşturur. Bunların dışında, denetimin gereği gibi yapılması, ihlallerin ve suiistimallerin önlenmesi konusunda caydırıcılık sağlayacağı aşikardır. Ancak, Denetim eksikliği, bu tür davranışların beslenmesine ve artmasına yol açacağı da tartışmasızdır. Tabii her şeyden önce, yardım toplama faaliyetlerinin denetlenmemesi, yardımseverler ve halk arasında güven kaybına neden olacağı gibi, ayrıca, gelecekteki yardım toplama faaliyetlerini olumsuz etkilenmesine de neden olabilir.
Mezkur maddenin İkinci ve Üçüncü fıkralarında; kimlerin nasıl denetim yapacaklarına ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Anılan maddenin İkinci fıkrasında; İzin veren makam, gerekli denetlemeyi yaptırmak üzere, memurlar arasından veya dışarıdan yeterli sayıda denetçi görevlendirir ve ilgililere bildirir. Düzenlemesine havidir.
Anılan fıkraya göre; İzin veren makam, yardım toplama faaliyetlerinin denetimini sağlamak amacıyla denetçiler görevlendirir. Bu denetçiler, kamu memurları veya dışarıdan (bağımsız denetçiler) arasından seçilebilir. Görevlendirilen denetçiler, ilgililere bildirilir, yani denetim yapılacak kişi ve kuruluşlar bu durumu öğrenir.
Bu düzenleme, denetim süreçlerinin bağımsız ve objektif bir şekilde yürütülmesini sağlamak için önemlidir. Kamu memurları, devletin çıkarlarını ve yasaların uygulanmasını gözetmekle yükümlüdür. Dışarıdan denetçiler ise bağımsızlıklarını koruyarak tarafsız denetim yapabilirler. Bu iki denetim yöntemi, etkin ve güvenilir bir denetim mekanizması oluşturur. Ancak yaptığımız bu değerlendirme kağıt üzerinde ideal görünmektedir. Pratikte durum hiçte bu şekilde işlememektedir.
Şöyleki: - Denetçilerin bilgi ve deneyim düzeyleri, denetimlerin kalitesini doğrudan etkileyecektir. Ancak düzenleme, denetçilerin yeterlilik kriterlerine ilişkin herhangi bir ayrıntıya yer vermemektedir. Yani bu düzenlemede, Belirli bir uzmanlık gereksinimi olup olmadığı veya denetçilerin eğitim durumu gibi konular netleştirilmelidir. Bunun dışında, özellikle kamu memurları arasından seçilen denetçilerin tam bağımsızlığı sorgulanabilir. Makamın atadığı memurların tarafsızlığı ve bağımsızlığı, objektif denetim açısından kritik öneme sahiptir. Bağımsız denetçilerin görevlendirilmesi bu açıdan daha güvenilir olacağı tartışmasızdır. Anılan düzenleme, denetimlerin ne sıklıkta yapılacağı veya denetim kapsamının ne olacağı konusunda netlik sağlamıyor. Bu belirsizlik, denetim süreçlerinin etkinliğini azaltacağı da aşikardır. Ayrıca, düzenlemede; Denetim sonuçlarının kamuya ne şekilde bildirileceği veya paylaşılacağı konusunda eksiklik vardır. Şeffaflık ve hesap verebilirlik, denetim süreçlerinin güvenilirliğini artıracağı tartışmasızdır. Düzenlemede, denetim sonuçlarının raporlanma ve paylaşılma şekli yer alması şeffaflık ve izlenebilirlik açısından önem taşımaktadır. Son olarak düzenlemede, Denetim sonucunda tespit edilen usulsüzlükler veya hatalar karşısında hangi yaptırımların uygulanacağı netleştirilmelidir. Belirttiğimiz Bu tür eksikliklerin veya sakıncaların giderilmesi, denetimlerin caydırıcılığını ve etkinliğini artıracaktır.
Anılan maddenin Üçüncü fıkrasında, denetim yapanların yetkileri ile ilgibi bir düzenleme yer almaktadır. 27/12/2020 tarih ve 7262 sayılı kanunun 9. maddesi ile anılan fıkrada yapılan değişiklikle düzenleme günümüz ihtiyaçları gözetilerek düzenlenmiştir.
Anılan düzenleme şöyledir: Denetim ile görevlendirilenler ve izin vermeye yetkili makamlar, yardım toplama faaliyetiyle ilgili olanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalar dâhil gerçek ve tüzel kişilerden denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeyi isteme yetkisine sahiptir. Talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar.
Madde 16’nın Üçüncü fıkrasına göre yapılan düzenleme, denetim yapanların yetkilerini ve görevlerini detaylandırır. Bu fıkra şu unsurları içerir:
- Denetim ile görevlendirilenler ve izin vermeye yetkili makamlar, yardım toplama faaliyetleriyle ilgili kişilerden bilgi ve belge isteyebilirler.
- Bu bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalar dâhil, gerçek ve tüzel kişilerden temin edilebilir.
- İlgili taraflar, özel kanunlarda belirtilen hükümleri gerekçe göstererek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar.
Bu düzenleme, denetim sürecinin etkinliğini ve kapsamını artırmak amacıyla yapılmıştır. Denetim yapanların geniş yetkileri, yardım toplama faaliyetlerinin daha detaylı ve kapsamlı bir şekilde incelenmesini sağlar. Bu da şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırır.
Kanunun 16. Maddesinin 3. Fıkrasında, 7262 sayılı kanunun 9. Maddesi ile yapılan bu değişiklikle pratikte bir takım sonuçların elde edilmesi amaçlanmaktadır:
Şöyleki: Anılan fıkrada yapılan Bu düzenleme ile, yardım toplama faaliyetlerinin şeffaflığını artırılması amaçlanmaktadır. Yardımseverler ve halk, yardım toplama süreçlerinin düzgün bir şekilde denetlendiğini ve kaynakların doğru yerlere harcandığını bilerek bu faaliyetlere daha fazla güven duymaları sağlanmak istenmiştir. Bunun da daha fazla yardım ve katılımı teşvik edilmesi için önem taşıdığı anlaşılmaktadır.
Denetim yapanlara sağlanan geniş yetkilerin bir diğer sonucu, toplanan yardımların belirlenen amaçlara uygun ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlar. Bu da kaynakların israf edilmesini ve suiistimalleri önler. Etkin denetim, yardımların doğru yerlere ulaşmasını garanti eder.
Bu düzenlemenin pratikteki bir diğer etkisi ise, Denetim yapanların ihtiyaç duydukları bilgi ve belgelere hızlıca erişebilmeleri, olası hataları ve usulsüzlükleri zamanında tespit etmelerini sağlar. Bu da hızlı ve etkili müdahalelerle sorunların çözüme kavuşturulmasına olanak tanır.
Bu düzenleme de yapılan değişiklikle, yardım toplama faaliyetlerinin yasalara uygun şekilde yürütülmesini teşvik eder. Denetim mekanizması, olası ihlallere karşı caydırıcı bir etki yaratır ve yasal uyumluluğu artırır. Bu da yardım kuruluşlarının ve ilgili tarafların sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlar.
Ayrıca yapılan bu değişiklikle, bilgi gizliliği ve güvenliği ve şeffaflık ve izlenebilirlik gibi alanlarla ilgili olarak pratikte bir takım sakıncalarda ortaya çıkabilir.
Şöyleki: Denetim yapanların, özellikle bankalar ve diğer finansal kurumlar gibi yerlerden bilgi talep etme yetkisi, bilgi güvenliği ve gizlilik konularında bazı endişelere yol açabilir. Hassas bilgilerin korunması ve güvenliği, denetim süreçlerinde dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Bunun dışında, Denetim sonuçlarının şeffaf bir şekilde paylaşılması, kamuoyunun denetim süreçlerine olan güvenini artırır. Ancak bu süreçlerin nasıl ve ne ölçüde şeffaf olacağı düzenlemede belirtilmemiştir. Bu da denetim sonuçlarının kamuoyuna doğru ve açık bir şekilde aktarılmasını zorlaştırabilir.
Genel olarak, bu düzenleme yardım toplama faaliyetlerinin etkinliği, şeffaflığı ve güvenilirliğini artırmaya yönelik olumlu bir adımdır. Ancak pratikte uygulandığında, bilgi güvenliği, gizlilik ve denetim süreçlerinin karmaşıklığı gibi konuların dikkatlice ele alınması önemlidir.
Mezkur maddenin Dördüncü fıkrasında ise, Eski eser ve anıtların onarılması için yardım toplamaya izin verilmiş olan hallerde, denetime ilişkin denetim makamı dışında özel uzmanlık alanı ile ilgili bilgi gerektiren durumlara ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir.
Buna göre; Eski eser ve anıtların onarılması için yardım toplamaya izin verilmiş olan hallerde, Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ayrıca denetleme yapılabilir.
Madde 16’nın Dördüncü fıkrası, eski eser ve anıtların onarılması için yardım toplama izni verilen durumlarda denetim süreçlerini düzenler. Bu tür özel durumlarda, genel denetim makamı dışında, uzmanlık gerektiren konulara ilişkin özel bir denetim mekanizması oluşturulmuştur. Buna göre: Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ayrıca denetim yapılabilir.
Bu düzenleme, eski eser ve anıtların korunması ve onarılması gibi uzmanlık gerektiren konularda daha etkin bir denetim yapılmasını sağlar. İlgili kurumlar, bu alanda uzmanlığa sahip oldukları için denetimlerin daha titiz ve bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak tanır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetim yetkisi, bu tür projelerin kalitesini artırır ve uzun ömürlü olmasını sağlar. Ancak, bürokratik süreçler, maliyet artışı ve koordinasyon zorlukları gibi potansiyel sorunların oluşturacağı handikapların da göz önünde bulundurulması önem oluşturmaktadır.
9.2 Kesin hesabın çıkarılması:
Kanun 17. Maddesi; toplanan yardım ile ilgili olarak kesin hesabın çıkarılması ve izin veren makama sunulması konusunda yapılacakları düzenleme altına almaktadır.
Mezkur maddenin 1. Fıkrasında; Sorumlu kurullar, yardım toplama süresinin bitiminden itibaren on gün içinde toplanan yardımın kesin hesabını çıkarmak ve bir örneğini izin veren makama vermekle yükümlüdürler. Zorunlu hallerde bu süre, izin veren makamca otuz güne kadar uzatılabilir.
17. Madde’nin özünde, yardım toplama süresi tamamlandığında, sorumlu kurulların on gün içinde toplanan yardımların kesin hesabını çıkarıp izin veren makama sunması gerektiği belirtiliyor. Zorunlu hallerde, bu süre 30 güne kadar uzatılabilmektedir.
Toplanan yardımların hesabının belirli bir sürede sunulmasının zorunlu kılınması; yardım toplama süreçleri konusunda şeffaflık sağlanması adına önemlidir. Ayrıca, Sorumlu kurulların görevlerini yerine getirmelerinin bu şekilde zorunlu kılınması, toplanan yardımların doğru bir şekilde raporlanmasına imkan sağlamaktadır.
Yardım toplama süresinin bitiminden itibaren on günlük süre, özellikle büyük yardımlar söz konusu olduğunda oldukça kısıtlı olabilir. Bu durum, kapsamlı muhasebeleştirme işlemleri için yeterli zamanı sağlamayabilir. Birde, Zorunlu hallerde sürenin uzatılması için izin veren makama bağımlılık, sürecin gereksiz yere uzamasına neden olabileceği gibi, bu durumun da potansiyel olarak bir çok soruna gebe olacağı açıktır. Anılan fıkra, “zorunlu haller” ifadesini kullanırken, bu hallerin neler olabileceğini düzenlememektedir. Bu da belirsizliğe ve yoruma açık durumlara neden olabilir. Burada makul bir sürenin yasa ile düzenleme altına alınması daha objektif olacaktır.
Bu düzenlemedeki handikapların giderilmesi için şunlar yapılabilir;
a. Belirtilen on günlük sürenin, yardımın büyüklüğüne ve kapsamına bağlı olarak esnek hale getirilmesi düşünülebilir. Örneğin, toplama miktarına göre değişen bir süre sistemi oluşturulabilir.
b. “Zorunlu haller” kavramının daha net tanımlanması, sorumlu kurulların ve izin veren makamların değerlendirmeleri konusunda daha objektif bir yaklaşım sağlayabilir.
Anılan maddenin 2. Fıkrasında ise; İzin veren makamın, sorumlu kurul tarafından sunulan kesin hesabın bir örneğini denetlenmesi ilçin denetçilere göndereceği düzenlenmiştir.
Sorumlu kurul tarafından sunulan kesin hesabın denetçilere gönderilmesi, özellikle, hesap verilebilirliği ve şeffaflığın sağlanması için toplanan yardımların bağımsız bir şekilde denetlenmesini önemli kılmaktadır. Haliyle bunun devamında da, Denetçilerin bağımsız inceleme yapması, kamu ve yardımseverler nezdinde güven oluşturacağı, yardımların doğru ve yerinde kullanıldığının teminatını vereceği pek tabiidir.
Tabiki bu düzenlemenin de pratikte kendi içinde bir çok sorun taşıdığı aşikardır. Yeterli sayıda ve nitelikte denetçinin bulunmaması, denetim süreçlerinin aksamasına ve gecikmelere yol açacaktır. Bu durumda, sunulan hesapların zamanında ve etkin bir şekilde denetlenmesi zor olacaktır. Ayrıca Anılan fıkrada, denetçilerin raporlarını hangi süre içinde tamamlamaları gerektiği ve raporlarının nasıl değerlendirileceği konularında bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu belirsizlik, süreçlerin uzamasına ve sonuçların gecikmesine neden olacaktır. Ayrıca, Sorumlu kurul, izin veren makam ve denetçiler arasında etkin bir iletişim ve koordinasyon sağlanmasına yönelik de bir eksiklik sözkonusudur. Bu da, süreçlerde kopukluklar yaşanmasına ve denetimlerin kalitesinin düşmesine sebep olacaktır.
Yapılacaklara gelince; Denetçilerin raporlarını tamamlamaları için belirli bir süre tanımlanması, denetim süreçlerinin zamanında ve disiplinli bir şekilde tamamlanmasını sağlayacaktır. Denetçilerin sayısı ve niteliklerinin artırılması, eğitim ve sertifikasyon programları ile desteklenmesi, denetim süreçlerinin daha etkin yürütülmesine katkı sağlayacaktır. Sorumlu kurul, izin veren makam ve denetçiler arasında düzenli iletişim ve koordinasyon toplantıları düzenlenerek süreçlerin daha uyumlu ve etkin yönetilmesi imkanları oluşturulabilir.
9.3 Denetim sonucu:
Yukarıda anlattıklarımızın devamı niteliğinde olan, denetim sonucunun izin veren makama bildirilmesi hakkında 18. Maddede bir düzenleme yer almaktadır.
18. maddeye göre; Denetçiler, yardım toplama faaliyetlerinin belgelerini ve kesinhesabını inceleyerek, sonucu bir rapor halinde ve belirlenen süre içinde, görevlendiren makama verirler.
Bu düzenlemeye göre, Denetim sonucunun raporlanması, toplanan yardımların doğru ve şeffaf bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının sonuçlarını ortaya koyması açısından önemlidir. Ancak, düzenlemede, denetim raporunun ne kadar sürede hazırlanacağı, nasıl değerlendirileceği ve sonuçlarının nasıl kullanılacağı ve denetim standartları konusunda düzenlemeler içermemesi, düzenlemenin olumsuzluklarını göstermektedir.
Bu olumsuzlukların giderilmesi adına her ne kadar aşağıda denetleme raporu konusunda değineceğimiz 19. Maddede bir takım standartlar belirlenmiş isede, bunların yanı sıra 18. Maddede yapılacak bir düzenleme ile ; Denetçilerin raporlarını tamamlamaları için belirli bir süre tanımlanması ve bu sürenin yardımın büyüklüğüne ve kapsamına göre esnek hale getirilmesi; Denetçilerin hangi standartlara göre inceleme yapacaklarının net bir şekilde belirtilmesi ve bu standartların düzenleyici çerçevede tanımlanması ve Denetim raporunun nasıl değerlendirileceği ve sonuçlarının nasıl kullanılacağı konularında net prosedürlerin belirlenmesi, sürecin şeffaf ve etkili bir şekilde tamamlanmasını sağlayacaktır.
9.4 Denetleme raporu:
Kanunun 19. Maddesinde; Denetleme raporunun unsurlarına ve denetçilerin taktir marjlarına yer verilmektedir.
19. maddenin 1. Fıkrasında denetleme raporunun neler içermesi gerektiği konusunda beş alt bend halinde düzenlenmiştir.
Buna göre; Denetleme raporunun:
a) Yardım toplama faaliyetinin brüt gelirini,
b) Yardım toplama faaliyeti için yapılan gideri,
c) Yardım toplama faaliyeti sonunda sağlanan net geliri,
d) Bu gelirin amacı gerçekleştirmede yeterli olup olamayacağı konusundaki bilgiyi,
e) İzin veren makamca incelenmesi istenen hususlarla ilgili açıklamaları,
İçermesi gerekir.
Ayrıca, anılan maddenin 2. Fıkrasında denetçilere tanınan taktir yetkisi kapsamında; Denetçilerin, girmesinde yarar gördükleri hususları da rapora yazacakları düzenlenmiştir.
Bu düzenlemenin olumlu taraflarını şu şekilde ortaya koyabiliriz;
Brüt gelir, giderler ve net gelir gibi kritik finansal bilgilerin raporda yer alması, denetimin detaylı ve kapsamlı olmasını sağlayacaktır.
Gelirin amacı gerçekleştirmede yeterli olup olmayacağı konusundaki bilginin raporda yer alması, yardımların etkin kullanımını değerlendirmek için önemli olacaktır.
Denetçilerin rapora girmesinde yarar gördükleri hususları ekleyebilmesi, raporun kapsamını genişleterek, ek bilgilerin sunulmasını sağlayacaktır.
Tabi her zamanki gibi bu olumlu yanların yanı sıra düzenlemede bir takım eksiklikler de göze çarpmaktadır. Bu eksiklikleri şu şekilde dile getirebiliriz;
Raporun nasıl hazırlanacağı konusunda belirli bir standart bulunmamaktadır. Bu durum, denetçilerin farklı rapor formatları ve içerikleri oluşturmasına neden olacaktır.
Denetleme raporunun hangi süre içinde hazırlanması gerektiği düzenlenmemiştir. Bu, raporların zamanında sunulup sunulamayacağı konusunda belirsizlik ve keyfiyet yaratacaktır.
Raporun sunulmasından sonra yapılacak işlemler ve değerlendirmenin nasıl yapılacağı konusunda bir düzenleme yoktur. Bu, süreçlerin devamlılığı ve etkinliği açısından önemli bir eksiklik oluşturacaktır.
Önerilerimize gelince;
Denetleme raporlarının belirli standartlar çerçevesinde hazırlanması, raporların tutarlılığını ve karşılaştırılabilirliğini artıracaktır. Bu, ayrıca denetçilerin neyi ve nasıl raporlayacakları konusunda daha net bir rehberlik sağlayacaktır.
Denetleme raporlarının hangi süre içinde tamamlanması gerektiği net bir şekilde düzenlenmelidir. Bu, denetim süreçlerinin zamanında ve etkin bir şekilde tamamlanmasını sağlayacaktır.
Denetleme raporlarının sunulmasından sonra yapılacak işlemler ve değerlendirme süreçleri iç düzenlemeler ile detaylandırılmalıdır. Bu, rapor sonuçlarının etkin bir şekilde kullanılması ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayacaktır.
Denetim ve raporlama süreçlerinde uyulması gereken bir çok etik değer ve ilkenin yanı sıra, dikkat edilmesi gereken birçok önemli husus da bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını aşağıda ifade ediyoruz:
Denetim raporları dürüst, tarafsız ve objektif olmalıdır. Denetçiler, denetim sürecinde hiçbir şekilde taraf tutmamalı ve sadece bulgulara dayalı raporlar hazırlamalıdır.
Tüm belgeler eksiksiz ve doğru bir şekilde sunulmalıdır. Belgelerde eksiklik veya yanlış bilgi bulunması, raporun güvenilirliğini zedeleyecektir.
Denetim sürecinde kullanılan yöntemler ve rapor formatları tutarlı olmalıdır. Bu, raporların karşılaştırılabilirliğini ve anlaşılabilirliğini artıracaktır.
Denetim raporları belirlenen süreler içinde tamamlanmalı ve sunulmalıdır. Gecikmeler, süreçlerin etkisini azaltacaktır ve güveni zedeleyecektir.
Denetim raporları şeffaf bir şekilde hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Raporda yer alan tüm bilgiler, denetlenen faaliyetin gerçek durumunu yansıtmalıdır.
Denetim kapsamı açıkça belirlenmeli ve raporda detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. Denetlenen tüm hususlar ve yapılan işlemler raporda belirtilmelidir.
Denetim raporları ulusal ve uluslararası denetim standartlarına uygun olarak hazırlanmalıdır. Bu, raporların kalitesini ve güvenilirliğini artıracaktır.
Denetçilerin bağımsızlığı sağlanmalı ve denetim sürecinde herhangi bir baskı veya etki altında kalmamaları garanti edilmelidir. Bu, denetimlerin objektifliğini ve tarafsızlığını sağlayacaktır.
Raporlar açık ve anlaşılır bir dilde yazılmalıdır. Karmaşık terimlerin ve jargonun aşırı kullanımı, raporların anlaşılmasını zorlaştıracaktır.
Denetim sürecinde karşılaşılan riskler ve bulgular detaylı bir şekilde değerlendirilmeli ve raporda açıklanmalıdır. Bu, raporun değerini artıracaktır ve gelecekteki süreçler için rehberlik sağlayacaktır.
10. ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER
Kanunun Altıncı Bölümünde, Çeşitli Hükümler Başlığı altında; Yardım toplama faaliyetinin giderleri, Kalan yardımın devri, Basımevlerinin sorumluluğu, Yabancı temsilciliklerce yardım toplama, Yardımın Devlet malı sayılması ve Cezalar ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır.
10.1 Yardım toplama faaliyetinin giderleri:
Madde 24, yardım toplama faaliyetleri sırasında oluşacak giderlerin sınırlarını belirlemektedir. Bu maddeye göre:
- Makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, otomatik veya elektronik sistemler kullanarak, bankalarda hesap açtırarak ve yardım pulu çıkararak yardım toplama şekillerinde giderler, brüt gelirin %10’unu geçemez.
- Eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler tertipleyerek, sergiler açarak, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenleyerek yardım toplama hallerinde giderler, brüt gelirin %40’ını geçemez.
Bu fıkranın temel amacı, toplanan yardımların büyük bir kısmının yardım amacına ulaşmasını sağlamak ve giderlerin kontrol altında tutulmasını temin etmektir.
Anılan fıkranın yardım toplama faaliyetleri üzerindeki etkilerini şu şekilde değerlendirebiliriz:
Kanunun 24. Maddesinin 1. fıkrası, yardım toplama faaliyetlerinin maliyetlerini sınırlayarak, toplanan yardımların önemli bir kısmının amacına ulaşmasını sağlar. Makbuzla yardım toplama gibi yöntemler için giderlerin %10’la, gösteri ve eğlence gibi etkinliklerde ise %40’la sınırlanması, kaynakların verimli kullanılmasını teşvik eder.
Gider sınırlarının belirlenmesi, yardım toplama faaliyetlerinin şeffaflığını artırır. İnsanlar, topladıkları yardımların büyük bir kısmının doğrudan yardım amacına hizmet edeceğini bilerek daha gönüllü olabilirler. Bu da, yardım faaliyetlerine olan güveni artırır ve katılımı teşvik eder.
Bu yasal düzenleme, yardım toplama faaliyetlerini organize eden kurum ve kuruluşların kaynaklarını daha etkili kullanmaya zorlar. Özellikle büyük organizasyonlarda, bütçenin belirli bir kısmının gider olarak ayrılması, dikkatli planlama ve maliyet yönetimi gerektirir.
Gider sınırlamaları, yardım toplama faaliyetlerinin denetlenebilirliğini artırır. Yardım toplama faaliyetleri yürüten kurumlar, belirlenen sınırları aşmadıklarını kanıtlamak zorunda kalır. Bu da hesap verebilirliği sağlar ve maliyetlerin gereksiz artmasını engeller.
Maddenin farklı yardım toplama yöntemleri için belirlediği sınırlar, kurumları çeşitli ve yaratıcı yöntemler kullanmaya teşvik eder. Özellikle yüksek gider gerektiren etkinliklerde bile belirli bir sınırın olması, maliyetlerin dikkatlice hesaplanmasını sağlar ve etkinliklerin daha verimli olmasına yardımcı olur.
Bu olumlu etkilerin yanı sıra, mezkur düzenlemede bir takım potansiyel eksiklikler de sözkonusudur:
Yardım toplama şekillerine göre belirlenen %10 ve %40 sınırları, her durumda uygun olmayabilir. Özellikle büyük organizasyonlarda veya uzun süreli yardım projelerinde bu sınırlar yetersiz kalabilir.
Küçük veya yeni yardım kuruluşları, bu sınırları aşmamak için gerekli maliyet yönetimi becerilerine sahip olmayabilirler.
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, dijital platformlar üzerinden yapılan yardım toplama faaliyetleri için her ne kadar kanunun 6. Maddesine 27/12/2020 tarih ve 7262 sayılı kanunun 7. Maddesi ile bir ek fıkra eklenmesi ve genelgeler ile bir takım uyum düzenlemeleri yapılmakta ise de, pratikte bunların yeterli olmadığı, Bu konuda, kapsamlı ve güncel düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu da aşikardır.
Anılan maddenin 2. Fıkrası; Giderlerin gösterilen oranları geçmesi halinde aradaki fark, haklı nedenler olmadıkça, sorumlu kurul üyelerine ödettirilir. Düzenlemesine yer vermektedir.
Madde 24’ün 2. fıkrası, yardım toplama faaliyetleri sırasında belirlenen gider sınırlarının aşılması durumunda alınacak önlemleri düzenlemektedir. Bu fıkraya göre:
- Giderlerin belirlenen oranları (%10 ve %40) aşması durumunda, aradaki fark, haklı nedenler olmadıkça, sorumlu kurul üyelerine ödettirilir.
- Bu düzenleme, sorumlu kurul üyelerinin yardım toplama faaliyetlerindeki maliyetleri kontrol etme sorumluluğunu artırır. Giderlerin belirlenen sınırları aşmaması için daha dikkatli ve planlı bir çalışma gerektirir. Böylece, hesap verebilirlik sağlanmış olur.
- “Haklı nedenler” kavramı, giderlerin neden aşıldığına dair meşru sebeplerin kabul edilebileceği anlamına gelir. Ancak bu kavramın açıkça tanımlanmamış olması, farklı yorumlara ve anlaşmazlıklara yol açabilir. Bu sebeplerin neler olabileceği ve nasıl değerlendirileceği daha net bir şekilde belirlenmelidir. Aşağıda, haklı nedenler konusuna ayrıntılı bir şekilde değinilecektir.
- Gider sınırlarını aşmanın mali yükümlülüğünün kurul üyelerine yüklenmesi, potansiyel olarak aşırı harcamalardan kaçınmalarını sağlar ve daha dikkatli mali yönetim sağlar. Bu, yardım toplama faaliyetlerinin amacına daha uygun şekilde yürütülmesine katkı sağlar.
Bu düzenlemenin yukarıda anılan olumlu yanlarının yanı sıra, bir takım eksiklikleri de bulunmaktadır. Bu eksiklikleri ifade etmeye geçmeden önce konunun önemine binaen haklı nedenler konusunu açıklama ihtiyacı bulunmaktadır.
“haklı nedenler” kavramı, giderlerin belirlenen sınırları aşmasının meşru ve kabul edilebilir sebeplerle açıklanabileceği durumları ifade eder. Bu tür nedenler, yardım toplama faaliyetlerinde oluşabilecek beklenmedik veya olağan dışı durumlar sonucunda ortaya çıkabilir. Peki bu tanıma göre haklı nedenler kapsamına neler girebilir?
- Doğal afetler, salgın hastalıklar veya benzeri kriz durumları gibi öngörülemeyen olaylar, yardım toplama faaliyetlerinde giderlerin artmasına neden olabilir. Bu tür durumlar, sınırların aşılmasını meşru kılabilir.
- Vergi oranlarının artması veya mali düzenlemelerdeki değişiklikler, yardım toplama faaliyetlerinde giderlerin artmasına yol açabilir. Bu durumlarda, sınırların aşılması haklı bir neden olarak kabul edilebilir.
- Yeni yasal düzenlemeler veya mevzuat değişiklikleri, yardım toplama faaliyetlerinde ek maliyetler doğurabilir. Bu tür düzenlemeler, giderlerin sınırları aşmasına haklı bir neden oluşturabilir.
- Özellikle büyük ve karmaşık etkinliklerin düzenlenmesi sırasında, planlanan bütçenin ötesinde maliyetler ortaya çıkabilir. Örneğin, uluslararası bir yardım konseri veya büyük bir bağış kampanyası gibi etkinliklerde, beklenmedik giderler oluşabilir.
- “Haklı nedenler” kavramı, her durumda tam olarak tanımlanması zor olan bir esneklik sağlar. Bu esneklik, giderlerin sınırlarını aşma durumunda makul ve adil bir değerlendirme yapılmasını mümkün kılar.
- Ancak, bu belirsizlik aynı zamanda farklı yorumlara açık olabilir ve yasal anlaşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle, hangi durumların haklı neden olarak kabul edileceği konusunda daha net ve ayrıntılı yönergeler oluşturulması faydalı olacaktır.
- Haklı nedenlerin varlığının tespiti ve değerlendirilmesi için etkili denetim mekanizmaları kurulmalıdır. Bu mekanizmalar, giderlerin meşruiyetini objektif bir şekilde değerlendirerek, suistimalleri önlemelidir.
- Yardım toplama faaliyetlerinde haklı nedenlerin raporlanması ve belgelenmesi, şeffaflığı artıracaktır. Bu nedenle, giderlerin sınırlarını aşan durumların nedenleri ve bu nedenlerin nasıl değerlendirildiği açıkça raporlanmalıdır.
Bu şekilde, “haklı nedenler” kavramı ortaya konulduktan sonra, anılan fıkranın eksikliklerini ifade edebiliriz.
- Yukarıda da açıkladığımız gibi, “Haklı nedenler” kavramının net bir tanımı olmaması, bu düzenlemenin uygulanmasında belirsizliklere yol açabilir. Bu nedenle, hangi durumların “haklı neden” sayılacağı konusunda daha ayrıntılı yönergeler oluşturulmalıdır.
- Bu fıkranın etkin bir şekilde uygulanabilmesi için denetim ve uygulama mekanizmaları daha net belirlenmelidir. Giderlerin aşılması durumunda, sorumlu kurul üyelerinin bu farkı ödeme yükümlülüğünü nasıl yerine getireceği konusunda daha detaylı düzenlemeler gerekebilir.
- Yardım toplama faaliyetlerinin çeşitliliği ve ölçeği göz önünde bulundurulduğunda, belirlenen gider sınırlarının her durumda uygun olmayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu fıkra, esnekliği artıracak düzenlemelerle desteklenmelidir.
10.2 Kalan yardımın devri:
Madde 25, yardım toplama faaliyetlerinde toplanan yardımların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini belirlemektedir. Bu maddeye göre:
- Toplanan yardım, amacı gerçekleştirecek miktara ulaşamazsa veya
- Amacın gerçekleşmesinden sonra bir miktar artarsa,
Bu yardımlar, izin veren makamlar tarafından, yardımların toplandığı amaca uygun veya benzeri bir amacı gerçekleştirebilecek başka bir kuruluşa devredilir.
- Toplanan yardım miktarının, belirlenen amacı gerçekleştirecek seviyeye ulaşamaması durumunda, yardımların başka bir kuruluşa devredilmesi, toplanan kaynakların boşa gitmesini önler. Bu sayede, yardımların benzer amaçlar için kullanılmasını sağlar ve yardımların etkin bir şekilde değerlendirilmesine katkıda bulunur.
- Belirlenen amacın gerçekleştirilmesinden sonra arta kalan yardımların başka bir kuruluşa devredilmesi, gereksiz harcamaların önüne geçer. Bu da, yardımların verimli bir şekilde kullanılmasını sağlar ve fazla kaynakların değerlendirilmesini temin eder.
- Yardımların amacına uygun şekilde yönetildiğini ve değerlendirildiğini gösteren bu düzenleme, yardım toplama faaliyetlerine olan güveni artırır.
25. maddenin bu olumlu yanlarının yanı sıra bir takım eksiklikleri de bulunmaktadır:
- Yardımların başka bir kuruluşa devredilmesi sürecinin nasıl işleyeceği ve bu sürecin denetimi konusunda net bir mekanizma düzenlenmemiştir. Devir sürecinin şeffaf ve adil bir şekilde yönetildiğinden emin olmak için daha ayrıntılı düzenlemeler gerekmektedir.
- Yardımların devredileceği kuruluşların nasıl belirleneceği ve hangi kriterlere göre seçileceği konusu açıkça belirtilmemiştir. Bu nedenle, bu süreçte objektif ve tarafsız bir değerlendirme yapılması için daha net düzenlemeler yapılmalıdır.
- Belirli durumlarda, yardımların devredilmesi yerine, orijinal amacın gerçekleştirilmesi için başka yollara olanak sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu madde, yardımların devredilmesi dışında alternatif çözümler sunmaması eksiklik oluşturmaktadır. Yardımların en verimli şekilde değerlendirilmesi için alternatifli yaklaşımlara imkan tanıyan düzenlemeler yapılabilir.
- Yardımların devredilmesi kararını veren makamların yetki ve sorumlulukları net bir şekilde düzenlenmelidir. Bu makamların kararlarının objektif ve adil olması için bir takım objektif kriterler belirlenmelidir.
10.3 Basımevlerinin sorumluluğu:
Madde 26, yardım toplama faaliyetleri sırasında kullanılacak makbuz, bilet ve yardım pullarının seri ve numaralarının basımevleri tarafından nasıl yönetileceğini düzenlemektedir. Bu maddeye göre:
- Basımevleri, izin almak suretiyle yardım toplama faaliyetine girişen kişi ve kuruluşların bastıracağı makbuz, bilet ve yardım pullarının seri ve numaralarını bastıktan sonra;
- Yedi gün içinde izin veren makama durumu bildirmek ve
- Basılanların birer örneğini göndermek zorundadırlar.
Bu düzenleme, yardım toplama faaliyetlerinde kullanılan belgelerin takibini ve denetimini sağlamak amacıyla getirilmiştir.
10.4 Yabancı temsilciliklerce yardım toplama:
Madde 27, Türkiye’de yabancı temsilciliklerin yardım toplama faaliyetlerine dair düzenlemeleri içermektedir. Bu maddeye göre:
- Yabancı temsilciliklerin Türkiye’de yardım toplama faaliyetinde bulunması, Dışişleri Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.
- Yabancı temsilciliklerin yardım toplama faaliyetleri, bu Kanunun hükümlerine tabi değildir. Yani, Türkiye’deki yerel düzenlemeler ve kısıtlamalar yabancı temsilcilikler için geçerli değildir.
- Bu düzenleme, yabancı temsilciliklerin yardım toplama faaliyetlerini denetlemek ve kontrol etmek amacıyla Dışişleri Bakanlığı’nın iznine tabi tutar. Bu, ülkenin egemenliği ve güvenliği açısından önemli bir kontrol mekanizmasıdır.
- Yabancı temsilciliklerin yardım toplama faaliyetlerinin Türkiye’deki yerel kanunlardan muaf tutulması, bu temsilciliklerin kendi kurallarına ve düzenlemelerine göre hareket edebileceklerini gösterir. Bu da, uluslararası ilişkilerin hassasiyetine ve diplomatik protokollere uygun bir düzenleme olarak görülebilir.
- Yabancı temsilciliklerin yardım toplama faaliyetlerinin yerel kanunlardan muaf tutulması, bu faaliyetlerin denetimini ve şeffaflığını zorlaştırabilir. Yardım toplama süreçlerinin nasıl kontrol edileceği ve denetleneceği konusunda daha detaylı düzenlemelere ihtiyaç duyulabilir.
- Yabancı temsilciliklerin yardım toplama faaliyetlerinin yerel makamlarla koordineli bir şekilde yürütülmesi önemlidir. Bu madde, bu koordinasyonun nasıl sağlanacağını net bir şekilde belirlememektedir.
- Yardım toplama faaliyetlerinin yerel ihtiyaçlarla uyumlu ve işbirliği içinde yürütülmesi gereklidir. Bu madde, yabancı temsilciliklerin yerel makamlarla işbirliği yapmasını teşvik eden düzenlemeleri içermemektedir.
10.5 Yardımın Devlet malı sayılması:
Kanunun, 23/1/2008 tarih ve 5728 sayılı kanunun 406 maddesiile değiştirilerek düzenlenen 28. Maddesi özellikle toplanan yardımların amacına uygun kullanılması ve istismar edilmemesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Anılan maddeye göre; Yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraları zimmetine geçiren kişi, kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.
Bu madde, yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraların zimmete geçirilmesi durumunda uygulanır. Kanun, kişinin kamu görevlisi olup olmamasına bakılmaksızın, bu fiili işleyenlerin Türk Ceza Kanunu’nun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılmasını öngörmektedir. Yani, yardım toplama faaliyetiyle elde edilen değerlerin kişisel kullanıma alınması, ciddi bir suç olarak kabul edilir ve ağır cezalara tabidir.
Burada, yardımın devlet malı sayılması kavramından ne anlaşılması gerektiği hususunun da açıklanması gerekmektedir.
Yardımın devlet malı sayılması kavramı, kamu yararına toplanan yardımların, bağışların ve diğer katkıların devlet malı statüsünde değerlendirilmesi anlamına gelir. Yani bu yardımlar, devletin koruması altında olup, herhangi bir kamu malı gibi kanunlarca korunur ve suistimal edilmesi durumunda ağır cezalara tabi tutulur.
Bu düzenlenmeye göre; bu yardımları zimmetine geçiren, çalan veya amacı dışında kullanan kişiler, devlet malına zarar vermiş sayılır ve buna göre cezalandırılır.
Zimmet suçu, Türk Ceza Kanunun Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiştir.
TCK’nın 247. Maddesinin 1. Fıkrasında; Zimmet suçunun basit hali düzenlenmiştir. Buna göre; Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre, devlet malına zarar veren, çalan veya zimmetine geçiren kişiler, kamu görevlisi olup olmadıklarına bakılmaksızın ağır cezalara çarptırılır. Bu düzenleme, yardımların amacına uygun şekilde kullanılmasını ve kötüye kullanılmasının önlenmesini sağlar.
- Madde, kamu görevlileri ve özel kişiler dahil olmak üzere herkes için geçerlidir. Bu, suistimallerin önlenmesi için geniş bir kapsama alanı sağlar.
- Suçun cezalandırılması, Türk Ceza Kanunu’nun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre yapılır. Zimmet suçu, hapis cezası da dahil olmak üzere ağır yaptırımlarla karşı karşıyadır.
- Madde, yardım toplama faaliyetlerinde bulunanları caydırıcı bir etki yaratmayı amaçlar. Bu şekilde, yardımların amacına uygun kullanımı teşvik edilir.
Sonuç olarak, Madde 28, yardım toplama faaliyetlerinde suistimalin önlenmesi için önemli bir düzenleme olmakla birlikte, bu yaptırımın pratikte uygulanmadığını veya özellikle bu madde kapsamında sorumlular hakkında gerekli soruşturma ve koğuşturmaların yapılmadığını görüyoruz. Bu maddeden ziyade, uygulamada, daha çok 29. Maddede düzenlenen idari para cezası yaptırımlarının uygulandığını görüyoruz.
Yardımların amacına uygun kullanılması ve suiistimallerin önüne geçilebilmesi için bu maddenin daha etkili bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu maddenin caydırıcılığının anlaşılabilmesi için belirli alanlarda iyileştirmeler gerekmektedir. Yardım toplama faaliyetlerinin tanımının netleştirilmesi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve farkındalık artırıcı eğitim programlarının geliştirilmesi, bu düzenlemenin konuluşsebebinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
10.6 Cezalar:
Kanunun 29. Maddesi, izinsiz yardım toplama faaliyetlerine karşı uygulanacak cezaları düzenler. 27/12/2020 tarih ve 7262 sayılı kanunun 10. Maddesi ilebu maddenin kapsamı ve alanı genişletilmiştir. Bu madde oldukça geniş ve kapsamlı bir maddedir. Madde 9 fıkradan oluşmaktadır. Tek tek fıkraların açıklanmasına geçmeden önce, maddenin genel olarak amacını ve unsurlarını belirtmekte yarar vardır.
2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 29. maddesi, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi izinsiz yardım toplama faaliyetlerine karşı uygulanacak cezaları düzenler. Bu maddenin amacı, yardım toplama faaliyetlerinin yasal çerçevede ve denetim altında gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Anılan maddenin ana unsurları ise şöyledir:
İzinsiz yardım toplama idari para cezası yaptırımına tabidir. Yetkili makamdan izin almadan yardım toplama faaliyetinde bulunan kişiler ve kuruluşlar hakkında idari para yaptırımı şeklinde cezai işlem uygulanır.
Güvenlik kuvvetleri, izinsiz yardım toplama faaliyetlerini derhal durdurur ve sorumlular hakkında yasal işlem başlatır.
İzinsiz yardım toplama faaliyetlerinin internet ortamında gerçekleştirilmesi durumunda, ilgili içerik ve yer sağlayıcıya erişim engellenir.
Bu düzenlemeler, yardım toplama faaliyetlerinin şeffaf, güvenilir ve yasalara uygun bir şekilde yürütülmesini amaçlar.
Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından İdari para cezaları hakkında yayınlanan 51355057-010.05-. sayılı Genelgeye göre; 5253 sayılı Dernekler Kanunu, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunumda yer alan idari para cezalarının 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3’üncü maddesi ve 17’nci maddesinin yedinci fıkrası gereğince; 31.03.2005 tarihli ve 25772 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Dernekler Yönetmeliği’nin 18‘inci ve 101’inci maddeleri ile 27.12.1999 tarihli ve 23919 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik’in 13’üncü maddesi gereğince, belirtilen parasal hadlerin her takvim yılı başından geçerli olmak üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması gerekmektedir.
Aşağıda incelediğimiz fıkralarda düzenlenen para cezaları her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmaktadır. Şimdi bu fıkraları tek tek inceleyebiliriz.
10.6.1 Birinci Fıkra:
Anılan maddenin 1. Fıkrasında; izinsiz yardım toplayanlara uygulanacak para cezalarını düzenlemektedir. Anılan fıkra şöyledir: Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak izinsiz yardım toplayanlara beş bin Türk lirasından yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir. İnternet ortamında izinsiz yardım toplanması hâlinde ise on bin Türk lirasından iki yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.
a. İzinsiz yardım toplama faaliyetleri için öngörülen cezalar iki ana kategoride düzenlenmiştir: fiziki ortamda yapılan izinsiz yardımlar ve internet ortamında yapılan izinsiz yardımlar.
b. Fiziki ortamda izinsiz yardım toplayanlara uygulanacak ceza miktarı: 5.000 TL - 100.000 TL.
c. İnternet ortamında izinsiz yardım toplayanlara uygulanacak ceza miktarı: 10.000 TL - 200.000 TL.
İdari para cezaları, caydırıcılığı yüksek olsa da bazı durumlarda yeterli olmayabilir. İzinsiz yardım toplama faaliyetleri tekrarlanabilir veya cezalar ödenmeyebilir. Bu tür durumlara yönelik ek yaptırımlar ve denetim mekanizmaları da geliştirilmelidir. Ceza uygulamalarının şeffaf ve etkili bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir. İzinsiz yardım toplama faaliyetlerini önlemek adına, denetim ve raporlama süreçlerinin daha açık ve izlenebilir olması önemlidir. Halkın ve yardım kuruluşlarının bu konudaki yasal düzenlemeler hakkında bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bilinçlendirme kampanyaları ile izinsiz yardım toplamanın hukuki sonuçları hakkında farkındalık artırılmalıdır. Ve tabiki, İdari para cezalarının yargı sürecinde etkin bir şekilde uygulanabilmesi ve itiraz süreçlerinin hızlı bir şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir.
Bu fıkranın, izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin engellenmesi adına önemli bir adım olduğu açık. Ancak, uygulama ve denetim mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi, yasal düzenlemelerin amaçlarına ulaşması açısından büyük önem taşımaktadır.
10.6.2 İkinci Fıkra:
Kanunun 29. maddesinin 2. fıkrası, izinsiz yardım toplanmasına yer ve imkan sağlayan kişilere yönelik uygulanacak cezaları düzenler. Anılan fıkra şöyledir: İzinsiz yardım toplanmasına yer ve imkân sağlayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa beş bin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır.
İzinsiz yardım toplama faaliyetlerine yer ve imkan sağlayanlar, bu faaliyetlerin gerçekleşmesine dolaylı olarak katkıda bulunan kişilerdir. Bu kişiler, yardımları toplamak için alan, mekan veya diğer imkanları sağlayan bireyler olabilir. Yetkili makamlar tarafından bu kişilere izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin durdurulması için bir uyarı yapılır. Uyarılmalarına rağmen bu faaliyetleri sonlandırmayan kişiler idari para cezası ile cezalandırılır. Bu kişiler, beş bin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır.
Yer ve imkan sağlayan kişilerin tespit edilmesi ve uyarı süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi zor olabilir. Bu süreçlerin denetimi ve takibi, yasa uygulayıcıları için ek bir yük oluşturabilir. Sadece para cezası uygulanması, tekrarlanan izinsiz yardım toplama faaliyetlerini önlemek için yeterli olmayabilir. Daha caydırıcı ve kapsamlı yaptırımlar gerekebilir. Uyarı mekanizmasının etkili bir şekilde işlemesi önemlidir. Uyarıların zamanında ve doğru bir şekilde yapılması, ceza uygulamalarının adil olmasını sağlar. Halkın ve yardım kuruluşlarının, bu tür faaliyetler konusunda bilinçlendirilmesi ve yasal düzenlemelere uygun hareket etmeleri teşvik edilmelidir. Toplum bilinci ve iş birliği artırılarak, izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin önüne geçilebilir.
Bu fıkranın amacı, izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin gerçekleşmesine imkan sağlayan kişilere yönelik cezai yaptırımlarla bu tür faaliyetleri engellemektir. Ancak, uygulama ve denetim mekanizmalarının etkinliği ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları, bu düzenlemenin başarılı olması için büyük önem taşır.
10.6.3 Üçüncü Fıkra:
Kanunun 29. maddesinin 3. fıkrası, yurt dışına izinsiz yardım gönderen sorumlu kurul üyelerine yönelik idari para cezalarını düzenler. Anılan fıkra şöyledir: Bu Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak yurt dışına yardım yapan sorumlu kurul üyelerine, beş bin Türk lirasından yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.
Kanunun 9. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca Yardım Toplama Esas ve Usullerini Düzenleyen Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak yurt dışına yardım yapan kişiler, bu faaliyetlerinden sorumludurlar. Yurt dışına yardım yapan ve bu süreçte sorumluluğu olan kurul üyeleri, doğrudan cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar. Bu kişiler, beş bin Türk lirasından yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılırlar. Ceza miktarı, faaliyetin kapsamı ve ihlalin büyüklüğüne göre değişkenlik gösterebilir. İdari para cezalarının miktarı, büyük çaplı ihlaller için yeterli caydırıcılığı sağlayamayabilir. Daha yüksek cezalar veya alternatif yaptırımlar düşünülebilir. Yurt dışına yapılan yardımların etkin bir şekilde denetlenmesi ve izlenmesi zor olabilir. Bu tür faaliyetleri tespit etmek ve cezalandırmak için daha etkili denetim mekanizmalarına ihtiyaç duyulabilir. Sadece para cezası uygulanması, tekrarlanan ihlalleri önlemek için yeterli olmayabilir. Kurul üyeleri, cezaları ödeyip aynı faaliyetleri tekrarlayabilirler. Bu durumda, daha caydırıcı ve kapsayıcı yaptırımlar gerekebilir. Yurt dışına yardım gönderme süreçlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesi ve tüm tarafların bu süreçler hakkında bilinçlendirilmesi önemlidir. Şeffaflık artırılarak ihlallerin önüne geçilebilir.
10.6.4 Dördüncü Fıkra:
Anılan maddenin 4.fıkrası, aynı kanunun 16. maddenin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenlerin cezalandırılmasını ve kamu kurumlarında ihlallerin disiplin hükümleri çerçevesinde ele alınmasını amaçlar. Kanunun 29. Maddesinin 4. Fıkrası şöyledir: Bu Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenlere beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak bu aykırılığın kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde gerçekleşmesi hâlinde, dokuzuncu fıkra uyarınca yetkilendirilen makamın yapacağı bildirim üzerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşunda çalıştırılma biçimine bakılmaksızın görev yapanlar hakkında ilgili mevzuatı uyarınca disiplin hükümlerine göre işlem yapılır ve sonucu yetkili makama bildirilir.
Kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenlere beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.
Kanunun 16. Maddesinin 3. Fıkrası ise, denetim ile görevlendirilen ve izin vermeye yetkili makamların, yardım toplama faaliyetleriyle ilgili olan gerçek ve tüzel kişilerden (bankalar dahil) ve kamu kurum ve kuruluşlarından, denetim görevi kapsamına giren konularla sınırlı olarak bilgi ve belge talep etme yetkisine sahip olduğunu belirtir. Talep edilen kişiler, özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar. Yani, denetim ve izin verme yetkisine sahip makamların, yardım toplama faaliyetleriyle ilgili gerekli bilgilere ulaşabilmesi için her türlü bilgi ve belgenin sağlanması zorunludur. Bu fıkranın amacı, yardım toplama faaliyetlerinin denetim ve kontrolünü sağlamak için yetkili makamların ihtiyaç duyduğu bilgileri edinme hakkını güvence altına almaktır. Başka bir deyişle, denetim sürecinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için ilgili kişi ve kurumların iş birliği yapması gerekmektedir.
Bu aykırılığın kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde gerçekleşmesi durumunda, cezai yaptırımlar farklı bir süreç izler. Kanunun 9. Maddesi uyarınca yardım toplamaya izin veren makam, ihlali gerçekleştiren kamu kurum ve kuruluşlarına bildirimde bulunur. İlgili kamu kurum ve kuruluşunda çalışanlar hakkında, çalıştırılma biçimine bakılmaksızın disiplin hükümlerine göre işlem yapılır. Disiplin işlemlerinin sonuçları, yetkili makama bildirilir.
Yukarıda da değindiğimiz üzere, İdari para cezalarının miktarı, ihlallerin ciddiyetine göre yeterli caydırıcılığı sağlayamayabilir. Yüksek meblağlı ihlaller için daha ağır yaptırımlar gerekebilir. Kamu kurum ve kuruluşlarında disiplin süreçlerinin uzun ve karmaşık olması, ihlallerin etkili bir şekilde cezalandırılmasını zorlaştırabilir. Bu süreçlerin hızlandırılması ve daha şeffaf hale getirilmesi gerekebilir. Kamu kurumlarında ihlallerin tespit edilmesi ve gerekli bildirimlerin yapılması zor olabilir. Denetim mekanizmalarının etkinliği artırılmalıdır. Sadece para cezası ve disiplin hükümlerinin uygulanması, tekrarlanan ihlalleri önlemek için yeterli olmayabilir. Daha kapsamlı ve caydırıcı önlemler alınmalıdır. Kamu kurum ve kuruluşları çalışanlarının bu tür ihlaller hakkında bilgilendirilmesi ve farkındalıklarının artırılması önemlidir. Eğitim programları ve bilinçlendirme çalışmalarıyla ihlallerin önüne geçilebilir.
10.6.5 Beşinci Fıkra:
Kanunun 29. maddesinin 5. fıkrası, izin verilen yardım toplama şekilleri dışında kalan ve 5. maddede belirtilen diğer yardım toplama şekillerine göre izinsiz yardım toplayanlara yönelik cezai yaptırımları düzenler. 5.fıkra şöyledir: İzin verilen yardım toplama şekli dışında 5 inci maddede belirtilen diğer yardım toplama şekillerine göre izinsiz yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
5. maddede belirtilen ve izin verilen yardım toplama şekilleri dışında yapılan izinsiz yardım toplama faaliyetlerine yönelik cezalar bu fıkrada düzenlenmiştir. Bilindiği gibi yardım toplama şekilleri sınırlı sayma ilkesine göre düzenlenmiştir. Yani, Bu Kanuna göre; makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle yardım toplanabilir. İzinsiz yardım toplama faaliyetinde bulunan kişiler, yetkili makamlar tarafından uyarılır. Uyarılmalarına rağmen bu faaliyetleri sonlandırmayan kişiler idari para cezası ile cezalandırılır. Bu kişiler, beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu fıkra, izin verilen yardım toplama şekilleri dışındaki izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin önlenmesi adına önemlidir. Ancak, yukarıdaki fıkralar için de belirttiğimiz; uygulama ve denetim mekanizmalarının etkinliği ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları, bu düzenlemenin başarılı olması için de büyük önem taşımaktadır.
10.6.6 Altıncı Fıkra:
Kanunun 29. maddesinin 6. fıkrası, yardım toplama izni verilen yer dışında yardım toplayan kişilere yönelik cezai yaptırımları düzenler. 6. fıkra şöyledir: İzin vermeye yetkili makamın izin verdiği yer dışında yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Yardım toplama izni verilmiş olan yerin dışında yardım toplanması, izinsiz yardım toplama faaliyeti olarak değerlendirilir. Bu tür izinsiz yardım toplama faaliyetinde bulunan kişiler, yetkili makamlar tarafından uyarılır. Uyarılmalarına rağmen bu faaliyetleri sonlandırmayan kişiler idari para cezası ile cezalandırılır. Bu kişiler, beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu fıkra, izin verilen yerler dışında izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin önlenmesi adına önemlidir. Ancak, yukarıdaki düzenlemelerde de olduğu gibi, uygulama ve denetim mekanizmalarının etkinliği ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları, bu düzenlemenin başarılı olması için büyük önem taşır.
10.6.7 Yedinci Fıkra:
Kanunun 29. maddesinin 7. fıkrası, kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışlarda bulunan kişilere yönelik idari para cezalarını düzenler. 7. Fıkra şöyledir: Bu Kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, bin Türk lirası idari para cezası verilir.
2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun diğer hükümlerine aykırı davranışlarda bulunan kişilere yönelik cezai yaptırımlar bu fıkra ile düzenlenir. Aykırı davranış fiili, başka bir yasal düzenlemeye göre suç teşkil etmediği takdirde, ancak bu kanuna göre ihlal oluşturuyorsa idari para cezası uygulanır. Bu kişiler, bin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu fıkra, kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışları caydırmak ve düzeni sağlamak amacıyla önemlidir. Ancak, diğer düzenlemeler için de belirttiğimiz uygulama ve denetim mekanizmalarının etkinliği, cezaların caydırıcılığı ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları gibi hususlar, bu düzenlemenin de başarılı olması için büyük önem taşır.
10.6.8 Sekizinci Fıkra:
Kanunun 29. maddesinin 8. fıkrası, maddenin ilk 7 fıkrası uyarınca, izinsiz yardım toplama faaliyetleri sonucunda toplanan mal ve paralara yönelik uygulanacak işlemleri düzenler. 8. Fıkra şöyledir: Yukarıdaki fıkralara aykırı davranış sonucu izinsiz toplanan mal ve paralara el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
Kanunun 29. Maddesinin Yukarıdaki belirttiğimiz ilk 7 fıkrasına aykırı davranışlar sonucunda izinsiz olarak toplanan mal ve paralara el konulur. El konulan mal ve paraların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Yani bu mallar ve paralar, devletin mülkiyetine geçer.
Bu fıkra, izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin engellenmesi ve toplanan mal ve paraların kamuya kazandırılması amacıyla önemlidir. Ancak, uygulama ve denetim mekanizmalarının etkinliği, yargı süreçlerinin hızlandırılması ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları, bu düzenlemenin başarılı olması için büyük önem taşır.
10.6.9 Dokuzuncu Fıkra:
Kanunun 29. maddesinin 9. fıkrası, idari yaptırımlara karar verme yetkisini ve yetki devrini düzenler. 9. Fıkra şöyledir: Bu maddede yazılı olan idari yaptırımlara karar vermeye yardım toplama iznini veren makam yetkilidir. İzinsiz yardım toplanması hâlinde idari yaptırımlara vali karar verir. Vali bu yetkisini vali yardımcılarına veya kaymakamlara devredebilir.
Bu maddede yazılı olan idari yaptırımlara karar vermeye, yardım toplama iznini veren makam yetkilidir. Yani, yardım toplama izni veren makam, aynı zamanda izinsiz yardım toplama faaliyetlerine yönelik idari yaptırımlar konusunda da karar verir. İzinsiz yardım toplanması hâlinde, idari yaptırımlara vali karar verir. Yani, valilik makamı, izinsiz yardım toplama faaliyetlerine yönelik yaptırımları belirler. Vali, bu yetkisini vali yardımcılarına veya kaymakamlara devredebilir. Böylece, idari yaptırımlara karar verme yetkisi, yerel düzeyde farklı makamlara devredilebilir.
Bu fıkra, idari yaptırımlara karar verme yetkisinin farklı makamlara devredilebilmesi ile sorumlulukların dağıtılmasını sağlar. Bu durum, idari işlemlerin daha hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesini sağlayabilir. Yetki devri ile alt birimlerin ve yönetimlerin rolü ve sorumlulukları artırılır. Kaymakamlıklar ve vali yardımcıları, yerel düzeyde izinsiz yardım toplama faaliyetlerini denetlemek ve cezalandırmak için yetkilendirilir. Yetki devrinin etkin bir şekilde işlemesi, denetim ve koordinasyon süreçlerinin güçlü olmasına bağlıdır. İdari yaptırımların adil ve tutarlı bir şekilde uygulanması için makamlar arasında iş birliği ve koordinasyon sağlanmalıdır. İdari yaptırımlara karar verme yetkisinin dağıtılması, yargı süreçlerinin hızlandırılmasına katkı sağlayabilir. Ancak, bu süreçlerin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi önemlidir.
Bu fıkra, idari yaptırımlara karar verme sürecinin hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla önemlidir. Ancak, yetki devrinin etkinliği, denetim ve koordinasyon mekanizmalarının güçlü olması ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları, bu düzenlemenin başarılı olması için büyük önem taşır.
10.6.10 Yirmi Dokuzuncu Maddenin Bir Bütün Olarak Değerlendirilmesi:
2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 29. maddesini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde ve toplanan yardımların kötüye kullanılma olasılıklarını göz önünde bulundurduğumuzda, şu şekilde sonuçlara ulaşabiliriz:
10.6.10.1 Maddenin Genel Amacı:
a- İzinsiz yardım toplama faaliyetlerini engellemek.
b- Yardım toplama faaliyetlerinin yasal çerçevede ve denetim altında gerçekleştirilmesini sağlamak.
c- Yardım toplama faaliyetlerinin şeffaf ve güvenilir olmasını temin etmek.
10.6.10.2 Maddenin Unsurları:
a. İzinsiz yardım toplamanın cezalandırılması (idari para cezaları).
b. Yardım toplama faaliyetlerine yer ve imkan sağlayanların cezalandırılması.
c. Yurt dışına izinsiz yardım yapan sorumlu kurul üyelerinin cezalandırılması.
d. Kamu kurumlarında gerçekleşen aykırılıkların disiplin hükümlerine göre ele alınması.
e. Yardım toplama izni verilen yerlerin dışındaki faaliyetlerin cezalandırılması.
f. İdari yaptırımlara karar verme yetkisi ve yetki devri.
10.6.10.3 Suistimallere Karşı Önlemler ve Zaaflar
10.6.10.3.1 Önlemler:
a. İzinsiz yardım toplama faaliyetlerine yönelik idari para cezaları, caydırıcılığı artırabilir.
b. Yardım toplama iznini veren makamlar ve valiliklerin denetim yetkisi, suistimalleri önlemede önemli bir rol oynar.
c. El konulan mal ve paraların kamuya geçirilmesi, yardım toplama faaliyetlerinin şeffaflığını artırır.
d. İzinsiz yardım toplama faaliyetlerinde bulunanların uyarılması ve uyarılara uymayanların cezalandırılması, suistimal riskini azaltır.
e. Halkın ve yardım kuruluşlarının yasal düzenlemeler hakkında bilinçlendirilmesi, suistimallerin önlenmesine katkı sağlar.
10.6.10.3.2 Zaaflar:
a. İdari para cezalarının miktarı, büyük çaplı ihlaller için yeterli caydırıcılığı sağlamayabilir. Daha yüksek cezalar veya alternatif yaptırımlar gerekebilir.
b. İzinsiz yardım toplama faaliyetlerinin tespit edilmesi ve denetlenmesi zor olabilir. Denetim mekanizmalarının etkinliği artırılmalıdır.
c. Sadece para cezası uygulanması, tekrarlanan suistimalleri önlemek için yeterli olmayabilir. Daha caydırıcı ve kapsamlı yaptırımlar gerekebilir.
d. Kamu kurumlarındaki disiplin süreçlerinin uzun ve karmaşık olması, ihlallerin etkin bir şekilde cezalandırılmasını zorlaştırabilir.
e. Yardım toplama faaliyetlerinin ve cezai işlemlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiği gibi sağlanamazsa, suistimal riskleri artabilir.
11 DEZAVANTAJLI GRUPLARA YÖNELİK YARDIM TOPLAMA FAALİYETLERİ
Yaşlı, engelli gibi dezavantajlı guruplar ile gazi, şehit dul ve yetimlerine yönelik yardım toplama faaliyetlerinde konunun istismara açık olması nedeniyle özel olarak önlem alınması ve hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir. Bu konuda, nasıl önlemlerin alınabileceği veya bu konunun istismar edilmemesinin önüne nasıl geçilebileceği hususunda ekstra ir çabanın gösterilmesi gerekmektedir. Nitekim, bu durumun farkında olan idare, Dezavantajlı Gruplar İçin Yapılacak Yardım Toplama Faaliyetlerine ilişkin Sayı : B050DDB0000007/4035 26/12/2007, 2007/110 sayılı genelgeyi yayınlanmıştır.
Anılan genelge, Yardım Toplama Kanunu’nun 7. maddesi “…Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verilir…” hükmünü emrediciliğine atıfta bulunarak; yaşlı, engelli gibi dezavantajlı guruplar ile gazi, şehit dul ve yetimlerine yönelik ülke çapında yardım toplama faaliyetlerine ilişkin taleplerin değerlendirilmesi aşamasında, konunun istismara açık olması nedeniyle İçişleri Bakanlığından görüş alınması gerektiğini, Ayrıca, Bakanlıkça sağlıklı değerlendirme yapılabilmesi için, görüş taleplerinde Valilik görüşlerinin gerekçeli olarak bildirilmesinin önemli olduğunu güzenlemiştir.
Anılan genelgede, Özellikle yaşlılar, engelliler, gaziler ve şehitlerin dul ve yetimleri gibi dezavantajlı gruplar için yardım toplama faaliyetlerinde Bu konunun istismara açık olması nedeniyle Bakanlıktan gerekçeli olarak görüş alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Genelge, dezavantajlı grupların yardım toplama faaliyetleri adı altında istismarının önüne geçilmesi için yapılmıştır. Genelge, dezavantajlı grupların yardım toplama faaliyetlerinin istismarını önlemekte bazı olumlu adımlar atmakta isede, bunların yeterli olmadığını görmekteyiz. Örneğin, Bakanlıktan görüş alınması ve valilik görüşlerinin gerekçeli olarak bildirilmesi, istismarın önüne geçilmesi açısından önemlidir. Ancak:
Genelgede belirtilen düzenlemelerin uygulama ve denetim süreçlerinin nasıl işleyeceği konusunda netlik olmaması, istismarların önlenmesi konusunda etkisiz kalacağını göstermektedir.
Yardım toplama faaliyetleri yürüten kuruluşların ve kamuoyunun bu konularda yeterince bilgilendirilmesi ve eğitilmesi sağlanamazsa; bu grupların istismar edilmesi devam edecek ve yardımların amacına uygun kullanılmaması riski her zaman olacaktır.
Çalışmamızın önceki bölümlerinde de işaret ettiğimiz gibi, Yardım toplama faaliyetlerinin şeffaf bir şekilde raporlanması ve kamuoyuna düzenli olarak bilgi verilmesi, istismarların önlenmesinde kritik bir rol oynayacaktır.
Dezavantajlı grupların yardım toplama faaliyetleri adı altında istismarının önüne geçilmesi için Genelge, bazı önemli adımlar atmış olsa da, istismarların tamamen önlenmesi için daha ayrıntılı ve titiz düzenlemelere ihtiyaç olduğu görülmektedir. Yetersiz uygulama, denetim ve şeffaflık konularında eksikliklerin giderilmesi, dezavantajlı grupların istismarını ve bu gruplar için yardım toplama faaliyetlerinin gerçek amacına ulaşmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda, aşağıda işaret edeceğimiz eksikliklerin giderilmesi konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır:
a. Genelgede yardım toplama faaliyetlerinin yürütülme süreciyle ilgili ayrıntılar eksiktir. Örneğin, yardımların nasıl toplanacağı, dağıtılacağı ve denetleneceği konuları daha açık bir şekilde belirtilmelidir.
b. Yardım toplama faaliyetlerinde kurallara uyulmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar ve cezalar hakkında net bilgi yoktur. İhlallerin nasıl tespit edileceği ve ne tür cezaların uygulanacağı belirtilmelidir.
c. Bakanlık ve valiliklerin yardım toplama faaliyetlerini değerlendirirken hangi kriterlere göre karar vereceği ve bu kriterlerin ne kadar objektif olduğu konusu eksiktir. Belirli, objektif ve şeffaf değerlendirme kriterleri belirlenmelidir.
d. Yardım toplama faaliyetlerine dair karar alma süreçlerine sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşların katılımı hakkında bilgi eksiktir. Yardım toplama sürecinin daha demokratik ve katılımcı olması sağlanmalıdır.
e. Yardım toplama faaliyetlerinin etkin bir şekilde denetlenmesi ve izlenmesi için oluşturulacak mekanizmalar hakkında yeterli detay yoktur. Bu mekanizmaların nasıl işleyeceği, kimler tarafından yürütüleceği ve hangi araçların kullanılacağı netleştirilmelidir.
f. Yardım toplama faaliyetlerinin şeffaf bir şekilde raporlanması ve kamuoyuna düzenli bilgi verilmesi konularında eksiklikler vardır. Yardım faaliyetlerinin nasıl raporlanacağı ve bu bilgilerin nasıl kamuoyuyla paylaşılacağı belirtilmelidir.
Peki, bu konuda neler yapılabilir:
a- Yardım toplama faaliyetleri sürecinin daha ayrıntılı bir şekilde tanımlanması ve şeffaf hale getirilmesi.
b- Yaptırımlar ve cezalar konusunda net ve caydırıcı düzenlemelerin getirilmesi.
c- Değerlendirme kriterlerinin objektif ve şeffaf olması, sivil toplum kuruluşlarının sürece dahil edilmesi.
d- Denetim ve izleme mekanizmalarının etkin bir şekilde uygulanması ve bu süreçlerin düzenli olarak raporlanması.
Bu öneriler, bu konularda yapılacak düzenleyici işlemlerin etkinliğini artırabilir, dezavantajlı grupların istismarını önleyebilir ve bu grupların yardım toplama faaliyetlerinin daha güvenli ve verimli bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayabilir.
12 SONUÇ
Kanunun izin alma süreçleri oldukça karmaşık ve bürokratik kurallara bağlanmıştır. Bu durum, yardım toplama faaliyetlerini yürütmek isteyen kişi ve kuruluşları yasadışı yollara yönlendirmektedir. Aynı zamanda, uzun izin süreçleri kötü niyetli kişilerin izinsiz yardım toplamalarına fırsat sağlamaktadır. Dolayısıyla, izin alma süreçlerinin basitleştirilmesi ve hızlandırılması için gerekli mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir.
Yardım toplama faaliyetlerinin yeterince denetlenememesi, istismara açık bir alan oluşturmaktadır. Denetim mekanizmalarının yetersizliği, toplanan yardımların amacına uygun kullanılmamasına ve kötüye kullanılmasına yol açmaktadır. Bu durum, toplanan yardım paralarının kişisel çıkarlar doğrultusunda kullanılmasına zemin hazırlamaktadır. Bunun için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için Bağımsız denetim kuruluşlarının da sisteme entegre edilmesi gerekir. Bu kuruluşların, toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını denetlemek için yetkilendirilmesi önemlidir. Denetim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması önem arz etmektedir. Denetim mekanizmalarının etkin çalışması, yardımların doğru şekilde kullanılmasını sağlamakta ve kötüye kullanım riskini azaltmaktadır.
Kanunun, yardım toplama ve dağıtım süreçlerinde şeffaflık gerekliliğini tam anlamıyla karşılamaması, güvenilirlik sorunlarına neden olmaktadır. Yardımların nasıl toplandığı, kimlere ulaştırıldığı ve nasıl harcandığı konusunda yeterli bilgilendirme yapılmaması, toplumun bu faaliyetlere olan güvenini sarsmaktadır. Bu da, kötü niyetli kişilerin durumu kendi lehine kullanmasına fırsat tanımaktadır. Mesela Sivil Toplum Örgütleri, her ay düzenli olarak toplanan yardımların miktarını ve bu yardımların hangi projelerde kullanıldığını detaylı bir raporla web sitesinde yayınlama zorunluluğu getirilebilir. Bu raporlar, yardımseverler ve kamuoyu tarafından erişilebilir hale getirilir. Yardım toplama sürecinin şeffaf ve hesap verebilir olması, yardımseverlerin güvenini artırır ve daha fazla bağış yapılmasını teşvik eder.
Kanunda, yardım toplama faaliyetlerinde suiistimal yapan kişilere yönelik yeterince caydırıcı cezalar bulunmamaktadır. Bu durum, yardım toplama faaliyetlerinin kötüye kullanılmasına yönelik bir tehdit oluşturarak, kötü niyetli kişilerin faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanımaktadır. Yardım toplama faaliyetlerinde suiistimal yapan kişiler, mevcut kanunlara göre hafif bir cezayla karşılaşınca, kar zarar hesabı yaparak bu istismarını devam etirir. Yeni düzenlemelerle bu tür suiistimal durumlarına ağır para cezaları ve hapis cezası getirilmesi gerekmektedir. Caydırıcı cezalar, kötü niyetli kişilerin yardım toplama faaliyetlerini istismar etmelerini engeller.
Kanunun 1983 yılında kabul edilmesinden bu yana, yardım toplama yöntemleri ve teknolojileri önemli ölçüde değişmiştir. Ancak, kanunun güncellenmemesi, yeni ve modern yardım toplama yöntemlerine uygun düzenlemelerin yapılmaması istismara davetiye çıkarmaktadır. Bu eksiklik, özellikle dijital platformlar üzerinden yapılan yardım toplama faaliyetlerinde suiistimal riskini artırmaktadır. Kanunda, Dijital ortamlarda toplanan yardımların denetimine yönelik düzenlemeler yapılmış isede, bunların yeterli olmadığı ilgili bölümlerinde ayrıntılarıyla tartışılmıştır.
Yardım toplama faaliyetlerine katılan kişi ve kuruluşların bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi, istismar riskini azaltacaktır. Yardım toplama süreçleri hakkında düzenlenecek eğitim programları ve farkındalık kampanyaları, şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda toplumsal bilinci artıracaktır. STK’ler, yardım toplama faaliyetlerine katılan gönüllüler için düzenli eğitim programları organize etmesi önemlidir. Bu eğitimlerde, yardım toplama süreçleri, şeffaflık ve hesap verebilirlik konularında bilgilendirme yapılması ve aynı zamanda, toplumu bilinçlendirmek amacıyla farkındalık kampanyaları düzenlenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmalar, yardım toplama faaliyetlerinin daha bilinçli ve sorumlu bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır.
Sonuç olarak; 2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu, yardımların düzenli ve güvenli bir şekilde toplanmasını amaçlayan önemli bir yasal düzenlemedir. Ancak, kanunun uygulama süreçlerinde karşılaşılan bazı sorunlar ve eksiklikler, yardım toplama faaliyetlerinin etkinliğini ve güvenilirliğini zedelemektedir. Bu çalışmada, kanunun istismara açık yanları ve eksiklikleri detaylı olarak ele alınmış ve bu sorunlara yönelik alternatif çözüm önerileri sunulmuştur. Kanunun karmaşık ve uzun izin süreçleri, yetersiz denetim mekanizmaları, şeffaflık eksiklikleri ve caydırıcı cezaların yetersizliği gibi sorunlar, yardım toplama faaliyetlerinin etkinliğini azaltmakta ve güvenilirliğini tehlikeye atmaktadır. Bu sorunların çözümü için mevcut kanunda çeşitli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
KAYNAKÇA
2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu: Zaaflar, İstismara Zemin Oluşturan Düzenlemeler ve Çözüm Önerileri Hakkında Rapor, Hazırlayan: Engellilik Alanındaki İstismarla Mücadele Platformu, 2025
Av. Emrah Şahin, Bağış ve Yardım Toplama El Kitabı, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve
Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, İstanbul, Ekim:2022- www.spod.org.tr
Bağış ve Yardım Rehberi, www.erdem-erdem.av.tr
Stj. Av. Defne Soyer, Stj. Av. Mesut Bilicitürk, Bilgi Notu 2023-03: Yardım Toplama İzni, https://altıparmakhukuk.org
Arş. Gör. Ünal Gençtürk, İzinsiz Yardım Toplama Faaliyeti ve Yaptırımı, https:// blog.lexpera.com.tr
Kısıtlar, Yasaklar, Cezalar Arasında STÖ’ler ve Yardım Toplama Mevzuatı, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi, https://www.stgm.org.tr
MÜFTÜOĞLU Zeynep, Belediyelerin Bağış Kabul Etme Yetkisi, Ankara Barosu Dergisi, Yıl: 2021, Sayı:3
Dezavantajlı Gruplar İçin Yapılacak Yardım Toplama Faaliyetleri Hakkında B050DDB0000007/4035 26/12/2007 Genelge 2007/110 sayılı Genelge.
Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
Yardım Toplama Faaliyetine İlişkin Azami Sürenin Uzatılmasını Kategorik Olarak Yasaklayan Kuralın Anayasa’ya Aykırı Olduğu Hakkında AYM Kararı, Anayasa Mahkemesi 27/6/2024 tarihinde E.2023/181 numaralı dosyada, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 10. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…bir yılı geçmemek üzere...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. https://www.anayasa.gov.tr
Sivil Toplum İstişare Kurulu Yönergesi, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
İçişleri Bakanlığının, 30/03/2020 tarih ve 6051 sayılı Genelgesi, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
İçişleri Bakanlığının, 31.03.2020 Tarihli Yardım Toplama Hususuna İlişkin Kamuoyu Bilgilendirmesi, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
İçişleri Bakanlığının 27.12.2024 tarihli, Yardım Toplama ve Dernekler Kanunu ile İlgili Yeni Düzenlemeler Konulu Bilgilendirmesi, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
İçişleri Bakanlığı Bütçesinden Derneklere Yardım Yapılması Hakkında Yönerge, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
İçişleri Bakanlığı Bütçesinden Derneklere Yardım Yapılması Hakkında Yönergede Değişiklik Yapılmasına Dair Yönerge, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri Görev ve Çalışma Yönergesi, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
Türk Medeni Kanunu, https://www.mevzuat.gov.tr
Türk Ceza Kanunu, https://www.mevzuat.gov.tr
Dernekler Kanunu, https://www.mevzuat.gov.tr
Siyasi Partiler Kanunu, https://www.mevzuat.gov.tr
Engelliler Hakkında Kanun (1) - Mevzuat https://www.mevzuat.gov.tr ›MevzuatMetin › 1.5.5378.pdf
BM Engelli Hakları Sözleşmesi, https://www.ailevecalisma.gov.tr ›eyhgm › mevzuat
Engelli Kişilerin Haklarına Dair Komitenin Engelli Kişilerin Temsilcileri Aracılığıyla Sözleşmenin Uygulanmasına ve İzlenmesine Katılma Hakkı konusunda 7 No’lu Genel Yorumu: https://insanhaklariizleme.org
Yardım Toplama Esas ve Usülleri Hakkında Yönetmelik, https://www.mevzuat.gov.tr
2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu, https://www.mevzuat.gov.tr
Yardım Toplama Mevzuatı ve Uygulamaları Hakkında, 2005/38 Sayılı Genelge, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
Yardım Toplama Mevzuatı ve Uygulamaları Hakkında, 2007/80 Sayılı Genelge, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
Yardım Toplama Kanunu Tasarısı, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr
İdari Para Cezaları(2025) 2024/O Sayılı Genelge, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü https://siviltoplum.gov.tr