ENGELLİ BİREYLERİN KURUM ARACILIĞIYLA EVLAT EDİNMESİNE İLİŞKİN KAMU DENETÇİSİ KURUMU KARARININ İNCELENMESİ
Av. Müjgan Bilgen ÖZEN
Giriş
Yarasa Hukuk Dergisinin aralık ayı 2022 yılı ikinci sayısında, engelli bireylerin kurum aracılığıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Evlat edinme Tüzüğünde ve Evlat edinme Yönergesinde yer alan ayrımcı düzenlemeler nedeniyle evlat edinemediğini; Yine bu çalışmamızda ayrımcı düzenlemelere dayanan uygulamaların uluslararası hukuk metinlerine, Anayasaya, Medeni Kanun’a ve daha birçok hukuk metinlerine aykırı olduğunu detaylandırarak belirtmeye çalışmıştık.
Eşit Haklar için İzleme Derneği (ESHİD) bahsi geçen tüzüğün 6. maddesinin özellikle fiziksel engelliler bakımından açık ayrımcılık içerdiği gerekçesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçisi Kurumu’na (OMBUDSMANLIK) 15.01.2024 tarihinde 2024/688 sayısı ile başvuru yapmış; Kamu Denetçisi Kurumu 11.07.2024 tarihinde 2024/7302-S.24. 11427 sayısıyla bu düzenlemenin ayrımcı bir düzenleme olduğuna dair tavsiye kararında bulunmuştur. Bu yazımızda Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin başvurusunu ve Kamu Denetçisi Kurumunun tavsiye kararını incelemeye çalışacağız.
Anahtar Sözcükler
Evlat edinme, engelli bireylerin evlat edinmesi, ayrımcılık yasağı, Kamu Denetçisi Kurumu, Tavsiye Kararı
Çalışmada kullanılan kısaltmalar
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (Bakanlık) Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi (EHİS) Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) Eşit Haklar için İzleme Derneği (ESHİD) Evlat Edinme Tüzüğü (Tüzük)Türk Medeni Kanunu (TMK) Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçisi Kurumu (OMBUDSMANLIK) (KDK)
EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ’NİN DİLEKÇESİNDE YER ALAN AÇIKLAMALAR
Derneğin dilekçesinde: engelli bireylerin Evlat edinme hakkına ilişkin olarak “Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük” ün 6. Maddesinde istenen belgeler sayılırken evlat edinmek için başvuran kişinin “fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir engelinin bulunmadığını belirten sağlık kurulu raporu” sunması zorunluluğu başta Anayasa olmak üzere ulusal ve uluslararası hukuk metinlerine açıkça aykırı olduğu ve doğrudan ayrımcılık yarattığına yer verilmiştir. Buna göre:
Evlat edinme hakkı Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin (ÇHS) 20- 21 Maddelerinde düzenlendiği; Sözleşme evlat edinmeye ilişkin olarak “çocuğun üstün yararı” ilkesini temel kriter olarak kabul ettiği belirtilmiştir.
BM Çocuk Hakları Komitesinin 14 No.lu Genel Yorumuna atıfta bulunulmuştur. Zira bu yorumda; Evlat edinme işlemlerine ilişkin olarak (madde 21), çocuğun yüksek yarar hakkı daha da güçlendirilmiştir; burada yüksek yarar artık “temel düşünce” olmanın da ötesinde “en başta” gözetilecek hale getirildiği ifade edilmiştir. Gerçekten de çocuğun yüksek yararı evlatlık işlemleriyle ilgili karar alınırken belirleyici faktör olmalıdır.
Yine dilekçede İnsan hakları sistemi içinde çok sayıda bildirge, protokol vb. belgede evlatlık çocukların korunması konusunda düzenlemeler de yer aldığı; Bu düzenlemelerin hiçbirinde engellilerin evlat edinmesine ilişkin herhangi bir kısıt bulunmadığı; aksine uluslararası sözleşmelerde evlat edinme hakkının kullanılmasında ayrımcılığın önlenmesine ilişkin hükümler bulunduğu; Türkiye’nin taraf olduğu BM Engelli Hakları Sözleşmesi, evlat edinme hakkı konusunda engelli kişilere ayrımcılık yapılmasını yasakladığı Sözleşme’nin 23. Maddesinde Ev ve aileye saygı başlıklı düzenlemesine yer verildiğine vurgu yapılmıştır.
Anayasa’nın 10 maddesinde de herhangi bir ayrım gözetilmeksizin herkesin kanunlar önünde eşit olduğu güvence altına alındığı; Engelliliğe dayalı her tülü ayrımcılık Engelliler Hakkında Kanun’un 4. Maddesinde yasaklandığına yer verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 305 ila 320. maddeleri arasında evlat edinmenin şartları ve usulü düzenlendiği; Kanundaki maddelerin hiçbirinde sayılan şartlar arasında ayrımcı bir koşul olan “engelli olmama” şartı getirilmediğine vurgu yapılmıştır. Buna karşılık, “Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük” ün 6. Maddesinde istenen belgeler sayılırken sağlık kurulu raporu” sunması zorunluluğu getirildiği ifade edilmiştir.
Evlat edinmek isteyen başvurucuların ve birlikte yaşadıkları kişilerin sağlık durumlarının bu hüküm çerçevesinde kapsamlı şekilde değerlendirilmesi karşısında; özellikle fiziksel engeli olan ancak evlat edinmeye ilişkin bu fiziksel engeli sorun oluşturmayabilecek kişilerin evlat edinmelerinin imkânsız kılınması hakkaniyete aykırı olduğu ifade edilmiştir. Kaldı ki Tüzükte 1 yıllık geçici bakım sözleşmesi, uzmanlar tarafından düzenli izlemelerin yapılıp rapora bağlanması, evlat edinme kararının yargı kararına bağlanması, evlat edinmede noksanlıkların tamamlanması, evlat edinme ilişkisinin kaldırılması gibi detaylı güvenceler de düzenlendiği vurgulanmıştır.
Yine başvuruya göre : “Evrensel insan hakları sisteminin temel ilkeleri arasında yer alan çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde, evlat edinmek isteyenin fiziksel, zihinsel ve ruhsal engellilik durumunun evlat edinmeye etkisi incelenebilir; ancak engelliliğin kategorik olarak evlat edinme hakkını ortadan kaldıran nedenler arasında sayılması doğrudan ayrımcılık olduğu” ifade edilmiştir.
“Ayrıca bu hüküm, aile içinde özellikle erken çocukluk dönemine ilişkin olarak anneye biçilen toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle engelli kadınların evlat edinme hakları üzerinde daha fazla olumsuz etki yarattığı oysa içinde yaşadığımız dünyada milyonlarca engelli tek başlarına veya eşleri ile birlikte ebeveyn olarak çocuk sahibi oldukları ve ebeveynlik yükümlüklerini yerine getirdikleri” belirtilmiştir.
Yine başvuru dilekçesinde: “Madde genel anlamda engelli olmayı, hakkın kullanılmasını ortadan kaldırıcı nedenler arasında kabul ettiği; Düzenlemede kamu yararı olmadığı ve hakkın özüne zarar veren ölçüsüz bir sınırlandırma olduğu; Özel hayat ve aile hayatına saygı hakkını sınırlandıran söz konusu hüküm, kanunu aşan bir niteliğe sahip olması nedeniyle kanunilik ilkesine de aykırı olduğuna” yer verilmiştir.
Başvuru dilekçesini özetlersek: küçüklerin evlat edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzüğün “İstenilen Belgeler” Başlıklı 6’ncı maddesindeki, “e) Fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir engelinin, sürekli bakımı gerektiren, bulaşıcı veya süreğen bir hastalığının bulunmadığını, ayrıca alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı olmadığını belirten sağlık kurulu raporu,” şeklinde aranan kriterin engelli bireylerin evlat edinmelerini engellediği, engelliliğin kategorik olarak evlat edinme hakkını ortadan kaldıran nedenler arasında sayılmasının doğrudan ayrımcılık anlamına geldiği ifade edilerek ayrımcı hükmün Tüzükten çıkarılması ve maddenin insan hakları normlarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi talep edilmiştir.
BAŞVURUYA İLİŞKİN AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI’NIN AÇIKLAMALARI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Gelen cevap yazısında;
“Kuruma evlat edinmek için başvuruda bulunan kişilerden bir engelinin, sürekli bakımı gerektiren, bulaşıcı veya süreğen bir hastalığının bulunmadığını, ayrıca alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı olmadığını belirten sağlık raporu istendiği fakat Bununla birlikte uygulamada kişilerin engel durumu nedeniyle başvurularının reddedilmesi gibi bir yaklaşımın bulunmadığı, her bir başvurunun kendi özelinde değerlendirildiği, Yapılan incelemeler sonucunda her bir dosyada çocuk yararı odağında karar verildiği, dolayısıyla uygulama açısından engellilere yönelik kategorik bir başvuru reddetme durumunun söz konusu olmadığı” ifade edilmiştir.
“Ayrıca, Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük 9. Maddesine göre reddedilen başvurulara karşı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içinde İl Müdürlüğü nezdinde itiraz edilebildiği, Konunun itiraz komisyonu tarafından görüşülerek en geç bir ay içinde kesin olarak karara bağlandığı ve karar itiraz edene yazılı olarak bildirildiği, dolayısıyla başvuruların farklı meslek elemanları tarafından tekrar değerlendirilmesine olanak sağlayan bir mekanizma da bulunduğu, her bir başvuruda kişiler ve içinde bulunduğu koşulların (engel durumu, yaşanılan çevre, ev koşulları, sosyal destek ağları vb.) kendi özelinde tüm yönleriyle birlikte değerlendirmeye alındığı, bu bakımdan, mevzuat ve uygulamanın engelli bireyler açısından ayrımcılık oluşturmadığı” ifade edilmiştir.
Bakanlıkça, “evlat edinme hizmetine ilişkin yönetmelik hazırlığı çalışmaların devam ettiği, Yönetmelik taslağında başvuruda istenilen belgeler arasında “Başvuran ve onunla aynı adreste yaşayan diğer kişilerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir engelinin, sürekli bakım gerektiren bulaşıcı veya kronik bir hastalığının bulunmadığını, ayrıca alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı olmadığını belirten devlet veya üniversite hastaneleri tarafından verilen sağlık kurulu raporu ” yer aldığı, bu bakımdan, Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzüğün ilgili maddesinde bir değişikliğin öngörülmediği” belirtilmiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN MEVZUAT
Belirtmek isteriz ki; kararda ulusal mevzuata ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine hatta Çocuk Hakları Komitesinin 14 No.lu Genel Yorumuna detaylandırılarak atıfta bulunulmuştur. Atıfta bulunulan mevzuat metinlerinin madde başlıklarını şu şekilde ifade edebiliriz:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı” 2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. “Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90. Maddelerine;
BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin; “Amaç” başlıklı 1. “Tanımlar” başlıklı 2. “Genel İlkeler” başlıklı 3. “genel yükümlülükler” başlıklı 4. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5. “erişilebilirlik” başlıklı 9. “Yasa Önünde Eşit Tanınma” başlıklı 12. “Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19. “Hane ve Aile Hayatına Saygı” Başlıklı 23. “Yeterli Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28. Maddelerine;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, evlat edinme koşullarını düzenleyen 305 ve “Araştırma” başlıklı 316. Maddelerine;
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun; “Amaç” başlıklı 1. “Kapsam” başlıklı 2. “Tanımlar” başlıklı 3. “Genel Esaslar” başlıklı 4. Maddelerine;
1995 yılında 22184 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak Tarafı Olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin, evlat edinmeyi düzenleyen 20. 21. Maddelerine atıfta bulunulmuştur.
Son olarak: 2030 Engelsiz Vizyon Belgesinde “Hakların Korunması ve Adalet” Bölümünde,
“Engellilerin haklarının korunması, geliştirilmesi ve adaletin tesis edilmesi; engellileri öncelikle hukuk öznesi bireyler olarak tanımakla başlayacağı vurgulanarak, engellilerin haklarının korunması, geliştirilmesi ve adaletin tesis edilmesi; engellilerin öncelikle hukuk öznesi bireyler olarak tanınmalarını, herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadan haklarını gerçekleştirebilmelerini, kendi haklarını koruyabilmeleri ve savunabilmeleri için adalet hizmetlerinin erişilebilirliğinin sağlanmasını ve siyasal yaşamın tüm süreçlerinde bağımsız bir şekilde yer alabilmelerini kapsaması gerektiği belirtilerek engellilerin ayrımcılığa karşı yasal olarak korunmasının hedeflendiği, ulusal mevzuatın gözden geçirilerek engelliliğe dayalı ayrımcılık içeren hükümlerin ayıklanmasına yönelik revizyon çalışması yapılması amaçlandığı ifade edilmiştir.
KAMU DENETÇİSİ KURUMU’NUN KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
4.1 Kamu Denetçisi Kurumu hakkındaki açıklamalarımız
Hukuk devleti ilkesi, devletin güçlü otoritesi karşısında bireyleri koruyan temel unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde karmaşıklaşan toplumsal koşullar karşısında insan hak ve özgürlüklerinin korunup geliştirilmesi ve ihlallerin önlenebilmesi konusunda yeni mekanizmalara ihtiyaç doğmaktadır. Uluslararası koruma araçlarının oynadığı hayati role karşın, insan haklarının etkin bir şekilde korunması ulusal düzeyde başlamaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen “Paris Prensipleri” insan haklarının ulusal düzeyde korunup geliştirilmesi için kurulacak kurumlarının statüsü ve verimli şekilde çalışabilmeleri için sahip olmaları gereken temel standartları belirlemiştir.
Paris Prensiplerine göre, ulusal koruma mekanizmaları olarak oluşturulan ve bu rolü sebebiyle insan haklarının korunup geliştirilmesi ile ilgili konulara ilişkin görüş bildirme, tavsiyelerde bulunma ve öneri-raporlar sunma görev ve sorumluluğu olan ulusal insan hakları kurumlarının sahip olması gereken temel nitelikler bulunmaktadır.
Kamu Denetçiliği Kurumu; “kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak” amacıyla oluşturulmuştur (KDK Kanunu, 2012, md. 1).
29.06.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren kanun, kapsam yönünden incelendiğinde, T.C. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kuruluş, görev ve çalışma usullerine ilişkin ilkeleri düzenlediği görülmektedir. Kurum üyeleri, üye oluşumu ve özlük haklarına ilişkin hükümler de yasal statüde düzenlenmiştir (md.2).
6328 sayılı Kanun ile kuruma, şikâyet başvurularını, içeriklerine göre, ulusal mevzuat ve başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olmak üzere Paris İlkeleri ve taraf olunan diğer uluslararası sözleşmeler dikkate alınarak; “insan haklarına dayalı adalet anlayışı” perspektifinde ve aynı zamanda da “iyi yönetişim” ilkeleri gözetilerek inceleme ve önerilerde bulunma görevi verilmiştir (KDK 2017-2021 Stratejik Planı, s. 23)
Bir diğer önemli husus da kamu denetçiliği kararlarının niteliğine ilişkindir. Ülkemizde ombudsman denetimi sonucunda alınan kararlar “icrai” nitelikte değildir. Bu yönüyle idari denetimin kapsamını karşılamadığı gibi yargı kararları gibi “kesin hüküm” niteliği de göstermemektedir. Bu sebeplerle, ülkemizde ombudsman kararları, idare ile vatandaş arasındaki uyuşmazlıkları çözmeye çalışmakla sınırlı kalmaktadır. Bununla birlikte, ombudsman kararlarının yargı kararları gibi hukuka uygunluk denetimini kapsamanın yanı sıra hakkaniyet denetimini de kapsadığı; idarenin eylem ve işlemlerinin yanında kamu görevlilerinin tutum ve davranışlarını da incelemesi, idare ve kamu görevlilerini iyi yönetim ilkelerini uygulamaya yönlendirme açısından önemlidir.
4.2 Eşit Haklar İçin İzleme Derneğinin başvurusu hakkındaki açıklamalarımız
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği 15.01.2024 tarihinde 2024/688 sayısı ile yapmış olduğu başvuruda; Küçüklerin Evlat edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzüğün “İstenilen Belgeler” Başlıklı 6’ncı maddesindeki, “e) Fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir engelinin, sürekli bakımı gerektiren, bulaşıcı veya süreğen bir hastalığının bulunmadığını, ayrıca alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı olmadığını belirten sağlık kurulu raporu,” şeklinde aranan kriterin engelli bireylerin evlat edinmelerini engellediği, engelliliğin kategorik olarak evlat edinme hakkını ortadan kaldıran nedenler arasında sayılmasının doğrudan ayrımcılık anlamına geldiği, bu düzenleme ve uygulamanın uluslar arası ve ulusal mevzuata aykırılık teşkil ettiği detaylandırılarak ifade edilmiştir. Bu bağlamda da haklı ve hukuka uygun olarak; ayrımcı hükmün Tüzükten çıkarılması ve maddenin insan hakları normlarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi talep edilmiştir. Bu talep oldukça yerinde bir taleptir.
Zira: Yarasa Hukuk Dergisinin Aralık ayı 2022 yılı ikinci sayısında, engelli bireylerin kurum aracılığıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Evlat edinme Tüzüğünde ve Evlat edinme Yönergesinde yer alan ayrımcı düzenlemeler nedeniyle evlat edinemediğini; Yine bu çalışmamızda ayrımcı düzenlemelere dayanan uygulamaların uluslararası hukuk metinlerine, Anayasaya, Medeni Kanun’a ve daha birçok hukuk metinlerine aykırı olduğunu detaylandırarak belirtmeye çalışmıştık. Eşit Haklar İçin İzleme Derneği de aynı mevzuata dayanarak yerinde bir başvuru yapmıştır. Ve Kamu Denetçisi Kurumu 11.07.2024 tarihinde 2024/7302-S.24. 11427 sayısıyla tavsiye kararı vermiştir. Her ne kadar bu Kurumun kararı tavsiye niteliğinde de olsa engelli hakları açısından önemli bir karar olduğunu düşünmekteyiz.
Bu Tüzük düzenlemesi, hukukun genel temel ilkelerinden ve önemli bir ilkesi olan “normlar hiyerarşisi” ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki: Anayasa’nın 90. Maddesi uyarınca iç hukukumuzun bir parçası olan BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, BM Engelli Hakları Sözleşmesi, Anayasa, Medeni Kanun gibi kendisinden üst norm niteliğinde ki emredici düzenlemelere aykırıdır. Öte yandan ülkemizde evlat edinmenin şartları ve usulü Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 305 ila 320. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanundaki maddelerin hiçbirinde sayılan şartlar arasında ayrımcı bir koşul olan “engelli olmama” şartı bulunmamaktadır.
Şüphesiz; Evrensel insan hakları sisteminin temel ilkeleri arasında yer alan “çocuğun üstün yararı ilkesi” çerçevesinde, evlat edinmek isteyenin fiziksel, zihinsel ve ruhsal engellilik durumunun evlat edinmeye etkisi incelenebilir. Ancak engelliliğin kategorik olarak evlat edinme hakkını ortadan kaldıran nedenler arasında sayılması doğrudan ayrımcı düzenleme ve bu düzenlemeye dayalı ayrımcı uygulamadır.
Ayrıca Derneğin Başvurusunda: engelli kadınların her türlü hak ihlallerinde çoklu ve kesişimli ayrımcılığa uğradığının da altı çizilmiştir. Zira bu hüküm, aile içinde özellikle erken çocukluk dönemine ilişkin olarak anneye biçilen toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle engelli kadınların evlat edinme hakları üzerinde daha fazla olumsuz etki yarattığı belirtilerek içinde yaşadığımız dünyada milyonlarca engelli bireyin tek başlarına veya eşleri ile birlikte ebeveyn olarak çocuk sahibi oldukları ve ebeveynlik yükümlüklerini yerine getirdikleri belirtilmiştir.
Yine başvuru dilekçesinde: Madde genel anlamda engelli olmayı, hakkın kullanılmasını ortadan kaldırıcı nedenler arasında kabul ettiği; Düzenlemede kamu yararı olmadığı ve hakkın özüne zarar veren ölçüsüz bir sınırlandırma olduğu; Özel hayat ve aile hayatına saygı hakkını sınırlandıran söz konusu hüküm, kanunu aşan bir niteliğe sahip olması nedeniyle kanunilik ilkesine de aykırı olduğuna yer verilmiştir.
4.3 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı cevabı hakkında açıklamalarımız
Bakanlık tarafından verilen cevap yazısında; Her dosyada çocuk yararı odağında karar verildiği, uygulama açısından engellilere yönelik kategorik bir başvuru reddetme durumunun söz konusu olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca ilgili tüzüğe göre reddedilen başvurulara 15 gün içinde itiraz edilebileceği, itirazların farklı meslek gruplarından temsilcilerce incelenerek karara bağlandığı, mevzuat ve uygulamanın engel türlerine göre bir ayrıma yer vermediği belirtilmiştir.
Fakat ne yazık ki; uygulamada bunun bu şekilde yürümediği bilinmektedir ve birçok örnekleri bulunmaktadır. Kurum aracılığıyla evlat edinmek için kuruma yapılan başvuru sonucunda kendisinden ve aile bireylerinden evlat edinmeye engel “bedensel ruhsal ve zihinsel bir engelinin olmadığı” sağlık kurulu raporuyla kanıtlaması istenmektedir. Kişinin engel durumu belirtilen sağlık kurulu raporu sonucunda koşulları evlat edinmeye uygun olarak kabul edilmemektedir. Ve talebi daha işin başında ret edilmektedir.
Bakanlığın cevabında daha da vahim olanı; evlat edinme hizmetine ilişkin yönetmelik hazırlığı çalışmaların devam ettiği, yönetmelik taslağında başvuruda istenilen belgeler arasında “Başvuran ve onunla aynı adreste yaşayan diğer kişilerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir engelinin, sürekli bakım gerektiren bulaşıcı veya kronik bir hastalığının bulunmadığını, ayrıca alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı olmadığını belirten devlet veya üniversite hastaneleri tarafından verilen sağlık kurulu raporunun yer aldığı ve Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzüğün ilgili maddesinde bir değişikliğin öngörülmediği ifade edilmiştir.
4.4 Tavsiye Kararı hakkında açıklamalarımız
Kamu Denetçisi Kurumu’nun Tavsiye Kararı; hukuka hakkaniyete uygun olarak verilmiştir. Zira kararda mevzuat detaylandırılarak yer almıştır. Anayasa’ düzenlemeleri karara hakim olmuştur. Şöyle ki:
“Anayasada sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda engellilerin de içinde bulunduğu toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. (…) Ayrıca Anayasada devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmakla; kanun önünde eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla; engellilerin korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla yükümlü kılınmaktadır. Bu doğrultuda Anayasa’da, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır” denilmektedir.
Bunun da ötesinde KDK tarafından, idarenin cevabıyla yetinilmeyip Tüzük hakkında hakkaniyete uygun bir yorum yapılmıştır. Zira; Her ne kadar idare tarafından başvuru aşamasında sağlık kurulu raporu istenildiği, uygulamada kişilerin engel durumu nedeniyle başvurularının reddedilmesi gibi bir yaklaşımın bulunmadığı, her bir başvurunun kendi özelinde değerlendirildiği belirtilmiş ise de denilerek aşağıda ki yorum yapılmıştır.
“Küçüklerin evlat edinilmesi işlemlerinin ilk aşamasında -istenilen belgeler- engelinin bulunmadığı yönünde rapor istenilmesi engelli bireylerin küçüklerin evlat edinme talebinde başvurusunda bulunamayacağına ilişkin bir algı oluşturarak neticede engelli bireylerin evlat edinme başvurusundan imtina eder hale gelebileceği”,
“Diğer bir deyişle, ilgili mevzuat düzenlemesinde evlat edinme işlemlerinde başvuruda istenilen belgeler arasında engel durumuna ayrıca yer verilmesi engelli bireylerin bu haktan faydalanamayacağı şeklinde yorumlanabileceği değerlendirilmektedir”. Denilmiştir.
Kararda sonuç olarak: Küçüklerin evlat edinilmesinde “İstenilen Belgeler” kısmında “fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir engelinin bulunmadığını” şeklinde yer alan ifadenin engelli bireylerin evlat edinme başvurusundan imtina etmemelerini sağlamak amacıyla ilgili mevzuattaki “İstenilen Belgeler” bölümünün engelli hakları açısından yeniden düzenlenmesi yönünde AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA karar verilmiştir.
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kamu Denetçisi Kurumuna bildirilmesi de istenmiştir.
Sonuç olarak: Eşit Haklar için İzleme Derneğinin Evlat edinme Tüzüğünün 6. maddesinin engelliler bakımından açık ayrımcılık içerdiği gerekçesiyle Kamu Denetçisi Kurumu’na 15.01.2024 tarihinde 2024/688 sayısı ile başvuru yapması; Kamu Denetçisi Kurumu’nun da 11.07.2024 tarihinde 2024/7302-S.24. 11427 sayısıyla bu düzenlemenin ayrımcı bir düzenleme olduğuna dair tavsiye kararında bulunması kuşkusuz engelli hakları açısından önemli bir kazanım oluşturmaktadır. Fakat Baş denetçilik tarafından verilen bu karar tavsiye niteliğinde bir karardır. Mahkeme kararları gibi bir yaptırımı bulunmamaktadır. Baş Kamu denetçisi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından tesis edilecek işlemlerin taraflarına 30 gün içinde bildirilmesini de istemiştir. Şu ana kadar Bakanlığın mevzuatında herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiştir. Bakanlık tam Evlat Edinme Tüzüğü ile ilgili çalışmalar yürütürken Baş denetçiliğin bu kararı umarız etkili olur.
KAYNAKÇA
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Evlat Edinme Tüzüğü
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Evlat Edinme Yönelgesi
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi
BM Çocuk Hakları Komitesinin 14 No.lu Genel Yorumu
BM Engelli Hakları Sözleşmesi
TC Anayasa’sı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçisi Kurumu (OMBUDSMANLIK) 15.01.2024 tarihli 2024/688 başvuru S 11.07.2024 tarih 2024/7302-S.24. 11427 s tavsiye Kararı
Türk Medeni Kanunu
https://gorevhukuk.org.tr/node/225 Türkiye’de Engelli Bireylerin Evlat edinmesi (Müjgan BİLGEN ÖZEN